AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten MYK sonrası flaş açıklama! CHP Meclis'in kapatıldığı darbeye destek verdi
Giriş Tarihi: 19.04.2021 18:00 Güncelleme Tarihi: 19.04.2021 19:06
AK Parti Merkez Yürütme Kurulu Başkan Erdoğan başkanlığında topladı. Toplantıda Meclis çalışmaları, iç ve dış gelişmeler ile koronavirüsle mücadele ele alındı. Kritik toplantı sonrasında AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik canlı yayında flaş açıklamalarda bulundu. Çelik Yunanistan'ın mültecilere yönelik tutumları nedeniyle "Yunanistan sahil güvenlik unsurları resmen benzin dökerek, yakmaya çalışarak bir katliama imza atmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı. CHP'nin emekli amirallerin hükümete yönelik suçlamalarına ilişkin de değerlendirmeler bulunan Çelik "Emekli amiraller tarafından yayınlanan ve siyasette kötü girişimleri hatırlatan kanaatlerimizi sizinle paylaşmıştık. Yargı faaliyetini sürdürüyor, o konuya girecek değiliz. Bu süreç içerisinde AK Partiyi, ima eden sayın Kılıçdaroğlu ve bazı CHP'lilerden gelen asla kabul edemeyeceğimiz iddialar oldu." ifadelerini kullandı.

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu Başkan Erdoğan başkanlığında topladı. Toplantıda Meclis çalışmaları, iç ve dış gelişmeler ile koronavirüsle mücadele ele alındı. Kritik toplantı sonrasında AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik canlı yayında açıklamalarda bulundu.
DİYARBAKIR ANNELERİ
Diyarbakır annelerinden 24 aile evladına kavuştu. 595. gününe girildi. Bu dünya tarihinde annelerin evlatlarına kavuşması için yaptıkları en uzun nöbettir. Bütün annelerin evlatlarına bir an evvel kavuşmasını ümit ediyoruz. Bize gönderdikleri tüm selamları mesajları alıyoruz, yakından takip ediyoruz.

Son dakika: AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten MYK sonrası önemli açıklamalar
Son dakika haberi... AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK sonrası önemli açıklamalarda bulundu. Çelik, CHP'nin emekli amiraller tarafından yazılan darbe imalı bildiri karşısındaki tavrını sert sözlerle eleştirdi. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias'a tepki gösteren Çelik, "Son derece bağnaz ve saygısız bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve milletimizi itham etmesi, diplomasi tarihine yakışıksızlık örneği olarak girecektir." ifadelerini kullandı. Çelik ayrıca KKTC'deki AYM'nin aldığı Kur'an kursu kararına da tepki gösterdi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK sonrası önemli açıklamalarda bulundu.
CHP'nin emekli amiraller tarafından yazılan darbe imalı bildiri karşısındaki tavrını sert sözlerle eleştiren Çelik, Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias'ın provokatif çıkışına ve Yunanistan'ın mültecilere karşı uyguladığı zulme de tepki gösterdi.
BİLDİRİ TEPKİSİ
Emekli amiraller tarafından yayınlanan siyasete geçmişteki kötü girişimleri hatırlatan bir bildiri olduğunu geçen hafta size anlatmıştım. Yargının devreye girmesinden dolayı konuya girmemiştim. Bu süreç içerisinde AK Parti'yi ima eden Kılıçdaroğlu'ndan ve bazı CHP'li arkadaşlardan kabul edemeyeceğimiz iddialar oldu. Bu metnin değiştirilmesinde ya da gece yayınlanmasında iktidarın sorumlu olduğu yönünde açıklama yaptılar. Bunlar baştan aşağı yanlıştır. Eğer bu bildiri değiştirildiyse ya da gece yayınlanması konusunda müdahale olduysa, niçin gece yayınlanır, yayınlanmaz bazı emekli amiraller açıklama yapmaya çalıştı? Eğer gece yayınlanması konusunda bir provakasyon varsa bunu o gece yayınlanır yayınlanmaz, "Ben bu bildirinin arkasındayım" tweeti atan amirallere soracaklar. Bizim eleştirimize karşı "gece uykulu olarak okumuşlar, sabah anlarlar" diye saygısızlık yaparak sahip çıktılar. Kılıçdaroğlu'nda bilgi varsa içeriğine kim müdahale etmiş? Bu son derece yanlış bir iştir, bizim iktidarımızın suçlanması bu eylemi örtmek için bu suçlamalara girişmektedir. Ayrıca bu değiştirildiği bilgisi kim tarafından Kılıçdaroğlu'na gelmiştir. Hemen sahiplenenlerin niye buna sahiplendiği onlara sorulması gereken bir iştir.

