İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı açıklamalarına tepki yağdı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilişkin sözlerine siyasilerden ve kurumlardan art arda tepkiler geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Netanyahu, mesnetsiz itham ve iftiraları ile kendi suçlarını ve günahlarını örtemez” derken İçişleri Bakanı Çiftçi “İşgalin, yayılmacılığın, zorla yerinden etmenin ve toprak gasbının bugün dünyadaki en açık temsilcisi Netanyahu hükümetidir” ifadelerini kullandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Ticaret Bakanı Bolat, Sağlık Bakanı Memişoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Yüksel, AK Parti Grup Başkanvekili Gül ile RTÜK Başkanı Daniş, Netanyahu'nun sözlerine ilişkin tepki gösteren paylaşımlarda bulundu.

İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı açıklamalarına tepki yağdı
İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı açıklamalarına tepki yağdı Admin
Bu içerik 76 kez okundu.
Reklam
İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı açıklamalarına tepki yağdı
 
 

"Gazze'de hastaneleri bombalayan ve masum kanıyla beslenen bir zihniyetin, ömrünü insanlığın selametine vakfeden Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik sözleri, suçluluk psikolojisinin aciz bir tezahürüdür. Netanyahu, tarihin utanç sayfalarında bir 'yıkım figürü' olarak anılmaya mahkumdur. Buna karşın Sayın Cumhurbaşkanımız, sadece Türkiye'nin değil, tüm mazlumların sığındığı yıkılmaz bir vicdan kalesidir. Siz ölümü kutsarken, biz liderimizin 'Daha adil bir dünya' vizyonuyla barışın ve hakikatin tarafında durmaya devam edeceğiz."

İÇİŞLERİ BAKANI ÇİFTÇİ: İŞGALİN DÜNYADAKİ EN AÇIK TEMSİLCİSİ NETANYAHU HÜKÜMETİDİR

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, NSosyal'deki hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarına tepki göstererek, şunları kaydetti: "Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu hakikatlerden rahatsız olan soykırımcı Netanyahu ve hükümetinin peş peşe yaptığı açıklamalar, aslında söylenen sözlerin ne kadar yerini bulduğunu göstermektedir. Gazze'de çocukları, kadınları ve masum sivilleri katleden, açlığı ve susuzluğu bir silah olarak kullanan, tüm dünyanın gözleri önünde insanlık suçu işleyen bir hükümetin ahlaktan, hukuktan ve insan haklarından söz etmesi tam anlamıyla ibretliktir. Kudüs sevdasını işgalcilik olarak göstermeye çalışanlar önce kendi sicillerine baksınlar. İşgalin, yayılmacılığın, zorla yerinden etmenin ve toprak gasbının bugün dünyadaki en açık temsilcisi Netanyahu hükümetidir."

Gazze'deki katliamların, Batı Şeria'daki gasp politikalarının ve bölgeyi istikrarsızlaştıran saldırıların sorumlusunun da yine aynı zihniyet olduğuna işaret eden Çiftçi, "Kudüs, bizim inancımızın, tarihimizin ve vicdanımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu sevgiyi çarpıtmaya çalışanlar da bundan işgalcilik ve yayılmacılık anlamı çıkarmaya çalışanlar da hakikati değiştiremeyecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Çiftçi, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya, Filistin davasını ve Kudüs emanetini kararlılıkla savunmaya devam edeceğinin altını çizdi.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI BAYRAKTAR: ZALİMİN KARŞISINDA DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Netanyahu'nun açıklamalarına tepki göstererek, şunları kaydetti: "Gazze'de tarihin gördüğü en büyük soykırımlardan birine imza atanların, insanlığın ortak vicdanına tercüman olan Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a yönelik hadsiz açıklamaları içinde bulundukları acziyetin bir yansımasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği 'Daha Adil Bir Dünya' vizyonu, eli kanlı katillerin iftira ve propagandalarıyla gölgelenemeyecek kadar büyüktür. Türkiye olarak, hukuk, adalet ve hakikat tarafındaki yerimizi korumaya, zalimin karşısında durmaya devam edeceğiz."

TİCARET BAKANI BOLAT: FİLİSTİN DAVASI İNSANLIĞIN VİCDANINI KORUMA MÜCADELESİDİR

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Gazze'de aylardır devam eden vahşetin baş sorumlusu olan Netanyahu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan hezeyanlarının hakikatin karşısında duyulan rahatsızlığın ve vicdanlarda mahkum edilmiş insanlık dışı bir siyasetin tezahürü olduğunu belirtti.

Masum çocukların katledildiği, kadınların, yaşlıların ve sivillerin hedef alındığı, hastanelerin, okulların ve ibadethanelerin dahi saldırılardan kurtulamadığı bir tablo karşısında dünya vicdanının derinden yaralandığına dikkati çeken Bolat, böylesine ağır bir insani trajedinin gölgesinde, kendi sicilini perdelemeye çalışanların başkalarına yönelik ithamlarının inandırıcılığının bulunmadığını aktardı.

Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çok uzun yıllardır mazlum Filistin halkının meşru haklarını en yüksek sesle savunan, zulme karşı ilkesel duruşundan taviz vermeyen ve insanlık vicdanının sözcülüğünü yapan liderlerin başında geldiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bundan dolayıdır ki hakikatin dile getirilmesinden rahatsız olanlar, oklarını her fırsatta kendisine yöneltmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki güç geçicidir, adalet kalıcıdır. Bugün sahip olunan askeri ve siyasi imkanlar, masumların feryadını tarihin kayıtlarından silemeyeceği gibi, vicdanlarda verilmiş hükmü de değiştiremeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dün olduğu gibi bugün de hakkın, adaletin ve insan onurunun yanında durmaya devam edecektir. Filistin davası, yalnızca bir halkın mücadelesi değil, insanlığın vicdanını koruma mücadelesidir. Bu mücadelede Türkiye'nin durduğu yer bellidir, zulmün karşısı, mazlumun yanıdır ve böyle de olmaya devam edecektir."

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERSOY: KABUL EDİLEMEZ BİR HADSİZLİKTİR

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Netanyahu'nun açıklamalarına tepki göstererek, şunları kaydetti: "Gazze'de on binlerce masumun katledilmesine neden olan saldırıların sorumlularının, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunması kabul edilemez bir hadsizliktir. Sayın Cumhurbaşkanımız, nerede bir mazlum varsa onun yanında durmuş, insan hayatını, adaleti ve vicdanı her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmuştur. Gazze'de yaşanan insani felaket karşısında sessiz kalmayan Türkiye'nin haklı ve ilkeli duruşunu hedef alan açıklamalar, işlenen suçların üzerini örtmeye yönelik sonuçsuz çabalardan ibarettir."

Çocukların, kadınların ve sivillerin yaşam hakkını savunmanın insanlığın ortak sorumluluğu olduğunun altını çizen Ersoy, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, adaleti, insan onurunu ve uluslararası hukuku savunmaya kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.

AK PARTİ GRUP BAŞKANVEKİLİ GÜL: LAF SÖYLEMEDEN ÖNCE DÖNÜP KENDİ YÜZÜNE BAKSIN, AYNAYA BAKSIN

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarına tepki göstererek, "Cumhurbaşkanımıza, ülkemize yönelik ifade edilen bu hususların hiçbiri milletimiz tarafından asla kabul edilemez. Diktatör arayan, terörist arayan dönsün kendi aynasına baksın. Bugün bütün insanlık vicdanının katil, terörist, diktatör olarak gördüğü kişi Netanyahu'dur. Netanyahu, mazlumların hamisi olan, Filistin davasının ve bütün mazlumların yanında olan Recep Tayyip Erdoğan'a, Türkiye Cumhuriyeti'ne, bu millete laf söylemeden önce dönüp kendi yüzüne baksın, aynaya baksın." dedi.

TBMM ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YÜKSEL:  HİÇBİR HUKUKİ, SİYASİ VE AHLAKİ KARŞILIĞI YOKTUR

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun açıklamalarına tepki gösterdi.

Soykırımcı, işgalci ve apartheid rejimi uygulayan İsrail yönetiminin, Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik hadsiz ve mesnetsiz açıklamalarının, "işledikleri suçların üzerini örtme çabasından başka bir anlam taşımadığını" belirten Yüksel, şunları kaydetti:

"Gazze'de işlediği soykırım nedeniyle uluslararası toplumun vicdanında mahkum olan, Uluslararası Adalet Divanı önünde soykırım suçlamalarıyla yargılanan ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama kararı verilen bir soykırım şebekesinin Türkiye'ye yönelttiği tehditlerin hiçbir hukuki, siyasi ve ahlaki karşılığı yoktur. Soykırım işleyenlerin, savaş suçlarının faillerinin ve uluslararası hukuku sistematik biçimde ihlal edenlerin insan hakları, demokrasi ve hukuk üzerine konuşması tarihin kaydettiği en büyük çelişkilerden biridir. Uluslararası Adalet Divanı'nın verdiği ihtiyati tedbir kararlarına rağmen saldırılarını sürdüren, Birleşmiş Milletler kararlarını sistematik şekilde yok sayan, uluslararası hukuku tanımayan ve hesap vermeyi reddeden İsrail yönetimi, yalnızca Gazze'de değil, tüm bölgede istikrarsızlığın, çatışmanın ve güvensizliğin kaynağı haline gelmiştir."

