İstanbul'da verilen mücadele 15 Temmuz'un dönüm noktalarından biri oldu

Genelkurmay Karargâhı, hem darbecilerin ordunun kontrolünü ele geçirme çabaları hem de Karargâh dışındaki protestolar nedeniyle 15 Temmuz gecesinin en kritik merkezlerindendi.

YAŞAM - 2026-05-26 14:05:14

Giriş Tarihi:26 Temmuz 2026 11:44Son Güncelleme:26 Temmuz 2026 13:35

İstanbul'da verilen mücadele 15 Temmuz'un dönüm noktalarından biri oldu

 
 
FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'da düzenlediği darbe girişimi sırasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde darbeci askerlerin halk üzerine kurşun yağdırması, hain kalkışmanın en çok akıllara kazınan görüntüleri arasında yer aldı.
İstanbul

Güvenlik güçleri ile vatandaşların 15 Temmuz gecesi darbe girişimine karşı verdiği mücadelede Türkiye genelinde 63’ü emniyet personeli, 6'sı askeri personel, 183'ü ise sivil olmak üzere 252 kişi şehit oldu, 2 bin 734 kişi de yaralandı.

FETÖ'nün darbe girişimi sırasında en kanlı olaylara Ankara ve İstanbul şahit oldu. İstanbul'da adı sonradan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yapılan Boğaziçi Köprüsü'nde 34 kişi şehit düştü.

Köprüde darbeci askerlerin halk üzerine kurşun yağdırması, hain kalkışmanın en tepki çeken görüntülerinden biri olarak hatırlanıyor.

AA muhabirinin resmi kurumlara, mahkeme ve savcılık dosyalarına yansıyan verilerden de yola çıkarak derlediği bilgilere göre, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ mensubu 8 binin üzerinde askeri personelin katıldığı, savaş uçakları da dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank 246 zırhlı aracın ve 4 bine yakın hafif silahın kullanıldığı kanlı darbe girişiminde darbeciler İstanbul'da en stratejik bölgeleri hedefledi.

Maltepe'deki General Nurettin Baransel Kışlası'nda cuntacı 17 subayın 12-15 Temmuz'da darbe toplantıları yaptığı, burada alınan kararlarla İstanbul'daki harekat ve sevkiyatların gerçekleştirildiği, Ankara'dan darbe için İstanbul'a gelen ve toplantılara öncülük eden Albay Muzaffer Düzenli'nin kalkışma gecesi askerlere, "Mukavemet edilirse ateş edin." talimatı verdiği belirlendi.

Darbeci subayların yaptığı planlama doğrultusunda, Kuleli Askeri Lisesi'nde saat 20.00 sıralarında alarm verildi. Hazırlıkların ardından 2 unimog 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne, 2 unimog da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne hareket etti.

Bir grup darbeci asker de Kandilli-Beykoz istikametine giderken okul önünden geçen bazı vatandaşlar derdest edildi.

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın kolluk kuvvetlerine, bulundukları noktaları korumaları, darbecilere direnç göstermeleri konusundaki talimatı üzerine Çengelköy Polis Merkezi Amirliği'nde görevli polisler, araçlarını karakolun kapısını kapatacak ve yolu kesecek şekilde park etti.

Köprüler trafiğe kapandı

Kuleli Askeri Lisesi Komutanlığından hareket eden askerler 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün Anadolu'dan Avrupa'ya gidiş yönünü tek taraflı trafiğe kapattı. Anlam verilemeyen askeri hareketlilik, ilk önce televizyon kanallarında haber oldu.

Darbecilerin yönetimindeki uçaklar, kent üstünde alçak uçuş yaparak sonik patlamalarla halkı sindirmeye ve dışarı çıkmalarını engellemeye çalıştı.

Bir televizyon kanalına bağlanan dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, saat 23.10 sıralarında olayları "kalkışma" olarak nitelendirip, Türk ordusu içinde bir grubun darbe girişiminde bulunduğunu duyurdu. Yıldırım'ın, açıklamaları üzerine başta sosyal medya olmak üzere pek çok farklı kesimden darbeye tepki gösterildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan vatandaşları meydanlara çağırdı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise saatler 00.24'ü gösterdiğinde CNN Türk kanalına bağlanarak yaptığı görüntülü konuşmayla milleti darbecilere karşı durmak üzere meydanlara çağırdı, camilerden de selalar okundu.

Çağrının ardından her yaş grubundan ve kentin her semtinden vatandaşlar bayraklarla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kısıklı'daki konutunun önüne, Atatürk Havalimanı'na, Büyükşehir Belediyesine, İl Emniyet Müdürlüğü önüne ve Taksim Meydanı'nın da aralarında bulunduğu alanlara koştu.

Köprünün adı değişti

15 Şehitler Köprüsü'ne akın eden binlerce kişinin üzerine saat 01.40'da askerler tarafından ateş açıldı. Tankın da kullanıldığı saldırılarda, aralarında polis memurları Münür Alkan, Kemal Tosun ile reklamcı Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip'in de bulunduğu 34 kişi şehit oldu.

Kanlı gecenin ardından bu köprünün adı "15 Temmuz Şehitler Köprüsü" olarak değiştirildi.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün Anadolu Yakası girişinde ise 2 kişi şehit oldu. Ümraniye Çakmak Köprüsü civarında bir vatandaş tankla ezilerek şehitlik mertebesine ulaştı.

İstanbul'da darbecilerin kontrolündeki savaş uçakları saat 03.20 sularında köprü üzerinde ve çeşitli ilçelerde alçak uçuş yaparken FETÖ'cüler, F-16'lar ile sonik patlamalar gerçekleştirdi.

Bayrampaşa'daki Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünü ele geçirmek amacıyla Sultangazi Baştabya Kışlası'ndaki 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'ndan yola çıkan 17'si rütbeli 58 askerin teslim olun çağrısına polisler direndi.

Desteğe gelen halkla buradaki darbeciler püskürtülürken bir vatandaş şehit oldu, 16 kişi de yaralandı.

Tanktan FETÖ'cü polis müdürü çıktı

Vatan Emniyet Müdürlüğü önüne ulaşan 67 darbeci asker de polisin ve halkın direnişi karşısında başarılı olamadı. İstanbul Emniyet Müdürlüğünü 4 tank ve bir Sikorsky ile kuşatan darbeciler, zırhlı araçları çevreleyen vatandaşların da sayesinde polis tarafından gözaltına alındı.

Tanklardan birinin içinden vatandaşlarca çıkarılan ve darbeci askerlerle birlikte hareket ettiği anlaşılan 4. Sınıf Emniyet Müdürü Mithat Aynacı da yakalandı.

Vatan Caddesi'nde AK Parti Fatih İlçe Başkanlığı önünde meydana gelen olaylarda Mehmet Güder şehit oldu.

Darbecilerin Vatan Caddesi'ndeki işgal girişimi başarıya ulaşmayınca buradaki halk, Saraçhane'deki İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) önüne akın etti. İBB önünde halkın üzerine ateş açan darbeciler, Prof. Dr. İlhan Varank'ın da aralarında bulunduğu 14 kişiyi şehit etti.

9 polis, 90 darbeci askere karşı durdu, halk imdada yetişti

İstanbul Valiliğini, Metris Kışlası'ndaki 47. Mekanize Motorlu Piyade Alay Komutanlığı'ndan çıkan 12'si rütbeli 90 asker işgal etti.

Emniyet Müdürü Cengiz Demircan, 90 asker karşısında 9 polis oldukları için darbecileri oyalamaya çalışırken bazı askerler arka kısımdaki caminin kapısını kırarak valilik binasına girdi. Birkaç emniyet ekibi ve 4 Özel Harekat polisiyle valilik önünde bulunan emniyet güçlerinin sayısı giderek artarken vatandaşların da desteğiyle darbeciler etkisiz hale getirildi.

Valilikteki askerlere destek için yine Metris Kışlasından iki tankla yola çıkan 24 darbeci asker ise Haliç civarında polis ve halk tarafından etkisiz hale getirildi. Polis araçlarını ezip ilerleyen darbeciler Valilik binasına varamadan durduruldu.

Darbecilerin hedeflerinden biri de 3 bine yakın kameranın bulunduğu İBB'ye ait Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) oldu. Burayı ele geçirmek için Hasdal Kışlası'ndaki 6. Motorlu Piyade Alayı'ndan gelen askerler, server odalarına girerek sistemi engellemeye, kamera ve ekranları devre dışı bırakmaya çalıştı. Binayı kuşatan vatandaşların üzerine açılan ateş sonucu 6 kişi yaralandı.

Kağıthane'deki İBB Lojistik Destek Merkezi ve Arıcılar Camisi de 6. Motorlu Piyade Alayı'ndan çıkan 28 asker tarafından ele geçirildi. Darbeci subaylar, buradaki görevlilere tüm birliklerin yemek ihtiyacını karşılamaları emrini verip, 10 bin kişiye yetecek şekilde 3 öğün yemek çıkarılmasını istedi.

Acıbadem Türk Telekom Bölge Müdürlüğü'ne gelen darbeci askerler de trafiği keserek çevrede toplananları uzaklaştırmaya çalıştı. Direnenlere hedef gözeterek ateş eden darbecilerin kurşunlarıyla biri muhtar Mete Sertbaş olmak üzere 7 kişi şehit düştü.

Harp Okulu öğrencilerini sahaya sürdüler

Yalova'da kampta olan 70 Hava Harp Okulu öğrencisini destek için iki otobüsle İstanbul'a getiren 3 subay ile 2 er, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne gelmeden Kavacık'ta polis ekiplerince durduruldu.

Cephanelikten öğrencilere verilmek üzere 20 sandık içinde 20 bin G3 tüfeği fişeğinin çıkartıldığı belirlendi.

47. Piyade Alayından tam teçhizatlı ve mühimmatlı olarak çıkan askerler 7 açık land ve 1 unimog ile 23.15'te AK Parti İl Başkanlığı binasını işgal etti. Vatandaşlar, AK Parti'li bazı belediye başkanları ile yöneticileri yalnız bırakmadı. Askerler sabaha doğru olay yerine getirilen otobüslerle kışlalarına gönderildi.

Çengelköy'de 7 şehit

Çengelköy Polis Merkezi Amirliğinde görevli polisler, emniyete ait araçlarıyla karakolun kapısını kapatacak ve yolu kesecek şekilde park edip tertibat aldı.

Buradaki esnaf, sıkıyönetim ilan edildiğini ileri sürerek yolun açılmasını isteyen darbecilere karşı polisin yanında yer aldı. Ateş açan askerler, polis ve vatandaşın direnciyle başarısız olduklarını anlayınca saat 05.48'te geri çekilme kararı aldı. Buradaki olaylar sırasında da gazeteci Mustafa Cambaz'ın da aralarında bulunduğu 7 kişi şehit oldu, 62 kişi yaralandı.

Vatandaşlar Kısıklı'ya akın etti

İstanbul'da darbe girişimine tepki gösteren binlerce kişi de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın evinin bulunduğu Üsküdar Kısıklı'da toplandı.

O gecenin hafızalara kazınan görüntülerinden birisi de burada yaşandı. Tankın iki kez üstünden geçtiği Sabri Ünal, bir kolundan yaralandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım'ın açıklamalarından sonra vatandaşlar Taksim Meydanı'nda da toplanmaya başladı. Cumhuriyet Anıtı çevresinde kontrolü sağlamaya çalışan darbeci askerler, halkın "kışlaya dönün" uyarılarını dikkate almadı. Halka ve polislere ateş edilmesi sonucu 39 kişi yaralandı.

TRT binalarının işgali

Bir grup darbeci asker TRT Ulus yerleşkesi güvenlik görevlilerine, "Terör tehdidi var, binayı süratle boşaltın" diyerek binayı işgal etti. Saat 22.30 sıralarında TRT binası bahçesine helikopterler indi. Vatandaşların tepkisi sonuç verdi ve darbeci albay Hüseyin Ergezen'in de aralarında bulunduğu 5 kişi sivil kıyafetler giyerek saat 06.00 sıralarında kaçtı, diğer darbeci askerler saat 07.45'te teslim oldu.

Darbecilerin hedefindeki bir diğer adres, Harbiye'deki TRT binası oldu.

Hasdal Kışlası'ndan çıkan bir grup asker, binaya girerek güvenlik görevlilerine "Bomba ihbarı var." şeklinde yalan söyledi. Buradaki olaylar sırasında da 3 kişi şehit oldu, yaklaşık 50 vatandaş yaralandı.

Atatürk Havalimanı'nda alçak uçuş

Darbeciler Atatürk Havalimanı'nın kapılarını tanklar vasıtasıyla saat 22.15 itibarıyla kapattı. Uçuş kontrol kulesini ele geçiren askerler, uçuşları durdurdu. F-16 jetleri ile havalimanı üzerinde alçak uçuş yapılarak yolcu uçaklarının iniş-kalkışı engellendi. Darbeci askerler, burada toplanan binlerce kişinin üzerine ateş etti. Pistte bulunan 17 yaşındaki Mahir Ayabak şehit düşerken, onlarca kişi yaralandı.

Atatürk Havalimanı önünde Metin Doğan'ın tankın önüne yatması 15 Temmuz'un unutulmaz bir diğer görüntüsü olarak hafızalara kazındı.

Darbeci subayların üs olarak kullandığı Maltepe'deki General Nurettin Baransel Kışlası'ndan çıkan 28'i subay ve astsubay 62 asker, Sabiha Gökçen Havalimanı'nı işgal etti. Havalimanından toplanan ve darbecilere geçit vermeyen halkın üzerine ateş edildi.

Marmaris'te tatil yaptığı otelden suikast girişimi öncesi ayrılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, saatler 03.20'yi gösterdiğinde darbecilerden temizlenen İstanbul Atatürk Havalimanı'na iniş yaptı.

Darbe karşıtı olan askerler de 15 Temmuz'da darbecilere karşı direniş gösterdi.

Harp Akademileri Komutanı Korgeneral Tahir Bekiroğlu, emir subayları tarafından evinden alınıp, Hadımköy Askeri Cezaevi'ne hapsedildi.

Tuzla'da Deniz Harp Okulu Komutanı Tümamiral Mesut Özel, darbeci 9 subay tarafından, ağzı bantlanıp elleri kelepçelendikten sonra rütbeleri sökülerek, Maltepe Askeri Cezaevi'ne konuldu. Deniz Harp Akademisi Komutanı Tuğamiral Tayyar Ertem de darbeciler tarafından derdest edildi.

Dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar'ı gözaltına almaya çalışan darbeciler ise başarısız oldu.

Üst düzey subayların kaldığı Fenerbahçe Orduevi'ne giden FETÖ'cü askerler, darbe karşıtı tavır göstermeleri muhtemel bir kısım generali kontrol altına almaya çalıştı.

Piyade Kurmay Albay Sait Ertürk şehit oldu

66. Zırhlı Tugayda, Piyade Kurmay Albay ve arkadaşları kahramanca bir direniş gösterdi.

3. Kolordu Komutanlığı'nda görevli 47 yaşındaki Piyade Kurmay Albay Sait Ertürk, darbe girişimini öğrenince devre arkadaşlarıyla iletişime geçti.

Ertürk, 66. Zırhlı Tugayı'nda verdiği mücadeleyle İstanbul için kilit rol oynayarak, tugayın darbe girişimine desteğini engelledi. Kurdukları iki timle, tankların, silahların ve askerlerin dışarı çıkmasını engelleyerek, tugay içindeki hareketlenmeyi durdurdu.

Sait Ertürk, tek kurşunla şehit düşerken Kartaltepe Kışlası Komutanı Piyade Albay Davut Ala ise vücuduna 7 mermi isabet etmesi sonucu ağır yaralandı.

Gişeleri tutup İstanbul'a girişleri kapattılar

Kartal Köprüsü ve Samandıra gişeleri Anadolu'dan İstanbul'a girişleri durdurmak için Sancaktepe'deki 23. Motorlu Piyade Alayı'ndan çıkan 117 darbeci asker tarafından kapatıldı. Buralarda darbeye direnen 11 vatandaş yaralandı.

Mahmutbey ve Ispartakule gişeleri ise İstanbul'a Trakya tarafından girişleri engellemek için Sultangazi Baştabya Kışlası'ndaki 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'ndan 36 asker tarafından kapatıldı. Tuzla Orhanlı gişeleri ve Mehmetçik Vakfı'nda meydana gelen olaylarda da 6 kişi şehit oldu, 42 kişi yaralandı.

Esenler Eski Hal Yolu Edirne İstikameti ve İSTOÇ civarı TEM Otoyolu üzerinde darbecilere karşı koyan 5 kişi tank tarafından ezilerek, şehit edildi.

Sarıyer'deki Borsa İstanbul'u 15 FETÖ'cü asker işgal etti. Darbeciler burada polis memuru Mehmet Şevket Uzun ile Fatih Satır'ı şehit ederken 46 kişiyi de yaraladı.

Medya darbeye karşı çıktı

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki kanlı darbe girişiminde CNN Türk binasının boşaltılması ve yayının kesilmesi emri verilerek çalışanlara silah doğrultuldu. Polis memurlarına ve toplanan vatandaşlara ateş açıldı. İlerleyen saatlerde darbeciler teslim oldu.

Beşiktaş'taki Vodafone Arena Stadı'na helikopterle inen darbeciler Digitürk binasını işgal etti. Yayını durduramayan askerler, cihazlara ateş etti. Polislerin gelmesi üzerine yapılan müzakerelerle darbeci askerler teslim oldu.

Dönemin İstanbul Valisi Vasip Şahin de saat 06.00 sıralarında bir televizyon kanalında, İstanbul ve Ankara'da FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin "Devlet duruma hakimdir." sözleriyle hain darbe girişiminin püskürtüldüğünü duyurdu.

Boğaz Köprüsü'nde barikat kuran darbeci askerler saat 06.42'de teslim oldu.

15 Temmuz gecesi ölenler ile sonrasında hayatını kaybedenlerle birlikte toplam 99 kişinin şehit olduğu darbe girişiminde İstanbul'da yaşananlar, hain kalkışmanın kilit noktasını oluşturdu.

AA

Kaynak: İstanbul'da verilen mücadele 15 Temmuz'un dönüm noktalarından biri oldu

 

COPYRIGHT © 2018 Bu yayının tüm hakları SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’na aittir. SETA’nın izni olmaksızın yayının tümünün veya bir kısmının elektronik veya mekanik (fotokopi, kayıt ve bilgi depolama vd.) yollarla basımı, yayımı, çoğaltılması veya dağıtımı yapılamaz. Kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir. SETA Yayınları 118 I. Baskı: 2018 ISBN: 978-975-2459-92-2 Uygulama: Hasan Suat Olgun Baskı: Turkuvaz Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş., İstanbul SETA | SİYASET, EKONOMİ VE TOPLUM ARAŞTIRMALARI VAKFI Nenehatun Cd. No: 66 GOP Çankaya 06700 Ankara TÜRKİYE Tel: +90 312 551 21 00 | Faks: +90 312 551 21 90 www.setav.org | info@setav.org | @setavakfi SETA | Washington D.C. 1025 Connecticut Avenue, N.W., Suite 1106 Washington D.C., 20036 USA Tel: 202-223-9885 | Faks: 202-223-6099 www.setadc.org | info@setadc.org | @setadc SETA | Kahire 21 Fahmi Street Bab al Luq Abdeen Flat No: 19 Cairo EGYPT Tel: 00202 279 56866 | 00202 279 56985 | @setakahire

 

