“Teröristan” planı çöpe atıldı! Harita değişti: İşte Suriye’nin son hali
Giriş Tarihi:20 Ocak 2026 00:56 Son Güncelleme:20 Ocak 2026 01:27

Suriye’nin Halep kentinde YPG/SDG’ye yönelik başlatılan operasyonların ardından Suriye ordusu, kenti ve çevresini terör unsurlarından temizlerken Halep, Rakka ve Deyrizor hattında sahadaki dengeler köklü biçimde değişti. Suriye’nin yeni fiili haritası netleşirken, Akademisyen Yeliz Albayrak terör uzantılarının 10 Mart mutabakatı üzerinden yapılan son dakika manevralarının artık karşılık görmediğini vurguladı. Askeri Stratejist Doç. Dr. Cüneyt Küsmez ise askeri kazanımların kalıcı hale gelmesi için belli bölgelere üniter devletin idari ve bürokratik yapısının hızla tesis edilmesi gerektiğini belirtti.

Suriye'nin Halep kentinde YPG/SDG'ye yönelik başlatılan operasyonların ardından Suriye ordusu, kent merkezi ve çevresinde kontrolü sağlayarak terör unsurlarını bölgeden temizledi. Halep'le birlikte Rakka ve Deyrizor hattında da sahadaki dengeler değişirken, askeri ve güvenlik gelişmeleri Suriye'nin fiili haritasını yeniden şekillendirdi. Peki bölgede hareketlilik devam ediyor mu? Uzman isimler A Haber'de değerlendirdi.
"HARİTANIN TAMAMI TEK SURİYE"
Suriye'nin değişen sınır haritasına ilişkin konuşan Akademisyen Yeliz Albayrak, beklenenin gerçekleştiğini belirterek terör yapılanmaların bekledikleri dış desteğin gelmediğinin altını çizerek şunları söyledi:
"Beklenen oldu. Uyulmazsa eğer çağrılara, zaten böyle olacağının uyarıları yapılmıştı ama işte o hep konuşuyoruz ya, "Bir destek gelecek, bekliyorlar, neyi bekliyorlar?" diye. İşte o bekledikleri destek gelmedi. Gelmeyeceğini de anladılar. Her zaman söylediğimiz gibi işleri bittiği için bu örgütle, küresel güçlerin diyelim ya da ABD'nin, bir kenara bırakıldı ve yavaş yavaş o Şeyh Maksut'tan, Eşrefiye'den başlanan mesajı da almadılar tabii ki. Oradaki mesajı alıp hemen belki de toparlanabilirlerdi. "10 Mart mutabakatına uyduk, uymadık, aslında bizden değiller" gibi bir son dakika manevrası yapmaya çalıştılar ama tabii ki bunu hiç kimse yemedi, amiyane tabirle. Yavaş yavaş hepsini kovalamaya başladılar, sevkiyatlar devam etti. Sonra da bütün haritanın işte artık tamamen "Tek Suriye" olduğu noktaya geldik...
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
"KURTARICILARININ İSRAİL OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORLAR"
Hala bekliyorlar. Hala şöyle açıklamalar ben okuyorum: "İsrail bizi gelip kurtaracak. İsrail bizi gelip kurtaracak." Hala bir kurtarıcı bekliyorlar ve o kurtarıcının İsrail olduğunu düşünüyorlar ama tabii ki İsrail'den gördüğünüz gibi ses seda çıkmıyor. ABD'den de Lindsey Graham haricinde çok bir şey çıkmıyor şu anda. Biliyorsunuz oldukça büyük destekçisi bir senatör ama kesinlikle burada artık sahadaki gerçekler, gerçeklik, işin nereye gittiği, ABD'nin buradaki çıkarları... Aslında bu bir işte şimdilik sadece bir gösteriş olsun diye mi yapılıyor? Burada daha büyük bir oyun mu var gibi şeyler de tabii ki sürekli okuyoruz, okuyacağız da belli ki ama bence en net cevabı artık sahadaki gerçeklik veriyor. Kontrol altına alınmış noktalar... Risk var mı? Tabii ki var. Burada ayak diremek isteyecekler mi? Tabii ki isteyecekler. Mutabakata uymak istemeyen, kendilerine merkezlerinden gelen emirleri bile belki yerine getirmek istemeyen farklı parçalar içlerinde var mı? Var, evet. Yine arada çatışmalar yaşanıyor. Yine çok büyük ihtimalle son dakikaya kadar da yaşanma ihtimali de var ama siz gerçekliğe baktığınızda merkezi orduya bağlı tek bir ordu, tamamen artık eli silahlı başka bir örgüt, başka bir grup hiçbir şey olmayacak ve tek bir yerden yönetilecek tek bir Suriye şu an onun için çalışılmaya devam ediliyor."
Suriye'de bölgeden temizlenen terör yapılanmasından sonra işte Suriye haritasının son hali (foto: ahaber.com.tr)
"TERÖRÜN 2013'TEN BU YANA DEĞİŞMEYEN HEDEFİ"
Fiziki sahada temizlik yapıldığını ve bunun çok önemli olduğunu vurgulayan Askeri Stratejist Doç. Dr. Cüneyt Küsmez, askeri kazanımların kalıcı hale gelmesi için Rakka, Tabka ve Deyrizor'da belli üniter devletin idari ve bürokratik yapısının hızla tesis edilmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Ben bu konuda çok fazla iyimser değilim. Çünkü bir güvenlik bağlamında baktığınız zaman evet, fiziki harekat sahası olarak, mekan olarak temizlik yapılıyor; bu çok önemli bu zaten. Bunun sürdürülmesi de çok önemli. Fakat bunların siyasi kafalarında değişmeyen bir şey var.
