ABD basınından yeni iddia: 'Orta Doğu'ya 5 bin Deniz Piyadesi gönderilecek'
Giriş Tarihi:14 Mart 2026 10:44Son Güncelleme:14 Mart 2026 10:53
Trump İran’da neden başarısız? İşte savaşı kazanamamasının 7 sebebi!
Söz konusu yetkili kaynaklar, İran'ın Hürmüz Boğazı'na yönelik saldırılarını artırmasıyla birlikte ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Orta Doğu'ya birkaç savaş gemisi ile 5 bin Deniz Piyadesi ve denizciden oluşan bir amfibi hazır grubu ve ona bağlı Deniz Piyade seferi birliği gönderilmesini onayladığını ileri sürdü.
Orta Doğu'ya doğru ilerliyor
Talebin ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığından (CENTCOM) geldiğini belirten yetkililer, Japonya merkezli USS Tripoli ve ona bağlı Deniz Piyadeleri birliğinin şu anda Orta Doğu'ya doğru ilerlediği bilgisini paylaştı.
Pentagon sözcüsünün bu iddia hakkında yorum yapmaktan kaçındığı aktarılırken, bu hamlenin, Hürmüz Boğazı'nın kapatılarak küresel ekonominin aksaması, benzin fiyatlarının yükselmesi ve Başkan Donald Trump için büyük bir siyasi zorluk oluşturmasıyla aynı zamana denk geldiğine vurgu yapıldı.Orta Doğu ateş hattında! B-2 hayalet uçakları Tahran semalarında | Trump'tan tarihi tehdit
CANLI | Orta Doğu ateş hattında! B-2 hayalet uçakları Tahran semalarında | Trump'tan tarihi tehdit
ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı savaş Orta Doğu'daki krizi tırmandırıyor. ABD Başkanı Donald Trump, İranlıları öldürmenin büyük bir onur olduğunun altını çizerken "Bugün bu aklını yitirmiş aşağılıkların başına neler geleceğini izleyin" ifadelerini kullandı. Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM), hayalet uçak olarak bilinen ABD’nin B-2 uçaklarının İran'ı vurduğunu duyurdu. Öte yandan Trump yaptığı açıklamada İran'ın Hark Adası'nı hedef aldıklarını söyledi.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı savaşın ardından İran, Erbil'deki Fransız askeri üssünün vurdu. Dini Lider Mücteba Hamaney'in açıklamalarının ardından Irak'ta ABD ordusuna ait yakıt ikmal uçağı düşürülürken Orta Doğu'da karşılıklı saldırılar devam ediyor... 2 saat 27dk önce İRAN 2 HAFTADA EN AZ 9147 FÜZE SALDIRISI DÜZENLEDİ İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına misilleme kapsamında 28 Şubat’tan bu yana çoğunluğu Körfez bölgesinde 7 Arap ülkesindeki ABD üsleri ile kritik noktalara en az 917 füze saldırısı gerçekleştirdiği bildirildi. ABD ile İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleri devam ederken Körfez ülkelerinde birçok kritik nokta hedef alındı.Anadolu Ajansı muhabirinin saldırıya uğrayan ülkelerin savunma bakanlıklarına ve enformasyon merkezlerini esas alarak derlediği bilgilere göre saldırılardan en fazla etkilenen ülke Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) oldu. BAEBAE Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, hava savunma sistemlerinin dün gün boyunca İran'dan fırlatılan 7 balistik füze ve 27 İHA'ya müdahale ettiği belirtildi.Saldırıların başından bu yana, BAE savunma sistemlerinin 285 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1567 İHA'ya müdahale ettiği kaydedildi.Ülkeyi hedef alan saldırılarda şu ana kadar farklı uyruklardan 6 kişinin hayatını kaybettiği, 141 kişinin yaralandığı bildirildi.Açıklamada ayrıca Savunma Bakanlığının devletin güvenliğini hedef alan her türlü tehdide karşı hazır ve teyakkuzda olduğu vurgulandı. KUVEYT Kuveyt Hükümeti Enformasyon Merkezi ve Kuveyt ordusunun yaptığı açıklamalara göre, İran saldırılarının başlangıcından bu yana 251 balistik füze ve 472 İHA engellendi.BAHREYNBahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu tarihten bu yana ülkeye yönelen 121 füze ve 193 İHA'nın savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiği bildirildi.Açıklamada, "bu acımasız saldırıların" İran tarafından gerçekleştirildiği belirtilerek, Bahreyn'in "terörist saldırılar" şeklinde nitelediği bu saldırı dalgasına karşı mücadelesini sürdürdüğü belirtildi. KATAR Katar Savunma Bakanlığı, ülkeye 166 balistik füze, 75 insansız hava aracı ve 2 Su-24 savaş uçağıyla saldırı düzenlendiğini açıkladı. ÜRDÜN Ürdün ordusu, ABD-İsrail'in İran'a saldırıları sırasında ülkeye yönelen 60 füze ve 59 insansız hava aracından 108’inin imha edildiğini açıkladı.