ANKARA'YA DEĞİL ATİNA'YA KONUŞMAYA GELMİŞ
Yunan Dışişleri'nin ülkemize bir ziyareti oldu. Geleneksel misafirperverliğimiz çerçevesinde sorunlarımızı konuşmaktan memnuniyet duyuyoruz. Fakat biz burada gördük ki, Yunan Dışişleri Bakanı Ankara ile konuşmak için gelmemiş, Atina'ya konuşmak için gelmiş. Son derece bağnaz bir şekilde ülkemizi itham etti. Dışişleri Bakanımız, cevap verdikten sonra son sözü yine misafir bakana verdi. Ama yine aynı şekilde devam etti. Müzakereye gelmiş ama müzakereyi sabote etmiş olarak kayıtlara geçmiş oldu. Bütün dünya da bu tavrı görmüş oldu. Dünya ayrıca müzakere isteyen pozitif taraf kim bunu da görmüş oldu. Beni en çok şaşırtan şey, "İster küçük devlet olsun ister büyük devlet olsun. Bütün devletler kendi ülkelerinin egemenliklerini korumaya muktedirdir söylerler. Bunun dışındaki bir ifade devlet olma kapasitesinden geriye gitmek olarak ifade edilir. İlk defa bir bakanın kendi ülkesinden değil, Avrupa Birliği'nden bahsetti. Kendi ülkesinin egemenliğinden değil, Avrupa'nın egemenliğinden bahsetmesiyle ilk kez karşılaştık. Müzakere sürecini akıllı bir dille, akıllı bir devlet anlayışıyla biz sürdürmeye hazır olduğumuzu sürdürüyoruz. Yunanın dışişlerinin yaptığı konuşma, Türkiye ile Yunanistan arasındaki krizi göstermekten çok bakanın kendi ülkesindeki krizi göstermektedir. Cumhurbaşkanımız şunu ifade ediyor; Hemen talimat veriyorum belgeleri size gönderiyorum" diyor. Belgeleri gönderiyoruz, fakat bir cevap alamıyoruz.

YUNANİSTAN KATLİAM YAPMAYA İMZA ATIYOR
Mülteci botuna yaklaştıktan sonra Yunanistan sahil güvenlik unsuru, mültecilerin üstüne yakmak için benzin döküyor. AB ülkesi bir üyenin yaptığı zalim davranışı durduran milletimizin asil evlatları sahil güvenlik güçlerimizdir. Kalabalık olan mülteci botunu şişlendiğiniz zaman hayatta kalma imkanı vardır. Yunan güvenlik güçleri benzin dökerek bir katliam yapmaya imza atıyor. Türk sahil güvenlik ekiplerimiz orada olmasa denizleri mezar yapacaklar. Hepsi Akdeniz'de ölecekti. Bizim karşımıza sürekli Yunan Türkiye ilişkilerini Ankara AB ilişkisine sokmaya çalışıyorsunuz. Sürekli bize belge yok diyorsunuz. Bakın buna. 41 göçmen, Türkiye'nin sahil güvenlik ekibi sayesinde kurtarılmıştır. AB sürekli olarak üyemizin arkasındayız diyor. Bu olay AB karasularında gerçekleşiyor. Bu görüntülere ne diyorlar? Bunu herkesin görmesi gerekiyor.

"YUNANİSTAN KATLİAMA İMZA ATMAYA ÇALIŞIYOR"
AFGANİSTAN'A DESTEK
Milli güvenliğimiz açısından Afganistan barışına verdiğimiz destek stratejiktir. Öte yandan kardeş bir ülke olarak Türkiye'nin ev sahipliği önemli olacaktır. Türkiye bir kere daha dünya barışına destek olan bu katılımı düzenleyecektir.

KIRIM İŞGALİNİ TANIMIYORUZ
Donbas'taki ateşkes ihlallerinde 20'ye yakın Ukrayna askerinin ölümüyle sonuçlandı. Rusya arkasından Karadeniz'de bölgeyi kapattı. Rusya, Ukrayna ve AGİT arasında bir çözümün olmasını istiyoruz. Kuşkusuz biz Kırım bölgesindeki işgali tanımıyoruz. Ukrayna ve Rusya ile yakın ilişkilerimiz var. Bu süreci de diplomatik bir süreçte 3'lü temasla çözülmesini arzu ediyoruz.

"FİLİSTİN'İN YANINDAYIZ"
Üzülerek söylüyoruz İsrail yine Gazze'ye saldırıda bulunmuştur. Batı Şeria'da Filistinli siyasetçileri tutukluyor, buna karşı batıdan güçlü bir ses çıkmıyor. Kınamaların İsrail'i etkilemediği ortaya çıktı. Kuşkusuz Filistin'in yanındayız, hak ve hukukunu korumaya gereken tavırları almayı sürdüreceğiz.