ul SETA | SİYASET, EKONOMİ VE TOPLUM ARAŞTIRMALARI VAKFI Nenehatun Cd. No: 66 GOP Çankaya 06700 Ankara TÜRKİYE Tel: +90 312 551 21 00 | Faks: +90 312 551 21 90 www.setav.org | info@setav.org | @setavakfi SETA | Washington D.C. 1025 Connecticut Avenue, N.W., Suite 1106 Washington D.C., 20036 USA Tel: 202-223-9885 | Faks: 202-223-6099 www.setadc.org | info@setadc.org | @setadc SETA | Kahire 21 Fahmi Street Bab al Luq Abdeen Flat No: 19 Cairo EGYPT Tel: 00202 279 56866 | 00202 279 56985 | @setakahire SETA | İstanbul Defterdar Mh. Savaklar Cd. Ayvansaray Kavşağı No: 41-43 Eyüpsultan İstanbul TÜRKİYE Tel: +90 212 395 11 00 | Faks: +90 212 395 11 11 İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) Serdar Gülener, S. Hüseyin Öztürk İÇİNDEKİLER TAKDİM | 7 ÖZET | 9 GİRİŞ | 13 BİR TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK FETÖ | 15 FETÖ İLE MÜCADELENİN BİLANÇOSU VE ALINAN ÖNLEMLER | 19 FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI | 25 Askeri Okullara Öğrenci Yerleştirme | 26 TSK’daki Sızmanın Sürekliliğinin Sağlanması | 36 GATA’ya Sızma | 40 FETÖ’nün Askeri Mahrem (İmam-Abi) Yapılanması | 41 FETÖ’NÜN YARGIYA SIZMASI | 47 FETÖ’NÜN EMNİYET TEŞKİLATINA SIZMASI | 53 FETÖ’NÜN DİĞER KRİTİK DEVLET KURUMLARINA SIZMASI | 59 FETÖ’nün ÖSYM’ye Sızması | 59 FETÖ’nün Türkiye’nin Bilişim Altyapısına Sızması | 62 SONUÇ VE DEĞERLENDİRME | 69 7 TAKDİM 15 Temmuz 2016 Cuma gecesi Türkiye Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) içine uzun süre boyunca sızan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine tanık oldu. Ordu ve pek çok kurumun içerisinde kadrolaşmış bu terör örgütünün mensupları ülkenin kritik kurumlarını ele geçirmeye çalışarak kanlı bir darbe girişiminde bulundu. Darbe girişimi halkın demokratik tepkisi ve direnişi ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği sayesinde püskürtüldü. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında darbe teşebbüsüne katılan ve kamu imkanlarını illegal bir şekilde örgüt lehine kullanarak suça bulaşan FETÖ mensuplarına karşı mahkeme süreçleri daha da hızlandırıldı. Ayrıca örgüte irtibatı ve iltisakı tespit edilen kamu çalışanlarının devletten arındırılması sürecine hız verildi. FETÖ’ye karşı verilen mücadele sürecinde örgütün ülke içindeki finans kaynaklarına yönelik tedbirler de alındı. Yapılanması birçok ülkede devam eden FETÖ’ye karşı uluslararası alanda da çok önemli bir mücadele başlatıldı. Yabancı devletler FETÖ tehdidine yönelik uyarılırken yurt dışına kaçan veya yaşamını orada sürdüren örgüt üyelerinin iade edilmesi için girişimlerde bulunuldu. Verilen tüm bu mücadeleler sonucunda FETÖ yapılanması yurt içinde çökertilmesine rağmen çeşitli dış aktörler tarafından sağlanan koruma nedeniyle uluslararası planda örgütün nihai bir şekilde çökertilmesi sürecinde istenilen aşamaya henüz gelinemedi. FETÖ’nün bir terör örgütü olarak var olma amaçlarının başında kamu kurumlarına sızmak yer almıştır. Bu amacını yıllara yayılan bir stratejiyle gerçekleş- İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 8 tirmeyi amaçlamıştır. Bu manada kamu kurumlarında uzun yıllar boyunca sistematik bir şekilde kadrolaşan örgütün sızma stratejilerinin analiz edilmesi bir terör örgütü olarak FETÖ’nün karakteristiğini anlamak için elzemdir. Elinizde bulunan bu raporla örgütün devlete sızma stratejileri analiz edilmiş, bu amaç uğruna hangi yöntem ve yollara başvurduğu değerlendirilmiştir. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ilk andan itibaren darbecilere karşı net bir şekilde duruşunu ortaya koymuştur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “darbeci teröristlere karşı sokakları ve meydanları doldurma”ya davet eden çağrısına uyarak meydanlarda yerini almıştır. Aynı zamanda bir düşünce kuruluşu olarak kitap, rapor, analiz, perspektif ve yorumlarla sürece dair farklı dillerde çalışmalar yayımlamıştır. Bu çalışmalarda cuntacı darbe teşebbüsünün harekat planı ve mantığı, Batı medyası ve kamuoyunun darbe girişimine yönelik tavırları, kamu kurumlarının FETÖ üyelerinden arındırılması, örgütün yurt içi ve yurt dışı yapılanmaları, yabancı devletlerin FETÖ’ye karşı tutumları, FETÖ yargılamaları ve darbe girişiminin ekonomik etkileri üzerine yoğunlaşılmıştır. Ayrıca yurt içinde ve dışında düzenlenen etkinliklerde hem darbe girişimi hem de FETÖ ile mücadele süreci SETA araştırmacıları tarafından analiz edilmiştir. SETA olarak 15 Temmuz darbe girişimine yönelik çalışmalarımız bundan sonra da devam edecektir. 15 Temmuz darbe girişimine ve bu girişimin toplumsal yansımalarına dair bu ve benzeri çalışmaların gerekli olduğunu vurgularken tüm bu faaliyetlere katkı sunan araştırmacı ve asistanlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Titiz bir çalışmanın ürünü olan bu raporla FETÖ ile mücadele sürecine değerli bir katkı yapılmaktadır. Faydalı olması temennisiyle… Prof. Dr. Burhanettin Duran SETA Genel Koordinatörü 9 ÖZET Bu raporda kuruluş yıllarından itibaren devlete sızma amacıyla hareket eden FETÖ’nün sızma stratejileri analiz edilmektedir. Çeşitli devlet kurumları merkeze alınarak FETÖ’nün mahrem yapıda gördüğü kurumlar üzerinden sızma süreçleri değerlendirilmektedir. Raporda “Devlete sızmak FETÖ için neden önemliydi?”, “Devlete sızmak adına hangi yöntem ve yollara başvurdu?”, “Devlete sızan örgüt üyeleri kendilerini nasıl gizledi?” ve “15 Temmuz sonrası FETÖ’nün devlete sızan unsurlarıyla mücadelenin temel stratejisi nedir?” gibi sorulara cevaplar aramaktadır. 15 Temmuz’un toplumsal ve siyasal olarak yarattığı travmanın anlaşılabilmesi ve aşılabilmesi için FETÖ’nün devlete nasıl sızdığının ve bunun darbe girişimine uzanan süreçteki etkisinin analiz edilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. FETÖ sadece devlete sızma değil tüm bileşenleriyle devlet aygıtını ele geçirme ve Türkiye dahil birçok ülkede bütün kamusal alanı zapt ederek ülkelere yön veren aktör olma amacıyla eylem yürüten bir yapıdır. Yola çıktığı andan itibaren belirli misyonlara göre davranmış ancak süreç içerisinde karşılaştığı (yeni) durumlar hareket tarzında değişikliklere neden olmuştur. Bu nedenle hem yıllar içinde geçirdiği dönüşüm hem de sızma stratejileri bir terör örgütü olarak FETÖ’nün karakteristiğini anlamak için önemlidir. 1960’lardan bugüne örgütün davranış ve eylemleri belirli zaman dilimlerinde benzer özellikler göstermekte, her dönem farklı stratejiler geliştirerek başka bir aşamaya geçmektedir. 1962-1980 arası FETÖ için “kuluçka” evresidir. Bu İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 10 dönem örgütün ilk eleman devşirmeye başladığı ve kurumsallaşma yönünde ilk girişimlerini devreye soktuğu yıllardır. Örgüt bu dönemde devlete sızmada ilk/ öncü adımlarını atmıştır. 1980-1999 arası FETÖ’nün ılımlılık maskesi altında “genişleme” evresidir. 12 Eylül Darbesi’ne kadar kurumsallaşmasını tamamlayan örgüt bu tarihten itibaren devlete sızmayı öncelikli hedef olarak belirlemiştir. Ayrıca 1990’ların ikinci yarısı örgütün eğitim faaliyetlerini kullanarak yurt dışına açılmaya da başladığı dönemdir. 1999-2012 arası FETÖ’cü vesayetin gizli ikamesinin gerçekleştirilmeye çalışıldığı dönemdir. Bu dönemde FETÖ devlete sızdırdığı elemanları aracılığıyla Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak adlandırılan ve sadakati sadece örgüte olan mensuplarından oluşan yapıyı harekete geçirmiştir. 2012 sonrasında ise yeni bir aşamaya geçerek “devleti işgal girişimi”- ni görünür kılmıştır. FETÖ her dönem farklı stratejiler izlese de birbiriyle benzerlik gösteren davranış kalıplarına da sahiptir. 15 Temmuz’un gözler önüne serdiği gerçeklik FETÖ’nün organizasyon ve davranış kalıbı yönünden dünyadaki diğer terör örgütlerinden farklılık göstermesidir. Gizlilik ve takiyenin kılavuzluk ettiği bir hareket tarzı belirleyen FETÖ amaçlarını hayata geçirmek için her türlü yöntemi meşru görmüştür. Örgüt, üyeleri aracılığıyla kamu kurumlarına sızma girişimlerinde bulunmuş, bu amacında başarılı olduğu yerlerde de ele geçirdiği gücü kendi amaçları için kullanmıştır. Kendi amaçlarını her türlü ahlaki ve dini değerden üstün görmüş, üyeleri aracılığıyla her türlü tehdit, baskı, şantaj ve kumpasa başvurmuştur. FETÖ kendi amaçları doğrultusunda tümden bir kamusal alanı kontrol etmeyi hedeflemiş, devletin kılcal damarlarına kadar sızarak askeri darbe girişiminde bulunmaya cüret edebilmiştir. FETÖ’nün devleti işgal girişimini görünür hale getirdiği andan itibaren devlet önlemlerini artırmıştır. Özellikle 7 Şubat MİT krizi ve 17-25 Aralık darbe girişimi sonrasında FETÖ’yle mücadeleye yoğunlaşılmıştır. Stratejik konumda bulunan FETÖ mensupları pasifize edilmiş, örgütün finans kaynaklarına karşı önlemler alınmaya başlanmış ve yargı süreçleri işletilerek kamunun imkanlarını illegal şekilde kullanan örgüt mensuplarına karşı davalar açılmıştır. Bu süreçte FETÖ hem Türkiye içerisindeki çeşitli siyasi oluşumların hem de uluslararası yapıların koruması altında faaliyetlerine devam edebilmiş, askeri darbe girişiminde bulunarak yüzlerce insanı şehit etmiştir. FETÖ’nün önemli kurumlara sızma stratejileri birbiriyle benzer özellikler taşımaktadır. Örgüt ilk adımda kurumlar içerisine olabildiğince çok eleman yerleştirmeyi hedeflemiş, bu süreçte örgüt mensupları kendi kişisel bağlantıları ve ÖZET 11 FETÖ desteğiyle üst düzey kadrolara yükselmiştir. Sızma faaliyetinde sabırlı davranan FETÖ ele geçirilmesi gereken ilk hedefler olarak kurumların eğitim, personel ve teknoloji gibi birimlerini hedef almıştır. İlerleyen safhalarda kadrolaşma için stratejik ve operasyonel birimler öncelenmiştir. FETÖ kurumların stratejik noktalarına yerleştirmeyi başardığı mensuplarının yardımıyla tüm kamu kurum ve kuruluşlarında kitlesel bir kadrolaşmaya gitmiştir. FETÖ hakimiyet kurmak istediği kurumlarda kendileriyle birlikte hareket etmeyi reddedenleri tehdit ve şantaj ile baskı altına almış ve tasfiye etmiştir. Hakimiyet kurulan birimler kontrol altına alınmış, sivil imamların direktifleriyle örgüt adına kumpas ve casusluk gibi faaliyetlerde kullanılmıştır. FETÖ için devlet kurumları sızılması ve ele geçirilmesi gereken yapılardır. Bu uğurda her türlü ahlaki ve dini değeri çiğneyen örgüt –kendi mensupları dahil– herkesi manipüle ederek kendi amacı uğrunda kullanmak üzere birer “araca” dönüştürmüştür. Bu değerlere sahip FETÖ’nün devlete sızmasında kullandığı başlıca yöntemler ise şu şekilde sıralanabilir: • FETÖ 1980’lerden itibaren özel mahrem alanlar olarak kabul ettiği TSK ve Emniyet gibi teşkilatlara öğrenci yetiştiren eğitim kurumlarını hedef almıştır. • Eğitim kurumlarına kendi yetiştirdiği öğrencileri yerleştirmeyi hedefleyen FETÖ deşifre oldukça yeni yöntemler belirlemiş, sınav sorularını çalarak dağıtma yoluna gitmiştir. • FETÖ’nün sızma stratejilerinden bir diğeri personelini baskı ve şantaj ile tasfiye ettiği kurumlara kendi yetiştirdiği “parlak” elemanlarını yerleştirmesidir. • Tasfiye süreçlerinde FETÖ başta Twitter olmak üzere sosyal medya araçlarını kullanmış, karalama ve aleyhte propaganda ile yıprattığı isimler yerine kendi mensuplarını yerleştirmiştir. • Örgüt TSK’ya sızma sürecinde Gülhane Askeri Tıp Akademisinde (GATA) kazandığı araçları da manipüle etmiştir. Sahte sağlık raporları hazırlama gibi yöntemlerle mensuplarının askeriyeye sızmasını sağlamıştır. • FETÖ sivil ve askeri mahkemelere sızdırdığı mensupları aracığıyla çeşitli kumpas davaları yürütmüş, devlete sızmada yargının gücü önemli bir araç İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 12 olarak kullanılmıştır. Ayrıca FETÖ kendisine karşı başlatılan hukuki süreçleri bu yapılanması ile bertaraf edebilmiştir. • FETÖ için stratejik kurumlar öncelikli sızılması gereken özel mahrem alanlardır. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ve TÜRKSAT gibi kurumlar taşıdıkları kritik anlamlardan dolayı örgüt tarafından hedef olarak seçilmiştir. Bu kurumlar aracılığıyla sınav soruları çalınmış, sahte deliller üretilmiş ve usulsüz dinlemeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu kurumların sahip olduğu araçlar ile diğer kamu kurumlarına sızma daha kolay hale getirilmiştir. • FETÖ için her kamu kurum ve kuruluşu sızılması ve ele geçirilmesi gereken hedeflerdir. Bunun için ilk olarak kurumların hayati ve stratejik noktalarına (personel, muhasebe, özel kalem, istihbarat, bilişim vb.) mensuplarını yerleştirmiş, akabinde de tüm kurumu kontrol altına almaya çalışmıştır. 13 GİRİŞ 15 Temmuz darbe girişimi FETÖ’nün uzun yıllar boyunca süren devlet kademelerine sızma çabasının radikal bir görünümü olarak karşımıza çıkmıştır. Çünkü örgütün yargı, mülkiye, hariciye, eğitim, emniyet ve silahlı kuvvetler gibi alanlardaki yapılanmasının silah kullanan bir terör örgütüne nasıl dönüştüğünü gözler önüne sermiştir. 15 Temmuz’un gözler önüne serdiği başka bir gerçeklik FETÖ’nün organizasyon ve davranış kalıbı yönünden dünyadaki diğer terör örgütlerinden farklılık göstermesidir. Gizlilik ve takiyenin kılavuzluk ettiği, mesiyanik bir inanç çerçevesi içinde hareket eden FETÖ amaçlarını hayata geçirmek için her türlü yöntemi meşru görmüştür. Buna üyeleri aracılığıyla bireysel ve toplumsal ağları şekillendiren bir sistematik kurmak kadar devlete sızmak suretiyle örgütün amaçları doğrultusunda tümden bir kamusal alanı kontrol etme girişimi de dahildir. Ancak FETÖ bu hedefini bir adım daha ileri götürerek devletin kılcallarına kadar sızabilmiş hatta askeri bir darbe girişimine cüret etmiştir. Aslında bu aşamaya gelmeden deşifre olan örgüt devlete sızdırdığı unsurlarının kabiliyetlerini süreç içerisinde kullanmaktan çekinmemiştir. Özellikle 7 Şubat 2012’de MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın FETÖ’cü savcılar tarafından ifadeye çağrılmasının ardından 17-25 Aralık 2013’te örgütün yargıdaki unsurları eliyle gerçekleştirmeyi denediği darbe girişimleri alınan önlemler aracılığıyla bertaraf edilmiştir. Söz konusu girişimleriyle hedeflerine ulaşamayan örgüt 15 Temmuz 2016 gecesi TSK içindeki uzantılarını devreye sokarak Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş meşru hükümetini devirmeye çalışmıştır. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 14 Bu raporda FETÖ’nün devlete sızması çeşitli devlet kurumları merkeze alınarak analiz edilecektir. “Devlete sızmak FETÖ için neden önemliydi?”, “Devlete sızmak adına hangi yöntem ve yollara başvurdu?”, “Devlete sızan örgüt üyeleri kendilerini nasıl gizledi?” ve “15 Temmuz sonrası FETÖ’nün devlete sızan unsurları ile mücadelenin temel stratejisi nedir?” gibi sorulara cevaplar aranacaktır. Bunun için başta TSK, yargı ve emniyet gibi FETÖ’nün ele geçirmek/sızmak için uzun yıllara yayılan bir strateji izlediği kurumlar ile MİT, TÜBİTAK, ÖSYM gibi bazı özel kamu hizmetlerini yerine getiren kamu kurumlarını merkeze alan bir çerçeve sunulacaktır. Raporda sunulan bilgi ve bulgular büyük ölçüde FETÖ ve darbe davalarında yargılanan kişilerin tutanaklara giren itiraf ve ifadelerine dayanmaktadır. Bu çerçevede Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve 15 Temmuz darbe girişiminin hemen öncesinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesine sunulan ve kamuoyunda FETÖ çatı iddianamesi1 olarak anılan 6 Haziran 2016 tarihli ve E.2016/24769 sayılı iddianame başta olmak üzere örgütün ana hatlarını ortaya koyan diğer iddianameler ve mahalli düzeyde yürütülen çeşitli FETÖ soruşturmaları ile davalarındaki itiraflar merkeze alınmıştır. İtiraf sahiplerinin isimlerine iddianame, tutanak ya da haber metinlerinde geçtiği şekliyle yer verilmiştir. Dolayısıyla bazı isimlerde sadece baş harfleri kullanılırken bazılarında açık isimler yer almaktadır. 1. Bundan sonraki kısımlarda bu iddianameden “FETÖ çatı iddianamesi” olarak bahsedilecektir. 15 BİR TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK FETÖ FETÖ’nün bir terör örgütü olarak başlıca özelliğinin anlaşılabilmesi onun yıllar içinde geçirdiği dönüşüm ve izlediği stratejinin somut olaylarla desteklenmesinden geçmektedir. Nitekim 1960’lardan bugüne örgütün davranış ve eylemleri dikkate alındığında belirli zaman dilimlerinde benzer özellikler gösterdiği, ardından stratejisini değiştirerek başka bir aşamaya geçtiği açıkça görülmektedir. Bu aşamaların önemli bir kısmında örgütün başlıca amacı devlete sızmak ve onun ele geçirmek olmuştur. FETÖ’nün safahatının ilk döneminin 1962-1980 arasındaki “kuluçka” evresi olduğu söylenebilir. Örgütün ortaya çıkışına zemin oluşturan iklimi hazırlayan 27 Mayıs 1960 Darbesi’nin hemen sonrasında (1962-1963) Fetullah Gülen Erzurum Komünizmle Mücadele Derneği’nde aktif olarak görev almış ve özellikle dönemin vesayet aktörleriyle yakın ilişki içinde yer almaya başlamıştır. Ancak bundan önce (de) söz konusu aktörlerle Gülen arasındaki ilişkinin şekillenmeye başladığı ifade edilmelidir. Fetullah Gülen örgütün temellerini attığı 1970’lerin ilk yıllarında Nur cemaati içinde kendini ayrı bir grup olarak konumlandırmış ama mümkün olduğunca kendisini bu cemaatin bir üyesi şeklinde göstermemiştir. İnsanların duygu dünyalarını etkileyecek çeşitli davranışlarla (örneğin ağlamak gibi) hem insan kaynağı hem de maddi kaynak toplamıştır. Faaliyetlerini ağırlıklı olarak Anadolu’dan gelen yoksul ancak başarılı çocuklar-gençler üzerine yoğunlaştırmıştır. Yöntem olarak “ışık evi” adı altında kurulan İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 16 evlerde ve eğitim faaliyeti görüntüsünde işleyen dershanelerde teyp ve videokasetlere çekilmiş vaazların dinletilmesi ve sohbet toplantılarını kullanmıştır. Nitekim bugün örgütün üst düzey yöneticileri bu yıllarda Gülen’in etrafında yer alan gençlerden oluşmaktadır. 1970’lerde Gülen kendine/kendi cemaatine dini bir hareket görüntüsü vermeye azami özen göstermiştir.2 Devlete sızmanın ilk temellerinin atıldığı kuluçka evresinin ardından örgüt kurumsallaşma yoluna giderek asıl amaçlarını gizleyecek bir görüntü elde etmeyi hedeflemiştir. 14 Eylül 1972’de Akyazılı Vakfı’nın kurulması söz konusu kurumsallaşmanın ilk adımı olmuştur. Bu şekilde “himmet” adı altında para toplanmaya başlanmış ve bu para devlete sızmak için yetiştirilen öğrencilerin eğitimine harcanmıştır. Örgüt 1970’lerin ikinci yarısından sonra medyanın gücünü keşfetmiş ve 1978’de amaçlarına hizmet etmek adına Sızıntı dergisini kurmuştur. Derginin adı bir anlamda FETÖ’nün temel felsefesini yani “devlete sızma”yı (“devlete ve ülkedeki her türlü yapıya sızma”yı) ortaya koymaktadır. Örgütün kuruluşunda ve etki alanını artırmasında Gülen’in sözde vaaz kasetleri oldukça etkili bir araç olarak kullanılmıştır. Bu kasetler sayesinde oldukça geniş topluluklara ulaşılmış, aynı zamanda bunlardan ciddi miktarda maddi gelir de elde edilmiştir. Böylece Gülen’in kültleştirilerek örgüt üyelerinin zihinlerine kazınması da sağlanmıştır. Bu kasetler devlete yerleştirilecek üyelerin endoktrinasyonunda oldukça kilit rol oynamıştır. Örgütün devlete sızmada kullandığı önemli bir diğer aracın dershaneler olduğu söylenmelidir. Kasetlerle ulaşılan ve Gülen’in vaazlarına davet edilen kişilerden yalnızca bağış toplanmamış, çocuklarını kendi dershanelerine göndermeleri de sağlanmıştır. Burada hedef örgütün geleceğine katkı sağlayacak zeki ve parlak beyinlerin tespit edilerek yetiştirilmesi olmuştur. Küçük yaşta beyinleri yıkanan çocuklar aslında kendi ailelerinden koparılmış adeta Fetullah Gülen’in çocuklarına dönüştürülmüştür. 