Bahçeli seçim için tarih verdi: Erdoğan'ın yeniden aday olması Türkiye'nin hayrınadır

Partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir kez daha aday olması ve seçilmesi gereklidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adaylığı Türkiye ve bölgemiz hayrına olacaktır. Meclis'te seçimlerin yenilenmesi kararı alınmalı ve 2028 yılında seçim yapılmalıdır. Türkiye'nin şahlanışına tanık edecek önümüzdeki 5 yıllık dönemin siyasi formülünü şu şekilde ifade ediyorum: Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP, Türkiye'de Cumhur İttifakı, dünyada Türk asrı!' dedi.

SİYASET - 2026-10-06 13:14:55

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli "Türkiye'nin hayrına" diyerek açıkladı: Erdoğan bir kez daha aday olmalı

Giriş Tarihi:06 Ekim 2026 10:42 Son Güncelleme:06 Ekim 2026 11:59

Devlet Bahçeli'den "Bir kez daha Erdoğan" çağrısı: Ülkemizin ve bölgemizin yararına olacaktır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Türkiye'nin demokrasi geçmişine, sistemsel dönüşüme ve terörle mücadeleye ilişkin kritik mesajlar verdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sağladığı istikrara dikkat çeken Bahçeli, terörün tamamen kazınması için tarihi bir fırsat bulunduğunu belirterek, "Terörden kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir. Kardeşliğin kök salacağı istikbali birlikte çizeceğimiz bir zamandayız." ifadelerini kullandı. Başkan Erdoğan'ın bir kez daha aday olması gerektiğini belirten Bahçeli, "Kendisinin bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi ülkemizin ve bölgemizin yararına olacaktır." ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin yeni dönemde önemli iç ve dış gelişmelerle karşı karşıya kalacağını belirten Bahçeli, Türkiye'nin terörden kurtulması için tarihi bir fırsatın önünde olduğunu söyledi. Bahçeli, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kez daha aday olması ve seçilmesi gerektiğini de söyledi. Bahçeli, Erdoğan'ın yeniden adaylığının "Türkiye'nin hayrına" olduğunu belirterek, "Meclis'te seçimlerin yenilenmesi kararı alınmalı ve 2028 yılında seçim yapılmalıdır ve istikrar devam etmelidir." dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.Devlet Bahçeli, ʺTürkiye'nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacaktır.ʺ dedi.(Foto: AA)

Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları...,

Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle bu kutlu çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. Başarılarla dolu bir yasama yılı geçirmenizi Allah'tan niyaz ediyorum.

"ÖNEMLİ İÇ VE DIŞ GELİŞMELER YAŞANACAK"
Önemli iç ve dış gelişmelerin yaşanacağı yeni dönemin ülkemize, milletimize, siyaset ve demokrasi hayatımıza, aynı zamanda siyasi parti grupları ile sayın milletvekillerine hayırlı olmasını temenni ediyorum.

"FARKLI DÜŞÜNSEK DE POLİTİK MERKEZİMİZ TÜRKİYE'DİR"
Yasama organının kurumsal adresi Gazi Meclisimiz, şüphesiz milletimizin talep ve menfaatlerinin, inanç ve değerlerinin, tarihî hafızasının ve gelecek beklentilerinin temsil mekanizması ile vücut bulduğu, ülkemizdeki farklı seslerin uyumu ile devlet orkestrasına dönüştüğü, ortak aklın ve millî iradenin tecelligâhı, Türk devletinin kalpgâhıdır. Asırlar geçse de, kurumlar dönüşse, yöntemler değişse de pergelin sabit ucunda Türk devlet geleneğinin danışma ve meşveret kültürü vardır ve bu kültür, Türk töresinin ana omurgasını teşkil etmektedir. Kaşgarlı Mahmud'un Dîvânu Lugâti't-Türk'te ifade ettiği üzere, "Geniş elbise eskimez, istişare ile alınan akıl bozulmaz." İstişare ve danışmanın sonucu olarak ortak akıl ile alınan kararlar, kamu vicdanının gür sesi, toplumsal dayanışmanın güçlü zemini, millî birlik ve beraberlik duygusunun sarsılmaz iradesidir. Yanlışı telafi, noksanı tamam eden millî muhakeme ve muhasebe mekanizması olan istişare ve danışma, aynı zamanda toplumsal fay hatlarını doldurarak sosyal gerilimleri önleyen ve bir arada yaşama iradesini tahkim eden millî aidiyet ve mensubiyet şuurudur.