Filistin halkına yönelik onlarca yıldır devam eden işgal, ayrımcılık ve sistematik baskı politikalarının çok sayıda uluslararası kuruluş, insan hakları örgütü ve Birleşmiş Milletler raportörü tarafından "apartheid rejimi" olarak tanımlandığını kaydeden Yüksel, "Filistin topraklarındaki işgalin hukuka aykırı olduğu ise Uluslararası Adalet Divanı'nın danışma görüşüyle açıkça ortaya konulmuştur. Buna rağmen işgali derinleştiren, yasa dışı yerleşimleri genişleten ve Filistin halkının en temel haklarını gasp eden bir anlayışın meşruiyetten söz etmesi mümkün değildir." ifadelerini kullandı.

Yüksel, hastaneleri, okulları, ibadethaneleri, mülteci kamplarını, gazetecileri, sağlık çalışanlarını ve insani yardım görevlilerini hedef alan, açlığı, susuzluğu ve insani yardımların engellenmesini savaş yöntemi olarak kullanan, milyonlarca insanı zorla yerinden eden bir yönetimin, "insanlığın ortak vicdanında çoktan mahkum olduğunu" belirterek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Gazze'de soykırım işleyen, Filistin'de apartheid rejimi kuran ve işgali her geçen gün derinleştiren İsrail yönetimi, bugün insanlığın ortak vicdanına, uluslararası hukuka ve bölgesel barışa yönelik en büyük tehdit ve en büyük beladır. Gerçek şudur, Gazze'de yaşananlar sıradan bir savaş değil, bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bir soykırım, kitlesel cezalandırma ve insanlık suçları tablosudur. Ne tehditler, ne kara propaganda ne de saldırgan açıklamalar bu gerçeği değiştirebilir. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, dün olduğu gibi bugün de mazlumların yanında, zalimlerin karşısında durmaya, Filistin halkının haklı davasını savunmaya, işgale, apartheid rejimine ve soykırıma karşı en güçlü şekilde ses yükseltmeye, uluslararası hukuku, adaleti ve insanlık onurunu savunmaya devam edecektir."

AK PARTİ'Lİ ACAR: TARİH SİZİ KATLİAMLARINIZLA HATIRLAYACAK

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Faruk Acar, sanal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Katil Netanyahu ve etrafına topladığı katliam kabinesi iyi bilsin: liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik her saldırınızın arkasında tek bir gerçek var, korku. Çünkü siz yıllardır yalanla, baskıyla ve zulümle ayakta tuttuğunuz düzenin sorgulanmasına alışık değilsiniz. Gazze’de akıttığınız kanın karşısına dikilen, mazlumların sesi olan ve bütün dünyanın önünde hakikati yüzünüze haykıran bir liderle karşılaşmaya da alışık değilsiniz. Asıl rahatsızlığınız budur. Bir de utanmadan ‘dünyanın en ahlaklı ordusu’ masalını anlatıyorsunuz. Hastaneleri bombalayan, çadır kamplarını yakan, gazetecileri, doktorları ve kundaktaki bebekleri hedef alan bir barbarlığa ‘ahlak’ kisvesi giydiremezsiniz. Ne iftiralarınız işlediğiniz suçları örtebilir ne de propagandanız ellerinize bulaşan masum kanını temizleyebilir. Tarih sizi katliamlarınızla, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı ise zulme karşı dimdik duran liderliğiyle hatırlayacak” ifadelerine yer verdi.

RTÜK BAŞKANI DANİŞ: TÜRKİYE, İNSANLIK VİCDANININ SESİ OLMAYA KARARLILIKLA DEVAM EDECEKTİR

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama kararı bulunan, Gazze'de masum kadın ve çocukların katili soykırımcı Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan hadsiz açıklamalarının, insanlık vicdanında mahkum olmuş bir zihniyetin hakikat karşısındaki çaresizliğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sadece Türkiye'nin değil, dünyanın neresinde olursa olsun mazlumların hakkını savunan, adaleti cesaretle dile getiren güçlü bir lider olduğunu vurgulayan Daniş, şunları kaydetti:

"Bugün rahatsız oldukları şey, Türkiye'nin gücü, susturamadıkları şey ise Cumhurbaşkanımızın hakikati haykıran sesidir. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, adaleti savunmaya, mazlumun yanında durmaya ve insanlık vicdanının sesi olmaya kararlılıkla devam edecektir."