Şu bölgeyi tamamen biliyorsunuz 2013'ten itibaren Fırat'ın doğusunu ve batısını tamamen bir Kürt özerk yönetimi içerisinde düşünüyorlardı. 2013'te geçici bir hükümet kurdular. 2014'te bunu üç kanton şeklinde sözde birleştirdiler. 2015'te SDG çatısını kurdular. 2016'da SDG'nin alanını, sözde bu terörist yapıyı Rakka'ya kadar indirdiler. 2018'de de bunu "Kuzey, Suriye'nin Kuzey ve Kuzeydoğusu" adı altında bir siyasi şeye formüle ettiler. Şimdi buradan kolay kolay vazgeçmeyecekler. Evet, sahadan tamamen silahlı unsurlar Suriye ordusunun büyük bir gayretiyle temizlendi. Fakat şunu görüyoruz biz en son: Bu Barzani'nin (Barak) açıklamaları, yine en son iki gün önce Erbil'in kuzeyinde bir toplantı yaptılar. Biliyorsunuz buna sürekli vurgu yapıyorum, Barzani de buna eşlik etti. Bunların hepsini bir araya getirdiğinizde Kürt siyasi hareketinden aslında vazgeçmiş değiller. Bu Kürt siyasi hareketi, bunların sürekli üzerinde durdukları şu coğrafya üzerinde bir şekliyle ortaya çıkarma gayretini gösterecekler.
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
"MUTABAKAT SONRASI YENİ YAPILANMA ARAYIŞI"
Şimdi benim aklıma şunlar geliyor: Buradaki Kürt varlığını her ne kadar 10 Mart mutabakatı, hemen arkasından Şara'nın (Es-Şara) yapmış olduğu 14 maddelik bir anlaşma adı altında medyada geçiyor bu ama aslında ben ona da anlaşma olarak görmüyorum, onu da açıklarız sonra bunların hepsine baktığınızda burada yapı değiştiren bir Kürt hareketi var. Bu sonuçlar belki ileride Afrin'de, Tel Rıfat'ta, Münbiç'te çünkü vazgeçmedikleri yerler buralarda başka bir ad altında yeni bir siyasi oluşuma gidebilirler. Çünkü hani o bahsettiğim Barzani'nin başkanlığında toplandılar; bunu 2015'ten itibaren sık sık yapıyorlar. 10 Mart mutabakatından sonra iki kez toplandılar Nisan'da, hemen Mart'ta ve bunun ENKS diye, "Kürt Ulusal Konseyi" diye de adını koydular. Şimdi buradan bir çatı çıkıyor.
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
"KAMIŞLI-HASEKE HATTINA SIKIŞAN YAPI"
Şimdi bunların altına baktığınız zaman Irak dahil, Irak'ın kuzeyi dahil, Suriye dahil 16 tane siyasi ve/veya silahlı yapılar var. Bunların bir kısmı aktif, bir kısmı pasif. O zaman şimdi biz harekat sahası olarak incelediğimizde Kamışlı'ya, Haseke'ye doğru sıkışan bir PKK/PYD unsurlarını görüyoruz. Dolayısıyla bu arta kalan bu alanlarda Eş-Şara'nın burada yapması gereken en önemli husus artık o bürokrasi dediğimiz Suriye üniter devlet yapısının unsurlarını Rakka'da, Tabka'da, Deyrizor'da bunları süratle yerleştirmesi lazım.
"BAĞIMSIZLIK HEDEFİ SÜRDÜKÇE RİSK BİTMEZ"
Yani ben riskli görüyorum. Çünkü yani bu Kürt siyasi hareketi bir bağımsızlık üzerine kurulmuş, bir Kürdistan coğrafyası üzerine kurulmuş. Bundan vazgeçtiklerine, buna bakın açık söylüyoruz, terörist başı Abdullah Öcalan da dahildir. Yani bağımsız bir Kürdistan hayalinden vazgeçmeyen bir yapı var. Bu olduğu sürece bu tehlike her zaman var."
Ahmed Şara–Mazlum Abdi görüşmesi sonuçsuz kaldı iddiası

Suriye’de ateşkes ve entegrasyon başlıklarıyla gerçekleştirilen Ahmed Şara–Mazlum Abdi görüşmesi sonuçsuz kaldı. Terör örgütü PKK/ypg yöneticilerinden Foza Yusuf, Şam yönetiminin Ayn el-Arab ile Haseke için yeni talepler gündeme getirdiğini açıkladı.

Suriye'de yakından takip edilen Ahmed Şara ile Mazlum Abdi arasındaki kritik görüşmenin sonuçsuz kaldığı iddia edildi. Ateşkesin geleceği ve terör yapılarının fesh edilerek entegrasyonu başlıklarıyla yapılan temasların, taraflar arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle olumsuz tamamlandığı kaydedildi.
Görüşmenin ardından açıklama yapan PYD'li terörist Foza Yusuf, Şara ile Abdi arasındaki temasların beklentileri karşılamadığını savundu. Yusuf, görüşmelerin sahadaki sorunlara çözüm üretecek bir noktaya ulaşamadığını ileri sürdü.
Şam yönetiminin müzakereler sırasında yeni talepler gündeme getirdiğini öne süren Foza Yusuf, bu taleplerin mevcut anlaşma çerçevesinde yer almadığını iddia etti. Yusuf, "Hükümet, sözde Kobani (Ayn el-Arab) ve Haseke'nin direnç gösterilmeden teslim edilmesini istiyor. Bu, yapılan anlaşmada yoktu" ifadelerini kullandı.