1962’den 12 Eylül 1980 Darbesi’ne kadar olan süreçte örgütünün temellerini atarak kurumsallaştıran Fetullah Gülen 1980 sonrasında devlete sızmayı FETÖ’nün başlıca hedefi haline getirmiştir. Devlete sızmanın başladığı ve yoğun bir biçimde sürdürüldüğü 1980-1999 arasında örgüt ılımlılık maskesini en önemli silah olarak kullanmıştır. Hatta kad2. “TBMM Fethullahçı Terör Örgütünün (FETÖ/PDY) 15 Temmuz 2016 Tarihli Darbe Girişimi ile Bu Terör Örgütünün Faaliyetlerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu”, s. 50-51. Söz konusu rapor bundan sonraki kısımlarda “Meclis Darbe Girişimi Raporu” biçiminde (kısaltılarak) kullanılacaktır. B İ R T E R Ö R Ö R G Ü T Ü O L A R A K F E T Ö 17 rolaşmasını ana hatlarıyla/stratejik kurumlar itibarıyla 1990’ların başından itibaren büyük oranda tamamlamıştır. Bu konuda Gülen’in bir dönem en yakınında yer alan isimlerden olan Nurettin Veren’in ifadeleri dikkat çekicidir. Kendi kaleme aldığı kitabında şunları söylemiştir: 1986-1987 yılında kamu kurum ve kuruluşlarında görev alan arkadaşlarımız, 1995 yılına gelindiğinde kurmay binbaşı, kaymakam, savcı, hakim, emniyet amirleri seviyesine ulaşmışlardı. Bunları hepsini tanıyordum.3 FETÖ bu dönemde yavaş yavaş daha görünür olmanın adımlarını atmıştır. Bu amaç için okullaşma stratejisini devreye sokmuştur. İnsan kaynağı ve ekonomik olarak dershaneler örgütün ana omurgasını meydana getirmesine rağmen okullar etki alanını genişletmesine hizmet etmiştir. İstanbul’da Fatih Koleji (1982), İzmir’de ise Yamanlar Koleji (1982-1986) örgütün ilk açtığı okullar olarak dikkat çekmektedir.4 1996’da ise ilk üniversitesi olarak Fatih Üniversitesi’ni İstanbul’da kurmuştur. Okulların sayısının artmasıyla beraber FETÖ muhafazakar kesimler dışındaki kişilerden de sempati toplamıştır. 1986’da sonradan örgütün temel yayın organı haline gelen Zaman gazetesi satın alınmıştır. O güne kadar Ankara merkezli çıkan bu gazete “hazır” bir yayın organı olarak örgüt için oldukça iyi bir alternatiftir. Gülen’in talimatıyla gazetenin büyümesi için FETÖ mensupları (özellikle zenginler) gazeteye abone yapılmıştır. Ayrıca Fetullah Gülen de gazetede Abdülfettah Şahin takma adıyla yazılar yazmıştır. Gazete yıllar içinde FETÖ için o kadar önemli bir hal almıştır ki “boş sayfa ile bile çıksa” FETÖ mensupları bu gazeteyi almak ve abone olmaktan geri durmamış adeta bunu bir ibadet olarak kabul etmişlerdir.5 Gazete ve dergi aboneliği örgüte bağlılığın bir ölçütüdür.6 Gerçekleştirilen abonelikler örgütün genişlemesine imkan vermenin yanı sıra onları motive etmenin de bir yöntemi olarak kullanılmıştır. Çünkü Gülen’in mesajlarının örgüt mensuplarına iletilmesinde bu yayın organları önemli birer rol üstlenmiştir. 1990’ların diğer yarısı örgütün hem eğitim faaliyetlerini kullanarak yurt dışına açılması hem de banka ve şirketler kurma yoluyla ekonomik yapısını kurumsallaştırmasına sahne olmuştur. Aynı yıllarda FETÖ taşımacılık, medya ve sağlık gibi alanlara da el atmıştır. 3. Nurettin Veren, FETÖ: İsimler ve Belgelerle (1966-2016), (Destek Yayınları, İstanbul: 2016), s. 111. 4. Latif Erdoğan, Şeytanın Gülen Yüzü, 6. Baskı, (Turkuvaz Haberleşme ve Yayıncılık, İstanbul: 2016), s. 84-85. 5. Veren, FETÖ: İsimler ve Belgelerle (1966-2016), s. 95. 6. Veren, FETÖ: İsimler ve Belgelerle (1966-2016), s. 96. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 18 1990’ların sonunda FETÖ’nün devlete sızma stratejisini gözler önüne seren bir videokaset yayımlanmıştır. 18 Haziran 1999’da bir televizyon kanalında yayımlanan bu videokasette şu ifadeler yer almaktadır: Durmadan hazırlanmalıyız. Hem de hiç durmadan... Zamanı gelince, uygun boşluk bulunca maratona geçeriz. Dikkatli olmalıyız. Erken harekete geçersek tepemize binerler. Başka kuvvetler var bu ülkede. Bunları hesap ederek temkinli yürümekte yarar var. 1999 FETÖ açısından yeni bir aşamayı ifade etmektedir. Elebaşı Gülen bu yıl ABD’ye kaçarak yerleşmiş ve örgütünü bu ülkeden yönetmeye başlamıştır. 1999-2012 arası FETÖ’cü vesayetin gizli ikamesinin gerçekleştirilmeye çalışıldığı dönemdir. FETÖ devlete sızdırdığı mensupları aracılığıyla paralel devlet yapılanmasını harekete geçirmiştir. 1990’larda Fetullah Gülen aracılığıyla görünür olmaya başlayan FETÖ 2000’lerden itibaren devlete sızan elemanlarıyla görünürlük kazanmıştır. 1980’lerle başlayan devlete sızma girişimleri ilk somut sonuçlarını 1990’larda vermeye başlamış, artık örgüt devletin her kademesine FETÖ mensuplarını sokmuştur. 2000’lerde örgütün sergilemeye başladığı öz güvenin arkasında bir anlamda bu kadrolar yer almıştır. 2012’ye gelindiğinde ise FETÖ yeni bir aşamaya geçerek “devleti işgal girişimi”ni devreye sokmuştur. 19 FETÖ İLE MÜCADELENİN BİLANÇOSU VE ALINAN ÖNLEMLER 17-25 Aralık süreciyle birlikte kendisini “hizmet hareketi”, “cemaat” veya “camia” olarak tanımlayan örgütün bir ihanet sarmalı içerisinde yer aldığı ortaya çıkmış, örgütün illegal yapılanmasına karşı hukuki mücadele hızlanmıştır. Recep Tayyip Erdoğan 17-25 Aralık’tan hemen sonra “cemaat” görünümlü yapıya karşı toplumun tüm kesimlerini uyarmış, legal bir görünüm altındaki bu illegal yapılanmaya dikkat çekmiştir. Bu tarihten sonra örgüte karşı mücadele her alanda başlamıştır. 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinde FETÖ’ye karşı girişilen bu mücadele dönüm noktası olmuş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yürütülmüştür.7 FETÖ ile mücadelede kritik eşikler aşılmakla birlikte sürecin uzun vadeli bir devlet politikası gerektirdiği; kararlılık, bilinç, strateji ve koordinasyon düzlemine ihtiyaç duyduğu göz önüne alınmalıdır.8 Bir kısmı sonuçlanan FETÖ ilgili davalarda örgüt mensuplarının uluslararası alanda kendilerini rahat ettirecek yalanlara başvurması dava süreçlerinde sivil toplum, medya ve üniversitelere FETÖ ile mücadelede önemli görevler yüklemektedir.9 FETÖ’ye karşı mücadelenin ilk ayağını örgütün illegal işlerine “hukuki” bir boyut kazandırmak için kullandığı kumpas davalarına yönelik başlatılan soruşturmalar meydana getirmiştir. FETÖ’nün üç yıl süreyle aralarında Recep Tayyip 7. Nebi Miş, “Darbenin Önlenmesinde Erdoğan Liderliğinin Rolü”, Kriter, Sayı: 4, (2016). 8. Burhanettin Duran, “FETÖ ile Mücadelenin Seyri”, Sabah, 29 Temmuz 2017. 9. Fahrettin Altun, “15 Temmuz Davaları ve FETÖ’nün Hain Planı”, Sabah, 15 Haziran 2017. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 20 Erdoğan, hükümet üyeleri, MİT müsteşarı, siyasi parti yetkilileri ve çok sayıda üst düzey bürokratın da olduğu toplam 2 bin 280 kişiyi usulsüz olarak dinlemek için kullandığı sözde “Selam Tevhid Örgütü” soruşturması ilk müdahale edilen kumpas olmuştur. 2010’da özel yetkili savcılıkça herhangi bir delil olmadan başlatılan soruşturmanın adli bir amaçla değil FETÖ tarafından bir çeşit casusluk faaliyeti şeklinde yürütüldüğünün anlaşılması üzerine 2014’te dava düşürülmüş, hemen ardından kumpasa yönelik soruşturma başlatılmış ve hazırlanan iddianame kabul edilerek dava 1 Şubat 2016’da görülmeye başlanmıştır.10 Davanın 18 Mart 2017’deki duruşmasında ise aralarında Fetullah Gülen, Emre Uslu ile tutuklu yargılanan 23 muvazzaf askerin de bulunduğu 44 sanık hakkındaki dosya ayrılarak Adana ve Hatay’da MİT’e ait tırların durdurulması olayına ilişkin Yargıtay 16. Ceza Dairesindeki dava dosyasıyla birleştirilmesine hükmedilmiştir.11 FETÖ’nün TSK başta olmak üzere kamu kurumlarındaki yapılanmasını hızlandırmak amacıyla kurguladığı, manipüle ettiği ve sahte deliller üreterek ilerlettiği diğer kumpas davaları hakkında da yargı süreçleri başlatılmıştır.12 FETÖ’ye karşı yürütülen en önemli soruşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ve örgütü bir bütün halinde ele alarak örgüt hiyerarşisi ve işleyişi hakkında önemli tespitlerde bulunan FETÖ çatı iddianamesi 15 Temmuz darbe girişiminden bir gün önce mahkemeye sunulmuştur. Fetullah Gülen’in terör örgütünün kurucu lideri sıfatıyla bir numaralı sanık olarak yer aldığı iddianamede sanıklar “Anayasa’yı ihlale teşebbüs etmek, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, hükümeti yıkmaya teşebbüs etmek, terör örgütü faaliyeti çerçevesinde siyasi ve askeri casusluk, hukuka aykırı olarak kişisel verileri ele geçirme ve kaydetme, nitelikli dolandırıcılık, kamu kurumuna karşı dolandırıcılık, nitelikli zimmet, resmi belgede sahtecilik ve suç gelirlerini aklama” ile suçlanmıştır.13 15 Temmuz öncesinde FETÖ’ye karşı verilen mücadelede yargı süreçlerinin başlatılması dışında idari birtakım tedbirler de alınmıştır. Kritik kurumlardaki FETÖ’cülerin bir kısmına görevden el çektirilmiş, bir kısmı emekliye sevk edilmiş, bir kısmının kamudan ilişiği kesilmiş, diğerleri ise pasif görevlere çekilmiştir. 10. Cem Duran Uzun, Mert Hüseyin Akgün ve Sümeyra Yıldız, “2016’da Hukuk ve İnsan Hakları”, 2016’da Türkiye, (SETA Yayınları, İstanbul: 2016), s. 281-282. 11. “‘Selam Tevhid’de Kumpas’ Davasında Ara Karar Açıklandı”, Milliyet, 15 Eylül 2017. 12. 2007’de başlatılan soruşturmalar sonunda görülmeye başlanan Ergenekon, Balyoz, İzmir Casusluk gibi davaların FETÖ tarafından manipüle edildiği ortaya çıkmış, davalar düşürülmüş ve yargılananlar serbest bırakılmıştır. İlerleyen süreçte FETÖ adına davaları manipüle eden savcı ve hakimler hakkında mahkemelerde davalar açılmıştır. 13. Uzun, Akgün ve Yıldız, “2016’da Hukuk ve İnsan Hakları”, s. 283-284. F E T Ö İ L E M Ü C A D E L E N İ N B İ L A N Ç O S U V E A L I N A N Ö N L E M L E R 21 Verilen tüm bu mücadele 15 Temmuz darbe girişiminin atlatılmasında kritik bir öneme sahiptir. Örneğin Emniyet teşkilatındaki FETÖ varlığının devam etmesi durumunda darbe girişiminin bastırılmasının sekteye uğraması muhtemeldir. Emniyet Genel Müdürlüğünde 15 Temmuz öncesi 1.394 FETÖ şüphelisi personel re’sen emekliye sevk edilmiştir. Ayrıca FETÖ’nün kadrolaştığı Polis Akademisi, polis kolejleri ve polis okulları da kapatılarak örgütün Emniyet teşkilatına sızmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Aynı şekilde diğer bir kritik kurum olan TÜBİTAK’ta 15 Temmuz öncesi 674 personelin iş akitleri feshedilmiştir.14 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra alınan ilk acil tedbir OHAL ilan edilmesi olmuş, çıkarılan OHAL KHK’ları ile FETÖ üyelerinin kamudan arındırılmasına, FETÖ’nün eğitim, medya, ekonomi başta olmak üzere diğer alanlardaki gücünün de tasfiye edilmesine başlanmıştır. FETÖ’nün elinde bulundurduğu en önemli güç devlete sızmış örgüt üyeleri olmuştur. Bu nedenle OHAL sürecinde alınan acil tedbirlerin başında bu yapının devletten tasfiyesi gelmiştir. Kamu içerisinde amirleri dışında örgütün “abi” ve “abla”larından gelen direktiflere göre hareket eden kişilerin kamu görevlerinden ilişiğinin kesilmesi ve açığa alınması bu bağlamdadır. 15 Temmuz sonrasında yayımlanan KHK’lar15 yoluyla örgütle bağlantısı tespit edilen kamu personellerinin ilişiği kesilmiş, FETÖ kumpaslarında devletin imkanlarını kötüye kullanan kişiler hakkında hukuki işlem başlatılmıştır. FETÖ’nün eğitim alanında gösterdiği faaliyetlere yönelik alınan tedbir ile Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından örgütle ilişkisi bulunan 2 bin civarında okul, öğrenci yurdu ve muhtelif kursun faaliyetine son verilmiştir. Ayrıca 15 Temmuz öncesinde başlayan FETÖ’nün yurt dışındaki okullarının kapatılması veya Maarif Vakfı’na devrine yönelik çalışmalar darbe girişiminden sonra hızlandırılmış, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım olmak üzere devletin üst düzeyi tarafından yurt dışındaki muhataplarına FETÖ’nün oluşturduğu tehlike anlatılmıştır. Darbe girişimi sonrası FETÖ ile ilişkisi olan 15 vakıf üniversitesi de kapatılmıştır. Faaliyetine son verilen tüm bu kurumlarda eğitim ve öğrenim gören öğrenciler de mağdur edilmeyerek çeşitli eğitim kurumlarına yönlendirilmiştir. FETÖ’nün elinde bulundurduğu önemli güçlerden birisi de medyadır. FETÖ özellikle 17-25 Aralık sürecinden sonra hükümete karşı giriştiği kara propaganda 14. Bkz. Meclis Darbe Komisyonu Raporu, s. 410. 15. İki yıl süren olağanüstü hal sürecinde OHAL kapsamında toplam 32 KHK çıkarılmıştır. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 22 ve algı yönetiminde medya gücünü kullanmıştır. Örgütün elinde bulundurduğu gücün tasfiyesi ve iletişim ve propaganda aygıtlarının ortadan kaldırılması bir gereklilik olmuş; alınan tedbirlerle FETÖ ile ilişkili 120’den fazla haber ajansı, televizyon, radyo, gazete, dergi ve yayınevi kapatılmıştır. FETÖ’nün aktif olduğu sivil toplum alanında da birçok kuruluş kapatılmıştır. 1.300’den fazla dernek ve bunların iktisadi işletmesi kapatılmış; 31 sendika, federasyon ve konfederasyonun faaliyetlerine son verilmiştir. FETÖ’nün –çalışmalarında kullandığı kara parayı aklamak için aracılık yapan Bank Asya ve Koza İpek Grubu gibi şirketlerin de bulunduğu– ekonomik gücüne yönelik tedbirler de alınmış, birçok şirketine kayyum atanmış, yetkili bakanlık, kurum ve kuruluşlar tarafından şirketlerin şüpheli eski faaliyetleri inceleme altına alınmıştır. 20 Temmuz 2016’da ilan edilen ve 18 Temmuz 2018 itibarıyla sona eren OHAL kapsamında toplam 32 KHK yayımlanmıştır. Bu KHK’larla 131 bin 922 tedbir kararı alınmış, 125 bin 800 kişi kamudan ihraç edilmiştir. KHK’larla ilgili yargı yolu kapalıdır ancak bu konuda yargı yolunu açmak üzere “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu” kurulmuştur. İhraç edilenlerin itiraz edebilmeleri için oluşturulan Komisyona 108 bin 905 başvuru yapılmıştır. Komisyon 25 bin başvuru hakkında karar verirken 83 bin 905 dosyanın incelemesi Temmuz 2018 itibarıyla sürmektedir. 1.540 başvuru dosyası da komisyon tarafından kabul edilerek işe dönüşleri için yargı yolları açılmıştır.16 Haziran 2018 itibarıyla 15 Temmuz darbe girişimine yönelik 287 dava açılmış, 171 davada ise hüküm verilmiştir. Karar verilen davalarda 2 bin 140 sanık hapis cezası almış, bunların 622’si ağırlaştırılmış müebbet, 887’si müebbet ve diğerleri ise 1 yıl 2 ay ile 20 yıl arasında değişen cezalara çarptırılmıştır. OHAL kapsamında yayımlanan 701 sayılı KHK OHAL sürecinin son KHK’sı olmuştur. Kararnameyle çeşitli kurumlarda görev yapan 18 bin 632 personel kamudan ihraç edilmiş, 148 personel kamudaki görevlerine iade edilmiştir.17 İki yıl süren OHAL sürecinde kamudan 125 bin 800 kişi ihraç edilmiştir. OHAL döneminde en fazla ihraç 41 bin 797 kişiyle –emniyet ve jandarma da dahil olmak üzere– İçişleri Bakanlığında yaşanmış, TSK’da ise 14 bin 633 ihraç gerçekleşmiştir.18 Adalet Bakanlığının paylaştığı verilere göre Haziran 2018 itibarıyla19 FETÖ/ 16. Bkz. “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu İşlemleri Hakkında Duyuru”, OHAL Komisyonu, 22 Haziran 2018, https://ohalkomisyonu.basbakanlik.gov.tr, (Erişim tarihi: 4 Temmuz 2018). 17. “701 Sayılı Son KHK ile İhraç Edilenlerin Tam Listesi”, Yeni Şafak, 9 Temmuz 2018. 18. “OHAL’de FETÖ’ye Ağır Darbe”, Sabah, 19 Temmuz 2018. 19. “Adalet Bakanı Gül: FETÖ Yargılamaları 2018 Sonunda Tamamlanacak”, Anadolu Ajansı, 7 Haziran 2018. F E T Ö İ L E M Ü C A D E L E N İ N B İ L A N Ç O S U V E A L I N A N Ö N L E M L E R 23 PDY silahlı terör örgütüne yönelik 81 ilde devam eden hukuki süreçlerde Türkiye genelinde soruşturması süren 203 bin 518 kişiden 5 bin 315’i tutuklu bulunmaktadır. Mahkemelerde duruşmaları devam eden 83 bin 722 kişiden 16 bin 195’i tutuklu yargılanmaktadır. Örgüt üyeliği ve yöneticiliğiyle anayasal düzene karşı işlenen suçlardan toplamda 34 bin 926 kişi hakkında mahkumiyet, 13 bin 992 kişi hakkında ise beraat kararı verilmiştir.20 FETÖ ile mücadelenin en önemli ayağını meydana getiren devletin örgütten arındırılması süreci birey merkezli bir yaklaşımın değil aksine teröre/suça bulaşmış bir grup faaliyetinin ortadan kaldırılmasını amaçlamaktadır. Bireyler ise söz konusu grubun bir mensubu olarak sorumluluğa sahiptir.21 Bu sebeple FETÖ’nün örgütlü bir terör organizasyonu olarak ortaya çıkması ve üyeleri arasındaki ilişkiyi somutlaştırması noktasında devlete nasıl sızdığı, bu çerçevede izlediği yöntemler daha da önemli hale gelmektedir. 20. “FETÖ Davalarıyla İlgili Çok Önemli Ayrıntılar”, Hürriyet, 19 Haziran 2018. 21. Serdar Gülener, “Dünyada Arındırma Politikaları ve Devletin FETÖ’den Arındırılması”, SETA Perspektif, Sayı: 142, (Eylül 2016). 25 FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI FETÖ’nün devlete sızmasında stratejik önem atfettiği kurumların başında TSK’nın geldiği 15 Temmuz darbe girişiminin ortaya koyduğu en somut sonuçlardan biri olarak karşımıza çıkmıştır. FETÖ sahip olduğu organizasyonel kabiliyeti bütün yönleriyle TSK içindeki yapılanmasında devreye sokmuştur. Bu durum örgüt üyelerinin kendi aralarındaki iletişimde olduğu kadar örgütün kullandığı mekanlar ve üyeler arasındaki hiyerarşik yapının da niteliğini belirleyici bir görünüme sahiptir. FETÖ için tüm devlet kurumları ele geçirilmesi gereken birer hedef olsa da özellikle TSK’nın “özel mahrem yerler”in başında geldiği bilinmektedir.22 Kaldı ki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve kamuoyunda “FETÖ çatı iddianamesi” şeklinde de bilinen iddianamede FETÖ’nün bir terör örgütü olduğunu gösteren unsurlardan biri olarak “devletin silahlı kurumlarına sızma ve burada özel bir yapılanmaya gitmek” sayılmıştır.23 FETÖ’nün TSK’ya sızma stratejisinin büyük oranda üç temel sacayağı olduğu söylenmelidir. Bunlar aşağıda gösterildiği gibidir: • Askeri lise sınav sorularının ele geçirilmesi 22. Bkz. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve 6 Haziran 2016 tarihli ve E.2016/24769 sayılı FETÖ Çatı İddianamesi, s. 236. 23. Cem Duran Uzun, Mert Hüseyin Akgün ve Hasan Yücel, İddianamelerde 15 Temmuz Darbe Girişimi ve FETÖ, (SETA Rapor, İstanbul: 2017), s. 15. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 26 • Tayin, terfi vb. stratejik makamları kontrol ederek sızmanın sürekliliğinin sağlanması • GATA’ya sızma: sağlık kontrollerinin ele geçirilmesi FETÖ’nün TSK içindeki kadrolaşmasını büyük ölçüde tamamladıktan sonra ordudaki varlığını devam ettirebilmek ve kritik makamları elinde tutabilmek adına şu stratejileri izlediği belirtilmelidir: • Generallikte rütbe bekleme süresini dört yıldan üç yıla indirerek kendisine müzahir olmayan generalleri daha kısa sürede TSK dışına çıkarmaya çalışmıştır. • Örgütün ordu içindeki subay kadrosu daha çok 1988 sonrasındaki harp okulu mezunlarından oluşmaktadır. Bu tarihten önce mezun olanları tasfiye etmek için bu askerlerin hizmet süresini 28 yıla indirecek düzenlemelerin yapılmasını sağlamıştır. • FETÖ silahlı kuvvetlerde general ve amiral düzeyinde terfilerin karara bağlandığı YAŞ kararlarını etkilemeyi de başarmıştır. YAŞ’ta yapılacak terfiler öncesinde personel hakkında fikir edinebilmek için ordu içerisinde anketler düzenlenmiştir. Üst düzey komutanların emir subayı ve özel kalem müdürü olan FETÖ üyeleri örgüt mensubu askerlerin yüksek notlar alabilmesini sağlamak maksadıyla bu anketlerde oy kullanacak amir pozisyonundaki kişilerle iletişime geçerek anket sonuçlarını manipüle etmiştir. • 2014’teki YAŞ’ta teamüllere aykırı olarak on tuğgeneralin terfi ettirilmesini sağlamıştır. Bu generallerin tamamı 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklanmış ya da ordudan ihraç edilmiştir.24 ASKERI OKULLARA ÖĞRENCI YERLEŞTIRME TSK’ya sızma konusunda örgütün izlediği başlıca yöntem askeri liseler ve harp okulları başta olmak üzere kuruma personel seçen/gönderen okullarda örgütlenmek, yapılan giriş sınavlarında kendi mensuplarının başarı sağlayabilmesi adına soruların ele geçirilmesi ve cevaplarıyla birlikte adaylara verilmesidir. Bu çerçeveden FETÖ’nün TSK’ya sızma çabalarının 1970’lerin başında başladığı görülmektedir. 