CHP'YE 23 NİSAN TEPKİSİ
CHP sözcüsü arkadaşımız basın toplantısı yapmış, Burada 23 Nisan'ı anarken bile yanlış argümanlar kullanmış. Atatürk, tabii Meclis'e her zaman önem verdi. Dünyadaki bütün meclisler savaştan sonra kurulmuştur fakat bizim Meclis'imiz Kurtuluş Savaşı'nın yönetmiştir. Şimdi, Atatürk üzerinden cümle kuran CHP'li arkadaşımızın söylediği doğru değil. Onlar, her Meclis'in kapatıldığı darbede destek verdiler. Ve netice itibarıyla keşke farklı bir tutum ortaya koysaydılar da siyasi partiler açısından elverişlilik olarak görmezdik ve belki ilk defa CHP demokrasiye katkı vermiş olurdu amirallerin bildirisine karşı çıkmış olsaydı. Siz 60, 70 ve onun ötesindeki her girişime destek verdiniz. Bunu birbirine karıştırmayın. Biz gazi olmuş yüce Meclis'i her zaman saygıyla korumaya devam edeceğiz. Genel Başkanları kumpası ifade ediyor. Bu kumpas kurma geleneği bizim bakanlarımızda geleneğimizde yok. Kumpas diye bahsettikleri, "Gece yayınlanmasında iktidar var ya da bildirini değiştirilmiş ve iktidarın bir kolu var" "Sabah okurlarsa anlarlar diyor" bunu söyleyen imza atan emekli amiral. Niye demiyor, "içeriğinde bu ifadenin olması gerekiyor, başlığın atılmaması gerekiyordu" diye. Kumpas için uzağa gitmeyeceksiniz. Bu ifadeyi söyleyen emekli amirallere söyleyeceksiniz. Ondan sonra buna karşı çıkanları kumpasla suçlamaya çalışıyorsunuz. Kumpası burada arayacaksınız.

SARIKLI AMİRALİ KABUL ETMİYORUZ
TSK'daki disiplin süreci devam ediyor. Ne yapılsın Silahlı kuvvetler soruşturmayı kendi tamamlamasın mı? O görüntüyü kabul etmiyoruz arkadaşlar. TSK'da kendi içinde bunu halledeceğine inanıyoruz. O görüntüye vurgu yaparak, emekli amirallerin bildirisini meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Bu ikisini birlikte kavga ettirerek nereye varmaya çalıştığınızı biliyoruz. Bununla ilgili atmadığımız adım söz konusu olamaz. TSK'nın disiplini bizim için çok önemlidir.

128 MİLYAR DOLAR TARTIŞMASI
Bu 128 milyar dolar meselesini sürekli ortaya çıkarıyorlar. Kendi milletvekilleri en güzel cevabı verdi. Neredeymiş, "bakması bilene gözünün önündeymiş" Kim söylüyor? Kendi CHP'li milletvekili.

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI
Anayasa çalışmalarıyla ilgili akademisyen arkadaşlar siyasi tartışmaya zemin hazırlıyorlar. O çalışma güçlü bir şekilde devam ediyor. Burada olgunlaştıktan sonra diğer partilerle de konuşacağız. Bu mutabakata katılan olur katılmayan olmaz onların bileceği iş ama bu kapı açık olacaktır. Gelecek nesillere bu anayasayı bırakmamalıyız. Bunu gelecek nesillere borçluyuz. Darbe dönemine ait olmayan ilk sivil anayasayı geleceğe bırakmalıyız.

KKTC'DE KUR'AN KURSU KARARI
Türkiye'yi geçmişteki mahveden şey konjektür hazretleri ile mevzuat efendileriydi. Geçmişte biz bunu gördük. Bunlar laikçilik diye demokrasi uydurdular. Laiklik, Türkiye için toplumsal barış ilkesidir. Laiklik tam anlamıyla uygulanmalıdır. Bu da din ve vicdan hürriyetinin uygulanmasıyla olur. Hiç kimse laikliği din ve vicdan hürriyetine aykırı yorumlayamaz. Aynı acılar niye KKTC'de olsun. Tabi ki Türkiye'nin atacağı adımlar vardır. Sayın Cumhurbaşkanımız ve sayın Tatar'da aynı ifadeleri dile getirdi zaten. Geçmişte bu Türkiye'de yapıldı bunun aynısının KKTC'ye yapılmasını arzu etmeyiz.

YUNANİSTAN'A TEPKİ
Yunanistan Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı'na biz şunu söylüyoruz; "Gelin bu konuları birlikte çözelim" Dendias'ın Türkiye'ye gelip, 'Şunlar hukuka uygundur' dediklerinin hepsi hukuka uygun değildir. Biz, Yunanistan'ı zor durumda olduğu zaman hiç istismar etmedik. Deprem oldu, yardıma gittik. Bunun tamamlayıcısı olarak da şöyle bir şey yapıyor. Türkiye'yi kuşatmak için Libya'ya gidiyor, Mısır'a gidiyor. Bu gittikleri devletlerle bizim de ikili ilişkilerimiz var. Akdeniz hiçbir zaman kan gölü olmaz. Yunanistan şöyle bir devlet durumuna düşüyor. Yunan halkını bu hale düşürmesi konusunda da herkesin düşünmesi gerekir. Türkiye'ye karşı kumpas oluşturmaya çalışan bir konuma düşüyor.