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Son dakika... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Netanyahu hakkında soykırım suçlamasıyla yakalama kararı çıkardı..
Giriş: 07.11.2025 20:18 Son Güncelleme: 08.11.2025 00:32.
Türkiye'den Netanyahu hakkında yakalama kararı! Hamas'tan açıklama: Takdire şayan.
Netanyahu için ‘soykırım’ ve ‘insanlığa karşı suçlar’dan yakalama kararı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Gazze’de sivillere yönelik saldırılar ve Küresel Sumud Filosu’na yapılan müdahale nedeniyle, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu 37 üst düzey yetkili hakkında “soykırım” ve “insanlığa karşı suçlar” suçlamasıyla yakalama kararı çıkardı. Hamas, Türkiye’nin bu adımını “takdire şayan” olarak nitelendirerek, adalet ve insanlık değerlerine bağlılığın güçlü bir göstergesi olduğunu vurguladı..

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda İstanbul nöbetçi sulh ceza hakimliği, Netanyahu'nun da aralarında bulunduğu 37 şüpheli hakkında, Gazze'de sistematik şekilde gerçekleştirdikleri eylemler ile Küresel Sumud Filosu'na yönelik eylemleri nedeniyle "insanlığa karşı suçlar" ve "soykırım" suçlarından tutuklamaya yönelik yakalama emri verildi. Öte yandan Hamas, Türkiye'nin tutuklama emri çıkarmasını memnuniyetle karşıladı.
İstanbul 2 No'lu Baro Başkanlığı, İsrail'in Gazze'de işlediği soykırıma ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İsrail'in Gazze'de işlediği insanlığa karşı suçlara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında, Başbakan Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Israel Katz, Ulusal Güvenlik Bakanı Tamara Ben Gvir, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar Salama'nın da aralarında bulunduğu 37 kişi hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkardı.
KATİLLERİN DOSYASI KABARIK
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, İsrail ordusunun Gazze'de sivillere, hastanelere ve sağlık kuruluşlarına yönelik sistematik saldırılarının "soykırım" ve "insanlığa karşı suçlar" kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Açıklamada, 7 Ekim 2023'ten bu yana artarak süren saldırılarda binlerce sivilin hayatını kaybettiği, 17 Ekim 2023'te el-Ehli Baptist Hastanesi'ne yapılan saldırıda 500 kişinin öldüğü, 21 Mart 2025'te ise Türk Filistin Dostluk Hastanesi'nin hedef alındığı hatırlatıldı.

Soruşturma kapsamında, Gazze'ye insani yardım ulaştırmak üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu'nun uluslararası sularda İsrail donanması tarafından saldırıya uğradığı, mağdurların Türkiye'ye getirilmesinin ardından ifadelerinin alındığı belirtildi.
Açıklamada, İstanbul Barosu ve mağdur avukatlarının sunduğu deliller doğrultusunda, saldırıların Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ve Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil ettiği, olayla ilgili İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım soruşturmasının derinleştirildiği vurgulandı.
İsrail Başbakanı Netanyahu'nun yanı sıra Savunma Bakanı Katz ve Genelkurmay Başkanı Zamir hakkında verilen yakalama kararı, Türk Ceza Kanunu'nun 76. ve 77. maddeleri uyarınca çıkarıldı. Başsavcılık, sürecin "çok yönlü ve titizlikle" sürdürüldüğünü, kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edeceğini bildirdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında şu ifadeler kullanıldı: "İsrail Devletinin bugüne kadar Gazze'de sistematik bir şekilde gerçekleştirdiği soykırım ve insanlığa karşı suçlar neticesinde aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu binlerce insanın hayatını kaybettiği, yine binlerce insanın yaralandığı ve yerleşim yerlerinin kullanılamaz hale geldiği, 29.01.2024 günü "Hind Recep" isimli 6 yaşındaki kız çocuğunun İsrail askerleri tarafından 335 kurşunla katledildiği, özellikle 7 Ekim 2023 tarihinden bugüne dek belirtilen eylemlerin her geçen gün artarak devam ettiği, 17 Ekim 2023 tarihinde el-Ehli Baptist Hastanesi'ne yapılan saldırı sonucunda hastanede bulunan 500 kişinin hayatını kaybettiği, 29 Şubat 2024 günü İsrail askerleri tarafından tıbbi ekipmanların bilinçli olarak tahrip edildiği, 21.03.2025 tarihinde Türk Filistin Dostluk Hastanesi'nin bombalandığı, yine benzer şekilde birçok sağlık kuruluşuna saldırı gerçekleştirildiği, ayrıca Gazze'nin abluka altına alındığı ve mağdurların insani yardıma erişiminin engellendiği, bu durumun dünya kamuoyunda da geniş çaplı yer bulduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda, insanî yardım ulaştırmak amacıyla Küresel Sumud Filosu içerisinde yer alan aktivistlerin deniz ulaşım araçlarıyla Gazze'ye doğru yol aldıkları, Küresel Sumud Filosuna İsrail donanması unsurları tarafından uluslararası sularda saldırı gerçekleştirildiği, gerçekleştirilen saldırı neticesinde alıkonulan mağdurlarla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesindeki düzenlemeler, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 15. Maddesindeki yetki kuralları ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 12-13. Maddelerindeki görev kuralları çerçevesinde Cumhuriyet Başsavcılığımızca 'Eziyet, Nitelikli Yağma, Mala Zarar Verme, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Ulaşım Araçlarının Kaçırılması Veya Alıkonulması' suçları kapsamında re'sen soruşturma başlatılmıştır.