24. Uzan, Akgün ve Yücel, İddianamelerde 15 Temmuz Darbe Girişimi ve FETÖ, s. 29. FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI 27 Örgüt TSK’yı özel mahrem alanlardan biri olarak görmüş, stratejisini de bunun üzerinden geliştirmiştir. TSK içindeki hiyerarşik örgütlenmesini de mahrem bir hizmet şeklinde yapılandıran FETÖ gerçekleştirdiği kadrolaşmayı diğer devlet kurumlarından çok daha farklı bir taktikle sağlamıştır. Sızmanın ilk seviyesini askeri liseler meydana getirmiştir. Başlangıçta tek tek her bir öğrencinin sınavlara hazırlanması ile gerçekleştirmeye çalıştığı sızma hedefini ÖSYM’de örgütün güçlenmesiyle beraber değiştirmiş ve soruları çalarak öğrencilere dağıtmaya başlamıştır.25 Böylece “hususi evler” olarak adlandırılan evlerde mahrem işlerden sorumlu örgüt mensupları ve öğrencilerden sorumlu “talebe imamları” vasıtasıyla önceden ele geçirilen sınav soruları öğrencilere servis edilmiş ve bu şekilde istenilen kişilerin bu liselere girmeleri sağlanmıştır. Örgüt askeri okullara sokmayı planladığı öğrencilerin kimliklerini adeta baştan formatlamakta ve FETÖ ile bağlantılarına yönelik hiçbir izin kalmamasına özen göstermektedir. Buna ilişkin örgütün mahrem yapılanması arasında yapılan bir ByLock yazışmasında alınması gereken tedbirler şu şekilde sıralanmaktadır: • Başvurunun (Emm/İmm) ile beraber yapılması • Başvuru kılavuzunu önce biz, sonra adayın okuması • Başvuru öncesi, face, twit, instagram, sosyal medya temizliğinin yapılması ve kapatılması • Kuruma vereceği, telefon numarası ve e-mailin temiz olması • E-mail adresi temiz değilse, bundan sonra kullanacağı düzgün bir (isim soyisim içeren) (email adresi) alması, teli (telefon) temiz değilse yeni bir hat alması, bizimle buradan konuşmamalı ya da annesinin, babasının ya da kardeşlerinden birinin numarasını vermesi... Kurum tel ile bizimle irtibat kuracağı için telin aktif olması önemli... • Anne, baba kardeş teli verilecekse bunların bizimle irtibatlı olmaması önemli... • Adayın gazete ya da dergi aboneliği varsa iptal edilmeli. • Adayın üzerine, kira kontratı, abonelik varsa iptal edilmeli. • Adres bilgisine kesinlikle hizmet evi, ya da yurdunun adresi yazılmamalı. • İkametgahı hizmet müessesesinde ise ailesinin yanına alınmalı. • Başvurular internet kafelerden yapılmalı. 25. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 412. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 28 • Aynı internet kafeden birden fazla başvuru olmamalı. Aynı gün olmamak şartıyla aynı internet kafeden max iki başvuru yapalım. • Başvuru sonrasında kurumun verdiği şifre unutulmamalı. Bu şifre ile başvuru tarihleri arasında güncelleme yapılabilmekte. Başvuru ile ilgili sorusu olan varsa veya unuttuğumuz bir şey varsa yazabilirsiniz.26 Sızmayı gerçekleştirmenin önemli yöntemlerinden biri soruların çalınması ve örgüt üyesi öğrencilere verilmesidir. Buna dair FETÖ’cü askerler tarafından yapılan bazı itiraflar dikkat çekicidir. Bunlardan biri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ soruşturması kapsamında Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görevli 21’i asker, 3’ü sivil 24 kişi hakkında açtığı davanın iddianamesinde sanıklardan eski Binbaşı Murat Baykal’a aittir. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığında binbaşı rütbesiyle görevli NATO subayı olarak görev yapan Murat Baykal iddianamede yer alan ifadesinde Kuleli Askeri Lisesi’nin 1991’deki sınav sorularının örgüt tarafından alındığını ve sınavları bu şekilde kazandığını ancak sağlık nedeniyle elendiğini itiraf ederek şunları anlatmıştır: Sınava yakın bir dönemde bu öğrenci evinde bana 200’e yakın soru verildi. Sınava girdiğimde sorulan soruların yaklaşık 80’inin bu sorulardan olduğunu gördüm. Bana bu sınavın sorularını gittiğim evin abisi olan ODTÜ öğrencisi olduğunu hatırladığım Serdar veya Ekrem isimli kişi vermişti. Hatırladığım kadarıyla bu kişinin gerçek ismi Ekrem, kod adı ise Serdar’dı. İki ismini de kullanıyordu.27 Baykal’ın ifadesi yalnızca askeri lise sınav soruları değil bir subay için kariyer basamaklarını tırmanmasını sağlayacak (/önünde engel olabilecek) diğer sınavların sorularının da çalınarak adaylara verildiğini gözler önüne sermektedir. “Koray” kod adlı bir “abi”nin kendisini 2007’de kurmaylık sınavlarına hazırlanması için yönlendirdiğini belirten Murat Baykal kurmaylık sınavı sorularının nasıl verildiğini şu şekilde açıklamıştır: O dönemde Koray’la sohbetlere gidiyordum. Koray 2007 kurmaylık sınavından 7 ay kadar önce bana bir USB verdi. Bu USB’nin içinde sınavda çıkacak konulara ilişkin geniş bir kaynak vardı. Ben bu USB’deki verilere çalıştım. Sınav zamanı yaklaştıkça bana başka USB’ler de getirdi. Ben bu USB’lerdeki örnek sorulara da çalıştım. Ben eşimle evlenmeden bir süre önce kurmaylık sınavını kazandım.28 Murat Baykal 2011’deki Yabancı Dil Sınavı (YDS) sorularının da “Yıldırım” kod adlı örgüt abisi tarafından kendisine verildiğini; 1998, 1999 ve sonrasındaki 26. “İşte Mahrem İmam Yapılanması! ByLock Yazışmaları Ortaya Çıkardı”, Milliyet, 10 Şubat 2018. 27. “Denizci Subaydan FETÖ İtirafı”, Anadolu Ajansı, 21 Mart 2017. 28. “Denizci Subaydan FETÖ İtirafı”. FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI 29 harp okulu mezunlarından kurmay subayların büyük çoğunluğunun FETÖ üyesi olduğunu düşündüğünü de ifade etmiştir.29 Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2013’teki Askeri Liselere Giriş Sınavı sorularının çalınmasına ilişkin başka bir soruşturmada şüphelilerin verdikleri ifadeler de FETÖ’nün sınav sorularını nasıl çaldığını ve mensuplarına servis ettiğini gösteren başka itirafları gözler önüne sermektedir. Sınava giren öğrencilerden T.F.B. savcılığa verdiği ifadesinde şunları söylemiştir: Ücretsiz matematik kursu için gittiği dershanede ismini Osman olarak bildiği ağabeyle tanıştığını, kendisine kod isim verdiklerini, telefon görüşmelerinde Fetullah Gülen’den kesinlikle bahsetmemeleri gerektiğini, cemaat evine gidip geldiklerini kimseyle paylaşmamalarını istediklerini belirtmiştir.30 Endoktrinasyon süreciyle birlikte meslek seçimlerinin de FETÖ abileri tarafından yapılan yönlendirmelerle gerçekleştiğini belirten T.F.B. ışık evlerinde kendilerine Fetullah Gülen’e ait kitapların okutulduğunu, bilgisayardan vaazların dinletildiğini ve kendisiyle ilgilenen bir ağabeyin askeri lise sınavına girmesini söylediğini de itiraf etmiştir.31 T.F.B. askeri lise sınavı sorularının kendisine nasıl verildiğini ise şu sözlerle aktarmıştır: Sınav yaklaştığında beni başka bir eve götürdüler. Son bir hafta bizi bu evden hiç çıkarmadılar. Bize yemin ettirerek soruları ezberlettiler. Soruları ezberlettiren ağabey bize “Kitapçıklarda işlem yapın, soruların altını çizin. Soruları açtığınızda şaşırdığınızı belli etmeyin, salonda kamera var. Sınavın sonuna kadar bekleyin, erken çıkmayın, dışarı çıktığınızda da çok iyi geçti filan demeyin” diye tembihledi. Israrla bu soruların sınavdaki sorularla aynı olup olmadığını sordum ama “aynısını olmadığını, benzeri olduğunu” söylediler. Ancak 2013 Nisan ayında girdiğim sınavda soruların bize ezberletilen sorular olduğunu ancak şıkların yerinin değiştirildiğini fark ettim. Sınavdan sonra da bu konulardan kimseye bahsetmememiz konusunda sıkı sıkı tembihlediler.32 Aynı soruşturmada ifadesi alınan M.P. de askeri lise sınav sorularının ele geçirilmesine ilişkin sınava üç gün kala beraberindeki iki arkadaşı ile birlikte örgüt abisi Ö.K.’nin kendilerini başka bir eve götürdüğünü belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: Burada Ö. ağabeyin dışında 3 kişi daha vardı. Bir gün sonra bu üç kişiden biri bana ve arkadaşlarıma fotokopi haline getirilmiş 80 sorudan ibaret deneme sınavı vererek bunları ezberlememizi söyledi. İki gün boyunca arkadaşlarımla birlikte bu soruları ezberledik. 29. “Denizci Subaydan FETÖ İtirafı”. 30. “Ağabeyden Kopya Taktiği”, Sabah, 28 Mart 2016. 31. “Ağabeyden Kopya Taktiği”. 32. “Ağabeyden Kopya Taktiği”. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 30 Daha sonra ağabey bu fotokopileri bizden topladı. Bu arada başka bir ağabey de bu sorular bize verilmeden önce Kur’an-ı Kerim’e el bastırarak, bu evde olup bitenleri kimseye anlatmayacağıma dair yemin verdirdi. Sınavda, ezberlediğim soruların 60 tanesi aynen, geri kalan 20 sorunun da şıklarının yerlerinin değiştirilmiş olarak çıktığını gördüm. Sınavdan sonra Ö. ağabeye sınav sorularının sınavdan önce bize verildiğini söyledim.33 İfadesi alınan başka bir şüpheli olan İ.K. askeri liselere girmeleri için FETÖ’nün abileri tarafından yönlendirildiğini ve FETÖ’cüler tarafından ele geçirilerek kendilerine verilen askeri lise sınav sorularının birebir aynılarının sınavlarda çıktığını doğrulamaktadır: Cemaat evinde bize yemin ettirilerek verilen soruların sınavdaki sorularla aynı olduğunu görünce şaşırdım. Bu durumu diğer arkadaşlarımla görüştük, daha sonda durumu Ö. ağabeye anlattık. Soruları bize veren ağabey sınavdan sonra “Artık bizimle irtibat kurmayacaksın, telefon etmeyeceksin” dedi. Bu olaylar ortaya çıktıktan sonra ise bu ağabey ile daha önce hiç görmediğim bir ağabey benimle görüştü. Tanımadığım bu kişi bana “Ö. ağabeyiniz şikayette bulunmuş, ne doğrunuza geliyorsa onu söyleyin” şeklinde bir şeyler söyledi.34 Kayseri’de FETÖ’ye ilişkin soruşturma kapsamında iş adamları Hacı, Memduh ve Şükrü Boydak, Hamdi Kınaş ve Halit Gazezoğlu, eski ÖSYM Başkanı Ali Demir ile örgütün “il imamı” firari Sıtkı Baş’ın da aralarında yer aldığı 68 sanığın yargılandığı davada askeri lise sınav sorularının çalınması ile ilgili olarak da çeşitli ifadelere rastlamak mümkündür. Müştekilerden Ömer Koçak’ın ifadeleri daha öncekilerle benzer olmakla birlikte FETÖ’nün çarpık bir inanç sistematiği ile zihinleri nasıl ele geçirdiğini de ortaya koymaktadır. Işık evlerinde askeri lise sorularının öğrencilere nasıl verildiğini anlatan Koçak şunları söylemektedir: 2012-2013 yılında FETÖ evlerinde kaldım. Bir sohbet esnasında bir ağabey bana o evleri anlattı, biraz da sempatim vardı. İlk başlarda sadece evlere gidip geldim, daha sonra Allah rızası için yardımım dokunsun diye bir eve beni direk ağabey olarak gönderdiler. Kur’an-ı tecvidli bile okuyamıyorum ama “Gökhan” kod isimli Eşref Coşkun beni direk ev ağabeyi yaptı. 3 öğrenci bana verdiler. Bu öğrenciler askeri lise sınavına hazırlanıyor. Benim kaldığım ev Köşk Mahallesi’ndeydi. Benden başka 7 öğrenci evi daha vardı. Haftalık olarak tüm ağabeyler toplantı yapardı. Sınava 3 gün kala bu çocukları aldılar, başka evde çalıştıracaklarını söylediler. Bana abes geldi, rahatsız oldum. Mehmet Kocatürk çalıştırıyordu, dershanede çalıştığı için onun kod ismi yoktu, ancak öğrencilerin bile kod isimleri vardı. Sınavdan bir gün önce öğrencilerin kaldığı eve gittiğini söyleyen Koçak adaylara soruların nasıl verildiğini şu şekilde anlatmıştır: 33. “Ağabeyden Kopya Taktiği”. 34. “Ağabeyden Kopya Taktiği”. FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI 31 Eve geldiğimde öğrenciler bir odadan teker teker girip, çıkıyordu. Öğrencilere sorduğumda “Kur’an’a el bastık ağabey söyleyemeyiz” dediler. Sınavdan bir gün sonra bir öğrenciyi aradım ve ortaya laf atarak her şeyden haberim olduğunu, sınavının nasıl geçtiğini sorduğumda çocuk heyecanla bana “Allah razı olsun abicim, verdiğiniz 80 sorunun 80’i de çıktı” deyince hemen o kod isimli şahsın yanına gittim. Kendisi ile tartıştık ve bana Kur’an-ı Kerim’den ayetler söyleyerek, “Düşmanımızı düşmanımızın silahı ile yenmemiz lazım” dedi.35 Mayıs 1982’de Kuleli Askeri Lisesi’nde FETÖ’cü öğrencilerin tespit edilmesi için açılan soruşturma TSK içinde FETÖ ile mücadelede atılan adımların başında yer almaktadır. Bu çerçevede 90 öğrenci okuldan uzaklaştırılmıştır. FETÖ çatı iddianamesinde de belirtildiği üzere uzaklaştırılan bu öğrencilerden bazıları ilerleyen yıllarda FETÖ’ye ait çeşitli kurum, şirket ve vakıflarda üst düzey yöneticilik yapmıştır.36 Sonraki yıllarda askeri liselere giriş sınavlarında çeşitli usulsüzlüklerin yapıldığı tespit edilmiş, soruşturmalar sonunda sınavları geçen birçok öğrenci askeri okullardan uzaklaştırılmıştır.37 1986’ya gelindiğinde başka bir soruşturmanın İstanbul’da bulunan Deniz Lisesi öğrencilerine yönelik açıldığı görülmektedir. Bu soruşturma kapsamında FETÖ’cü örgütlenmenin tespiti amacıyla okul komutanı tarafından öğrencilere çeşitli soruların olduğu kağıtlar dağıtılmış ve aşağıdaki soruların cevaplanması istenmiştir:38 • Sızıntı dergisi okur musunuz? • Ailenizde Sızıntı dergisi okuyan var mı? • Bu okula gelmeniz için yönlendiren birileri oldu mu? Lise birinci sınıflara sorulan bu soruların ardından çok sayıda öğrencinin okul ile ilişiğinin kesildiği ifade edilmektedir. Söz konusu tarihlerde yalnızca Deniz Lisesi değil aynı zamanda Kuleli Askeri Lisesi’nde de “Fetullahçı” öğrencilerle ilgili basına yansıyan haberlere rastlanılmaktadır. Nitekim bir dönem FETÖ’cü savcı ve hakimlerin yönlendirmesi sonucu yargılanan eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcısı Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok’un yayımlanan bir röportajında kullandığı ifadeler dikkat çekicidir: Yaşar Büyükanıt, 1986 yılında Kuleli Askeri Lisesi Komutanıyken askeri lise sınavlarında yaklaşık 250 öğrenci, Türkçe sorularını tam yapıyor. Yapılan inceleme sonucu 35. “Askeri Lise Sınav Soruları Nasıl Sızdırıldı?”, İhlas Haber Ajansı, 11 Ocak 2017. 36. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 413. 37. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 413-415. 38. “Kritik Yıl 1986”, Milliyet, 20 Temmuz 2016. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 32 soruların Cemaat tarafından çalındığı ve bu öğrencilere verildiği tespit ediliyor. Bu öğrencilerin 50-60 kadarı atılıyor. Geri kalanını “Kazanırız” falan diye atmıyorlar.39 Üçok tarafından dile getirilen bu tarihin sağlamasının 15 Temmuz gecesi yapıldığı söylenmelidir. Zira hem darbe girişimine katılan hem de 15 Temmuz sonrasında TSK’dan uzaklaştırılan personelin önemli bir kısmının bu tarihlerde askeri lisede bulunan ve darbe girişimi itibarıyla albay ve general rütbesine erişmiş FETÖ unsurları olduğu görülmüştür. Bir anlamda 1980’lerin ortasından itibaren askeri liseler aracılığıyla TSK’ya sızan bu unsurları çok uzun soluklu düşünülmüş bir yatırımın ilk meyveleri biçiminde görmek mümkündür. TABLO 1. 2014 NASIPLI GENERAL VE AMİRALLERDEN TSK’DAN ÇIKARILAN VEYA ÇEŞİTLİ SEBEPLERLE İSTİFA EDENLER Org./Ora. Korg./Kora. Tümg./Tüma. Tuğg./Tuğa. Toplam K.K.K. Terfi 3 5 12 26 46 İhraç 1 2 5 17 25 Yüzde 33 40 42 65 54 İstifa 1 - 1 5 7 Yüzde 33 - 8 19 15 Dz.K.K. Terfi - 1 4 8 13 İhraç - - - 5 5 Yüzde - - - 62 38 İstifa - - - - - Yüzde - - - - - Hv.K.K. Terfi 1 2 5 12 20 İhraç - 1 5 7 13 Yüzde - 50 100 58 65 İstifa - - - 1 1 Yüzde - - - 8 5 Toplam Terfi 4 8 21 46 79 İhraç 1 3 10 29 43 Yüzde 25 38 47 63 54 İstifa 1 - 1 6 8 Yüzde 25 - 5 13 10 Genel Toplam Terfi 4 8 21 46 79 İhraç/İstifa 2 3 11 35 51 Yüzde 50 38 52 76 65 Kaynak: “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 435. 39. “Kritik Yıl 1986”. FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI 33 Tablo 1 ve 2 incelendiğinde özellikle 1980 ve 1990’larda askeri liselerde eğitim gören ve 2014 ve 2015’te albaylıktan generalliğe terfi edenlerin büyük bir çoğunluğunun kamu görevinden çıkarıldığı veya istifa etmek suretiyle TSK ile ilişiğinin kesildiği görülmektedir. TABLO 2. 2015 NASIPLI GENERAL VE AMİRALLERDEN TSK’DAN ÇIKARILAN VEYA ÇEŞİTLİ SEBEPLERLE İSTİFA EDENLER Org./Ora. Korg./Kora. Tümg./Tüma. Tuğg./Tuğa. Toplam K.K.K. Terfi 2 6 9 27 44 İhraç - 2 3 22 27 Yüzde - 33 33 81 61 İstifa 1 1 - - 2 Yüzde 50 17 - - 5 Dz.K.K. Terfi 1 1 4 9 15 İhraç - - 2 6 8 Yüzde - - 50 67 53 İstifa - - - - - Yüzde - - - - - Hv.K.K. Terfi - 2 4 10 16 İhraç - - 4 1 5 Yüzde - - 100 10 31 İstifa - - - 7 7 Yüzde - - - 70 44 Toplam Terfi 3 9 17 46 75 İhraç - 2 9 29 40 Yüzde - 22 53 63 53 İstifa 1 1 - 7 9 Yüzde 33 11 - 15 12 Genel Toplam Terfi 3 9 17 46 75 İhraç/İstifa 1 3 9 36 49 Yüzde 33 33 53 78 65 Kaynak: “FETÖ Çatı İddianamesi” TSK başta olmak üzere FETÖ tarafından özel mahrem yerler olarak görülen kurumlara sızmada talebe imamları ve ışık evleri önemli bir işlev görmüştür. Öncelikle zeki ve başarılı öğrenciler seçilerek ikna edilmeye çalışılmıştır. Sonra bu öğrencilerin ailelerine ulaşılmış ve rızaları alınmıştır. Daha sonra bu evlerde yetiştirilen öğrenciler başta askeri liseler olmak üzere devletin stratejik kurum- İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 34 larına eleman yetiştiren okullara girmeye teşvik edilmiştir. Nitekim FETÖ çatı iddianamesine göre son on yılda yaklaşık 1.000 ışık evinde 30 bin öğrencinin bu sınavlara hazırlandığı ifade edilmektedir.40 1986 sonrasında askeri liselere sokulacak öğrencilerin takibi ve kontrolünü daha da sıkı hale getiren örgüt öğrencilerin yalnızca akademik eğitimleri için değil aynı zamanda taşımaları gereken sağlık şartlarının da okullara girmelerini engellememesi için çeşitli tedbirleri devreye sokmuştur: Örneğin oyun gibi gösterilerek renk körü olup olmadıkları renkli noktalar bulunan rakamlardan oluşan kitaba baktırılmıştır. Abdest alan öğrencinin üzerine basması için yere kağıt havlu konulup bu yolla öğrencinin düztaban olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Özellikle halı saha maçlarından sonra çocuklara soğuk bir şey içirilip hasta edilerek örgüte ait ya da örgüt üyesi bir doktorun bulunduğu hastanede muayene yaptırılmaktadır.41 FETÖ’nün özellikle harp okullarına sızma konusunda izlediği önemli bir diğer taktik öğrenci kaynağını sivil liseden gelen öğrencileri artırarak farklılaştırmaya çalışmasıdır. Örneğin 2013’te Kara Harp Okulu’na 223 öğrenci askeri liseden alınırken 550 öğrenci sivil liselerden girmiştir. Bunun dışında 2008-2009 eğitim öğretim döneminde askeri liseden gelen 100 (yüzde 4,19), 2009-2010’da 104 (yüzde 5,56), 2010-2011’de 127 (yüzde 8,71), 2011-2012’de 86 (yüzde 8,57), 2012-2013’te ise 122 (yüzde 15,1) öğrencinin Kara Harp Okulu ile ilişiğinin kesildiği belirtilmelidir. Bir gizli tanığın verdiği ifade ise FETÖ’nün sızma girişiminin geldiği dehşet verici boyutu ortaya koyması açısından önemli gözükmektedir: “Görevinin öğrencileri Kara Harp Okulu’na yerleştirmek olduğunu anlatan gizli tanık Jüpiter, fiziki koşulların sağlanması amacıyla estetik yaptırıldığını, buna ‘kaporta düzeltme’ dendiği”ni ifade etmiştir.42 Özellikle astsubay okullarına sızma yönteminin subaylarınkinden farklı olduğu dikkat çekmektedir. Bunun başlıca nedeni ise astsubay yetiştiren (bando ve sağlık liseleri hariç) herhangi bir lisenin bulunmamasıdır. Astsubaylık eğitiminin astsubay meslek yüksekokullarından başlaması FETÖ’nün subaylarda olduğu gibi hemen ortaokuldan sonra öğrenciler üzerinde etki kurmasını zorlaştırmıştır. Bu nedenle astsubay düzeyindeki örgütlenişini okula liseden sonra girmiş öğrencileri etkileyerek gerçekleştirebilmiştir.43 FETÖ’nün TSK’ya sızma girişimleri 1980’lerin ortasından itibaren deşifre olmaya başlamasına rağmen bu tarihten FETÖ’cü darbe girişiminin gerçekleştiği 40. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 290. 41. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 289. 42. “Harp Okullarına Böyle Sızdılar”, Yeni Şafak, 16 Eylül 2016. 43. Tunca Bengin, “Subaylar Okuldan FETÖ’cü Astsubaylar Sonradan”, Milliyet, 12 Ağustos 2016. FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI 35 2016’ya kadar geçen otuz yıllık sürede FETÖ’ye mensup oldukları iddiasıyla sadece 400 personelin TSK ile ilişiği kesilmiştir. Bunların yıllara göre dağılımı Grafik 1’de gösterilmiştir. GRAFİK 1. 1987-2003 ARASINDA TSK’DAN UZAKLAŞTIRILAN FETÖ’CÜ PERSONEL SAYILARI (1987-2003) 7 0 0 2 1 0 2 2 11 59 42 7 5 1 0 17 7 40 43 21 2 0 1 10 73 31 8 6 0 2 0 10 20 30 40 50 60 70 80 1987 1988 1989 1990 1991 1992 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2003 Subay Astsubay Kaynak: “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 415. Otuz yıllık süreç içerisinde TSK’dan FETÖ mensubu olma dolayısıyla uzaklaştırılan personel sayısı 400 iken sadece 1990 sonrası irticadan dolayı görevine son verilen personel sayısı 1.500’ün üzerindedir. Grafik 2’de 1990 sonrasına göre “irtica” sebebiyle uzaklaştırılanların dağılımından görüleceği üzere TSK’da “irtica ile mücadele” FETÖ mensubiyetinden daha öncelikli bir konu olarak ele alınmıştır. GRAFİK 2. 1990-2003 ARASINDA TSK’DAN İRTİCADAN DOLAYI UZAKLAŞTIRILAN PERSONEL SAYILARI (1990-2003) 47 19 13 13 16 18 46 127 20 20 11 143 78 48 35 38 59 52 145 61 42 70 190 97 61 48 54 67 98 297 272 81 62 81 44 20 0 50 100 150 200 250 300 350 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 Subay Astsubay Toplam Kaynak: “19 yılda Bin 655 Subay İhraç Edildi”, Sabah, 4 Ağustos 2009. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 36 TSK’DAKI SIZMANIN SÜREKLILIĞININ SAĞLANMASI FETÖ yalnızca askeri okullar yoluyla değil aynı zamanda TSK içine yerleştirdiği elemanları aracılığıyla da sızma faaliyetlerini kontrolü altında tutmuştur. Bunu da çeşitli yöntemlerle gerçekleştirmiştir. Bunların başında özellikle personelin kurum içindeki özlük hakları, tayini ve terfisi gibi konularla ilgilenen birimleri ele geçirmek gelmektedir. Özellikle 2000’lerin başından itibaren söz konusu yönteme ağırlık veren FETÖ personel temini, atama-sicil, istihbarat, eğitim kurumlarının ölçme-yerleştirme ile eğitim ve kurs birimlerine yerleştirdiği elemanları aracılığıyla TSK içindeki tasfiyeleri ve bunlardan boşalan kadrolara getirilecek mensuplarını kontrol altında tutabilmiştir.44 Örgüt bunu gerçekleştirirken göreve getireceği mensuplarının önceden “parlatılma”sına özen göstermiştir. Bu çerçevede burs-eğitim ve geçici-sürekli görevler için seçilerek yurt dışına gönderme, lisansüstü eğitim yaptırma gibi yollarla bu üyelerinin öne çıkmasını sağlamıştır.45 FETÖ’nün üyelerini emir subaylığı, özel kalem müdürlüğü ve icra subaylığı gibi kritik kadro ve görevlere de yerleştirdiği söylenebilir. FETÖ çatı iddianamesine göre son on yılda üst makamlarda yer alan birçok komutanın emir subayları, özel kalem müdürleri ve icra subaylarının neredeyse tamamının FETÖ’nün belirlediği elemanlardan oluştuğuna işaret edilmektedir.46 Bu konudaki başlıca örneklerden birini Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın emir subaylığını yapan Yarbay Levent Türkkan oluşturmaktadır. Kendisi de bir FETÖ üyesi olan Türkkan’ın (savcılık) itirafları FETÖ’nün TSK’ya sızmasına ilişkin önemli bilgiler içermektedir. Ortaokulda FETÖ abileriyle tanıştığını belirten Türkkan askeri liseye giriş sınavı sorularının kendisine verildiğini itiraf etmiştir: O tarihlerde Bursa Cumhuriyet Lisesi Ortaokul kısmında okuyordum. İyi ve geleceği parlak bir öğrenciydim. Ortaokulda cemaatin abileriyle tanışmıştım. O tarihte Serdar, Musa kod adlı üniversite öğrencisi abiler vardı. Ben lisenin resmi pansiyonunda kalıyordum. Bu abiler pansiyona gidip geliyorlardı. Ben ve benim gibilere namaz kıldırıyorlardı. Sonra beni kendi cemaat evlerine götürmeye başladılar. Ben 5 yaşından beri subay olmayı hayal ediyordum. Ailem de beni bu şekilde kanalize ediyordu. Benim bu idealim cemaatin ekmeğine tuz biber oldu. Benim subay olmak istememe çok memnun oldular. 1989 yılında Işıklar Askeri Lisesi’nin sınavlarına girdim. Sınavı kendi bilgilerimle kazanacağımdan emindim, cemaatteki abilerim de emindi. Fakat yine de bana sınav olmadan önceki gece yarısı getirip soruları verdiler. Soruları Serdar abi getirmişti. Elinde bilgisayar çıktısı şeklinde sorular vardı. Şıkların üzerine cevaplar işaretlenmişti. Zaten bildiğim şeylerdi. Okudum, ezberledim. Bursa merkezde bir 44. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 416. 45. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 422. 46. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 417. FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI 37 cemaat evinde bana bu soruları verdiler. Soruları benden başkalarına da verdiklerini değerlendiriyorum. Ancak kime verdiklerini isim isim bilmiyorum. Yıllar sonra Serdar ve Musa abilerle irtibatım kalmadı. Aradan zaman geçtiği için onların kimliklerinin tespitine ilişkin bilgi de veremem. Fakat fotoğraflarını görsem tanıyabilirim. Bu şekilde askeri lise sınavlarını kazandım. Hatırladığım kadarıyla yüz küsürüncü olmuştum. Dereceye giremedim. Çünkü hatırladığım kadarıyla kasıtlı olarak soruların tamamını bana göstermemişlerdi.47 Türkkan FETÖ’nün TSK’ya sızmasına ilişkin olarak verdiği bilgilerde ordu içindeki örgüt yapılanmasının nasıl şekillendiğine de ışık tutmaktadır. Türkkan “FETÖ’ye kesin bir şekilde gizlilik ve ketumiyetin hakim olduğunu, 1990’lardan bu yana sınavla okullardan gelen ve orduya alınan subayların yüzde 60-70’inin FETÖ’cü olduğunu, genelde FETÖ’cü olan subayların Kurmay rütbesinde bulunduğunu” itiraf etmiştir. FETÖ’nün TSK’ya sızma yöntemlerine dair başka ipuçlarına Genelkurmay Emniyet Subayı olarak görev yapan ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklanan Gökhan Eski’nin itiraflarından ulaşmak mümkündür. Keskin’in soruşturma aşamasında verdiği ve duruşma esnasında kabul etmediği ifadesi iddianameye şu şekilde yansımıştır: Yarbay rütbesiyle Genelkurmay Başkanlığı Emniyet Subayı olarak görev yaptığını, Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral M. Metin Özbek’e bağlı olduğunu, birim görevinin Genelkurmay Karargahı içerisindeki güvenlik kameralarının kontrol ve yönetimi ile ilgili olduğunu, kendisinin Fetullah Gülen cemaati mensubu olduğunu, FETÖ ile 1986 yılında Ortaokul birinci sınıfta tanıştığını, Askeri Lise döneminde kendisine FETÖ’den herhangi bir örgütsel görev verilmediğini, herhangi bir örgütsel faaliyetinin olmadığını, Harp Okulu boyunca Ahmet kod adlı abiye bağlı olarak kaldığını, Ahmet kod adlı ağabeyinin İstanbul’da, Çapa Tıp Fakültesinde okuduğunu, kendisinin Topçu Subayı olarak 1997 yılında mezun olduğunu, FETÖ’de kural olarak abi seni devrettiğinde bir önceki abiyle artık görüşmenin yasak olduğunu, Ankara’daki ismini hatırlamadığı abiden istemedikleri bir evlilik yaptığı için koptuğunu, Eşinin FETÖ’cü olmadığı için evlenmesine karşı çıktıklarını, görüştüğü tüm abilerin bir şekilde kendisini bularak cemaatçi olmayan biri ile evlenmemesi konusunda telkinde bulunduklarını, bunları dinlemeyerek evlendiğini ancak 2010 yılında eşinden resmi olarak boşandığını, şu an FETÖ’cü olmayan biri ile nişanlandığını, onu da ağabeylerin istemeyerek kendisine 30’un üzerinde kişi önerdiklerini, FETÖ’den abilerle görüşürken değişik zamanlarda evlerinde kadınlara ait vesikalık fotoğraflar bulunduğunu ve onları kendisine gösterdiklerini, fotoğrafı gösterirken kadının kod adını, memleketini, memleketinin bölgesini, boyunu, kabaca kilosunu, sigara içip içmediğini, dini hassasiyetlerini, başının açık kapalı olup olmadığını ilave bilgi olarak verdiklerini ve bu tekliflerden 10 civarında kişiyle görüşmüşlüğü olduğunu, randevuyu abinin ayarladığını, birlikte gittiklerini, 47. “15 Temmuz Darbe Girişimi: İfadeler-İtiraflar”, Yeni Şafak, www.yenisafak.com/15temmuz/ifadeler-itiraflar, (Erişim tarihi: 11 Şubat 2018). İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 38 görüşmenin genelde cemaat evinde olduğunu, yaklaşık 15 dakika civarında sürdüğünü, herkesin kod adıyla birbiriyle konuştuğunu, kendisinin kod adının SALİH olduğunu, Bu kod adını ortaokulda Bahadır abinin verdiğini, Harp Okulundan mezun olduktan sonra himmet vermeye de başladığını, ortalama maaşının onda birini hemen hemen sürekli himmet olarak bağlı bulunduğu abiye elden verdiğini, düzenli ödemeye 2010 yılından sonra başladığını, söylemiştir.48 FETÖ’nün TSK içindeki kritik makamları ele geçirmesi ve bu şekilde sızmanın sürekliliğini devam ettirme imkanı kazanmasına dair yöntemlerin nasıl işlediğine dair önemli başka ipuçlarına FETÖ çatı iddianamesinde şüpheli sıfatıyla ifade veren Ankara Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığı Astsubay Tayin Şube Müdürü olarak da görev yapan Fazıl Ergün’ün anlattıklarından ulaşmak mümkündür. Ergün’ün FETÖ ile tanışma hikayesine bakıldığında diğer birçok örnekle benzer olduğu söylenebilir: Ben adı geçen cemaat yapısı ile 1986 yılında Amasya Merzifon’da ortaokul öğrencisi iken tanıştım. O zamanlar bu yapıya mensup olan üniversitesi öğrencilerinden dersler almaya başladım. Derslerin yanında risale-i nur ve Fethullah GÜLEN’in kitaplarını okuduk. Daha sonra Kuleli Askeri Lisesine girdim. Askeri lise süresi boyunca iki haftada bir benden ve arkadaşım Mustafa Divril’den sorumlu olan kod isminin Salim olduğunu bildiğim sivil vatandaşla esnaf evlerinde görüşürdük ve risale-i nur ve Fethullah GÜLEN’in kitaplarını okurduk. Mustafa Divril 2000 yılında geçirdiği trafik kazası sonucu vefat etmiştir. 1994 yılında Kara Harp Okulundan mezun olana kadar kod adı Salim olan sivil vatandaşla görüşmeye devam ettik. Evin tek erkek çocuğu olduğum için hiçbir yaz kampına katılmadım. Lise ve Kara Harp Okulu boyunca iki ve üçer kişilik gruplar halinde toplanıp görüşürdük, onun dışında gizliliğimizin temini için tedbir amaçlı olarak kimse birbiri ile görüşmezdi. 1999 yılına kadar çalıştığım iller küçük olduğundan herhangi bir üst irtibatım olmadı. 1999 yılında Ankara Jandarma Okullar komutanlığına geldiğimde sivil olan Maliye Bakanlığında çalıştığını bildiğim Hayrettin isimli şahıs ile görüşmeye başladım. Bu şahısla benim bekar evim ve Hayrettin isimli şahsın evinde görüşmeye devam ettim. Sohbetlerimizde yine risale-i nur ve Fethullah GÜLEN’in kitaplarını okurduk. 2002 yılında İstanbul’a geçtim. İstanbul’da kaldığım üç yıl içerisinde Ankara’ya geldiğim zaman Hayrettin kod adlı cemaat abisi ile görüşüyordum. İstanbul’da öğretmen olan Ali Kafadar isimli şahıs ile iki üç haftada bir görüşmeye devam ettim. Diyarbakır Silvan’da görev yaptığım süre içerisinde öğretmen olarak bildiğim ismini hatırlamadığım abi olarak hitap ettiğim kişi ile görüşmelerim devam etti.49 TSK’ya girdikten sonra FETÖ ile bağlantısının devam ettiğini belirten Ergün bulunduğu makamı örgütün çıkarları adına nasıl kullandığını ve örgütle ilişkisinin boyutlarını şu cümlelerle açıklamaktadır: 48. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 571-572. 49. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 571-572. FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI 39 2011 yılında tekrar Ankara Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığı Astsubay Tayin Şube Müdürlüğüne atandım. Burada askeriyenin cemaat imamı olduğunu düşündüğüm Osman kod ismini kullanan matematik öğretmeni olduğunu bildiğim adresini gidersem gösterebileceğim açık adresini bilmediğim şahıs ile iki üç haftada bir görüşmelerimiz olurdu. Görüşmelerde atama dönemine yakın olan zamanlarda genelde atanacak personel ile ilgili 30-40 kişilik liste getirirdi. Bu listelerden uygun olanların atamalarını hak ve adalet çerçevesinde yapardım. 2011-2013 yılları arasında Şube Müdürümüz Yarbay Tekin Aktemur tarafından yapılmakta idi. Kendisi beni 2011-2013 yılları arasında atama işlerine karıştırmazdı. Bu şahsın cemaat ile ilgisi yoktu. 2013 yılından sonraki atamalarda etkin olmaya başladım. 17-25 Aralık sürecinden sonra Osman kod isimli şahıs ile görüşmelerimiz azaldı. Görüşmelerde tedbire azami derecede riayet edilmesi, Bank Asya’ya para yatırılması gerektiği, bir yıl sonra her şeyin düzeleceğini, seçimlerle ilgili bölgesel olarak hangi partilere oy verilmesi gerektiği ilgili yönlendirme yapılmasını söyledi. 2015 yılında Siirt İline geçici görev ile görevlendirildim. Burada kaldığım 3-4 ay süre zarfında kimse ile görüşmedim. 2015 yılının Temmuz ayında Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına atandım. Kod ismi Osman olan şahısla görüşmelerim devam etti. Düzenli olarak bağış himmet vermedim ancak zaman zaman istediklerinde verebildiğim kadar veriyordum. Verilmesi gereken tutar maaşın yüzde onudur. 1994 yılından itibaren Cemaat içerisinde Fatih ve Halit kod ismini kullandım. Görüşmelerde telefon kullanılmaz, her görüşmede bir sonraki görüşmenin tarihi ve saati belirlenir.50 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Marmaris’te kaldığı otelden almakla görevli FETÖ’cü teröristler arasında yer alan ve kamuoyuna “menfez paşası” olarak yansıyan Astsubay Zekeriya Kuzu sonra reddettiği savcılık ifadesinde FETÖ ile olan ilişkisini ve askeri hiyerarşi dışına çıkarak örgütten nasıl talimat aldığını şu sözlerle itiraf etmektedir: 2007 yılında yapı ile temasım oldu. Bu kişiyle zaman zaman personel ile ilgili benden bilgi alıyordu. Benim ya da onun evinde buluşuyorduk. Astsubaylar isteklerini ve şikayetlerini bana söylüyorlardı. Ben de bunları üs komutanına iletiyordum. (FETÖ’deki kişi) Bana verdiği bilgilerin çoğu doğru çıkıyordu. “Dışarıda birbirimizi görsek bile tanımamazlıktan geleceğiz” diyordu. “Telefon sıkıntılı, görüşmeler yüz yüze olacak” diyordu. Üs komutanı bana “Bir personelin yerini değiştir” dediği zaman ben de bu kişiye soruyordum. Ve onun önerdiği kişiyi atıyordum. Sadece Tosun Albay direniyordu. Bana “İşyerinde fazla sivrilme rengini beli etme” diye tavsiyelerde bulunuyordu. Üste olan her türlü durumu o kişiye anlatıyordum.51 TSK’ya sızmanın sürekliliğinin sağlanması ve kontrol edilebilmesi için ele geçirilen makamlar askeri hiyerarşi dışından emir alan FETÖ’cüler tarafından 50. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 571-572. 51. “15 Temmuz Darbe Girişimi: İfadeler-İtiraflar”. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 40 kullanılmıştır. Bu şekilde örgüt hem kendi elemanlarının istenilen yerleri kontrol edebilmesini hem de FETÖ’cü olmayan TSK mensuplarının sindirilmesini sağlamıştır. Özellikle 15 Temmuz’u nihai bir hedef olarak gören örgüt bu amacına ulaştıracak bir darbe girişiminin başarıyla gerçekleştirilebilmesi için her türlü planlamayı yapabilecek insan kaynağı oluşturmuştur. GATA’YA SIZMA Örgütün TSK’ya ilişkin izlediği stratejinin önemli bir boyutunu teşkil eden askeri okullara öğrenci yerleştirmenin yalnızca askeri liselerle sınırlı olmadığı söylenmelidir. FETÖ astsubay okulları başta olmak üzere GATA’da da kadrolaşma yoluna gitmiştir. FETÖ’nün GATA yapılanması yalnızca GATA’daki bir örgütlenmeyi değil diğer askeri hastanelerdeki FETÖ’cü unsurları da kapsayan bir nitelik göstermektedir. FETÖ’nün TSK içindeki yapılanmasında GATA oldukça stratejik bir pozisyondadır. TSK personelinin sağlık hizmetlerini yerine getirmenin yanında TSK’ya alınacak personelin sağlık testlerini de yapan bu kurum “sızma”nın gerçekleştirilmesi noktasında örgütün stratejik önem verdiği yerlerden biridir. GATA’daki sızma girişimlerinin başlıca iki amacı olduğu ifade edilebilir: Bunlardan ilki askeri okullara girecek veya girmesi istenmeyen öğrenci adaylarına olumlu/olumsuz sağlık raporları verilmesi, ikincisi ise askeri okullarda öğrenim gören bazı öğrencilerin bu okullardan uzaklaştırılmasıdır. Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu sanık eski tabip subay Murat Ünlü’nün yargılandığı davada müşteki olarak dinlenen Hayriye Y. örgütün kullandığı yöntemlerden birini şu şekilde deşifre etmiştir: 2013’te bütün askeri öğrenciler sağlık muayenesi için Balıkesir Askeri Hastanesi’ne götürüldük. Kalp muayenesini yapan Doktor Murat Ünlü’ydü. Muayeneye girmeden önce bazı raporların üzerindeki fotoğrafların köşesinin yırtık olduğunu fark ettim ama pek önemsemedim. Muayene sonunda Ünlü bana “D” kodu verdi ve elendim. Ertesi gün fotoğrafları yırtık olan arkadaşların elendiğini öğrendim, bunun bir şifre olduğunu anladım. Daha sonra askeri hastanede çalışmış ve emekli olmuş bir tabip albaya muayene oldum, bana askeri öğrenci olmama engel olacak bir sağlık sorunumun olmadığını söyledi.52 Eylül 2017’de hazırlanarak Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen ve kamuoyunda “GATA iddianamesi” olarak bilinen iddianamede 104 şüpheli hakkındaki iddialar dikkate alındığında FETÖ’nün GATA’ya nasıl sızdığı ve faaliyet gösterdiğine yönelik çeşitli verilere ulaşmak mümkündür.53 52. “Eski Askeri Öğrenciler GATA’daki FETÖ Kumpasını Anlattılar”, Anadolu Ajansı, 7 Mart 2018. 53. “FETÖ’cüler Gatakulis’i Doktorlara Karşı Silah Gibi Kullandılar”, Vatan, 3 Eylül 2017. FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI 41 Örgütün GATA yapılanmasına dair başka itiraflara Erzurum’da FETÖ’nün “mahrem asker” yapılanmasına yönelik açılan davada tutuksuz yargılanan ve itirafçı olan Tabip Albay İ.Y.’nin ifadelerinde de rastlanmaktadır. İ.Y. GATA’nın ele geçirilmesinin FETÖ açısından ne anlama geldiğini şu cümlelerle anlatmıştır: Şemsettin isimli şahıs beni Fetullah Gülenin kaldığı Altunizade’de yurda götürdü ve tanıştırdı. Gülen bana “Siz önemli bir misyon üslendiniz ki işiniz kendinizi belli etmeyin, verilen görevleri yapın. Kendinizi gizlemek için gerekirse içki de içebilirsiniz günah olmaz. Hatta eşiniz kapalı ise başını açın, günah olmaz. Olsa bile ben üstleniyorum” dedi. Bu davanın yüksek olmasından dolayı günah olmayacağını söyledi. “Adam kazanın, kişilerle ilgilenin, kendinizi işinizde ön plana çıkarın” dedi. GATA’da öğretim elemanı olmanın cemaate büyük hizmeti olacağını, “Bu bir süreç, bu makamlara gelirseniz dava kazanılacak” dedi. Askeriye içerisinde elamanlarının olduğunu, gerektiğinde sınavlarda yardımcı olacaklarını, her tür sorunumuzla ilgileneceklerini söyledi. Gittiğimiz yerde birçok kişi vardı. Tek tek görüştürdüler, sadece ben Şemsettin ve Fetullah Gülen vardı. Yaklaşık 10-15 dakika görüştükten sonra kendisi toplu olarak salonda namaz kıldırdı. Gece çıktım kalmak yasaktı, bu durum ve toplantılar devam etti.54 GATA’daki FETÖ’cü yapılanmanın kullandığı başka bir yöntem sosyal medya üzerinden dolaşıma sokulan çeşitli dedikodularla FETÖ’cü olmayan personele karşı izlenen sindirme politikasıdır. Bu amaçla açılan bir Twitter hesabı olan “Gatakulis” yapılması planlanan tasfiye için kullanılmış, FETÖ’nün amaçlarına hizmet etmeyen personelin bu sosyal medya hesabında çıkarılan haberlerle itibarsızlaştırılarak görevlerinden uzaklaştırılması sağlanmıştır. Ayrıca FETÖ’ye mensup olan ve sınavlarda sağlık testini geçmek için gerekli sağlık şartlarını taşımayan kişilerin GATA’daki FETÖ mensuplarının olumlu sağlık raporlarıyla başarılı sayılmaları mümkün kılınmıştır.55 GATA’dan tasfiye edilen mevcut kadroların yerlerine örgüt mensupları getirilmiştir. FETÖ’NÜN ASKERI MAHREM (İMAM-ABI) YAPILANMASI 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ’ye yönelik yapılan operasyonlar içinde örgütün mahrem yapılanmasının ortaya çıkarılması örgütle mücadelede yeni bir aşamayı işaret etmektedir. Özellikle TSK içinde yer alan ancak darbe girişiminde bulunmamış kripto unsurların tespit edilmesi açısından bu aşama oldukça kritik bir gelişmedir. Mahrem yapılanma örgütün sivil birtakım mensupları vasıtasıyla kurulmakta, denetim mekanizması büyük oranda hücre tipi 54. “FETÖ Sanığı Tabip Albay: Gülen ‘İçki için Günahı Ben Üstleniyorum’ Dedi”, Hürriyet, 27 Eylül 2017. 55. “GATA İddianamesi Mahkemede”, Sabah, 4 Eylül 2017. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 42 bir örgütlenmeden oluşmakta ve FETÖ’nün en kozmik birimi olarak kabul edilmektedir. Bu birim/yapılanma doğrudan devlete sızmayı sağlamaktan öte sızmanın sürekliliği ve kontrolünü sağlaması nedeniyle örgüt açısından kritik bir öneme sahiptir. ŞEKİL 1. MAHREM ABİ YAPILANMASI Kaynak: “GATA İddianamesi Mahkemede”, Sabah, 4 Eylül 2017. Bu sistemde TSK içinde yer alan her bir komutanlığın “müdür” konumunda yer alan birer sorumlusu bulunmaktadır. Bunlar “genel müdür”e bağlı biçimde çalışmaktadır. Her genel müdür ise birliğin bağlı olduğu Kuvvet Komutanlığının imamına bağlıdır. Örneğin Hava Kuvvetlerindeki bir “genel müdür” “hava kuvvetleri imamı”na bağlı olarak altındaki hiyerarşiden sorumludur. Müdür, müdür yardımcısı, öğretmen ve öğrenciler hiyerarşik olarak genel müdüre bağlıdır. Genel müdür aynı zamanda üst rütbeli (general) subayların da öğretmenliğini (imamlığını) yapmaktadır. Genel müdürün altında “müdür” yer almakta ve altındaki hiyerarşik yapıdan sorumlu olarak çalışmaktadır. Genel müdürün altındaki müdür sayısı bağlı bulundukları birliğin sayısına göre değişmektedir. Müdürler arasından bir örgüt üyesi “personelci”, başka birisi ise “akademi mesulü” olarak seçilmektedir. Personelci örgüt üyeleri içinden insan kaynağının sağlanarak ihtiyaç duyulan alanlarda –başta öğretmenler olmak üzere– diğer personellerin takibinin yapılması, akadeFETÖ’NÜN MAHREM ABI YAPILANMASI FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI 43 mi mesulü ise kurmay sınavlarına gireceklerin ders çalıştırılması ve takip edilmesi gibi görevleri yerine getirmektedir.56 “Müdür yardımcısı” ise öğretmen ve öğrencilerden sorumludur. Ayrıca orta rütbedeki askeri personelle ilgilenmektedir. Bir müdür yardımcısının sorumluluğunda dört-yedi arası öğretmen ve bu öğretmenlerin her birine bağlı sayıları üç-altı arasında değişen subaylar yer almaktadır.57 Müdür yardımcısının hiyerarşik olarak altında bulunan “öğretmen” askeri öğrencilerle, ayrıca himmet veya kurban toplanması gibi örgütsel faaliyetlerle ilgilenmektedir. Bu kişi yukarıdan gelen emir ve talimatlara göre hareket etmektedir. Sorumlu olduğu öğrencisinin (subay/askerin) tayini çıktığı zaman bizzat öğrencisini yeni yerine götürerek orada bulunan mahrem abi yapılanmasına teslim etmektedir. “Öğrenci” ise askeri lise ve harp okulu öğrencileri ile TSK içindeki diğer eğitimleri alan personele verilen isimdir. Bunlar mahrem abiler tarafından yönlendirilmektedir. Askeri personele imamlık yapan Yrd. Doç. Dr. İ.Y. ile asker eşlerine sohbet veren Atatürk Üniversitesi’nde araştırma görevlisi eşi H.Y.’nin itiraflarında mahrem yapılanmanın işleyişine dair önemli bilgilere ulaşmak mümkündür: Mahrem yapılanmada asker öğrencileri teslim alma usulu söz konusudur. Bana teslim edilen ilk öğrenciyi önce keyfiyet bakımından ve bağlılık derecesini ölçmek için tartardım. Bunda bazı kriterler geliştirmiştim. Çünkü öğrenci teslimi sırasında bana herhangi bir dosya veya not vermezlerdi. Sadece bu kişiyi teslim sırasında keyfiyetine dair genel bilgiler verir birlik, beşlik şeklinde almış olduğu notu söylerlerdi. Ben, orta üçte iken cemaatle tanışan askerlerin oldukça bağlı olduğunu gördüm. Sözleşmelilerin veya liselilerin ise onlar kadar derin bir bağı yoktu. Bir kişiyi külliyatı okuyup okumadığı, pırlanta serisinden en aşağı 10 kitap okuyup okumadığı, tecvit ve Kuran-ı Kerim’i bilip bilmediğini sorgulardım. Eğer bilmiyorsa benim için boş bir insandı. Her toplantım sırasında kişinin maneviyatını artırmak için okumalar yapardık. Bu kadar yoğun dini ders yaptıktan sonra o kişinin gündelik ve mesleki yaşantısında ilgi çekmemesi için Fetullah Gülen’in “Gündüzleri İtalyan artistleri gibi olmanız lazım” sözünü öğütlüyordum. Askeri lise kökenli olanlar ilgi çekmemeyi başarıyorlardı. Ben teğmen pozisyonunda olup, bekar olanlar ile ilgileniyordum. Aynı grup içerisinde olan veya aynı yerde çalışanları birlikte derse alıyordum. Derslerin zamanını öğrenciler kendi iş durumlarına göre ayarlıyorlardı. Aynı devrede olanlar birlikte toplantıya giriyorlardı. Evleri ben değil, İsrafil Bey kiralayıp, ayarlamıştı. Toplantılar sırasında dini dersler yanında müdür yardımcısı istediği taktirde aynı birlikte çalışan A şahsı ya da B şahsını öğrencilere bildirir, onun nasıl bir kişi olduğunu İsrafil’e söylerdim.58 56. “İşte FETÖ’nün TSK Yapılanması”, Haber 7, 12 Haziran 2017. 57. “İşte FETÖ’nün TSK Yapılanması”. 58. “Mahrem İmam İtirafçı Oldu”, Sabah, 16 Ekim 2017. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 44 Mahrem yapılanmanın önemli bir özelliği mahrem abi-imam olarak isimlendirilen kişilerin yüzde 95’inin gerçek mesleğinin de öğretmen olmasıdır.59 Örgütün bu şekilde öğretmenlik mesleğinin mobilizasyon imkanlarını bir avantaja dönüştürdüğü söylenebilir. Hem askeri personelin tayin ya da benzeri durumlarda yer değiştirmesi hem de onlarla ilgilenen mahrem abilerin görev yeri değişikliklerinin sağlanmasında bu avantajı kullandıkları açıkça görülmektedir. FETÖ, öğrenciliğinden itibaren içine kattığı bir kişiyi ilerleyen meslek yaşantısında da mahrem abi yapılanmasının sağladığı imkanlarla takip etmekte ve örgütsel amaçları için kullanabilmektedir. FETÖ’deki mahrem abilik yapılanması içindeki bir abinin safahatına dair önemli bilgilere –kendisi de mahrem abi olan, öğretmenlik için KPSS’ye hazırlanan ve dershaneler ve ışık evleri vasıtasıyla FETÖ ile tanışan– Münir kod adlı Enver Aygün’ün ifadesinde görmek mümkündür: Benim Fethullah Gülen Cemaatiyle ilk temasım 2004 yılında Ortaokul 3. Sınıfa giderken oldu. O zaman cemaate ait Cebeci’deki Ufuk Test merkezinden duyuru yapmışlardı. Ücretsiz eğitim veriyorlardı. Birkaç defa oraya ücretsiz gittim, sonra benim gibi gelenlere öğretmenlerle evde devam edeceksiniz denildi. Bu şekilde ilk defa cemaat evine gittim. … Gittiğim ev Beştepe tarafındaydı. Kazakistan uyrukluların kaldığı bir evdi. Nariman isminde Kazak bir abimiz vardı. Namaz, sohbet faaliyetlerinde bulunuyorduk, ayrıca Fethullah Gülen’in sohbetlerini izleyip dinliyorduk. Evde ders çalıştırıyorlardı. Herhangi bir sınava yönlendirme olmadı. O yıllarda cemaat evinde hiç sürekli kalmadım. Ailemle birlikte kalıyordum, ancak sürekli cemaat evine gidip ders çalışıyordum, sohbetlere katılıyordum. … Ben üçüncü evi değiştikten sonra bana “ev abisi” oldun dediler. Bu görevi sürekli yapmadım. Ev içinde zaman zaman ev abisinin değiştirildiği oluyordu. Nitekim evin abisinin en büyük görevi namaz kıldırmaktı. Ben abi olduğumda evde kalanlara iş bölümü yapmıştım. Masrafları da kendi aramızda topluyorduk. Dışardan para gelmiyordu. Arada kuru gıda şeklinde erzak geldiği oluyordu. Bölge imamı arada eve uğrar kontrol ederdi. Denk gelmişse namaz kıldırırdı. Benim kaldığım ya da benim abi olduğum evlerden attığımız kişi hiç olmadı. Evin abisi evde kimin kalacağına karar veremiyordu. Ayrıntılarını kolluktaki ifademde belirttiğim gibi Ankara’da iken bana bağlı Askeri personeller vardı, bunlardan isimlerini hatırladığım 5 tanesini söyledim. Okulu bitirip Ankara’ya geldiğimde Rahim kod adlı cemaatçi benimle irtibat kurdu. … Rahim abi bana Münir kod adını verdi. İsmi o seçti. Niye bu ismi seçtiğini sormadım. Askerlerle görüşürken bu ismi kullandım. Bir asker ilk defa bana bağlanırken onla irtibatlı olan cemaatçi vasıtasıyla bağlanır. Onları kimin yönlendirdiğini bilmiyorum ama 59. “İstanbul’da 207 Mahrem İmam”, Milliyet, 7 Mayıs 2017. FETÖ’NÜN TSK’YA SIZMASI 45 askerle irtibatı olan cemaatçi askerle birlikte bizim eve gelip benimle askeri tanıştırırdı. Onlar gelmeden önce Rahim ya da Sami abi geleceklerini haber verirdi. Bu şekilde benim haberim olurdu. Geldiklerinde kullandığımız kod adıyla tanışırdık. Hiç kimse gerçek adını söylemezdi. Bu cemaatin kuralıdır.60 ŞEKİL 2. ŞEHİR DIŞI TALEBE MESULÜ YAPILANMASI Kaynak: “İstanbul’da 207 Mahrem İmam”, Milliyet, 7 Mayıs 2017. TSK’daki mahrem yapılanmanın bir diğer boyutunu FETÖ’nün şehir dışı “talebe mesulü” yapılanması ve bunların sorumlu olduğu askeri öğrenciler meydana getirmektedir. Bu yapının en üstünde “il eğitim danışmanı” yer almaktadır. Bu kişi bir ildeki bütün eğitim faaliyetlerinden sorumludur. İl eğitim danışmanının hiyerarşik olarak altında “ser doktor” bulunmaktadır. Ser doktor mahrem yapılanma içinde yer alan askeri yapılanmanın en üstündedir. Kendisinin altında bulunan doktor şehir dışı talebe mesulü ve öğrencilerden sorumludur. Bunlarla ilgili raporlarını eğitim danışmanlarına aktarmaktadır.61 Şehir dışı talebe mesulü bir askeri öğrenciden hem askeri lise hem de harp okulunda sorumlu olan, öğrencisiyle öğrenim gördüğü şehre giderek iki haftada bir görüşen ve ona örgütsel faaliyetleri yaptıran kişidir. 60. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Soruşturması, No: 2016/105261, Esas No: 2017/14808, İddianame No: 2017/2573. 61. “İşte Mahrem İmam Yapılanması! ByLock Yazışmaları Ortaya Çıkardı”. FETÖ’NÜN ŞEHIR DIŞI TALEBE MESULÜ YAPILANMASI 47 FETÖ’NÜN YARGIYA SIZMASI FETÖ’nün devlet kurumları içinde sızmayı temel amaç olarak benimsediği kurumlardan biri de yargıdır. Örgütün yargı yapılanması sızdığı ve sızmaya çalıştığı diğer devlet kurumlarındaki üyelerinin faaliyetlerini daha rahat biçimde gerçekleştirebilecekleri hukuksal zemini hazırlamanın yanı sıra –geçmişte kamuoyunu meşgul eden çeşitli yargılama süreçlerinde olduğu gibi– kendisinden olmayanlara karşı kullandığı bir silah işlevi de üstlenmiştir. Bu işlev kimi zaman devlet dışında kalan aktörlere yönelik kimi zaman da 7 Şubat 2012’de MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın FETÖ’cü savcılar tarafından ifadeye çağrıldığı ve 17-25 Aralık 2013 ve sonrası süreçte seçilmiş “sivil hükümet”e karşı giriştiği çeşitli eylemlerinde görülmüştür. Bunun dışında çeşitli iftira ve şantaj araçlarını da devreye sokarak örgüt ile bağı bulunmayan yargı mensuplarının tasfiyesini kolaylaştırıcı eylemler yapmıştır.62 FETÖ’nün yargı örgütlenmesinin çok boyutlu bir görüntü sergilediği söylenebilir. İlk derece mahkemeleri, Cumhuriyet savcılıkları, mahkeme kalemleri, yüksek mahkemeler, Adalet Bakanlığı bürokrasisi, Türkiye Adalet Akademisi (TAA), Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) gibi yargının değişik alanlarında sızmasını gerçekleştirmiştir. Bununla beraber yalnızca sivil değil askeri yargıda da ciddi bir yapılanmaya gitmiş ve burada da operasyonel amaçlarla kullanabileceği militanlarını yerleştirmiştir. 62. Cem Duran Uzun, “FETÖ’nün Yargı Ayağı ve Hukuk: 15 Temmuz ve Sonrası”, Kriter, Sayı: 4, (2016), s. 74-75. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 48 Örgütün yargıya sızma sürecinin de oldukça uzun bir tarihsel geçmişinin olduğu söylenmelidir. Yargı (adliye) FETÖ açısından TSK, Emniyet veya MİT gibi özel bir mahrem alan olarak görülmemekle beraber sızmak için hedeflenen kurumların en başında gelmiştir. Bu nedenle yargıdaki unsurların kendini belli etmesi görece daha açık bir biçimde gerçekleşmiştir. 17-25 Aralık yargı darbesi girişimleri ve 2014’te yapılan HSYK üye seçimleri örgütün yargıda büyük oranda deşifre olmasını sağlamıştır. Örgütün yargıya sızma stratejisinin diğer kurumlardakine benzer özellikler gösterdiği ifade edilmelidir. Hakim ve savcılık mesleğine kabul edilebilmek için hukuk fakültesini bitirme şartının olması bu fakültelere öğrenci sokulmasına ağırlık verilmesine neden olmuştur. Dershaneler, okullar ve ışık evleri hukuk fakültesine yönlendirilecek adaylar için önemli imkanların seferber edildiği yerler olarak dikkat çekmiştir. Bu evlerde daha önceden ele geçirilen soruların örgütün abi ve ablaları aracılığıyla öğrencilere verilmesi/ezberletilmesi sağlanmıştır. Örgütün yargıya verdiği önemin göstergelerinden biri olarak “yargı imamı”- nın doğrudan “Türkiye imamı”na bağlı biçimde çalışması ve istediği takdirde örgüt lideri Gülen ile irtibat kurabilmesi söylenebilir.63 Hem hukuk fakültesinde hem de fakülte sonrası süreçlerde örgüt üyeleri çeşitli yollarla denetlenerek örgütün amaçları doğrultusunda davranmaları sağlanmıştır. Gerektiğinde FETÖ’cü hakim ve savcı ile irtibata geçilerek örgütün çıkarlarına uygun kararların alınması temin edilmiştir. Dışişleri Bakanlığında yapılan gizli güvenlik toplantısının ses kayıtlarının yayımlanmasını engellemek amacıyla YouTube’a getirilen yayın yasağını FETÖ’cü olan bir hakim akrabasının tavsiyesi üzerine kaldırdığını söyleyen ve HSYK tarafından meslekten ihraç edilen eski hakim (aynı zamanda şu an firari olan eski Kara Harp Okulu Kurmay Başkanı Albay İlhami Polat’ın eşi) Suzan Polat’ın anlattıkları FETÖ’nün istediği kararları aldırırken izlediği stratejiyi ortaya koyan önemli bir itiraf niteliğindedir: Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada (Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan gizli güvenlik toplantısının ses kayıtlarının sızdırılması soruşturması) dosya istemeden evrak üzerinden, neden karar verdiğim sorulmuştu. Bu konuyla ilgili mahkememizin verdiği Youtube’un kapatılması kararına itiraz edilmişti. İtiraz üzerine konuşma içeriklerini bildiğim için dosyayı sehven istemedim, bu usul eksikliği olabilir, ancak ne şekilde karar vermem konusunda araştırma yaptım. FETÖ’cü olarak bildiğim, aynı zamanda eniştem olan Hakim Fatih Özaydın, Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nde tetkik hakimidir. Bu karardan bir gün önce Fatih, telefonla beni aradı. Beni adliyenin karşısındaki lokantaya çağırdı. Bana orada bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin emsal 63. “Meclis Darbe Komisyonu Raporu”, s. 191. FETÖ’NÜN YARGIYA SIZMASI 49 kararı olduğunu, bu karar doğrultusunda karar vermem gerektiğini söyledi. Kendisi Gölbaşı’na gelmeden önce de beni arayıp “Gölbaşı’nda mısın? Oraya geliyorum, bir husus görüşeceğiz” demişti. Bu şekilde eniştem vasıtasıyla bana telkinde bulunup bu şekilde karar verdirdiler.64 FETÖ yargıdaki mensupları olan hakim ve savcıların deşifre olmamaları adına almaları gereken tedbirleri de sürekli biçimde kontrol etmiştir. Diğer mahrem yapılarındaki gibi yargıda da hakim ve savcıların gerektiğinde oruç tutmama, tutsa dahi su şişesi ile gezme, Cuma namazına gitmeme, kamusal alanlarda içki içme ve örgüt dışından evlenmeme gibi “tedbir”lere uymalarını sağlamıştır.65 FETÖ –aynı TSK örneğinde olduğu gibi– mensuplarının yargı içindeki kritik pozisyonları elde edebilmesi için de çeşitli yöntemler kullanmıştır: Bunlardan ilki belirli kişilerin “parlatılma”sı yoluyla kariyer ilerlemelerinin sağlanmasıdır. Diğer bir yöntem ise hakim ve savcıların özlük işlemleri, atanmaları, tayinleri ve göreve başlamaları gibi işlemleri yöneten idari makamlardaki FETÖ mensuplarının diğer FETÖ’cü yargı mensuplarının daha donanımlı hale getirilerek önlerini açacak şekilde hareket etmeleridir. Örneğin iyi sicil vermek, çeşitli burslarla yurt dışı görevlerine/eğitimlerine, dil kurslarına göndermek, yurt içi ve yurt dışı üniversitelerde lisansüstü eğitim yaptırmak FETÖ’cülere gösterilen başlıca ayrıcalıklar olarak sayılabilir. TAA’nın bu çerçevede önemli bir işlev üstlendiği görülmüştür. Zira örgüt hakim ve savcıların mesleki eğitimlerinin verildiği bu okula sızarak öğrencileri fişlemiş ve yargının gelecekteki kadrolarına kendi mensuplarının yerleşebilmesinin önünü açmıştır.66 Buradaki fişlemeler aracılığıyla kendi istekleri ile meslekten ayrılmaya zorlanan hakim-savcı adaylarının azımsanmayacak bir sayıya ulaşması söz konusu olmuştur. Hatta hakim adayı Didem Yaylalı örneğinde olduğu gibi FETÖ’cüler tarafından yapılan mobbing ve baskının yol açtığı ölümlere de rastlanılmıştır.67 Didem Yayla’ya uygulanan psikolojik tacizin bir benzerinin 2011’de hakim adayı Gülay Tezcan’a da yapıldığı ortaya çıkmıştır. Tezcan hakkında TAA’da hazırlık eğitimi sırasında 2 Aralık 2010 ve 15 Şubat 2011’de iki gün izinsiz ve özürsüz olarak eğitime devam etmediği gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatılmış ve 25 Ağustos 2011’de Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından gö64. “Kadın Hakimden Şok İtiraflar”, Sabah, 22 Ekim 2016. 65. “Meclis Darbe Komisyonu Raporu”, s. 192. 66. “Meclis Darbe Komisyonu Raporu”, s. 192. 67. “FETÖ’cü Hakimlerin Baskısı Didem Yaylalı’yı Canından Etti”, A Haber, 27 Temmuz 2016. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 50 revine son verilmiştir. Tezcan’ın bu karara karşı Danıştaya açtığı kararın altında imzası olan ve FETÖ mensubiyeti gerekçesiyle ihraç edilen eski Danıştay üyesi Vahit Bektaş’ın itirafları FETÖ’nün başta TAA olmak üzere yargının kılcallarındaki etkisini fazlasıyla ortaya koymaktadır: Adalet Akademisi Başkanı, o dönem FETÖ mensubu olan Hüseyin Yıldırım idi. Adalet Akademisi bu hakim adayı için tutanak tutmuş, Adalet Bakanlığı da bu tutanaklara dayanarak izinsiz ve özürsüz olarak eğitime gelmediği bahsi ile memuriyetine son vermiş. Karar şeklen doğru gözükse bile hukuken aykırı bir işlemdi. Hasan Turgut kendi daireleri tarafından reddedilen bir talebi için yanıma gelmiştir. Kendi dosyalarımda bulunmayan bilgilerin nereden geldiğini bana söylemedi. Kararın verilmesinde Hasan Turgut’un bizi etkilediği doğrudur.68 FETÖ’nün yargıya sızma yöntemlerinden ikincisi özellikle idari organların ele geçirilmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Başta HSYK olmak üzere hakim ve savcılar açısından idari işlemlerin gerçekleştirildiği kurumlar örgütün yargıya sızması ve yerleşmesinde kritik önem taşımıştır. 2010’da gerçekleşen Anayasa değişikliğiyle beraber HSYK’nın yapısı değişmiş ve kurula seçimle gelen üyelikleri FETÖ yargıdaki elemanlarının etkisiyle kazanmıştır. Bunun dışında Yargıtay ve Danıştay üye sayısının artırılması kararının ardından söz konusu üyeliklerin önemli bir bölümüne de kendi mensuplarını sızdırmıştır. Özellikle Yargıtayda söz sahibi olduktan sonra temyize gelen kararlardan istediklerini onaylatıp istediklerini bozduracak bir kapasiteye erişmiştir.69 2011’de FETÖ’nün Yargıtay ve Danıştay üyeliklerini ele geçirmesiyle ilgili FETÖ şüphelisi eski HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici şunları söylemiştir: Yargıtaya 2011’de yapılan üye seçimi öncesinde bu yapıya mensup HSYK üyeleriyle dönemin HSYK Genel Sekreteri Mehmet Kaya’nın evinde bir araya geldiklerini anlatan Hamsici, bu toplantıya cemaatle ilişkisi olmayan Yargıtay ve Danıştay’dan seçilen 5 üyenin çağrılmadığını bildirdi. Hamsici, Kaya’nın toplantıda önceden hazırladığı 350-400 kişilik listeyi getirdiğini, mutabık kalınan isimlerin İbrahim Okur tarafından yazıldığını savundu. Sayı üzerinden bir pazarlık istemediklerini, bu nedenle mutabık kalınan isimlerin sayılmaması taraftarı olduklarını ifade eden Hamsici, buna karşın cemaatçi HSYK üyelerini saydıklarını ve 80 isim belirlendiğini aktardı.70 FETÖ’nün yargıdaki varlığının önemli kurumlarından olan HSYK’nın eski üyesi FETÖ şüphelisi Mustafa Kemal Özçelik’in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı68. “FETÖ’cü Danıştay Eski Üyesinden Çarpıcı İtiraflar: Akademi Başkanı FETÖ’cüydü”, Akşam, 25 Ekim 2017. 69. “Meclis Darbe Komisyonu Raporu”, s. 192. 70. “HSYK Eski Başkanvekili Hamsici’den FETÖ İtirafları!”, Milliyet, 16 Kasım 2016. FETÖ’NÜN YARGIYA SIZMASI 51 na verdiği ifadesinde yer alan itirafları hakim ve savcı alımlarında örgüt mensuplarının sahip oldukları önceliği ortaya koymaktadır: Gülen’in “Hizmet hareketi mensuplarının önünü açın” fetvasını biliyorum. O dönemde de cemaat mensuplarının yoğun şekilde bakanlığa girdiğini biliyorum. Bu kişiler hangi genel müdürlüğe alınacaksa o genel müdür bizzat bu isimleri verirdi.71 Özçelik ayrıca “Personel Genel Müdürü olduktan sonra sohbet toplantılarına sohbet abisi olarak meslek dışından birisinin geldiğini, bu kişinin gerçek ismini ve mesleğini söylemediğini, kendisiyle ilgili özel şeyleri de anlatmadığını, bu kişinin özellikle bakanlığa alınacak kişilerin cemaat mensubu olmasını istediğini, kendisinin de bu şekilde düşündüğünü ve buna karşı çıkmadığını, ayrıca hakim-savcı alımı için yapılan mülakata giren adaylar arasında yer alan cemaatçilerin listesinin, o dönem daire başkanı olan cemaat üyesi Mustafa Babayiğit tarafından kendisine verildiğini”72 ifade etmiştir. FETÖ için HSYK üyeliklerinin ele geçirilmesi önemli bir adım olmuştur. Böylece mahkemelerde görev yapan hakim ve savcılara dair her türlü idari işlemi kontrol altında tutma olanağı elde etmiştir. Örneğin Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk, MİT tırlarının durdurulması, 17-25 Aralık kumpas, Selam Tevhid’de kumpas, Tahşiye grubuna kumpas ve yasa dışı dinleme davaları gibi kamuoyunun yakından bildiği ve FETÖ üyesi olmayan kişiler ile başta TSK olmak üzere diğer devlet kurumlarında örgüte karşı tehdit oluşturabileceği düşünülen kamu görevlilerinin tasfiyesini amaçlayan davaların savcı ve hakimleri hakkında soruşturma izni verilmemesi için kararlar alınması, muhalefet şerhleri yazılması ve Adalet Bakanlığına alınacak personelin örgüt mensuplarından seçilmesi HSYK ve Bakanlıktaki FETÖ’cü unsurlar tarafından gerçekleştirilmiştir.73 FETÖ yargıdaki bir meslek birliği olan Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) aracılığıyla da yargıya sızmayı başarmıştır. 2008’den itibaren bu birliğe üye olmaya başlayan örgüt üyesi hakim ve savcılar aracılığıyla kısa sürede FETÖ’cüler burada söz sahibi olmuş, bir süre birliğin başkanlığını da ele geçirmiştir. YARSAV 2014’te yapılan HSYK seçimlerinde FETÖ’cü adayların seçilebilmesi adına ciddi bir çaba göstermiştir.74 15 Temmuz darbe girişimi sonrası FETÖ’nün kripto elemanları aracılığıyla yargıya hakim ve savcı sızdırmak için çeşitli girişimlerde bulunduğu anlaşılmak71. “Eski HSYK Üyesi Özçelik İtirafçı Oldu”, Anadolu Ajansı, 17 Kasım 2016. 