SAVAŞIN GİDİŞATI TRUMP'I ZOR BİR YOL AYRIMINA SÜRÜKLÜYORCNN'e göre, ABD Başkanı Donald Trump İran savaşı konusunda son derece zorlu bir stratejik yol ayrımına doğru ilerliyor. Analize göre Trump henüz Vietnam Savaşı döneminde görev yapan Lyndon Johnson ya da Irak Savaşı'ndaki George W. Bush gibi kaybedilmiş bir çatışmayı uzatan başkanların durumuna düşmüş değil, ancak tehlike işaretleri giderek artıyor.
Yaklaşık iki haftadır süren savaşın en çarpıcı gelişmelerinden biri İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması oldu. Dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolunun kapanması, Washington'ın askeri üstünlüğüne rağmen savaşın seyrini karmaşık hale getirdi.
Emekli ABD Donanma Kaptanı Lawrence Brennan, CNN'e yaptığı değerlendirmede "Hürmüz Boğazı'nı kullanamazsanız zafer kazanamazsınız. Boğazın yeniden uluslararası ticarete açılması gerekiyor ve bu mevcut koşullarda çok zor, hatta imkânsız olabilir" dedi.
1. HÜRMÜZ BOĞAZI KRİZİ KÜRESEL EKONOMİ İÇİN RİSK OLUŞTURUYOR
ABD merkezli CNN'e göre, İran'ın boğazı fiilen kapatması petrol fiyatlarını hızla yükseltti ve küresel enerji piyasalarında şok etkisi yarattı. Körfez'deki tankerlere yönelik saldırılar ve artan sigorta maliyetleri ticari gemilerin bölgeden geçmesini zorlaştırıyor.
Analistlere göre ABD Donanması gemisavar füzeleri, deniz ve hava insansız araçları nedeniyle bölgeye girmekte temkinli davranıyor. Boğazı askeri güçle açmanın ise hızlı ve net bir çözümü bulunmuyor.
Savunma Öncelikleri adlı düşünce kuruluşunda askeri analiz direktörü olan Jennifer Kavanagh, İran'ın düşük maliyetli insansız hava araçlarıyla bile boğazı kapalı tutabildiğine dikkat çekerek, "Boğazı zorla açmanın gerçekten iyi bir yolu yok" değerlendirmesinde bulundu.
WASHİNGTON ZAFER İLAN EDERKEN SAHADAKİ TABLO KARMAŞIK
Habere göre Trump yönetimi operasyonun askeri açıdan önemli sonuçlar doğurduğunu savunuyor. ABD-İsrail ortak hava saldırılarının İran'ın füze ve insansız hava aracı kapasitesine ciddi zarar verdiği, güvenlik aygıtını zayıflattığı ve bölge dışına tehdit oluşturma kapasitesini sınırladığı ifade ediliyor.
Trump da Kentucky'de yaptığı açıklamada operasyonun başarıyla sonuçlandığını savundu. "Şunu söyleyeyim, kazandık. 'Kazandınız' demek için erken olmaz. İlk saatte her şey bitti ama kazandık." diyen Trump, ABD ordusunun eşsiz bir performans sergilediğini belirtti.
Ancak CNN'e göre sahadaki gelişmeler Washington'ın zafer anlatısını desteklemekten uzak.
Bu durum ABD iç siyasetinde de tartışma yarattı. Demokrat siyasetçiler operasyonu askeri açıdan başarı, stratejik açıdan ise başarısızlık olarak nitelendirmeye başladı.
3. ABD İLE İSRAİL ARASINDA STRATEJİK FARKLILIK İŞARETLERİ
Haberde savaşın geleceği konusunda Washington ile Tel Aviv arasında da görüş ayrılıklarının ortaya çıkabileceğine vurgu yapıldı. ABD yönetimi siyasi bir çözüm arayışına yönelebilirken İsrail'in İran'da rejim değişikliğini hedefleyen daha uzun vadeli bir strateji izleyebileceği değerlendirildi.