İsrail Devleti tarafından alıkonulan mağdurların 04.10.2025 - 07.10.2025 - 09.10.2025 ve 10.10.2025 tarihlerinde hava yolu ile ülkemize gönderilmiş, mağdurların ülkemize dönmelerinin akabinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığında adli ve psikolojik muayeneleri yapılmış ve düzenlenen adli muayene raporları Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmiştir...
Cumhuriyet Başsavcılığımızca şahısların mağdur/müşteki sıfatıyla beyanlarına başvurulmuş, yürütülen soruşturma işlemleri sırasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve olayda cezai sorumluluğu bulunan şahısların tespiti amacıyla İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına (MİT) müzekkereler yazılmıştır.
Soruşturma sürecinde; Küresel Sumud Filosu mağdurlarının vekilleri aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığımıza yaşanan süreçle alakalı bir takım dilekçeler ibraz ettikleri, İstanbul 2 Nolu Baro Başkanlığınca 07.11.2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza ihbar mahiyetinde suç duyurusu dilekçesi gönderildiği, elde edilen deliller ışığında aşağıda isimleri yer alan İsrail Devlet yetkililerinin Gazze'de sistematik bir şekilde gerçekleştirilen 'İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım' eylemleri yönünden ve Küresel Sumud Filosu'na yönelik gerçekleştirilen eylemler yönünden cezai sorumluluklarının bulunduğu tespit edilmiştir.
Şüphelilerin halihazırda ülkemizde bulunmamaları sebebiyle yakalanamadıklarının tespit edilmesiyle 07.11.2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebi üzerine İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince aralarında İsrail Başbakanı Binyamin NETENYAHU, İsrail Savunma Bakanı Israel KATZ, İsrail Sınır Güvenliği Bakanı Tamara Ben GVİR, İsrail Genel Kurmay Başkanı Eyal ZAMİR ve İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar SALAMA'nın da aralarında bulunduğu 37 şüpheli hakkında Türk Ceza Kanununun 77. Maddesinde düzenlenen 'İnsanlığa Karşı Suçlar' ve Türk Ceza Kanununun 76. Maddesinde düzenlenen 'Soykırım' suçlarından tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmiştir."
AA
TÜRKİYE KARDEŞLİK BAĞLARINI BİR KEZ DAHA ORTAYA KOYDU
Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas), İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aralarında işgal hükümetinin savaş suçlusu Başbakanı Binyamin Netanyahu, önceki ve şimdiki savaş bakanları Yoav Gallant ve İsrael Katz adlı teröristlerin de bulunduğu 37 siyonist yetkili hakkında çıkarılan tutuklama kararlarını memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
Hamas tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu kararın "Türkiye'nin, halkının ve liderliğinin adalet ve insanlık değerlerine olan sarsılmaz bağlılığını ve mazlum Filistin halkıyla paylaştığı kardeşlik bağlarını bir kez daha ortaya koyduğu" belirtildi.
Açıklamada, "Halkımız, faşist işgalci liderlerin eliyle modern tarihin en vahşi soykırımına maruz kalmış ve hâlâ maruz kalmaktadır." ifadesine yer verildi.
Hamas, dünyanın tüm ülkelerini ve yargı kurumlarını, "Siyonist işgalin terörist liderleri hakkında uluslararası yakalama kararları çıkarmaya, onları mahkemelere sevk ederek insanlığa karşı işledikleri suçlardan dolayı hesap vermelerini sağlamaya" çağırdı.
AA
HAMAS TARAFINDAN YAPILAN AÇIKLAMADA ŞU İFADELER KULLANILDI
Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas), İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aralarında işgal hükümetinin savaş suçlusu Başbakanı Binyamin Netanyahu, önceki ve şimdiki savaş bakanları Yoav Gallant ve İsrael Katz adlı teröristlerin de bulunduğu 37 Siyonist yetkili hakkında çıkarılan tutuklama kararlarını takdirle karşılamaktadır. Bu takdire şayan adım, Türkiye'nın, halkının ve liderliğinin adalet ve insanlık değerlerine olan sarsılmaz bağlılığını ve mazlum Filistin halkıyla paylaştığı kardeşlik bağlarını bir kez daha ortaya koymaktadır. Halkımız, faşist işgalci liderlerin eliyle modern tarihin en vahşi soykırımına maruz kalmış ve hâlâ maruz kalmaktadır. Hamas, dünyanın tüm ülkelerini ve yargı kurumlarını, Siyonist işgalin terörist liderleri hakkında uluslararası yakalama kararları çıkarmaya, onları mahkemelere sevk ederek insanlığa karşı işledikleri suçlardan dolayı hesap vermelerini sağlamaya çağırmaktadır. Filistin İslami Direniş Hareketi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında soykırım suçlamasıyla yakalama kararı çıkardı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında soykırım suçlamasıyla tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkardı.
