MHP lideri Bahçeli: Ne Kerkük'ü ne de Musul'u unuturuz
Giriş Tarihi:28 Nisan 2026 10:35 Son Güncelleme:28 Nisan 2026 11:36
MHP Lideri Bahçeli'den Kerkük mesajı: Yeni düzen bölgeye nefes aldıracak
Devlet Bahçeli'den Ursula von der Leyen'in sözlerine tepki: Avrupa Türkiye'siz yapamaz
MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, ne Kerkük’ü ne de Musul’u unutacaklarını vurgularken, “Terörsüz Türkiye” süreciyle birlikte bu bölgelerin de nefes alacağını ifade etti. Millet olmanın birlikte yürüme ahdi olduğunu vurgulayan Bahçeli ayakta oldukları sürece ezanların susmayacağını söyledi.
MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
Değerli milletvekillerim, hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri, sözlerimin hemen başında hepinizi en derin kardeşlik duygularımla, hürmetle, muhabbetle ve hasretle selamlıyorum. Cenab-ı Allah'tan hayırlarla, bereketle, sıhhatle, metanetle ve huzurla dolu bir hafta geçirmenizi niyaz ediyorum. Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya mecraları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda onurlu bir hayatın, asil bir yürüyüşün, sabırlı bir varoluşun mücadelesini veren bütün kardeşlerimize en iyi dileklerimi iletiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha siz kıymetli dava arkadaşlarımla aynı çatı altında bulunmaktan bahtiyar olduğumu ifade ediyor, her birinizi gönülden selamlıyorum.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.
Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle;
* Değerli milletvekillerim, hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri, sözlerimin hemen başında hepinizi en derin kardeşlik duygularımla, hürmetle, muhabbetle ve hasretle selamlıyorum.
* Cenab-ı Allah'tan hayırlarla, bereketle, sıhhatle, metanetle ve huzurla dolu bir hafta geçirmenizi niyaz ediyorum.
* Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya mecraları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda onurlu bir hayatın, asil bir yürüyüşün, sabırlı bir varoluşun mücadelesini veren bütün kardeşlerimize en iyi dileklerimi iletiyorum.
* Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha siz kıymetli dava arkadaşlarımla aynı çatı altında bulunmaktan bahtiyar olduğumu ifade ediyor, her birinizi gönülden selamlıyorum.
* Dünya sıkıntılı bir imtihandan geçmektedir, küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmekte, jeopolitik zemin kaymakta, ekonomik gerilimler, siyasal fay hatları daha da sertleşmekte, devletler irade, milletler metanet, toplumlar ise sabır testine zorlanmaktadır.
* Kökü mazide olan atiyim sözü bu milletin tarih ile istikbal arasındaki büyük yürüyüşünü tek başına anlatmaya kafidir çünkü Türk milleti mazisini geleceğe yön veren bir kudret kaynağına dönüştüren büyük bir tarih öznesidir.
* Dünya sıkıntılı bir imtihandan geçmektedir, küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmiştir.
"TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ GEÇİCİ HEVESLERİN DEĞİL ÜLKÜYE ADANMIŞLARIN DAVASIDIR"
* Millet yalnızca aynı hudutlar içinde yaşayan insanların toplamı olarak anlaşılmamalıdır. Millet, aynı kaderi yüklenmiş, aynı vatanda yan yana durmayı tarih önünde iradeye dönüştürmüş, birbirinin acısına alışmış, sevincine iştirak etmiş, hafızasını müşterek hatıralarla beslemiş beşeri ve siyasi bir terkiptir
* 3 Mayıs ülküleşmiş bir iradenin, şahsiyet kazanmış bir dava ahlakının tarih içinde görünür hale geldiği kutlu bir yolun kanla yıkanmış taşlarıdır.
*"Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir" sözü Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün en veciz şekilde ortaya koyan tariflerden birdir.
*3 Mayıs şahsiyet kazanmış bir dava ahlakının tarih içinde görünür hale geldiği bir yolun kanla yakanmış taşlarıdır.
*Türk Milliyetçiliği geçici heveslerin değil ülküye adanmışların davasıdır. Türk Milliyetçiliği günü kurtarmaya memur dar kadroların değil asırları inşa etmeye namzet olanların mirasıdır.