RUSYA-UKRAYNA GERİLİMİ
Şöyle mantıksızlık var. Türkiye Rusya ile ilişkilerini bozmak için Suriye'den Ukrayna'ya savaşçı taşıyacak. Bazı şeyleri birbirine karıştırmamak lazım. Rusya ile güçlü ilişkiler geliştirdiğimiz gibi Ukrayna'yla da güçlü ilişkiler geliştiriyoruz. Kırım ihlalini tanımıyoruz. Sonuçta 3'lü temas hayata geçmelidir. Bunu daha önce CHP'li arkadaşımız, Karabağ için demişti. İşte "Suriye'den Karabağ'a asker gönderiliyor" diye. Hangi grupların vekalet savaşlarında kullanıldığını adreslerine kadar biliyoruz. Hepsinin velaket savaşıyla ilgili unsuru var. Türkiye'nin böyle bir şeye ihtiyacı yoktur.

BELEDİYELERE PASAPORT SORUŞTURMASI
Bir kaç tane CHP'li milletvekili çıktı, bunu AK Parti belediyeleri yapıyor dedi. Şimdi bugün gördük ki aynı durum CHP ve İYİ Parti belediyelerinde de varmış. Kendi belediyelerinde de çıktı işte. Ondan sonra CHP sözcüsü çıkıyor, İçişleri Bakanımızı suçluyor. Zaten soruşturma emrini Bakanımız vermiş. Onlara şunu sormak istiyorum, "Her CHP üyelik kartı verdiğinizin sütten çıkmış ak kaşık olduğuna emin misiniz? Kefil olabiliyor musunuz" Sonuç olarak Belediyelerden böyle bir tablo ortaya çıktı. Bakanlığımızda soruşturma yaparak her şeyi ortaya çıkaracaktır. Biz de bunun olmasını istiyoruz.
SON DAKİKA HABERİ: AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Kılıçdaroğlu'na 'amiral tepkisi! Bu eylemdeki gayrimeşruluğu örtmek için...

Son dakika haberi: AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK sonrası açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu'nun iddialarına da yanıt veren Çelik: "Emekli amiraller tarafından yayınlanan ve siyasette kötü girişimleri hatırlatan kanaatlerimizi sizinle paylaşmıştık. Yargı faaliyetini sürdürüyor, o konuya girecek değiliz. Bu süreç içerisinde AK Partiyi, ima eden sayın Kılıçdaroğlu ve bazı CHP'lilerden gelen asla kabul edemeyeceğimiz iddialar oldu. Bu metnin gece yarısı yayınlanmasında, değiştirilmesinde iktidarın sorumlu olduğu şeklinde açıklamalar yayınlandı. Hemen bildiri yayınlanır yayınlanmaz, birtakım emekli generaller amirallerin bu bildirisine destek verdiklerini açıkladılar. İçerikte bir yanlış varsa 'şu anda yayınlananlar benim imzaladığım bildiride yoktu' demedi. Dolayısıyla bir bilgi varsa sayın Kılıçdaroğlu'nda, bunun içeriğine kim müdahale etmiş, yayınlanma zamanlamasını kim değiştirmiş, bu sorulması gereken sorudur." ifadelerini kullandı.
FETÖ Özal’ı tehdit etti: Şimdi istersen uyu, bundan sonra kopacak kıyamet senin kıyametindir
Gerçek Hayat’ın FETÖ özel sayısında 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın örgüt ile ilgili hazırlattığı rapor ve aldığı üstü kapalı tehditler yer alıyor. Son dönemlerinde Gülen’in faaliyetlerinden rahatsız olan Özal, 1991’de örgüt hakkında rapor hazırlanmasını istedi. Çalışmayla Gülen’in ilişkileri ve örgütün yapılanma biçimi ayrıntılarıyla ortaya konuldu. Raporda Gülen’in dışında 20 üst düzey yöneticinin isimleri veriliyor ve bu kişilerin 14’ü Mason. Örgütün Moon tarikatıyla ilişkisi de anlatılıyor. Masonlarla ilişkisini anlatan rapordan haberdar olan Gülen, Sızıntı dergisinin Ağustos 1991 sayısında “Şaşkın Kaptan” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıda Özal şu şekilde tehdit edildi: Milletin yolunu kesen kanlı kabus, sen çağdaşlık ve çağ atlama naralarıyla kendini avuta dur. Şimdi istersen uyu, bundan sonra kopacak kıyamet senin kıyametindir.
Haber Merkezi 07 Mayıs 2020, 01:00 Son Güncelleme: 07 Mayıs 2020, 01:07 
Turgut Özal
İhanet şebekesi FETÖ’nün gen haritasını çıkaran Gerçek Hayat dergisi, özel sayısında 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın hazırlattığı çarpıcı rapora da ver verdi. Dosyaya göre, teröristbaşı Fetullah Gülen’in faaliyetlerinden rahatsız olan Turgut Özal, 1991 yılında talimat vererek örgüt hakkında bir rapor hazırlattı. Raporda Gülen ve örgütün yapılanma biçimi tüm ayrıntılarıyla ortaya koyuldu. Yöneticileri, iç sorumluları ve örgütün Mossad ve Masonlarla irtibatı raporda tek tek zikredildi. Raporda, mason Gülen’in dışında 20 üst düzey yöneticinin isim listeleri verildi ve bu kişilerin 14’ünün mason olduğu belirtildi.