Yakalama kararı çıkarılan isimler arasıda Binyamin Netanyahu dışında Savunma Bakanı İsrael Katz, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar Salamar gibi İsrailli yetkililer de yer aldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklaması şu şekilde:
"İsrail Devleti'nin bugüne kadar Gazze'de sistematik bir şekilde gerçekleştirdiği soykırım ve insanlığa karşı suçlar neticesinde aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu binlerce insanın hayatını kaybettiği, yine binlerce insanın yaralandığı ve yerleşim yerlerinin kullanılamaz hale geldiği, 29.01.2024 günü "Hind Recep" isimli 6 yaşındaki kız çocuğunun İsrail askerleri tarafından 335 kurşunla katledildiği, özellikle 7 Ekim 2023 tarihinden bugüne dek belirtilen eylemlerin her geçen gün artarak devam ettiği, 17 Ekim 2023 tarihinde El Ehli Baptist Hastanesi'ne yapılan saldırı sonucunda hastane binasının 500'ü aşkın hayatını kaybettiği, 29 Şubat 2024 günü İsrail askerleri tarafından sivil ekmek kuyruğunun hedef alındığı ve 21.03.2025 tarihinde Türk Filistin Dostluk Hastanesi'nin bombalandığı, yine benzer şekilde birçok sağlık kuruluşuna saldırı gerçekleştirildiği, ayrıca Gazze'nin abluka altına alındığı ve mağdurların insani yardıma erişiminin engellendiği, bu durumun dünya kamuoyunda da geniş çaplı yer bulduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda; insani yardım ulaştırmak amacıyla Küresel Sumud Filosu içerisinde yer alan gemilere, bu gemiyle ulaşan Gazze'ye karadan giden ve bu filoda yer alan aktivistlere saldırı neticesinde alıkonulan mağdurlarla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ndeki düzenlemeler, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 15. Maddesindeki yetki kuralları ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 13. Maddesindeki görev kuralları çerçevesinde Cumhuriyet Başsavcılığımızca "Eziyet, Nitelikli Yağma, Mala Zarar Verme, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Ulaşım Aracının Kaçırılması veya Alıkonulması" suçları kapsamında re'sen soruşturma başlatılmıştır.
İsrail Devleti tarafından alıkonulan mağdurların 04.10.2025 - 07.10.2025 ve 09.10.2025 - 10.10.2025 tarihlerinde hava yolu ile ülkemize gönderilmiş, mağdurların ülkemize dönmelerinin akabinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nda adli ve psikolojik muayeneleri yapılmış ve düzenlenen adli muayene raporları Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığımızca şahısların mağdur/müşteki sıfatıyla beyanlarına başvurulmuş, yürütülen soruşturma işlemleri sırasında, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve olayda cezai sorumluluğu bulunan kişilerin tespiti amacıyla İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı'na (MİT) müzekkereler yazılmıştır.
Soruşturma sürecinde; Küresel Sumud Filosu mağdurlarının vekilleri aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığımıza yaşanan süreçle alakalı bir takım dilekçeler ibraz ettikleri, İstanbul 2 Nolu Baro Başkanlığı'nca 07.11.2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza ihbar mahiyetinde suç duyurusu dilekçesi gönderildiği, elde edilen deliller ışığında aşağıda isimleri yer alan İsrail Devleti yetkililerinin Gazze'de sistematik bir şekilde gerçekleştirdikleri İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım eylemleri yönünden ve Küresel Sumud Filosu'na yönelik gerçekleştirilen eylemler yönünden cezai sorumluluklarının bulunduğu tespit edilmiştir.
Şüphelilerin halihazırda ülkemizde bulunmamaları sebebiyle yakalanamadıklarının tespit edilmesiyle 07.11.2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebi üzerine İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'nce aralarında İsrail Başbakanı Binyamin NETANYAHU, İsrail Savunma Bakanı İsrael KATZ, İsrail Sınır Güvenliği Bakanı Tamara Ben GVİR, İsrail Genel Kurmay Başkanı Eyal ZAMİR ve İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar SELAMA'nın da aralarında bulunduğu 37 şüpheli hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 77. Maddesinde düzenlenen "İnsanlığa Karşı Suçlar" ve Türk Ceza Kanunu'nun 76. Maddesinde düzenlenen "Soykırım" suçlarından tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmiştir.
Soruşturma titizlikle ve çok yönlü olarak devam etmektedir.
Kamuoyunun bilgisine duyurulur"
Son dakika... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Netanyahu hakkında soykırım suçlamasıyla yakalama kararı çıkardı..
Giriş: 07.11.2025 20:18 Son Güncelleme: 08.11.2025 00:32.
Türkiye'den Netanyahu hakkında yakalama kararı! Hamas'tan açıklama: Takdire şayan.
Netanyahu için ‘soykırım’ ve ‘insanlığa karşı suçlar’dan yakalama kararı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Gazze’de sivillere yönelik saldırılar ve Küresel Sumud Filosu’na yapılan müdahale nedeniyle, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu 37 üst düzey yetkili hakkında “soykırım” ve “insanlığa karşı suçlar” suçlamasıyla yakalama kararı çıkardı. Hamas, Türkiye’nin bu adımını “takdire şayan” olarak nitelendirerek, adalet ve insanlık değerlerine bağlılığın güçlü bir göstergesi olduğunu vurguladı..

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda İstanbul nöbetçi sulh ceza hakimliği, Netanyahu'nun da aralarında bulunduğu 37 şüpheli hakkında, Gazze'de sistematik şekilde gerçekleştirdikleri eylemler ile Küresel Sumud Filosu'na yönelik eylemleri nedeniyle "insanlığa karşı suçlar" ve "soykırım" suçlarından tutuklamaya yönelik yakalama emri verildi. Öte yandan Hamas, Türkiye'nin tutuklama emri çıkarmasını memnuniyetle karşıladı.