Trump, savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin kararın kendisi ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasında "karşılıklı" alınacağını söylemişti. Bu açıklama, bazı çevrelerde yabancı bir liderin ABD'nin askeri kararları üzerinde etkili olabileceği yönünde tartışma başlattı.
4. NET BİR SAVAŞ ANLATISI YOK
ABD yönetiminin savaş hedeflerine ilişkin açıklamalarındaki kafa karışıklığı ve çelişkiler, özellikle Orta Doğu'daki olaylar Trump'ın kontrolünden çıkmaya devam ederse, tutarlı bir zafer öyküsünün oluşturulmasını da engelleyebilir.
5. İRAN'IN NÜKLEER PROGRAMI TAMAMEN ORTADAN KALKMIŞ DEĞİL
Habere göre Trump yönetimi İran'ın nükleer programının büyük ölçüde yok edildiğini öne sürüyor. Ancak uluslararası gözlemciler İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını koruyup korumadığı konusunda kesin bir yargıya varmış değil.
BM nükleer denetim kuruluşu, İsfahan'daki nükleer tesiste yaklaşık 200 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum bulunduğunu değerlendiriyor. Bu stokların varlığı, İran'ın gelecekte nükleer programını yeniden başlatma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyor.
6. İRAN'DA REJİM KARŞITI AYAKLANMA BEKLENTİSİ GERÇEKLEŞMEDİ
Trump savaşın başlangıcında İran halkına seslenerek "özgürlüğünüzün saati yaklaşıyor" demiş ve rejime karşı ayaklanma çağrısı yapmıştı.
Ancak şu ana kadar İran'da geniş çaplı bir halk ayaklanması görülmedi. Analistlere göre bombardıman sona erdiğinde İran yönetiminin daha sert bir iç baskı politikası uygulaması daha olası görünüyor.
ABD'liler artan enerji maliyetleriyle karşı karşıya kalırken, savaşta ölen askerlerin sayısı da kamuoyundaki desteği etkileyebilir.
7. ABD'DE EKONOMİK VE SİYASİ BASKI ARTABİLİR
CNN'nin haberine göre savaşın ekonomik sonuçları da Washington için önemli bir risk oluşturuyor. Petrol fiyatlarının yükselmesi ABD'de benzin fiyatlarını artırırken, bu durum özellikle ara seçimlere yaklaşan bölgelerde siyasi baskıyı büyütebilir.
ABD’yi korkutan İran senaryosu! İşte Tahran’ın elindeki kozlar: “Trump’ın politikası yanlış hesaplandı”
ABD basınına göre, ABD'nin İran'la yürüttüğü savaşı hızlı şekilde sona erdirmesi kısa vadede petrol piyasalarını rahatlatabilir ancak uzun vadede ciddi jeopolitik riskler doğurabilir. Uzmanlar, İran yönetiminin ayakta kalması halinde Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı tehdit ederek küresel enerji akışını baskı aracı haline getirebileceğini ve nükleer silah geliştirme motivasyonunun artabileceğini belirtiyor. Ayrıca böyle bir senaryonun ABD'nin müttefikleri üzerindeki güvenilirliğini zayıflatabileceği ve bölgedeki Körfez ülkelerini İran'ın baskısına daha açık hale getirebileceği değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlatılan savaşı kısa sürede sona erdirme sinyali vermesi, küresel piyasalar açısından geçici bir rahatlama sağlayabilir ancak uzun vadede ciddi stratejik riskler barındırıyor.
ABD merkezli The Wall Street Journal'a göre Trump, yükselen petrol fiyatları ve kendi siyasi tabanından gelen tepkiler nedeniyle iki haftadan kısa süre önce başlayan savaşın sona ermesini istediğini ima etti. Ancak İran'ın buna izin vermesi halinde bile çatışmanın erken bitirilmesi bölgesel dengeleri daha kırılgan hale getirebilir.