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Gazze’de çocukların, kadınların, masum sivillerin üzerine bombalar yağdıran; insanlığın ortak vicdanında mahkûm olmuş Binyamin Netanyahu’nun, Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan ’ı hedef alan hadsiz sözleri yok hükmündedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülen bir soykırım soruşturmasında şüpheli, kabul edilen iddianamede ise sanık konumunda bulunan Netanyahu’nun; insanlık onurunu savunan Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef almaya kalkışması tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımız; Filistin halkının haklı davasını, mazlumların hukukunu ve insanlığın vicdanını en güçlü şekilde savunmaktadır. Buna karşılık Gazze’de yaşananlar karşısında susanlar tarihin karanlık sayfalarına yazılacaktır. Netanyahu ve beraberindeki cinayet şebekesi, işledikleri insanlık suçlarının hesabını er ya da geç bağımsız yargı önünde verecektir. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de hukuk, adalet ve insanlık adına en güçlü sesi yükseltmeye devam edecektir.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Diyor ki, "İsrail ordusu dünyanın en ahlaklı ordusudur." Yani bu dünyanın en büyük yalanıdır. Bu yaptığı açıklamada kullandığı ifade budur. Yeryüzünde Gazze'de soykırım gerçekleştiren o ordunun ahlaklı bir ordu olduğuna inanacak hiç kimse yoktur. Hatta eğer Siyonizm hastalığına kapılmamışsa, yeryüzünde o ordunun Gazze'de yaptığı soykırım karşısında o ordunun ahlaklı olduğuna inanacak bir tane Yahudi de yoktur. Gerçekleştirilen katliam, Gazze'de gerçekleştirilen soykırım, İran'a yapılan saldırı ve Lübnan'da gerçekleştirilen katliamlar, dünyanın en ahlaksız, en vicdansız ve en büyük suçunu teşkil eden eylemlerdir. Dolayısıyla zaten ilk cümlede İsrail ordusunu, bu katliamları ve soykırımı gerçekleştiren silahlı gücü, "dünyanın en ahlaklı ordusu" şeklinde nitelemesiyle açıklamasının değersizliği, niteliksizliği ve her türlü ahlaki değerden yoksun olduğu net bir şekilde görülmektedir.

İkincisi, Türkiye'yi Kürtlere soykırım yapmakla suçluyor. Bu tabii onun sık sık kullandığı bir kara propaganda yöntemidir. Bunun tabii bir acısı var. O da şu. İran'a saldırdıklarında, İran'daki ve Irak'taki Kürt kardeşlerimizi kendileri için bir lejyoner olarak kullanmaya çalıştılar. Irak'taki ve İran'daki Kürt kardeşlerimiz basiretli bir şekilde tarihin doğru tarafında durarak bu katliamcı şebekeyle yan yana gelmedi. Onun için sürekli olarak Kürt kardeşlerimizle Türkiye'yi karşı karşıya getirme gibisinden bir politikayı gütmeye çalışıyor. Bunu bazı Araplarla ilgili yapıyor. Dürzi kardeşlerimizle ilgili yapıyor. Nusayri kardeşlerimizle, Alevi kardeşlerimizle ilgili yapıyor. Bazı Şii kardeşlerimizle ilgili olarak da bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Artık bu katliamcı şebekenin yalanlarına hiç kimse inanmıyor. Soykırım deyince akla gelen şebeke Netanyahu şebekesidir.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Gazze'de ve Batı Şeria’da on yıllardır on binlerce sivili katleden, çocukları açlığa mahkûm eden, şehirleri yerle bir eden, uluslararası hukuku hiçe sayan, utanç ve ahlaksızlık dolu sicile sahip bir yönetimin ve yöneticinin Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkması tam anlamıyla hadsizliktir.

Gazze’de soykırım suçlamasıyla Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılananların, insanlığın vicdanı olan Türkiye’ye çamur atmaya çalışması, mazlumların sesi olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hadsizce hedef alması, tarihin en büyük tutarsızlıklarından biridir. İftira ve propaganda, gerçekleri değiştiremez. İnsanlık vicdanında mahkûm olmuş bir zihniyetin iftiraları ne Türkiye'nin duruşunu ne de hakikati değiştirebilir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, mazlumların sesi olmaya; hakikati savunmaya, zalimin karşısında durmaya devam edecektir.

BAŞKAN ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti grup toplantısında "Suriye ve Lübnan aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut, İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil Halep'ten başlar, Şam'dan başlar, Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız. Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda, solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı, hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz. Biz sizin neyin peşinden koştuğunuzu çok iyi görüyoruz. Arz-ı Mevud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Allah'ın izniyle buna asla müsaade etmeyeceğiz." ifadelerini kullanmıştı.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Başkan Erdoğan'dan SAHA EXPO 2026'dan açık mesaj: Ülkemize göz dikenin bileğini bükeriz
Başkan Erdoğan'dan SAHA EXPO 2026'dan açık mesaj: Ülkemize göz dikenin bileğini bükeriz
Manisa Şehir Hastanesi psikologlarından, Ayşe Nur Yıldırım’dan’dijital vicdan’ uyarısı.
Manisa Şehir Hastanesi psikologlarından, Ayşe Nur Yıldırım’dan’dijital vicdan’ uyarısı.