İstanbul 2 No'lu Baro Başkanlığı, İsrail'in Gazze'de işlediği soykırıma ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İsrail'in Gazze'de işlediği insanlığa karşı suçlara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında, Başbakan Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Israel Katz, Ulusal Güvenlik Bakanı Tamara Ben Gvir, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar Salama'nın da aralarında bulunduğu 37 kişi hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkardı.
KATİLLERİN DOSYASI KABARIK
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, İsrail ordusunun Gazze'de sivillere, hastanelere ve sağlık kuruluşlarına yönelik sistematik saldırılarının "soykırım" ve "insanlığa karşı suçlar" kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Açıklamada, 7 Ekim 2023'ten bu yana artarak süren saldırılarda binlerce sivilin hayatını kaybettiği, 17 Ekim 2023'te el-Ehli Baptist Hastanesi'ne yapılan saldırıda 500 kişinin öldüğü, 21 Mart 2025'te ise Türk Filistin Dostluk Hastanesi'nin hedef alındığı hatırlatıldı.

Soruşturma kapsamında, Gazze'ye insani yardım ulaştırmak üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu'nun uluslararası sularda İsrail donanması tarafından saldırıya uğradığı, mağdurların Türkiye'ye getirilmesinin ardından ifadelerinin alındığı belirtildi.
Açıklamada, İstanbul Barosu ve mağdur avukatlarının sunduğu deliller doğrultusunda, saldırıların Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ve Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil ettiği, olayla ilgili İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım soruşturmasının derinleştirildiği vurgulandı.
İsrail Başbakanı Netanyahu'nun yanı sıra Savunma Bakanı Katz ve Genelkurmay Başkanı Zamir hakkında verilen yakalama kararı, Türk Ceza Kanunu'nun 76. ve 77. maddeleri uyarınca çıkarıldı. Başsavcılık, sürecin "çok yönlü ve titizlikle" sürdürüldüğünü, kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edeceğini bildirdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında şu ifadeler kullanıldı: "İsrail Devletinin bugüne kadar Gazze'de sistematik bir şekilde gerçekleştirdiği soykırım ve insanlığa karşı suçlar neticesinde aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu binlerce insanın hayatını kaybettiği, yine binlerce insanın yaralandığı ve yerleşim yerlerinin kullanılamaz hale geldiği, 29.01.2024 günü "Hind Recep" isimli 6 yaşındaki kız çocuğunun İsrail askerleri tarafından 335 kurşunla katledildiği, özellikle 7 Ekim 2023 tarihinden bugüne dek belirtilen eylemlerin her geçen gün artarak devam ettiği, 17 Ekim 2023 tarihinde el-Ehli Baptist Hastanesi'ne yapılan saldırı sonucunda hastanede bulunan 500 kişinin hayatını kaybettiği, 29 Şubat 2024 günü İsrail askerleri tarafından tıbbi ekipmanların bilinçli olarak tahrip edildiği, 21.03.2025 tarihinde Türk Filistin Dostluk Hastanesi'nin bombalandığı, yine benzer şekilde birçok sağlık kuruluşuna saldırı gerçekleştirildiği, ayrıca Gazze'nin abluka altına alındığı ve mağdurların insani yardıma erişiminin engellendiği, bu durumun dünya kamuoyunda da geniş çaplı yer bulduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda, insanî yardım ulaştırmak amacıyla Küresel Sumud Filosu içerisinde yer alan aktivistlerin deniz ulaşım araçlarıyla Gazze'ye doğru yol aldıkları, Küresel Sumud Filosuna İsrail donanması unsurları tarafından uluslararası sularda saldırı gerçekleştirildiği, gerçekleştirilen saldırı neticesinde alıkonulan mağdurlarla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesindeki düzenlemeler, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 15. Maddesindeki yetki kuralları ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 12-13. Maddelerindeki görev kuralları çerçevesinde Cumhuriyet Başsavcılığımızca 'Eziyet, Nitelikli Yağma, Mala Zarar Verme, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Ulaşım Araçlarının Kaçırılması Veya Alıkonulması' suçları kapsamında re'sen soruşturma başlatılmıştır.
İsrail Devleti tarafından alıkonulan mağdurların 04.10.2025 - 07.10.2025 - 09.10.2025 ve 10.10.2025 tarihlerinde hava yolu ile ülkemize gönderilmiş, mağdurların ülkemize dönmelerinin akabinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığında adli ve psikolojik muayeneleri yapılmış ve düzenlenen adli muayene raporları Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmiştir...
Cumhuriyet Başsavcılığımızca şahısların mağdur/müşteki sıfatıyla beyanlarına başvurulmuş, yürütülen soruşturma işlemleri sırasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve olayda cezai sorumluluğu bulunan şahısların tespiti amacıyla İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına (MİT) müzekkereler yazılmıştır.
Soruşturma sürecinde; Küresel Sumud Filosu mağdurlarının vekilleri aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığımıza yaşanan süreçle alakalı bir takım dilekçeler ibraz ettikleri, İstanbul 2 Nolu Baro Başkanlığınca 07.11.2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza ihbar mahiyetinde suç duyurusu dilekçesi gönderildiği, elde edilen deliller ışığında aşağıda isimleri yer alan İsrail Devlet yetkililerinin Gazze'de sistematik bir şekilde gerçekleştirilen 'İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım' eylemleri yönünden ve Küresel Sumud Filosu'na yönelik gerçekleştirilen eylemler yönünden cezai sorumluluklarının bulunduğu tespit edilmiştir.