TAHRAN ENERJİDE CİDDİ BASKI ARACI SAĞLAYABİLİR Habere göre Washington'un zafer ilan ederek bombardımanı durdurması ve Orta Doğu'ya konuşlandırdığı geniş hava ve deniz güçlerini geri çekmeye başlaması kısa vadede küresel piyasaları rahatlatabilir. Aynı zamanda uzun süreli bir savaştan endişe eden Amerikan seçmenlerini de yatıştırabilir. Ancak İran'daki teokratik rejimin yerinde kalması ve ülkenin füze ile insansız hava aracı kapasitesini koruması, Tahran'a enerji piyasaları üzerinde ciddi bir baskı aracı sağlayabilir.
TAHRAN'IN EN BÜYÜK KOZU: HÜRMÜZ BOĞAZI The Wall Street Journal'a göre İran, kısa menzilli füzeler, insansız hava araçları ve deniz mayınlarıyla Hürmüz Boğazı'nı tankerler için son derece riskli hale getirebilecek kapasiteye sahip.
Savaş başlamadan önce dünyanın petrol arzının yaklaşık yüzde 20'si her gün bu dar geçitten taşınıyordu. Sadece bir gün içinde bölgede üç geminin vurulması, bu tehdidin ne kadar gerçek olduğunu gösterdi.
Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü'nden Andrew Tabler, İran rejiminin ayakta kalmasının enerji güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Eğer rejim--hatta zayıflamış bir rejim bile-- iktidarda kalırsa, füzelerinin ve insansız hava araçlarının Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerleri ve Körfez'deki enerji altyapısını tehdit etmesini ne engelleyebilir?" ifadelerini kullandı. Tabler'a göre bunun enerji fiyatları üzerindeki etkisi "muazzam" olabilir.
Analize göre İran'ın bir diğer stratejik hamlesi ise enerji akışını seçici şekilde kontrol etmek olabilir. Tahran'ın Çin gibi dost ülkelerin petrol sevkiyatına izin verirken diğer ülkelerin geçişini engellemesi, küresel enerji piyasasında yeni bir jeopolitik baskı aracı yaratabilir.
BOĞAZIN YENİDEN AÇILMASI KARA OPERASYONU GEREKTİREBİLİR Askeri analistlere göre İran'ın Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatması halinde deniz trafiğinin yeniden güvenli hale getirilmesi için İran'ın kıyı şeridinde kara operasyonları gündeme getirilebilir. Bunun ise çatışmanın daha geniş bir savaşa dönüşmesi ve Amerikan kayıplarının artması riskini beraberinde getirebileceği ifade edildi.
ABD merkezli The Wall Street Journal'a göre savaşın gidişatı yalnızca Orta Doğu'da değil, Asya'da da yakından izleniyor. ABD ordusunun performansı özellikle Çin ile rekabet bağlamında Güney Kore, Japonya ve Tayvan gibi Washington'un müttefikleri açısından kritik bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Savaşın başlamasından 12 gün sonra İran hâlâ Orta Doğu'daki hedeflere füze ve insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlemeye devam ediyor. Bu saldırıların temposu azalmış olsa da İran'ın ABD'ye ait bazı hassas askeri hedefleri, özellikle hava savunma sistemlerinin radarlarını hassas vuruşlarla hedef alabilme kapasitesi dikkat çekiyor.
SAVAŞ, ABD'NİN KÜRESEL KONUMUNA ZARAR VERME RİSKİ TAŞIYOR Londra'daki SOAS Çin Enstitüsü Direktörü Steve Tsang'a göre bu savaş, ABD'nin küresel konumuna zarar verme riski taşıyor. Tsang, "Bu savaş ABD'nin dünyadaki konumuna zarar veriyor ve Çin'e Orta Doğu'da ve Küresel Güney'de daha fazla alan açıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Habere göre bazı uzmanlar İran'ın askeri gücünün ciddi zarar gördüğünü ancak tamamen ortadan kaldırılmadığını vurguluyor. Daha önce Umman'da ABD büyükelçiliği yapan Marc Sievers, "Rejim askeri gücünün büyük bir kısmını kaybetti ancak tamamını değil. Eğer ayakta kalırlarsa yeniden inşa etmek için ellerinden geleni yapacaklardır" dedi.
NÜKLEER SİLAH RİSKİ ARTABİLİR ABD merkezli The Wall Street Journal'a göre en büyük risklerden biri de İran'ın nükleer programı. Beyaz Saray ve ABD istihbaratında nükleer konularda görev yapmış Eric Brewer, savaşın erken sona ermesinin İran'ın nükleer silah geliştirme motivasyonunu artırabileceğini belirtiyor.