72. “Eski HSYK Üyesi Özçelik İtirafçı Oldu”. 73. “Eski HSYK Üyeleri Hakkında FETÖ’den Fezleke”, Anadolu Ajansı, 20 Ekim 2017. 74. “Kapatılan YARSAV Başkanı Hakkındaki Soruşturma Tamamlandı”, Milliyet, 15 Eylül 2017. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 52 tadır. Bunu doğrulayan iki önemli gelişme yaşanmıştır: Bunlardan birincisi “hukuk ders çalışma birimi”nin deşifre olmasıdır.75 İkincisi ise avukatlar arasından alınan yaklaşık 1.000 hakim ve savcı adayından yaklaşık 150’sinin yapılan güvenlik soruşturması sonucu FETÖ ile bağlantılı olduklarının tespit edilmesidir.76 75. “FETÖ’nün Yargıya Sızma Birimi”, Star, 18 Aralık 2017. 76. “Yargıya FETÖ Sızıntısı Son Anda Önlendi”, Milliyet, 6 Mart 2018. 53 FETÖ’NÜN EMNİYET TEŞKİLATINA SIZMASI 15 Temmuz darbe girişiminin bertaraf edilmesindeki en büyük etkenlerden biri FETÖ’nün Emniyet içerisindeki yapılanmasının önemli ölçüde temizlenmesi ve etkisiz hale getirilmesidir. 30 Ekim 2014’teki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında PDY’nin illegal bir yapı olarak kabul edilmesi77 FETÖ ile mücadele sürecini hızlandırmıştır. Bu doğrultuda Emniyet içerisindeki FETÖ yapılanmasına yönelik tasfiye süreci genel temizliğin önemli adımlarından birini oluşturmuştur. FETÖ’nün Emniyet teşkilatına sızması da TSK ve diğer önemli kurumları ele geçirme stratejisiyle benzer özellikler taşımaktadır. Örgüt ilk adımda Emniyet içerisine olabildiğince çok eleman yerleştirmeyi hedeflemiş, bu süreçte örgüt mensupları kendi kişisel bağlantıları ve FETÖ desteğiyle üst düzey kadrolara yükselmiştir. Sızma faaliyetinde sabırlı davranan FETÖ ele geçirilmesi gereken ilk hedef olarak teşkilatın eğitim kurumlarını seçmiştir. Polis Akademisi, kolejler ve meslek okullarına sızan örgüt buradan mezun olan mensuplarını Emniyetin stratejik kurumlarındaki mevcut elemanlarının yardımıyla kitlesel kadrolaşmada kullanmıştır. Kadrolaşma için stratejik ve operasyonel müdürlükler ve şubeler öncelenmiş, Emniyet teşkilatının diğer birimlerine yerleştirilenlerse yedekte tutulmuştur. Hakimiyet kurmak istedikleri birimlerde kendileriyle birlikte hareket etmeyi reddedenler tehdit ve şantajla baskı altına alınmış ve tasfiye edilmiştir. 77. “Tarihin En Uzun MGK Toplantısı”, Sabah, 31 Ekim 2014. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 54 Hakimiyet kurulan birimler FETÖ’nün emrine verilmiş, sivil imamların emirleriyle örgüt adına kumpas ve casusluk faaliyetlerinde kullanılmıştır. FETÖ çatı iddianamesine göre Fetullah Gülen’in çekirdek bir kadro oluşturarak Emniyete sızma faaliyetlerini başlatması 1970’lere dayanmaktadır. Oluşturulan ekip 13-18 yaş arası öğrencileri Emniyete personel yetiştiren Polis Akademisi, polis kolejleri ve polis okullarına yönlendirmiştir. Yetiştirilen bu öğrenciler mezun olduktan sonra Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarına yerleştirilmiş ve direktifleri Emniyet içerisindeki ilk yapılanma oluşturmuştur.78 1974’te polis kolejine giren Ali Osman Kahya, Mustafa Sağlam ve Ramazan Akyürek gibi isimler ilerleyen yıllarda Emniyet içerisindeki üst düzey FETÖ mensupları haline gelmişlerdir.79 1987 itibarıyla FETÖ Emniyetin mesleki eğitim veren kurumlarını hakimiyeti altına almaya başlamış, daha fazla akademisyen, öğretmen ve öğrenciyi örgüte çekmeyi başarmıştır. 1987’de ise üniversite ve lise mezunlarına kısa bir eğitimden sonra rütbeli Emniyet memuru olarak atanabilme uygulamasının başlatılması FETÖ’nün daha fazla mensubunu teşkilata sızdırmasına olanak sağlamıştır. Tüm bunların doğal sonucu olarak 1990’lardan itibaren FETÖ Emniyet içerisinde kadrolarının sayısını hızlı bir şekilde artırmaya başlamıştır.80 1991’de dönemin Emniyet genel müdürünün ortaya çıkardığı kura skandalı FETÖ’nün 90’larda Emniyet içerisindeki yapılanması hakkında önemli bir fikir vermektedir. Gelen ihbar üzerine harekete geçen Genel Müdür Ünal Erkan Polis Akademisi’nden yeni mezun olmuş polislerin görev yerlerinin belirlendiği kura çekimine katılmış, kuraların çekildiği torbanın hileli olduğunu tespit etmiştir. Birisinde FETÖ mensuplarının isimlerinin bulunduğu iki bölmeli bu torba ile örgüt mensuplarının Emniyet içerisindeki önemli birimlere atanmasının garanti altına alındığı tutanaklara geçirilmiş ve konu hakkında soruşturma başlatılmıştır.81 Soruşturma sonunda ise İstihbarat Daire Başkanlığının Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderdiği yazıda “Fetullah Hoca’nın talebeleri” adlı örgütün tüm Emniyet teşkilatı içinde organize olduğu ve hareket noktası olarak da özellikle Polis Akademisi, polis kolejleri ve polis okullarını seçtiği belirtilmiştir. 82 Öte yandan FETÖ’nün devlete sızma stratejilerinden olan sınav sorularını önceden mensuplarına çözdürmeyi Emniyet teşkilatına sızmada da uyguladığı tespit edilmiştir. 78. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 310. 79. “FETÖ’nün Emniyet Yapılanması”, Anadolu Ajansı, 28 Ocak 2017. 80. “Meclis Darbe Komisyonu Raporu”, s. 203. 81. İrfan Bozan, “Cemaat’in 25 Yıllık Emniyet Serüveni”, Aljazeera Turk, 12 Ağustos 2016. 82. “Meclis Darbe Komisyonu Raporu”, s. 204. FETÖ’NÜN EMNİYET TEŞKİLATINA SIZMASI 55 2014’e kadar FETÖ Emniyet teşkilatının eğitim kurumlarındaki hakimiyetini sürdürmüş, öğrenci alım sınavlarında kendisine yakın kişilerin başarılı olmasını garantilemek için çıkacak soruları sınav öncesinde dağıttığı yapılan soruşturmalarda tespit edilerek mahkemeye taşınmıştır.83 Aynı TSK’da olduğu gibi örgütün evlerinde FETÖ abileri tarafından soruların öğrencilere ezberletilmesi söz konusudur. Dikkat çekmemek adına öğrencilerden soruların hepsine doğru cevap vermemeleri de istenmiştir. Sivas’ta FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında teslim olan komiser yardımcısı O.A.’nın Polis Akademisi’ne girişinde soruların kendisine nasıl verildiğine ilişkin itirafları bu tespiti doğrular niteliktedir: Beni bir başka kişiyle odaya aldılar. Burada bize bazı soruları cevaplarıyla göstereceklerini söyledi. “Anneniz babanız dahi bunu bilmeyecek” dedi. Vereceği sorular polis akademisinin düzenlediği sınavla ilgiliydi. Bu sınavı veremezsek, akademiye giremiyorduk. Bu anlattıklarım 2009 yılında oldu. Evde bir arkadaş ile beni odaya aldılar. Önce telefonlarımızı aldılar sonra soruları verdiler. “10-15 dakika vaktiniz var. Sorulara bakın sonra geri alacağız. Sınavda hepsini doğru işaretlemeyin” dediler. Sorular sayfa sayfaydı, kitapçık halinde değildi. Ertesi gün akademi sınavında cemaat evinde verilen soruların yüzde 90’ının çıktığını gördüm. İkimize gireceğimiz mülakatta nasıl davranmamamız gerektiği konusunda bilgiler verdi. Hatırladığım kadarıyla namaz kıldığımızın belli olmaması için pantolonun diz yapmış olmamasını, giyimimizin düzgün olmasını, cemaatçilerin kullandığı kelimeleri kullanmamamızı söyledi. Ben bu şekilde giderek mülakatı geçtim. 100 kişi alınacaktı, 56’ncı kişi olarak akademiye girdim.84 Sadece sınav sorularının verilmesi değil aynı zamanda polis okullarına alımlarda yapılan mülakat sınavlarında da FETÖ mensubu olmayanların elenmesi örgütün kullandığı bir diğer yöntem olarak dikkat çekicidir. FETÖ’cü olmayan adayların elenmesinde başvurulan hileye dair Kars Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/ PDY’nin Kars Emniyet Müdürlüğündeki “mahrem imam” yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmada eski Emniyet Amiri E.Ü.’nün itirafları oldukça önemlidir: Polis akademisinde görev yaptığım ve tam yılını hatırlayamadığım dönemde senede bir kez yapılan Polis Okulu Öğrenci Adayı Seçme Mülakatı’na ben de görevlendirildim. Bu sınav komisyonunda başkan olarak dönemin Polis Akademisi Dekan Yardımcısı Önder A. (Önder Aytaç), 4. Sınıf Emniyet Müdürü Alper D, polis kolejinden doktor, ben ve iki personel vardı. Öğrenci aday mülakatı yerine girdiğimde Önder A, elindeki listeye göre önce kırmızı veya yeşil renkli bir kalem kaldırırdı. Kırmızı kalem kaldırıldığında öğrenci adayının başarısız olmasına yönelik zor sorular, yeşil kalem kaldırıldığında öğrenci adayının ba83. “Soruları Sınavdan Önce Aldıklarını Mahkemede İtiraf Ettiler”, Anadolu Ajansı, 25 Mayıs 2017. 84. “Komiser Yardımcısı, Polis Akademisi Sorularının Nasıl Çalındığını Anlattı”, Habertürk, 5 Eylül 2016. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 56 şarılı olması için kolay sorular sorulurdu. Benim görevim elemeye yönelik değil şahsın psikolojisini değerlendirmeye yönelik sorular sormaktı.85 FETÖ Emniyetin eğitim kurumlarında oluşturduğu hakimiyeti kendisine yakın olmayan öğrencilerin üzerinde baskı kurmak için de kullanmıştır. Oluşturduğu bu baskıyla öğrencilerin mezun olmadan ayrılmasını hedeflemiş, akademiden ayrılmasını sağlayamadığı öğrencilerin ise disiplin dosyalarına yüksek ceza puanları ekleyerek memuriyette yükselmesini engellemeye çalışmıştır.86 FETÖ ele geçirmek istediği Emniyet birimlerinde şantaj ve baskıya da başvurmuş, kendisiyle çalışmaya ikna olmayanları kurduğu kumpaslar ve elinde tuttuğu üst düzey yöneticiler aracılığıyla tasfiye etmiştir. Örneğin 2010’da kamuoyuna yansıyan “Free Shop Operasyonu”nun FETÖ’nün Atatürk Havalimanı Şube Müdürlüğünü ele geçirmek için kullandığı iddiası bulunmaktadır. Operasyonun yapıldığı dönemde havalimanında görevli örgüt mensubu bir polis memuru verdiği ifadelerde bu durumu itiraf etmiş, FETÖ’nün Şube Müdürlüğünü ele geçirmek için ilk önce kendisi ile ortak hareket etmek istemeyen şube müdürünün tayinini sağladığını söylemiştir. Sonraki süreçte ise Free Shop Operasyonu’nu kullanarak FETÖ’nün kendi safına çekemediği toplamda 203 polisin tasfiye edildiğini, yerlerine ise yüzde 90’ının FETÖ mensubu olduğu bilinen yeni polislerin görevlendirildiğini belirtmiştir.87 Emniyet içerisindeki yapılanması genişledikçe FETÖ kurum içindeki örgütsel yapılanmasını yeniden düzenlemiş, rütbeli ve rütbesiz mensuplarını farklı şekilde gruplandırmaya başlamıştır. Teşkilatın ele geçirilmesinde rütbeli polislere daha fazla önem gösterilmeye başlanmış, bu rütbeli polisler aracılığıyla istihbarat, kaçakçılık, terörle mücadele gibi stratejik ve operasyonel birimlerdeki FETÖ yapılanması kuvvetlendirilmeye başlanmıştır.88 Bu birimlerin ele geçirilmesinin altında yatan motivasyonu Hanefi Avcı kitabında şu şekilde özetlemektedir: Ülke genelinde istedikleri gibi bilgi toplamak, istedikleri kişilerin faaliyetlerini izleyip öğrenmek gayesinde olanların yapması gereken ilk şey Emniyet İstihbarat Dairesini ele geçirmektir… Eğer sadece bilgi toplamak yerine haklarında bilgi topladıkları kurum ve kişiler hakkında adli işlemlerde bulunmak da istiyorlarsa Emniyet KOM Dairesi’nde etkin olunması şarttır.89 85. “FETÖ’nün Mülakat Hilesi İddianamede”, Haber 7, 20 Ocak 2018. 86. İbrahim Erdem, “1970’lerden Günümüze FETÖ’nün Emniyet Yapılanması”, FETÖ’nün Anatomisi: İhanet, Kumpas, Takiye, ed. Enes Bayraklı ve Ufuk Ulutaş, (SETA Yayınları, İstanbul: 2017) s. 109-110. 87. Kemal Gümüş, İşgalin Yapı Taşları: Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), (Kopernik Kitap, İstanbul: 2017), s. 150-153. 88. “Meclis Darbe Komisyonu Raporu”, s. 157-159. 89. Hanefi Avcı, Haliçte Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat, (Angora Yayıncılık, Ankara: 2010), s. 433. FETÖ’NÜN EMNİYET TEŞKİLATINA SIZMASI 57 17-25 Aralık’tan sonra ise FETÖ ile ilişkisi bulunan birçok kişi tasfiye edilmiş, bu kişilerden 15 Temmuz darbe girişiminde yer alanların olduğu da ayrıca belirlenmiştir. İstihbarat Dairesi eski başkan yardımcılarından Gürsel Aktepe Emniyet Genel Müdürlüğünü darbe girişimi gecesi ele geçirmeye çalışan darbecilerle birlikte yakalanmış, ifadesinde FETÖ mensubu olduğunu itiraf edip örgütün Emniyet yapılanması hakkında önemli bilgiler vermiştir.90 Teşkilat içerisindeki illegal yapılanmasını sağlamlaştıran FETÖ, mensupları aracılığıyla Emniyetin imkanlarını da lehine istismar etmiştir. FETÖ, kumpas davalarında yararlanmak üzere sahte delil üretme, şantaj yapılmak istenilen isimler hakkında bilgi toplama, devletin aleyhine casusluk faaliyetlerinde bulunma gibi eylemlerde Emniyetteki yapılanmasını kullanmıştır. İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen “VIP dinleme” davasında FETÖ mensubu olduğu iddia edilen eski polisler aralarında ünlü iş adamları, milletvekilleri ve gazetecilerin bulunduğu 59 ismi yasa dışı şekilde dinledikleri iddiasıyla yargılanmaktadır. FETÖ’nün Emniyetin imkanları ile teknik takibe aldığı isimler hakkında örgütün amacına uygun şantaj ve tehdide yarar nitelikte bilgi topladığı mahkemeye sunulan iddianamede yer almaktadır.91 Örgütün yine söz konusu imkanları kullandığı önemli kumpas davaları arasında Ergenekon ve Balyoz davaları da yer almaktadır. FETÖ’nün Emniyet imamı olduğu iddia edilen Kozanlı Ömer kod isimli Osman Hilmi Özdemir 2007’de FBI yetkilileri tarafından sorgulanmış, üzerinden sonradan Ergenekon davasında yargılanacak isimlerin yer aldığı bir not çıkmıştır. FBI’ın konu hakkında Emniyet Genel Müdürlüğünü bilgilendirmek için ilettiği belgelerin FETÖ mensubu polis memurları tarafından usulsüz şekilde yok edildiği belirlenmiş, bunun üzerine soruşturma başlatılarak iddialar mahkemeye taşınmıştır.92 90. “Eski İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Gürsel Aktepe İtirafçı Oldu”, Habertürk, 24 Temmuz 2016. 91. “FETÖ’nün ‘VIP Dinleme’ İddianamesi Kabul Edildi”, Milliyet, 2 Ağustos 2017. 92. “O İsimler Kozanlı Ömer’in Çantasından Çıkmış!”, Hürriyet, 25 Ocak 2017. 59 FETÖ’NÜN DİĞER KRİTİK DEVLET KURUMLARINA SIZMASI Sivil siyasal otoritenin kendisine, devletin varlığına ve bekasına yönelen bu tehdidi bertaraf etmek için başlattığı mücadele göstermiştir ki FETÖ öncelikle kritik kurumlara sızmayı hedeflemiş, bu kurumlara yerleştirebildiği mensuplarının yardımı ile kitlesel bir sızma stratejisi geliştirmiştir. Bu kitlesel sızmayı sağlamak için de sınav soruları önceden örgüt mensuplarına dağıtılmış, kurumlara yerleşen personelin önünü açmak için kumpaslar kurulmuş, yerleştikleri üst düzey pozisyonlar ile daha fazla örgüt mensubunun devlete sızması sağlanarak bir hakimiyet alanı oluşturulmak istenmiştir. Kurumlar nezdinde ise kitlesel sızma amacıyla ÖSYM olanakları kullanılarak sorular ele geçirilmiş, casusluk faaliyetlerinde bulunmak için de TİB’in imkanlarından faydalanılarak usulsüz dinlemeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca MİT, Emniyet ve yargı içerisindeki örgüt mensuplarının yardımı ile başlatılan soruşturmalar, oluşturulan iddianameler ve açılan davalarda TÜBİTAK’a sızmış örgüt üyeleri bilirkişi olarak kullanılmış ve oluşturulan kumpas dosyaları ile FETÖ devlet içerisinde kendisine alan açmak istemiştir. FETÖ’NÜN ÖSYM’YE SIZMASI FETÖ’nün devlete sızmak için sınav sorularını önceden ele geçirmesi uzun yıllar boyunca yürüttüğü illegal faaliyetlerindendir. Bu sorular örgüt tarafından iki yönlü kullanılmaktadır. Öncelikle sorular örgüt mensubu adaylara çözdürülerek örgütün kurumlara sızması garanti altına alınmak istenmektedir. Aynı zamanda İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 60 soruları sınav öncesi gören bir mensup en iyi ihtimalle örgüte karşı minnet borcu duyacakken FETÖ’den uzaklaşması söz konusu olduğunda ise kuruma nasıl yerleştiği hatırlatılarak disipline edilecektir. FETÖ için her kamu kurum ve kuruluşu sızılması ve ele geçirilmesi gereken bir hedeftir. Sızma amacını gerçekleştirmek içinse öncelikli olarak kurumların hayati ve stratejik noktalarına (personel, muhasebe, özel kalem, istihbarat, bilişim vb.) kendi mensuplarını yerleştirmekte, akabinde ise tüm kurumu kontrolü altına almak istemektedir. FETÖ kurumların stratejik noktalarına yerleştirdiği mensuplarının yardımı ile personel alım sınav sorularını ele geçirmeyi amaçlamıştır ve örgütün bu stratejisi 80’lere kadar uzanmaktadır. Kamu kurumlarına yerleştirmede merkezi sınavlara daha fazla yer verilmesi FETÖ’nün sınav sorularını ele geçirme stratejisini değiştirmiş, devlete sızma faaliyetlerinde doğrudan ÖSYM’nin hedef alınması sonucunu doğurmuştur. FETÖ çatı iddianamesinde yer alan ifadeyle: “ÖSYM bir dönem çaycısından teknisyenine, bütün çalışanlarına ve başkanına kadar örgütün hakimiyeti altında bir kurum olmuştur.”93 FETÖ kurumdaki paralel yapılanmasının yardımıyla ele geçirdiği soruları devlete sızması için yetiştirdiği mensuplarına doğrudan ulaştırmış, böylelikle kritik kurumlarda kadrolaşmasını garanti altına almak istemiştir. FETÖ’nün çaldığı sorular ile izlediği ikinci bir taktik ise kitlesel kadrolaşmayı garantiye almak için kendi kurs ve dershanelerinin deneme sınavlarında benzer sorulara yer vermesidir. Örgüt ele geçirdiği soruların benzerlerine yayınlarında yer vererek kendi lehine bir avantaj yaratmıştır. Ayrıca ÖSYM tarafından yapılan sınavlarda sorulmak üzere kendi dershanelerinde uygulanan deneme sınavlarından soru seçilmesini sağlayarak da kitlesel kadrolaşmanın önünü açmıştır. Örneğin yüksek lisans ve doktoranın yanı sıra okutmanlık, arşiv görevlisi, uzmanlık, araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi istihdamında kullanılan ALES’te belirli yıllarda puan ortalamalarının olağanın üstünde arttığı tespit edilmiş, bu durum sınavda yüksek başarı gösteren adaylar üzerinde “şaibe şüphesi” uyandırmıştır.94 Ortaya çıkan şaibeli durum FETÖ’nün üniversitelerde kitlesel bir kadrolaşmaya gittiği tezini kuvvetlendirmiştir. 15 Temmuz’dan sonra yayımlanan OHAL KHK’ları ile 6 bin civarında akademik personelin ilişiği kesilmiş,95 ihraç edilenlerin büyük bir çoğunluğunun FETÖ ile iltisaklı olduğu belirlenmiştir. 93. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 315. 94. “FETÖ Üniversiteleri Böyle Ele Geçirdi”, Sabah, 10 Ekim 2016. 95. “Tüm KHK’lar Bazında; Kurum Kurum, İhraç ve İade Sayıları”, Memurlar.net, www.memurlar.net/ haber/684749/tum-khk-lar-bazinda-kurum-kurum-ihrac-ve-iade-sayilari.html, (Erişim tarihi: 17 Ekim 2017). FETÖ’NÜN DİĞER KRİTİK DEVLET KURUMLARINA SIZMASI 61 2010 KPSS skandalıyla ortaya çıkan bulgular FETÖ’nün sınav sorularını önceden ele geçirdiği ve mensuplarına dağıttığı iddialarını kuvvetlendiren önemli bir gelişmedir. Sınavda sorulan soruların önceden sızdırıldığına dair şüphe üzerine 2010 KPSS tekrar edilmiş, savcılık harekete geçerek soruşturma başlatmıştır. İfade verenler arasında soruların “cemaat” tarafından kendilerine ulaştırıldığını itiraf edenler olmuş, soruşturmanın ilerletilmesi sonucunda da önceki yıllara ait farklı sınav sorularının da “cemaat” tarafından mensuplarına ulaştırıldığı şüphesi kuvvetlenmiştir.96 Ancak savcılık tarafından başlatılan soruşturma FETÖ’nün yargıya sızdırdığı savcılar tarafından sabote edilerek soruların sızdırıldığına dair kuvvetli deliller olmasına rağmen sonlandırılmıştır.97 17-25 Aralık sonrası ivme kazanan FETÖ/PDY ile mücadele sürecinde olayı örtbas eden ve sonradan ByLock kullanıcısı olduğu belirlenen savcı Şadan Sakınan meslekten atılmış, 15 Temmuz sonrasında ise hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır.98 2015’te KPSS sorularının FETÖ tarafından ele geçirilmesiyle alakalı yeni bir soruşturma süreci başlatılmıştır. Soruşturmalar sonunda 1.003 kişinin yargılandığı yedi dava açılmıştır. Yargılanan sanıklardan 102’sinin ise darbe girişiminde yer alan askerlerin eşleri olduğu tespit edilmiştir.99 FETÖ’nün ÖSYM’den soruları sızdırmasında çeşitli dönemlerde farklı yöntemler kullandığı sürdürülen soruşturmalarda ortaya çıkmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen sınav sorularının sızdırılmasıyla ilgili soruşturma kapsamında hazırlanan soruların tutulduğu ÖSYM’nin kozmik odasında Bakanlar Kurulu kararıyla arama yapılmıştır. Bilgisayarlarda yapılan incelemeler sonunda sisteme erişim yetkisi bulunan FETÖ mensuplarının çeşitli usulsüz işlemler gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Ayrıca soruların saklı tutulduğu bilgisayarları fiziki ve siber saldırılara karşı korumak için alınan güvenlik önlemlerinin çeşitli yöntemlerle aşıldığı anlaşılmıştır. Güvenlik önlemlerini aşma amacıyla FETÖ mensubu kurum personelinin bilgisayarlarda sanal sunucular kurduğu tespit edilmiştir. Kurulan sanal sunucular aracılığıyla ÖSYM tarafında 2011 sonrası gerçekleştirilen sınavların sorularının önceden FETÖ tarafından ele geçirildiği tahmin edilmektedir. FETÖ’nün sanal sunucu kurulması yöntemini 2010 KPSS skandalı üzerine başlatılan soruşturmalardan sonra benimsediği tahmin edilmektedir. 