Teröristbaşı Fetullah Gülen

Gerçek Hayat Dergisinin FETÖ'ya özel hazırladığı özel rapo
Gerçek Hayat FETÖ’nün yüz yıllık hikayesini özel sayı yaptı: İslam’ın en büyük düşman
MOON TARİKATI İLE İRTİBATLARI VAR
Gülen örgütü ile masonların ilişki ve ortak çalışma yöntemlerine de yer verilen şu ifadeler yer aldı: “Fetullah Gülen cemaatinin bu localarla (masonlar) yakın teması bilinmektedir. Amerikan gizli servisine ajan yetiştiren Moon tarikatı ile Gülen cemaati arasında gelişmiş bir ilişki var. Locaların Gülen cemaatinin içerisinde ve yönetim katında çok üyesi bulunmaktadır. Eğitim alanında locaların çalışmaları ayrı bir yer tutar. Zeki ve akıllı öğrenciler locaların ve cemaatin amaçları doğrultusunda kullanılır. Siyasetçi, büyük işadamı, sanayici, hukukçu, bürokrat devletin üst düzey yöneticileri özenle seçilerek desteklenmekte ve yurt dışı bağlantılarına yarayışlı kişiler haline getirilmektedir. Gülen cemaatinin siyasi ve ekonomik güç yapmak için siyonist örgütlenmelerden ekonomik destek sağlanmıştır.”
NURCULUĞU İFSAD ETTİ

Belge 1

Belge 2
***
Belge 3
“CIA ile bağlantıları güçlenen Fetullah Gülen cemaati, İslami hareketlerin en önemli bir parçası haline gelmiştir. Sürecin bir parçası olarak gelişen ve kendilerine neo Nurcu hareket olarak tanımlayan cemaat, kendini gelişen durumlara göre uyarlayarak hedeflerine ulaşmaya çalışmaktadır. Said Nursi’nin fikirlerinin takipçisi olduğunu iddia eden Gülen, Nursi’nin görüşlerini kendi yorumlarını uyarlayarak bugünkü güce ulaşabilmiştir.”
“Gülen cemaatinin yükselişe geçtiği dönemle, ABD’nin dünya üzerinde etkinliğinin arttığı dönem uyumluluk göstermektedir. Gülen cemaati Reagan iktidarı döneminde Sovyetleri çözmek amacıyla yürütülen demokrasi projesinin bir sonucu olarak büyümeye başladı. 1970 yılında ABD güvenlik konseyinin belirlediği yeşil kuşak politikasının bir üst aşamaya geçilmiş halidir. Amaçları Amerikancı iktidarları ayakta tutmak, korumak kollamaktır.”
Öğrenince tehdit etti
Gerçek Hayat’ta yer alan dosyaya göre, Özal’ın hazırlattığı rapor, terör örgütünde adeta deprem etkisi yarattı. Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a sunulan FETÖ yapılanma ve FETÖ-Mason ilişkileri raporundan Gülen’in haberi oldu. Tedirgin olan teröristbaşı ilk olarak Sızıntı dergisinin 1991 Ağustos sayısında ‘Şaşkın Kaptan’ başlıklı bir yazı kaleme aldı. Teröristbaşı yazısında Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı şu cümlelerle tehdit etti: “Milletin yolunu kesen kanlı kabus sen çağdaşlık ve çağ atlama naralarıyla kendini avuta dur. Şimdi istersen uyu, bundan sonra kopacak kıyamet senin kıyametindir.” Bu tehditten sonra Korkut Özal, Vehbi Koç ve Aydın Bolak gibi isimlerden oluşan bir heyet İzmir’de Gülen’i ziyaret ederek yazı konusunda konuşurlar. Yalan söyleme konusunda mahir olan Gülen, “Özal’ı kast etmedim” diyerek yalan söyledi.
Yolunu Gülek açtı