"TERÖR BELASINDAN KALICI OLARAK KURTULMAK İÇİN TARİHİ BİR FIRSAT ÖNÜMÜZDEDİR"
Temel hedefimiz, Türkiye'yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi terörün ürettiği güvenlik tehditlerinden bütünüyle arındırmak, gelecek kuşakların siyasi, ekonomik ve toplumsal refahını teminat altına almaktır. 40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir. Terör ve silah yerine; adaletin, siyasetin, demokrasinin, milli birlik ve bütünleşmenin hâkim olacağı, kardeşlik ve dayanışmanın kök salacağı, istikbalimizin yol haritasını birlikte çizeceğimiz bir zemindeyiz. Milletimizin kararı nettir. O da, bu topraklardan terörü bir daha yeşermemek üzere söküp atmak, milli birlik ve bütünleşmeyi güçlendirmektir. Türkiye, yeni yasama yılıyla birlikte bir taraftan Terörsüz Türkiye hedefinin hukuki ve siyasi tabanının güçlendirilmesine; diğer taraftan demokratik standartların geliştirilmesi, hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin artırılması ve toplumsal bütünleşmenin kalıcı hale getirilmesi ile sosyo-ekonomik şartların iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla milletimizin beklentilerini karşılayacaktır. 7595 sayılı Kanun çerçevesinde oluşturulan komisyonların çalışması, kanunun yürürlüğe gireceği şartların oluşturulması, bunların takip ve tespiti, aynı zamanda da ihtiyaç duyulacak yeni yasal düzenlemelerin yapılması, önümüzde duran en hayati konulardan birisi olacaktır. Bunun yanında Türkiye'nin kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için biriken yapısal sorunların çözülmesi, güncel meselelerle birlikte köklü reform adımlarının atılmasını da gerektirmektedir. Bu nedenle önümüzdeki Meclis dönemini, kısır siyasi tartışmaların ötesinde, Türkiye'nin orta ve uzun vadeli geleceğini şekillendirecek bir yapısal reform dönemi olacaktır.

81'nci, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İsrail'in eli kanlı başbakanı Netanyahu'nun genel kurula hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef, elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi verme küstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir. Diyorum ki; Hitlerin kendisini "insan hakları savunucusu", Mussolini'nin kendisini "özgürlük havarisi", Stalin'in ise "demokrat" olarak nitelendirmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu'nun "Dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz" demesi de "Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı tiran olarak nitelendirmesi" de o kadar gerçekçidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Netahyahu'nun hezeyanları, esasında Batı'nın ikircikli ve samimiyetsiz politikalarının, iflas etmiş insani değerlerinin, emperyalizmin aynasında yansımasıdır. Çok defa işaret ettiğimiz ve uyardığımız gibi İslam ülkelerinin İsrail karşısındaki tavır ve duruşlarını belirlemeleri ve açıkça ortaya koymaları şarttır. Merhum Cahit Zarifoğlu'nun "Filistin bir sınav kâğıdı, her mü'min kulun önünde" dizelerine atfen, İslam ülkelerinin kınamanın ötesinde ortak bir tavır ve irade sergilemesi kaçınılmazdır. Zira İsrail, bölge halkları ve dünyadaki bütün milletler için tehdittir. İsrail saldırganlığı, yayılmacılığı ve hukuk tanımazlığının önlenmesi ve bölgenin selameti için önerdiğimiz Kudüs İttifakı'nın yahut Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşmasının çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam Barış Gücünün oluşturulması kaçınılmazdır.

Küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik düzeninin önemli bir dönüşüm yaşadığı, jeopolitik risklerin kalıcı bir nitelik kazanmasına yol açabilecek uzlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde; hukuku, barış ve adaleti esas alan duruşuyla sözüne güvenilen bir ülke olarak Türkiye'ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu da açıktır. Sayın Milletvekilleri, Kıymetli Misafirler, Türkiye; güvenliğini demokrasiyle, kalkınmasını hukukla, toplumsal barışını adaletle ve bölgesel etkinliğini güçlü bir devlet kapasitesiyle birlikte ilerletmek durumundadır. İçinde bulunduğumuz dönemde, siyasi patinajlarla, ideolojik saplantılarla ve gündem kaymalarıyla enerji ve zaman kaybına yer yoktur. Bunu başarabildiğimiz ölçüde Türkiye, kendi geleceğini daha sağlam bir zemine oturtmakla kalmayacak; çevresindeki krizlerin çözümünde ve bölgesel düzenin yeniden şekillenmesinde daha etkin ve yapıcı bir aktör olarak öne çıkacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi gücünü milli birlik, toplumsal adalet ve ortak refah idealinden alan güçlü bir Türkiye'yi bugünden inşa etmek kararlılığındadır. Bu doğrultuda küresel ölçekte krizlerin ve güç savaşlarının yaşandığı kritik dönemde, ülkemizin yapısal sorunlarını aşarak kalıcı bir refah düzeni kurması amacıyla "Yağmur Stratejisi"ni geliştirmiştir.

Yağmur, bütün inanç sistemlerinde, geleneksel ve kültürel öğretilerde arınmayı, temizlenmeyi, tazelenme ve yenilenmeyi, bolluğu ve bereketi temsil ederek, Rahman'a atfen rahmetle sembolleşmiştir. Rahmet; zahirde bolluğun, bereketin, temizlenmenin ve yenilenmenin; bâtında ise huzurun, refahın, saadetin, nefsten arınmanın, kalp kirinden temizlenmenin ve düşünce buhranından salaha kavuşmanın muştusudur. Yağmur'un rahmeti, Türk sosyal hafızasında ve kültürel ritüellerinde geniş bir yer bulmaktadır. İslam dünyasını yakıp kavuran savaşlar ve çatışmalar; insanlık suçları, mazlumların göğe yükselen feryatları, kadın, çocuk, yaşlı demeden emperyalist güçlerce gerçekleştirilen katliamlar, huzur, barış ve istikrar ikliminin kuraklaşması; etnik bölünmeler, mezhepsel ayrışmalar, parçalanan coğrafyalar; dünyada ve bölgemizde arınarak temizlenmenin, tazelenerek yeniden doğmanın, bolluk ve refah ile yeniden doğrulmanın misyon ve yükümlülüğünü omuzlarımıza yüklemektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak tarihin kutlu çağrısı, coğrafyanın mesuliyeti, siyaset kurumunun yeniden inşası, toplumsal yaşamın ihyası ve devlet kapasitesinin arttırılması için "Yağmur Stratejisini" hayata geçirmeyi Türk siyasetindeki mümtaz konumumuzun bir gereği olarak görüyoruz. "Yağmur Stratejisi", Partimizin "Üç Hilal"inden aldığımız ilhamla, yasama, yürütme ve yargıdan oluşan üç temel erkin ahenk içinde çalışmasına ve istikrarın sürdürülmesini esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kurumsallığına dayanmaktadır. Devleti oluşturan bu anayasal erklerin kuvvetler ayrılığı esasında bağımsız ve uyum içerisinde milli kaynak, imkân ve kabiliyetlerin seferber edilerek bereketin ve bolluğun milletimizin üzerine yağmasını öngörmektedir. Bununla birlikte, yağmurun yıkıcı etkiye sahip bir sele dönüşmesi de engellenmelidir.
Güvenlikte, ekonomide ve demokraside tahribata yol açılmaması için etkili bir denge ve denetim sistemi uygulanmalı bu çerçevede Yasamada güçlü bir Milliyetçi Hareket Partisi kurumsallığı tesis edilmelidir. Ayrıca ülkemize yağan ve milletimizi ferahlatan yağmurun bereketinden bölgemiz ile gönül ve kültür coğrafyalarımızda yaşayan insanların da istifade etmesi esas olmalıdır.
Yağmur Stratejisinin temel ilkesi, istikrarın korunmasıdır. Yağmur Stratejisinin başarısı ise; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin kazanımlarına ve sağladığı istikrara sahip çıkılmasına, Cumhur İttifakında vücut bulan, Türkiye'yi milli hedefler istikametinde ileriye taşıma kararlılığının aynı inanç ve iradeyle devam etmesine, Ülkemizin arkasına aldığı rüzgârla, yeni atılımlar için fırsat ve imkânları değerlendirmesine bağlıdır.