*3 Mayıs 1944'te ayağa kalkan milli ruh, zaman içinde siyasi bir mecraya kavuşmuş çok çetin yollardan geçmiştir.
*Milliyetçi Hareket Partisi devletin ve milletin varlığında kendi varlığını eritenlerin burcudur. Milliyetçi Hareket Partisi mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, son sığınağıdır.
*Milliyetçi Hareket Partisi mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, son sığınağıdır. Bu dava hatırlayanların değil taşıyanların davasıdır.
*Bizim milliyetçiliğimiz yalnızca Anadolu coğrafyasına sıkıştırılabilecek bir itibar davası olarak görülemez.
*Misak-ı Milli coğrafyası denildiğinde yüreklerimize hasret düşmektedir.
*Bu hasretlerin başında ise Kerkük coğrafyası gelmektedir.
*Kerkük ecdadımızın hüzünle yoğrulmuş emaneti onur mücadelesinin bayraktarı Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır.
*Bu itibarla Kerkük'e baktığımızda asırlık hicranı görüyoruz.
Kerkük Türkmenlerinin uzun süredir maruz bırakıldığı zulüm Türk milletinin vicdanına kazınmış kahredici bir imtihandır.
*Kerkük söz konusu olduğunda vazife için saflara koşacak ülkücülerin sesi sadakat ve seferberlik ifadesiydi.
*Türkmenli söz konusu olduğunda Milliyetçi ülkücü hareketin tavrının Kerkük bahsinde gevşemeyeceğini gevşetilemeyeceğini gösteren namus yeminiydi.
* Arzumuz Kerkük'ün Türkmen'iyle, Arap'ıyla, Kürt'üyle, Süryani'siyle Irak'ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir.
* Kerkük'ün bizlere bir miras, Türkmen soydaşlarımızın ise sahipsiz bırakılmayacak bir emanet olduğunu, Türk milletinin de ne denli elemli bir millet olduğunu bir kez daha cümle âleme göstermiş olduk. Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır. Soydaşlarımız canıyla, malıyla, diliyle ve duasıyla yurdundan koparılamayacaktır.
Von Der Leyen'in açıklaması kaza sayılamaz. Sıradan bir söz olarak geçiştirilemez. Avrupa Türkiye'yi anlamakta arıza yaşıyor.
* Mesele Ankara'nın istikameti değil Brüksel'in iki yüzlü siyasetidir, mesele Türkiye'nin duruşu değil, Türkiye'yi gerektiğinde dışlayıp gerektiğinde kullanmak isteyen çarpık, çıkarcı, iki yüzlü Avrupa zihniyetidir.
* Türkiye 'Gel' denildiğinde gelen, 'Git' denildiğinde giden bir unsur gibi görülemez, Türkiye dosttur fakat dostluğu tahrike açık bir mahiyette değildir, Türkiye ile ilişki kurmak isteyen herkes önce bu milletin onurunu, bu devletin vakarını ve bu tarihin ağırlığını hesaba katmak zorundadır.hesaba katmak zorundadır.
AB'YE TEPKİ
Avrupa Komisyonu Başkanı 21 Nisan 2026 tarihinde Avrupa kıtasının Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğini söylemiştir. Bu söz sıradan bir cümle gibi geçiştirilemez. Avrupa Birliği yürütme organının en üst siyasi makamından çıkan bu ifade bir yorumcunun bir köşe yazarının ya da tarihi bir aktörün beyanı sayılamaz. Avrupa Komisyonu başkanının ağzından dökülen bu söz dilin kazası olarak görülemez. Nitekim bu küstah dilin jeopolitik bakımdan sorunlu bulunduğu bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir.
Türkiye ile ilişki kurmak isteyen herkes önce bu milletin onurunu bu devletin vakarını ve bu tarihin ağılığını hesaba katmak zorundadır.
Herkes şunu çok iyi bilmelidir Türkiye yalnız rahat günlerin devleti değildir. Bu milletin acı eşiği yüksektir. Bu devletin kriz hafızası derindir. Türkiye sarsıntı anlarında savrulmayan yüksek basınç anlarında paniğe kapılmayan tahrik karşısında öfkesini akla, gerilimi stratejiye tevil eden köklü devlet geleneğinin bugünkü adıdır. "