Kasım Gülek - Fetullah Gülen
- Raporda Gülen ile CHP’nin mason Genel Sekreteri Kasım Gülek arasındaki yakın ilişkiye de dikkat çekildi: “Fetullah Gülen’in Kasım Gülek ile ilişkileri 1960 yıllarına dayanmaktadır. Fetullah Gülen’in CIA, Mossad ve Moon tarikatı bağlantılarını bilakis Kasım Gülek sağlamış ve birlikte birçok projeye imza atmışlardır.”
CHP’den Koç’a: Sabret darbe geliyor
CHP’den Koç’a: Sabret darbe geliyor
CHP Genel Sekreteri ve FETÖ'nün akıl hocası Kasım Gülek’in 27 Mayıs’tan önce işadamı Vehbi Koç’a bir mektup yazarak askeri darbeyi haber verdiği ortaya çıktı. Türkiye’deki masonların da önde gelen ismi olan Gülek, bu bilgiyi dönemin CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye dayandırdı.
Haber Merkezi 20 Ocak 2020, 03:30 Son Güncelleme: 20 Ocak 2020, 11:40

Kasım Gülek ve İsmet İnönü
15 Temmuz darbe girişimine ‘kontrollü darbe’ diyerek FETÖ’yü aklamaya çalışan CHP ile Gezi kalkışmasına lojistik destek veren Koç ailesinin ‘darbeci’ geçmişi arşiv belgelerinden çıktı. Dönemin CHP lideri İsmet İnönü ve Koç ailesinin, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idamı ile sonuçlanan 27 Mayıs Darbesi’nden önceden haberdar olduğu belirlendi.
CHP: 27 MAYIS MİLLİ DEVRİM
1962 yılında parti adına hazırlanan bir beyannamede “27 Mayıs anayasamızda ifade ve teminatını bulan milli bir devrimdir” diyerek demokrasiye müdahaleye arka çıkan Cumhuriyet Halk Partisi’nin darbeden de önceden haberdar olduğu ortaya çıktı.
KOÇ, CHP’YE ŞİKAYET ETTİ
Vehbi Koç
27 Mayıs darbesine aktif olarak katılan Millî Birlik Komitesi Üyesi Albay Şükran Özkaya’nın arşiv belgelerine göre, Adnan Menderes’in iktidara gelmesiyle ticareti bozulan Vehbi Koç, durumu dönemin kudretli masonlarından birisi ve terörist Fetullah Gülen’in hamisi olan CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’e şikayet etti. Koç, bakanlıkların benzin alımını kestiğini, kamyon yedek parçaları ve diğer malzemelerin artık kendisinden alınmadığından yakındı.
İNÖNÜ: SABRET DARBE OLACAK
Gülek ise Vehbi Koç’a ıslak imzalı bir yazı ile karşılık verdi. Yeni Şafak’ın ulaştığı yazıya göre Gülek, Koç’a devletin gizli bilgilerini verdi. Dönemin istihbarat teşkilatı MAH’ın kendisi ve Vehbi Koç’un ilişkileri konusunda araştırma yaptığını öne süren Gülek, Vehbi Koç’a ‘dikkatli ol’ telkininde bulundu. Gülek ardından da İsmet İnönü’yü kaynak göstererek ordunun yakın bir zamanda darbe yapacağını müjdeledi: İnönü “Sabretsin. Orduda hareketlenme var. Menderes’in diktatörlüğüne son verecekler. Zamanı kolluyorlar” dedi.
Ordu hareketlendi Menderes yıkılacak
İşte o arşiv belgesi
- “Değerli dostum Vehbi Bey,Mektubunuzu aldım. Bakanlıkların benzin alımını kestiğini, kamyon yedek parçalarının alımını birçok malzemenin şirketlerinizden tedarik etmediğini belirtmişsiniz. Konu malum özellikle “MAH”ın başına Hüseyin Avni Göktürk getirildikten sonra sizin şirketlerinizin hakkında müthiş araştırma başlattığını daha önce sana bildirmiştim. Görünen odur ki “MAH” Menderes’in talimatıyla, CHP’ye destek verdiğin için seni, şirketlerini yok etmeye karar vermiş gözüküyor.
- MAH PEŞİNDE DİKKATLİ OL
- Bakanlıklardaki tüm ilişkide olduğum arkadaşların hiçbiri telefonlarıma çıkmıyor. Mutlak suretle izleniyoruz “MAH”daki bağlantılarım, seninle benim ilişkilerimizin ortaya çıkması için İki ayrı ekip oluşturduklarını söylediler. Dikkatli olalım, yani bağlantımız şu anda dinleniyor, izleniyor. Kayıt ediliyor. Biz de öyle, konuşmalarına çok dikkat etmen lazım. Önümüzdeki ay görüşmeyi iptal edelim.
- AÇIĞA ÇIKARSAK YANARIZ
- İnönü ile bu meseleyi konuştum. “Sabretsin, Ordu’da hareketlenme var, Menderes’in diktatörlüğüne son verecekler. Zamanını kolluyorlar” dedi. Vehbi bey sabretme imkanın varsa sabret, yoksa çıkarların neyi emrediyorsa onu yap. Bunlar üzerimize çok tehlikeli geliyorlar. Birçok şeyin açığa çıkmasını neden olursa ikimizde irtibatlarımızı da altından kalkamaz. Bütün mal varlıklarımızı el koyarlar ve uzun süreli yargılanırız. Lütfen dikkatli olun. Mektupları özel ulakla gönderirseniz sevinirim.
- Selam ve saygı minnetlerimle.
- Kasım Gülek.”
Sinsi sinsi sızıyorlar
Türkiye farklı isimler altındaki mason kuruluşları ve masonik örgüt FETÖ’nün “devlete sızma” girişimleriyle mücadele ederken, 1960 yılında kaleme alınan 2 ayrı istihbarat raporu ortaya çıktı. Milli Birlik Komitesi’ne de sunulan raporlarda bugün olduğu gibi “bakanlıklar ve kamu kurumlarının” sinsi sinsi işgal edilmek istendiği ifade ediliyor.
Haber Merkezi 11 Eylül 2019, 04:00 Son Güncelleme: 11 Eylül 2019, 04:37 Yeni Şafak