MHP Genel Başkanı Bahçeli'den Başkan Erdoğan açıklaması: 3. kez adaylığı gereklidir (Foto: AA

"SAYIN ERDOĞAN'IN 3. ADAYLIĞI GEREKLİDİR"
Bununla beraber, Türkiye'nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacaktır.
Zira üçüncü dönem ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yönetecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır. O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı kurumsallığında Sayın Erdoğan'dadır. Dünyanın içinde bulunduğu kaotik süreçte, bölgemizde cereyan eden belirsizliklerle dolu ortamda, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolunda tarihi adımların atıldığı bir dönemde, Türkiye'nin istikamet değiştirmeye ve hedeflerinden vazgeçmeye değil, sistemsel ve kurumsal olarak bütünüyle mevcut imkânlarını ve kaynaklarını sürdürmeye ihtiyacı vardır. Sayın Cumhurbaşkanımızın, bugüne kadar üstlendiği sorumluluk, ortaya koyduğu liderlik ve Türkiye'ye kazandırdığı stratejik kapasite dikkate alındığında kendisinin bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi Türkiye'nin ve bölgemizin hayrına olacaktır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanımız uygun gördüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasal iradesini bu yönde ortaya koyduğu takdirde, Cumhur İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayının yeniden Sayın Recep Tayyip Erdoğan olması arzumuz ve talebimizdir.

"SEÇİMLER 2028 YILINDA YAPILMALI"
Bunu mümkün kılacak hukuki, siyasi ve toplumsal zemin fazlasıyla vardır. Anayasa'nın 116'ncı maddesinde yer alan "Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir" hükmü, meclisin nitelikli çoğunlukla alacağı "seçimlerin yenilenmesi" kararıyla üçüncü dönem cumhurbaşkanlığı adaylığını mümkün kılmaktadır. Bu hükümler doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak düşüncemiz şudur: Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bir daha aday olabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde uygun zamanda ve azami mutabakatla "seçimlerin yenilenmesi" kararı alınmalıdır. Meclisin alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem, ruhuna uygun işletilmiş olacaktır.
Bu yönde bir iradenin tezahürüyle gereksiz tartışmalar bitecek, belirsizlikler ortadan kalkacak, ekonomik güven artacak, ülkemiz, attığı tarihi adımlarda doludizgin yoluna devam edebilecektir. Türkiye hasımlarının beklediği ve umduğu istikrarsızlık yaşanmamış, belirsizlik, kaos ve kargaşaya yatırım yapanların hesabı boşa çıkmış olacaktır.