Şüphelilerin halihazırda ülkemizde bulunmamaları sebebiyle yakalanamadıklarının tespit edilmesiyle 07.11.2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebi üzerine İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince aralarında İsrail Başbakanı Binyamin NETENYAHU, İsrail Savunma Bakanı Israel KATZ, İsrail Sınır Güvenliği Bakanı Tamara Ben GVİR, İsrail Genel Kurmay Başkanı Eyal ZAMİR ve İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar SALAMA'nın da aralarında bulunduğu 37 şüpheli hakkında Türk Ceza Kanununun 77. Maddesinde düzenlenen 'İnsanlığa Karşı Suçlar' ve Türk Ceza Kanununun 76. Maddesinde düzenlenen 'Soykırım' suçlarından tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmiştir."
AA
TÜRKİYE KARDEŞLİK BAĞLARINI BİR KEZ DAHA ORTAYA KOYDU
Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas), İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aralarında işgal hükümetinin savaş suçlusu Başbakanı Binyamin Netanyahu, önceki ve şimdiki savaş bakanları Yoav Gallant ve İsrael Katz adlı teröristlerin de bulunduğu 37 siyonist yetkili hakkında çıkarılan tutuklama kararlarını memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
Hamas tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu kararın "Türkiye'nin, halkının ve liderliğinin adalet ve insanlık değerlerine olan sarsılmaz bağlılığını ve mazlum Filistin halkıyla paylaştığı kardeşlik bağlarını bir kez daha ortaya koyduğu" belirtildi.
Açıklamada, "Halkımız, faşist işgalci liderlerin eliyle modern tarihin en vahşi soykırımına maruz kalmış ve hâlâ maruz kalmaktadır." ifadesine yer verildi.
Hamas, dünyanın tüm ülkelerini ve yargı kurumlarını, "Siyonist işgalin terörist liderleri hakkında uluslararası yakalama kararları çıkarmaya, onları mahkemelere sevk ederek insanlığa karşı işledikleri suçlardan dolayı hesap vermelerini sağlamaya" çağırdı.
AA
HAMAS TARAFINDAN YAPILAN AÇIKLAMADA ŞU İFADELER KULLANILDI
Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas), İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aralarında işgal hükümetinin savaş suçlusu Başbakanı Binyamin Netanyahu, önceki ve şimdiki savaş bakanları Yoav Gallant ve İsrael Katz adlı teröristlerin de bulunduğu 37 Siyonist yetkili hakkında çıkarılan tutuklama kararlarını takdirle karşılamaktadır. Bu takdire şayan adım, Türkiye'nın, halkının ve liderliğinin adalet ve insanlık değerlerine olan sarsılmaz bağlılığını ve mazlum Filistin halkıyla paylaştığı kardeşlik bağlarını bir kez daha ortaya koymaktadır. Halkımız, faşist işgalci liderlerin eliyle modern tarihin en vahşi soykırımına maruz kalmış ve hâlâ maruz kalmaktadır. Hamas, dünyanın tüm ülkelerini ve yargı kurumlarını, Siyonist işgalin terörist liderleri hakkında uluslararası yakalama kararları çıkarmaya, onları mahkemelere sevk ederek insanlığa karşı işledikleri suçlardan dolayı hesap vermelerini sağlamaya çağırmaktadır. Filistin İslami Direniş Hareketi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında soykırım suçlamasıyla yakalama kararı çıkardı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında soykırım suçlamasıyla tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkardı.
Yakalama kararı çıkarılan isimler arasıda Binyamin Netanyahu dışında Savunma Bakanı İsrael Katz, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar Salamar gibi İsrailli yetkililer de yer aldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklaması şu şekilde:
"İsrail Devleti'nin bugüne kadar Gazze'de sistematik bir şekilde gerçekleştirdiği soykırım ve insanlığa karşı suçlar neticesinde aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu binlerce insanın hayatını kaybettiği, yine binlerce insanın yaralandığı ve yerleşim yerlerinin kullanılamaz hale geldiği, 29.01.2024 günü "Hind Recep" isimli 6 yaşındaki kız çocuğunun İsrail askerleri tarafından 335 kurşunla katledildiği, özellikle 7 Ekim 2023 tarihinden bugüne dek belirtilen eylemlerin her geçen gün artarak devam ettiği, 17 Ekim 2023 tarihinde El Ehli Baptist Hastanesi'ne yapılan saldırı sonucunda hastane binasının 500'ü aşkın hayatını kaybettiği, 29 Şubat 2024 günü İsrail askerleri tarafından sivil ekmek kuyruğunun hedef alındığı ve 21.03.2025 tarihinde Türk Filistin Dostluk Hastanesi'nin bombalandığı, yine benzer şekilde birçok sağlık kuruluşuna saldırı gerçekleştirildiği, ayrıca Gazze'nin abluka altına alındığı ve mağdurların insani yardıma erişiminin engellendiği, bu durumun dünya kamuoyunda da geniş çaplı yer bulduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda; insani yardım ulaştırmak amacıyla Küresel Sumud Filosu içerisinde yer alan gemilere, bu gemiyle ulaşan Gazze'ye karadan giden ve bu filoda yer alan aktivistlere saldırı neticesinde alıkonulan mağdurlarla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ndeki düzenlemeler, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 15. Maddesindeki yetki kuralları ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 13. Maddesindeki görev kuralları çerçevesinde Cumhuriyet Başsavcılığımızca "Eziyet, Nitelikli Yağma, Mala Zarar Verme, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Ulaşım Aracının Kaçırılması veya Alıkonulması" suçları kapsamında re'sen soruşturma başlatılmıştır.