Teröristbaşı Gülen (sol) Kasım Gülek (sağ)
Türkiye, değişik isimlerle faaliyet gösteren masonlar ile masonik terör örgütü FETÖ’nün ‘devlet kadrolarına’ sızma girişimleri ile mücadele ederken 1960 yılında kaleme alınan çarpıcı 2 ayrı istihbarat raporu ortaya çıktı. Milli Birlik Komitesi’ne de sunulan raporlarda tıpkı bugün olduğu gibi “bakanlıkların” ve “Kamu kurumlarının” sinsi sinsi işgale çalışıldığı belirtildi.
DARBECİLER RAPOR İSTEDİ

Gerçek Hayat dergisi
Gerçek Hayat dergisi, FETÖ’nün kurucuları arasında yer alan CHP’nin eski Genel Sekreteri Kasım Gülek’in arşivinde yer alan masonlukla ilgili şok belgelere ulaştı. Derginin bu haftaki sayısında yer alan bilgilere göre 27 Mayıs darbesinden sonra yönetimi eline alan Millî Birlik Komitesi, dönemin İçişleri Bakanlığı’na bağlı, Emniyet Umum Müdürlüğü ile daha sonra adı Milli İstihbarat Teşkilatı olarak değiştirilecek Millî Amele Hizmet Teşkilatı’na (MAH) 2 ayrı yazı yazarak Türkiye’deki masonluk faaliyetleri ve masonlar hakkında bilgi talep etti.
HER YERİ İŞGAL ETTİLER
Türkiye farklı isimler altındaki mason kuruluşları ve masonik örgüt FETÖ’nün “devlete sızma” girişimleriyle mücadele ederken 1960 yılında kaleme alınan 2 ayrı istihbarat raporu ortaya çıktı. Milli Birlik Komitesi’ne de sunulan raporlarda bugün olduğu gibi “bakanlıklar ve kamu kurumlarının” sinsi sinsi işgal edilmek istendiği ifade ediliyor.
Emniyet Umum Müdürlüğü, 14 Eylül 1960 tarihinde komiteye cevap verdi. “Gizli” damgalı Müsteşar Hilmi İncesulu imzalı raporda masonlar ve FETÖ gibi masonik örgütlerin bugün olduğu gibi geçmişte te devleti ele geçirmeye çalıştığını ortaya koydu. Raporda şu ifadelere yer verildi. “Vekâletlerde (Bakanlıklarda), İktisadi Devlet Teşekkülleri (KİT)’nde ve diğer devlet müesseselerinde, kanunsuz ve yolsuz birçok işlerin müsebbipleri ve suçluları olarak tanınanlar halen kilit noktalarını işgal etmekte ve İnkılabın ilk günlerinde uzaklaştırılmış olanlarda perde arkasında çalışanların tavsiye ve himayeler ile maalesef gene sinsi sinsi diğer kilit noktalarını işgale çalışmakta ve muvaffak olmaktadırlar.”
BİR BİRLERİNİ TUTUYORLAR
Devlete sızmanın belgeleri
“Milliyetperver ve vatansever olarak bilinen şahsiyetlerin ifadelerine göre, her türlü vasfını kaybeden bu soysuzlaşmış klik, Siyonizm’in aleti olmakta ve bir maşa gibi kullanılmaktadır. Klik mensuplarına birbirlerini son derece tutmakta ve himaye etmektedirler. Halen kilit noktalarını ellerinde bulunduran bu teşkilatın yolsuz işlerde ün yapmış mensupları ve nasıl tayin edildikleri her gün hayretle müşahede edilmekte olan diğer emsalleri dikkat ve hassasiyetle kovuşturmayı icap ettiren sinsi ve tehlikeli bir cereyanın en yeni ve en canlı örnekleridir. Bu cereyan hemen hemen her vekâlet ve müesseseye nüfuz etmiş ve bazı vekâletlerde de kesâfet (çoğunluk) tesis etmiştir.”
İnönü’nün mason olduğu gizlendi!
İsmet İnönü (Sağ)