96. “KPSS Skandalının Kilit İsmi: Soruları Bana Cemaat Verdi”, Radikal, 10 Eylül 2010. 97. “Şadan Sakınan’ın Kardeşi ‘Mahrem İmam’ Çıktı”, A Haber, 11 Ağustos 2017. 98. “İki kritik Davanın Savcısı ByLock’çu Çıktı”, Vatan, 17 Mart 2017. 99. “KPSS’nin 420 Şüphelisine Daha Ayrı Ayrı Dava”, Anadolu Ajansı, 15 Mart 2017. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 62 Gerçekleştirilen soruşturmalarda önceki yıllarda soruların tutulduğu bilgisayarlara izinsiz CD ve flash bellek girişleri saptanmış, soruların bu platformlara kopyalanarak sızdırıldığı tespit edilmiştir.100 ÖSYM sınavlarında sorulan soruları önceden ele geçirmek için FETÖ’nün daha farklı yöntemler kullandığına yönelik emareler de tespit edilmiştir. FETÖ’nün üniversitelerinden Turgut Özal Üniversitesi yerleşkesinden ÖSYM binasına doğrudan veri aktarım hattı çekildiği belirlenmiş, bu hat üzerinden örgüt mensuplarının soruları ele geçirdiği öne sürülmüştür.101 FETÖ’NÜN TÜRKIYE’NIN BILIŞIM ALTYAPISINA SIZMASI FETÖ’nün mahrem yapılanmasının sızması için önem verdiği kurumlar arasında Türkiye’nin bilişim ve teknolojik altyapısını düzenleme, geliştirme ve yönlendirmeyle görevli kurumlar da yer almaktadır. Örgüt devlet büyüklerini dinlemek, kumpas davalarında sahte delil üretmek ve meşruiyet kazandırmak, lehine istifade etmek üzere bilgi, belge ve görüntü sağlamak ve devletin gizli arşivlerinde bulunması gereken bilgi ve belgeleri ele geçirmek için bu kurumlardaki birimlerini/ mensuplarını kullanmıştır. FETÖ’nün bu anlamda kadrolaşmak için hedef aldığı kurumlardan TÜBİTAK ve TİB içine yerleştirmeyi başardığı kişiler kamuoyuna yansıyan kritik birçok gelişmede örgüt lehine devleti zafiyete uğratacak kritik müdahalelerde bulunmuştur. TÜBİTAK FETÖ hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014’te başlatılan soruşturmada örgütün TÜBİTAK içerisindeki kitlesel kadrolaşmasının 2011’e dayandığı, öncesinde de kuruma yerleştirmeyi başardığı örgüt mensuplarının bu konuda aktif görev aldığı tespiti yer almaktadır. Üst düzey yönetici pozisyonlarını eline geçiren örgüt bu durumun sağladığı avantajla TÜBİTAK’taki işe alımlarda kendi mensuplarına öncelik vermiş, örgütle ortak hareket etmeyi reddeden çalışanların ise kurumdan uzaklaştırılmasını sağlamıştır.102 Dönemin TÜBİTAK BİLGEM Başkanı Hasan Palaz’ın işe alımlarda aktif rol aldığı ve FETÖ mensuplarının istihdam edilerek kurumda örgüt lehine hakimiyet oluşturulmasında katkısı bulunduğu iddiaları bulunmaktadır. Aynı isim TÜBİTAK’taki görevine devam ederken Başbakan’ın konutlarına yerleştirilen böcek ve kozmik oda davasında 100. “Soruları Tek Tuşla Çalmışlar”, Yeni Şafak, 2 Mayıs 2017. 101. “ÖSYM’den FETÖ’ye 12 Kilometrelik Kırmızı Hat!”, Sabah, 4 Ekim 2017. 102. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 312. FETÖ’NÜN DİĞER KRİTİK DEVLET KURUMLARINA SIZMASI 63 bilirkişilik hizmeti vermiş ayrıca FETÖ tarafından dinlenen kriptolu telefonların yazılımını üreten birimin başında yer almıştır.103 FETÖ, mensuplarının TÜBİTAK içerisinde “tedbirli” ve örgütlü davranmalarına önem vermiştir. Tedbir amacıyla kurumda çalışan FETÖ mensupları olduklarından farklı profiller çizmiş, birbirleri ile görünürde iletişimden uzak durmuş, siyasi görüşlerini açık etmemiş ve örgüt içi iletişimlerinde kriptolu/gizli kanallar ve kod adları kullanmışlardır. FETÖ TÜBİTAK içerisindeki her türlü gelişmeden haberdar olmak için kurum personelini kendi mensupları aracılığıyla fişlemiş, önemli tüm gelişmeler hakkında istihbarat toplamıştır. Mensuplarının kurum içerisinde daha rahat yükselebilmesi ve hareket edebilmesi adına kendisiyle birlikte çalışmayacak TÜBİTAK personeli üzerinde baskı kurdurmuş, tehdit ve şantaj boyutuna varan baskı sonucunda yetişmiş birçok personelin kurumdan istifa etmesini sağlamış, yerlerine ise kendi yetiştirdiği liyakatsiz kişileri istihdam ettirmiştir. Böylece FETÖ zamanla kurum içerisindeki yapılanmasının pozisyonunu sağlamlaştırmış ve TÜBİTAK olanaklarının kendi çıkarı için kullanılmasını sağlamıştır.104 Örgütün yapılanması içinde yer alanların kendilerinden olmayan personeli fişledikleri görülmüş, bunun için kurumda bir istihbarat ağı oluşturdukları anlaşılmıştır. “FETÖ’nün TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi Yapılanmasına İlişkin İddianame”deki şu satırlar söz konusu fişleme faaliyetini gözler önüne sermektedir: Şüpheli Abdullah Usta’nın kurum bilgisayarında “TubitakSigns” isimli klasör içerisinde bazı kişilere ait olduğu değerlendirilen imza örnekleri ile “ulkuhancizelge.xlsx” isimli dosyada “ülkühanın topuklu giydiği tarihler” şeklinde tarih belirtir çizelge bulunduğu tespit edilmiştir.105 Aynı iddianamede kurum içindeki FETÖ’cülerin Fetullah Gülen’in çağrıları doğrultusunda hareket ettikleri belirtilmektedir. Buna ilişkin şüphelilerden Hasan Basri Özüdoğru’nun alınan ifadesinde “O dönemden Bank Asya’da hesabının bulunduğunu, 17-15 Aralık sonrası Fethullah Gülen’in ‘Bank Asya’da hesap açtırın, paranızı yatırın’ çağrısına uyarak kendisinin de hesabına hatırladığı kadarı ile 60 bin lira kadar para yatırdığı” yer almaktadır.106 FETÖ’nün devlete sızma yöntemlerinden olan “kumpas” girişimlerinde TÜBİTAK içindeki yapılanması önemli görevler üstlenmiştir. Örgüt lehine 103. “Cevap Ver Hasan Palaz!”, Sabah, 7 Ocak 2015. 104. “FETÖ Çatı İddianamesi”, s. 314 105. “FETÖ’nün ‘TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi Yapılanması’ İddianamesi”, Anadolu Ajansı, 17 Mayıs 2017. 106. “FETÖ’nün ‘TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi Yapılanması’ İddianamesi”. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 64 avantaj sağlamak için manipüle ettiği davalarda bilirkişi hizmeti sunması için bu birimini harekete geçirmiştir. TÜBİTAK bilirkişilik hizmeti sunmak amacıyla kurulmuş bir kurum olmamasına rağmen FETÖ’nün Emniyet ve yargı yapılanmalarının manipüle ettiği davalarda sahte delillerin meşrulaştırılması adına araçsallaştırılmıştır. Ülke gündemini işgal eden kozmik oda soruşturması, askeri casusluk, Balyoz ve Ergenekon davalarının FETÖ tarafından manipüle edildiği ve kumpas kurulduğu şüpheleri 17-25 Aralık girişimi ile birlikte artmıştır. Bu şüpheler üzerine başlatılan soruşturmalarda kumpas davaları ve soruşturmalarında el konulan dijital belgelerin incelenmesinde genellikle aynı TÜBİTAK personeli bilirkişilerin görevlendirildiği anlaşılmıştır. Oluşan şüphe üzerine mahkemenin yakalama emri çıkardığı TÜBİTAK eski personeli bilirkişilerin yurt dışına kaçtığı ortaya çıkmış,107 soruşturma derinleştirilince bu kişilerin ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilmiştir.108 Yürütülen soruşturmalarda FETÖ adına hareket eden TÜBİTAK eski personelinin bilirkişi olarak görevlendirildiği davalarda devletin mahrem bilgilerinin de bulunduğu belgelerin izinsiz kopyalarını aldığı ortaya çıkmıştır.109 FETÖ, TÜBİTAK olanaklarını casusluk faaliyetlerinde de kullanmıştır. 17-25 Aralık girişimi devlet büyüklerine dağıtılan ve devlet sırrı niteliğinde görüşmelerin yapıldığı kriptolu telefonların dinlendiği iddiasının gündeme gelmesine neden olmuştur. Konuyla alakalı başlatılan soruşturma sonunda 2015’te Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Mahkemeye sunulan iddianamede telefonların dinlenebilmesi için muhakkak iletişimi kriptolamada kullanılan ve her aramada yeniden üretilen kodların bilinmesi gerektiği ifade edilmektedir. Dinlemeyi gerçekleştirenlerin kodları nasıl ele geçirmiş olabileceğiyle alakalı kriptolu telefonların dağıtımını yapan TÜBİTAK’ta da inceleme gerçekleştirilmiş, bu incelemede telefonlarda kullanılan yazılımların kaynak kodlarının kayıp olduğu tespit edilmiştir. Kriptolu iletişimi sağlayan kodların tam olarak hangi yöntemle ele geçirildiği tespit edilemese de kriptolu telefonların dinlendiği TİB’de yapılan incelemede ele geçirilen delillerle sabittir.110 Bu durum dinlemenin gerçekleşebilmesi için telefonların kriptolamasında bir açık olduğu ve bunun dinlemeyi yapanlar tarafından bilindiği iddialarını kuvvetlendirmektedir. Kriptolama için geliştirilen yazılımı 107. “FETÖ’nün Casusları Rusya’ya Kaçtı”, Sabah, 4 Aralık 2015. 108. “‘Kozmik Oda’ Bilirkişilerinde ByLock Çıktı”, Hürriyet, 9 Haziran 2017. 109. “‘Kozmik Oda’nın Bilirkişileri Firarda”, Hürriyet, 27 Ekim 2017. 110. İsmet Berkan, “Şifrelerin Nasıl Kırıldığını Bilirkişi de Çözememiş”, Hürriyet, 23 Mayıs 2015. FETÖ’NÜN DİĞER KRİTİK DEVLET KURUMLARINA SIZMASI 65 hazırlayan TÜBİTAK eski personelinin bu açık konusunda bilinçli hareket ettiği iddiası da yapılan soruşturmalarda güçlenmiştir. Devlet büyüklerinin dinlenmesiyle alakalı süren davada yargılanan 28 kişiden 13’ünün ByLock kullandığının tespit edilmesi ise yazılımı hazırlayan TÜBİTAK eski personelinin FETÖ mensubu olduğu iddialarını kuvvetlendirmektedir.111 TİB Devlet üst kademesinin dinlenmesinde merkez üs olarak kullanıldığı tespit edilen TİB kuruluşundan itibaren FETÖ’nün kadrolaşmak için hedef aldığı bir kurumdur. Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınmasına yönelik iş ve işlemleri tek bir merkezden yürütme amacıyla kurulan TİB’in FETÖ’nün hedefinde olmasının nedeni kurum olanaklarının örgüt tarafından kumpas ve casusluk faaliyetlerinde kullanılmak istenmesidir. TİB’in kuruluşunda FETÖ’cü isimler görev almış ve bu isimler personel seçiminden teknolojik altyapı alım ihalelerine kadar birçok kritik konuda örgüt adına tasarrufta bulunmuştur. Bu doğrultuda dikkat çeken isimlerin başında Basri Aktepe gelmektedir. TİB’in kurucuları arasında yer alan Aktepe Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Genelkurmay Elektronik Sistemler (GES) Komutanlığının MİT’e devredilmesi üzerine bu birimin başına getirilmiştir. 17-25 Aralık sürecinin ardından MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın talimatıyla pasif göreve alınan Aktepe FETÖ soruşturması kapsamında 8 Eylül 2016’da çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştır.112 Aktepe’nin FETÖ ile ilişkisinin geçmişe dayandığı iddia edilebilir. Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’la bir dönem birlikte görev yapan Aktepe, Emniyetin teknik istihbarat konularında önemli isimler arasında yer almaktadır. Aktepe 1999’da dönemin Ankara İl Emniyet Müdürü Cevdet Saral’ın hazırlattığı raporda örgütün Emniyet yapılanması içerisinde gösterilmektedir.113 Saral’ın “Telekulak Skandalı” ile tasfiye edilmesi ve hazırlanan rapor üzerine harekete geçen dönemin Ankara Cumhuriyet başsavcılarından Nuh Mete Yüksel’e kurulan kumpas ile uzaklaştırılması sürecinde Aktepe’nin FETÖ tarafından korunduğu iddia edilebilir.114 111. “Kriptolu Telefonların Dinlenmesi Davasında Ara Karar”, Anadolu Ajansı, 10 Ağustos 2017. 112. “Karakutu Aktepe FETÖ’den Tutuklandı”, Milliyet, 9 Eylül 2016. 113. “Basri Aktepe Hakkında Bilinmeyen Gerçekler!”, Sabah, 10 Eylül 2016. 114. Murat Yetkin, “Bir İstihbaratçının Yükselişi ve Düşüşü”, Hürriyet, 9 Eylül 2016. İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 66 FETÖ’nün kumpas kurma ve casusluk faaliyetlerinde kullanmak üzere teknik konularda kendini sürekli geliştirdiği ve bunu devletin içine sızdırdığı personel dışında ayrıca kurdurduğu bilişim firmaları aracılığıyla da ilerlettiği kamuoyuna yansıyan istihbarat raporlarından anlaşılmaktadır. TİB’den Genelkurmaya, Emniyetten HAVELSAN’a kadar stratejik kurumlara hizmet veren birçok firmanın kurucu ve üst düzey yöneticileri arasında FETÖ üyelerinin yer aldığı MİT tarafından hazırlanan raporda belirtilmiştir.115 Bu firmalarda çalışan birçok ismin TİB, TÜBİTAK ve ASELSAN gibi kurumlarda stratejik pozisyonlarda görev aldığı, FETÖ adına siber casusluk faaliyetleri yaptığı tespitleri bulunmaktadır.116 Bu isimlerden en dikkat çekeni Kaynak Holding’in şirketlerinden biri olan Sürat Bilgisayar İnternet Çözümleri’nde de çalışmış Harun Biniş’tir. Bir dönem Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda (BTK) uzman olarak bulunan Biniş hakkında TİB’deki dinleme ve teknik işlemlerin yapıldığı sistemin Sürat Bilgisayar İnternet Çözümleri alınarak kurulmasına öncülük ettiği iddiası vardır.117 Biniş hakkında asıl önemli iddia kamera kayıtları dahil tüm verilerle gerçek olduğu savcılık tarafından kanıtlanan 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Akıncı Üssü’nde bulunduğudur. 16 Temmuz’da FETÖ’nün bir diğer sivil imamı Kemal Batmaz ile birlikte Kahramankazan’da yakalanan Biniş’in savcılık iddianamesine göre darbe girişiminde yer alan FETÖ mensupları arasındaki iletişimi sağlamakla görevli olduğu tespit edilmiştir. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın kendisine sunulan Fetullah Gülen ile görüşme teklifini kabul etmesi durumunda da Biniş’in bu iletişimi sağlayacak kişi olduğu iddialar arasındadır.118 TİB’in binası başta olmak üzere teknolojik altyapısı, teşkilat yapısı ve kurumsal altyapısının FETÖ tarafından dizayn edilmesi nedeniyle her türlü sabotaja açık olması kurumun BTK’ya devrinin en önemli sebeplerindendir. Bina içerisinde yer alan teknolojik altyapının karmaşıklığı ve yapılan bütün incelemelere rağmen FETÖ’nün uzaktan bilgi sızdırmayacağından emin olunamamasından dolayı dönemin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan tarafından binanın taşınmasına karar verildiği açıklaması yapılmıştır.119 TİB’in BTK’ya devrinden sonra BTK başkanının verdiği bir mülakatta kurum persone115. “FETÖ’den, Tarihin En Büyük Siber Casusluğu”, Sabah, 21 Kasım 2016. 116. “Siber Casuslukta Kilit İsim Belirlendi”, Milliyet, 23 Kasım 2016. 117. “TİB’in Sistemini Kuran Kişi Kayıp”, Yeni Şafak, 29 Temmuz 2014. 118. “15 Temmuz Darbe Girişiminin İkinci Kilit İsmi Belli Oldu”, NTV, 2 Kasım 2016. 119. “TİB Binası için Son Kararı Açıkladı: Terkedilecek”, Haber 7, 4 Temmuz 2015. FETÖ’NÜN DİĞER KRİTİK DEVLET KURUMLARINA SIZMASI 67 linin üçte birinin FETÖ üyesi çıktığı, TİB’den gelen personelin ise yüzde 85’inin FETÖ ile ilişkili olduğu ve bu kişilerin görevine son verildiğini ifade etmesi120 sadece bina/teknolojik altyapı nezdinde değil tüm kurumun yapısında örgütün etkin olduğunun bir kanıtıdır. Tüm bu olumsuzluklardan kaynaklı 15 Temmuz’un hemen ardından TİB’in kapatılıp görev alanındaki tüm yükümlülüklerin BTK’ya devredileceği Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanmış,121 671 sayılı OHAL KHK’sı ile Ağustos 2017’de kapatılmıştır.122 120. Dilek Güngör, “Batı’nın Çifte Standardı İnternette de Var”, Sabah, 20 Mart 2017. 121. “Erdoğan: TİB’i Kapatacağız”, NTV, 2 Ağustos 2016. 122. “TİB Kapatıldı, Dinlemeler BTK’da!”, NTV, 17 Ağustos 2016. 69 SONUÇ VE DEĞERLENDİRME 15 Temmuz darbe girişiminin baş aktörü olan FETÖ’yü diğer terör örgütlerinden ayıran en önemli özelliği hem organizasyonel hem de yöntemsel bir farklılığa sahip olmasıdır. Bu nedenle 15 Temmuz dünyada başka örneği bulunmayan bir darbe girişimi olarak tanımlanmaktadır. Zira devletin en derinlerine sızmış bir paralel devlet yapılanmasının silahlı bir terör örgütü olarak gözünü kırpmadan nasıl kendi halkından yüzlerce insanı şehit edebileceğini, binlercesinin de gazi olmasına yol açabileceğini göstermiştir. 15 Temmuz’un toplumsal ve siyasal olarak yarattığı travmanın anlaşılabilmesi ve aşılabilmesi için FETÖ’nün devlete nasıl sızdığı ve bunun darbe girişimine gelen süreçteki etkisinin analizi zorunludur. FETÖ’nün 1960’lara uzanan kuruluşundan bugüne devlete sızmayı başlıca amaç edindiği oldukça açıktır. Bunun için başta TSK olmak üzere yargı ve Emniyet gibi kurumlara sızmayı ana hedef olarak seçmiştir. Başlangıçtan itibaren devlete karşı doğrudan bir muhalif pozisyon almayan FETÖ her dönemde yurt içi ve yurt dışında kendini “ılımlı” olarak tanıtmış, bu şekilde mensuplarının aşırılıkla suçlanmasını engellemeye çalışmıştır. Böylece bir taraftan toplum diğer taraftan ise siyaset alanında kendini meşrulaştırma çabasına girerek devlete sızabilmenin paravanını oluşturmuştur. Örgütün devlet kademelerine sızmasına hakim olan iki ana unsur “gizlilik” ve “takiye”dir. Üyelerine amaçlarına ulaşabilmeleri için her türlü yöntemin mübah kılındığı bilincini aşılamıştır. Söz konusu iki özelliğin hakim olduğu bir anlayış İTİRAFLARDA FETÖ’NÜN DEVLETE SIZMASI (ASKERİYE, MÜLKİYE, ADLİYE) 70 içinde FETÖ’nün devlete sızmasında kullandığı başlıca yöntemleri şu şekilde sıralamak mümkündür: • Örgüt 1980’lerden itibaren özel mahrem alanlar olarak kabul ettiği TSK ve Emniyet gibi kurumlara eleman yetiştiren liselere öğrenci sokarak bu kurumlara sızmayı hedeflemiştir. • Başlangıçta bu liselere sokmayı hedeflediği öğrencileri sınavlara (birebir) hazırlayıp kazanmalarını sağlarken öğrencilerin özellikle askeri okullarda deşifre olmasının ardından sınav sorularını çalıp dağıtma yöntemini benimsemiştir. • FETÖ’nün devlete sızarken kullandığı bir diğer yöntem bu kurumlardaki bazı görev ve makamları ele geçirerek örgüt üyesi olmayan personelin tasfiye edilmesi ve boşaltılan kadroların daha önceden çeşitli biçimlerde “parlatılan” örgüt mensuplarıyla doldurulması şeklinde olmuştur. • Twitter başta olmak üzere çeşitli sosyal medya araçlarını örgütün tasfiye etmeyi amaçladığı kişileri karalama ve aleyhlerinde propaganda yapma mecrası olarak seçtiği, bu şekilde görevlerinden uzaklaştırılan kişilerin yerlerine de kendi mensuplarını getirdiği görülmüştür. • Örgütün sızarak kendisinden olmayanları tasfiye etme amacıyla kullandığı diğer bir önemli kurum GATA’dır. Özellikle sahte sağlık raporlarının hazırlanması noktasında TSK personeline karşı girişilen çeşitli operasyonlarda GATA merkezi bir rol üstlenmiştir. • Sivil ve askeri mahkemelere sızan FETÖ’cü hakim ve savcılar da çeşitli kumpas davalarında hazırladıkları iddianame ve verdikleri kararlara istinaden gerçekleştirilen tasfiyelerle örgüt mensuplarının devlete sızmasının önünü açmışlardır. Yargıya sızmanın örgüt açısından sağladığı pratik bir başka sonuç ise kendisi aleyhine açılan davaların engellenmesidir. FETÖ’cü savcı ve hakimlerin ağırlıklı olduğu adli ve idari yargı örgüte dönük mücadeleyi sekteye uğratmıştır. • Örgüt TSK, Emniyet ve yargı dışında “lojistik” anlamda önem taşıyan ÖSYM, TÜBİTAK, TİB ve TÜRKSAT gibi kurumlara da sızmıştır. Bu kurumlara yerleştirdiği elemanları aracılığıyla sınav sorularının çalınması, SONUÇ VE DEĞERLENDİRME 71 telefon dinlemeleri ve sahte delil üretimi gibi teknik konularda diğer kurumlarda gerçekleştirdiği sızmalara zemin hazırlamıştır. • Stratejik kurumlar dışında FETÖ için her kamu kurum ve kuruluşu sızılması ve ele geçirilmesi gereken hedefler olmuştur Sızma amacını gerçekleştirmek içinse öncelikle kurumların hayati ve stratejik noktalarına (personel, muhasebe, özel kalem, istihbarat, bilişim vb.) kendi mensuplarını yerleştirmiş, akabinde ise tüm kurumu kontrolü altında tutmayı istemiştir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti neredeyse elli yıla yakın bir süredir devlete sızmayı amaç edinen bir örgütle mücadele içindedir. Ancak bu mücadelenin başarılı bir biçimde yürütülmesi ve benzeri tecrübelerin tekrar yaşanmaması için FETÖ’nün devlete sızmak için izlediği stratejilerin mücadeleyi yürüten uygulayıcılar tarafından çok iyi analiz edilmesi ve toplumsal desteğin sürdürülebilirliği için nasıl bir örgütle karşı karşıya olunduğunun başta toplum olmak üzere bütün muhataplara anlatılması elzem görülmelidir.

 

Günün Diğer Haberleri