İsrail Devleti tarafından alıkonulan mağdurların 04.10.2025 - 07.10.2025 ve 09.10.2025 - 10.10.2025 tarihlerinde hava yolu ile ülkemize gönderilmiş, mağdurların ülkemize dönmelerinin akabinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nda adli ve psikolojik muayeneleri yapılmış ve düzenlenen adli muayene raporları Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığımızca şahısların mağdur/müşteki sıfatıyla beyanlarına başvurulmuş, yürütülen soruşturma işlemleri sırasında, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve olayda cezai sorumluluğu bulunan kişilerin tespiti amacıyla İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı'na (MİT) müzekkereler yazılmıştır.
Soruşturma sürecinde; Küresel Sumud Filosu mağdurlarının vekilleri aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığımıza yaşanan süreçle alakalı bir takım dilekçeler ibraz ettikleri, İstanbul 2 Nolu Baro Başkanlığı'nca 07.11.2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza ihbar mahiyetinde suç duyurusu dilekçesi gönderildiği, elde edilen deliller ışığında aşağıda isimleri yer alan İsrail Devleti yetkililerinin Gazze'de sistematik bir şekilde gerçekleştirdikleri İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım eylemleri yönünden ve Küresel Sumud Filosu'na yönelik gerçekleştirilen eylemler yönünden cezai sorumluluklarının bulunduğu tespit edilmiştir.
Şüphelilerin halihazırda ülkemizde bulunmamaları sebebiyle yakalanamadıklarının tespit edilmesiyle 07.11.2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebi üzerine İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'nce aralarında İsrail Başbakanı Binyamin NETANYAHU, İsrail Savunma Bakanı İsrael KATZ, İsrail Sınır Güvenliği Bakanı Tamara Ben GVİR, İsrail Genel Kurmay Başkanı Eyal ZAMİR ve İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar SELAMA'nın da aralarında bulunduğu 37 şüpheli hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 77. Maddesinde düzenlenen "İnsanlığa Karşı Suçlar" ve Türk Ceza Kanunu'nun 76. Maddesinde düzenlenen "Soykırım" suçlarından tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmiştir.
Soruşturma titizlikle ve çok yönlü olarak devam etmektedir.
Kamuoyunun bilgisine duyurulur"

İstanbul 2 No’lu Barosu, Gazze’de işlenen insanlık suçlarına sessiz kalmadı! Baro Başkanı Av. Yasin Şamlı öncülüğünde hazırlanan suç duyurusu dilekçesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunuldu. Başvuru, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları gerekçesiyle yapıldı. Dilekçede özellikle 6 yaşındaki Hind Receb’in 335 kurşunla katledilmesi, Türk-Filistin Dostluk Hastanesi’nin bombalanması ve Küresel SUMUD Filosu aktivistlerine yönelik saldırılar yer aldı.
“İsrail, sadece Filistinlilere değil insanlığa saldırıyor”
Adliye önünde açıklama yapan Baro Başkanı Yasin Şamlı, dünyaya seslendi:
“İsrail, ateşkes anlaşması imzalamasına rağmen masum çocuklara, kadınlara, hayvanlara ve çevreye karşı suç işlemeye devam ediyor. Bu terör devleti, sadece Filistin için değil tüm insanlık için tehdittir.”
Şamlı, İsrail’in yalnızca Gazze’yi değil; Lübnan, Suriye, Tunus, İran, Katar, Yemen, Irak, Malta ve Mısır gibi bölge ülkelerini de hedef aldığını vurguladı.
“6 yaşındaki Hind Receb 335 kurşunla katledildi”
Konuşmasında, dünyayı sarsan vahşet görüntülerine de değinen Şamlı şunları söyledi:
“İsrail korkusundan çocukları öldürmektedir. 6 yaşındaki Hind Receb isimli kız çocuğu 335 kurşunla katledilmiştir. Bu fiil açık bir soykırımdır. İsrail’in saldırmayacağı hiçbir masum yoktur!”
Baro Başkanı, bu vahşetin insanlığın vicdanında asla unutulmayacağını belirterek, suçluların Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) önünde hesap vereceğini söyledi.
“Soykırımcılar mutlaka yargılanacak”
Şamlı, daha önce yaptıkları başvurular sonucunda UCM’nin iki İsrailli yetkili hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Yeni suç duyurusunun ise, İsrail’in ateşkese rağmen sürdürdüğü saldırılara karşı bir hukuk mücadelesi niteliğinde olduğunu belirtti:
“Türk Ceza Kanunu açısından soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçları zamanaşımına tabi değildir. Soykırımcılar er ya da geç hukuk önünde hesap verecektir.”
“İstanbul 2 No’lu Barosu insanlığın vicdanı olacak”
Şamlı son olarak şu mesajı verdi:
“Biz, Uluslararası Hukukçular Birliği ve İstanbul 2 No’lu Barosu olarak, bütün insanlığın vicdanının sesi olmaya devam edeceğiz. Adaletin takipçisiyiz ve bu suçların üzeri asla örtülmeyecek.”
Gazze’de yaşanan vahşet karşısında sessiz kalan Batı dünyası bir kez daha sınıfta kalırken, İstanbul 2 No’lu Barosu’nun cesur adımı insanlığın onurunu temsil ediyor.
Batılı “insan hakları” örgütlerinin görmezden geldiği, 6 yaşındaki bir kız çocuğunun 335 kurşunla katledildiği gerçeği, İsrail’in barbarlığını bir kez daha ortaya koydu.
Türkiye, adalet ve vicdanın son kalesi olmaya devam ediyor.