Milli Birlik Komitesi’ne gönderilen 2 raporda da İsmet İnönü’nün korunması dikkat çekti. Gerçek Hayat’ın yayınladığı belgelere göre dönemin ünlü masonlarının ismi tek tek sıralanırken 1937 yılında “İstiklal-Areopage” adlı locaya kayıt yaptıran İnönü’nün adına yer verilmedi.
İşte o kayıt belgesi
Ayrıca raporun hazırlanma aşamasında ilgili kuruma resmi bir yazı gönderen Milli Birlik Komitesi Üyesi Albay Mehmet Şükrü Özkaya, “Masonlarla ilgili hazırlanan raporda Sn. İnönü’nün isminin kesinlikle yer almaması gereği bilgilerinize arz olunur…” diyerek talimat verdi.
İnönü hakkında verilen talimatın belgesi
MAH’ın raporunda da mason locasına kayıtlı İsmet İnönü’den övgüyle bahsedildi. Raporda masonların, İsmet İnönü’ye düşman olduğu öne sürüldü.
Mustafa Kemal’e de liderlik teklif ettiler
- Milli Birlik Komitesi’ne yazı gönderen diğer kurum ise adı Milli İstihbarat Teşkilatı olarak değiştirilen Millî Amele Hizmet Teşkilatı (MAH)… 14 Temmuz 1960 tarihli üç bölüm/6 sayfadan oluşan raporda çarpıcı tespitlere yer verildi. Raporda önce masonluğun dünyadaki tarihçesine değinildi, ardından da Türkiye’deki yapılanması özetlendi. Raporda Masonluğun Türkiye’ye 1738 tarihinden sonra girdiği, 1925’te dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’ya 33’üncü derece ile fahri reislik unvanının teklif edildiği, ancak kabul etmediği belirtildi.
- İŞTE ÜNLÜ MASONLAR
- Şükrü Kaya, Hasan Saka, Tevfik Rüştü, Cemil Uybat, Kazım Özalp, Mim Kemal, Vali Üstündağ, amiral Mehmet Ali ve Fahrettin Kerim Gökay’ın mason teşkilatında rol oynamış 33 dereceli liderlerden olduğu vurgulandı. Raporun tahlil ve kıymetlendirme bölümünde ise masonların Osmanlı’dan bugüne kadar yürüttüğü faaliyetlere dikkat çekildi. Raporda özetle şunlar kaydedildi:
- OSMANLIYI ÇÖKERTTİLER
- “Masonluğun Türkiye’deki tarihçesinde ibretle görüyoruz ki; asırların, türlü entrikaların ve harplerin yıkamadığı muhteşem Osmanlı İmparatorluğu’nun ulu gövdesine yabancı uyruklu muhtelif mason hücre ve elemanlarınca veba mikrobu gibi saldırıyorlar. Ellerindeki ölüm fermanındaki imza Masonluğun esas düsturu: Hürriyet - Müsavat - ve Uhuvvettir. Masonların hakiki hedefi, yoksa ne hürriyet, ne müsavat ve ne de uhuvvettir. Milleti millet yapan özü, o büyük cevheri için için sinsi sinsi kemirmek ve kof bir gövde gibi yere sermektir. “Gaye vasıtayı mubah kılar” düsturu esas prensipleridir.”
- YABANCILAR DESTEKLİYOR
- “Ermeni, Yahudi, Rum, İngiliz, Fransız, İtalyan, mason hücreleri anavatanda cirit atıyorlar ve yuvalarını ekalliyetlerin temerküz ettiği bölgelerde kuruyorlar, destekleniyorlar ve gelişiyorlar. Mason locaları denen bu tekkelere rağbet eden Türkler ilk zamanlarda, biraz Avrupa’da dolaşmış yüzü, gözü açılmış, Frenkçeyi hecelemiş züppeleşmiş kişilerdi.”




DARBE İMALI BİLDİRİYE TEPKİ
"YUNAN BAKAN TARİHE GEÇECEK!"
RUSYA-UKRAYNA GERİLİMİ...
AK PARTİ MYK TOPLANIYOR