Burada şunun da altını çizmek gerekir ki; bizim meselemiz şahısların siyasî kariyeri değil, devletin devamlılığı, siyasetin istikrarı ve en nihayetinde "Lider Ülke Türkiye'nin" inşa ve ihyasıdır. Partimiz, 2028'i bir seçim tarihi olarak görmenin ötesinde, Türkiye için büyük reformların hayata geçirileceği bir dönemin miladı olarak değerlendirmektedir. Bu çerçevede, hedef saptırmaya yönelik girişimler son bulmalı, adaylık netleşmeli, acımasız rekabet şartlarında dünya gerçekleriyle yüzleşilmelidir.
Cumhurbaşkanıyla birlikte kuşkusuz ki Meclisteki milletvekili çoğunluğu da Cumhur İttifakında olmalı, denge ve denetleme mekanizmasının daha sağlıklı işleyebilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi yasamada temsil gücünü mutlaka artırmalıdır.
Çünkü MHP güçlü ise Türkiye güvende olacaktır. MHP güçlü ise milli birliğimiz ve kardeşliğimiz pekişecek, milletimiz huzur bulacaktır. Bu sebeple Yasamaya ilişkin hedefimiz nettir ve şunlardır: Birincisi "Temsil gücüdür". Bu çerçevede oy oranımızı artırmak, milletvekili sayımızı çoğaltmak, Türkiye'nin birinci partisi olmaktır. İkincisi "Kurumsal güç"tür. Yasama organının kurumsal yapısı içinde, yönetim organlarında daha fazla görev almak, daha etkin hale gelmektir. Üçüncüsü ise "Siyasal güç"tür. Bu şekilde yasama faaliyetlerinde ve politika belirlemede daha etkin ve belirleyici olmak, Partimizin stratejik hedeflerini, ekonomik ve sosyal politika önceliklerini hayata geçirmektir.

Bu çerçevede, Türkiye'nin şahlanışına tanıklık edecek önümüzdeki 5 yıllık dönemin siyasi formülünü şu şekilde ifade ediyorum:
"Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP; Türkiye'de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı". Bu formül, yürütmenin güçlü olduğu kadar yasamanın da güçlü, denetleyici, üretken ve belirleyici olması gerektiğine ilişkin stratejimizin ve küresel güç olma azmimizin ifadesidir. Dünyanın belirsizliğe sürüklendiği bir dönemde Türkiye'nin ihtiyacı istikrardır. Uluslararası sistemin kuralsızlaştığı, çatışmaların ve risklerin arttığı bir dönemde Türkiye'nin ihtiyacı kudrettir, millî birliktir. Bu nedenle, 2028'e giderken meseleyi yalnızca "Kim Cumhurbaşkanı olacak ya da iktidara hangi parti gelecek" sorusuna indirgemeyi doğru bulmuyoruz. Bize göre asıl sorulması gereken soru, "Türkiye, dünyanın yeniden şekillendiği bu tarihî döneme hangi siyasi liderlik ve hangi devlet tecrübesiyle girecektir?" şeklinde olmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, "Yağmur Stratejisiyle" yasama, yürütme ve yargıda temerküz edecek güçlü devlet kurumsallığında; bolluk ve bereketin, huzur ve refahın, kardeşlik ve dayanışmanın, milli birlik ve bütünleşmenin milletimizin üzerine yağacağı bir rahmet iklimi öngörmektedir. İnanıyoruz ki her yağmur damlası bereketi, bolluğu aynı zamanda umudu, huzuru, kardeşliği ve geleceğe olan güveni de besleyecektir.

Değerli Dava Arkadaşlarım, Kıymetli Misafirler, devlet ebet müddet, millet ebet müddet gayemizdir. Türk ve Türkiye yüzyılını inşa etmek, 2053 yılında lider ülke ve süper güç haline gelmek hedefimizdir. Türkiye'nin kudreti, milletimizin huzur ve refahı için en uygun kararları almak çabamızdır. Türkiye sistemsel ve yapısal sorunlarını aşmış olmanın, hedeflere ulaşmayı mümkün kılacağı bir sıçrama evresindedir. Bu nedenle Türkiye'nin küresel bir güç olmasını mümkün kılacak adımları atmada zaafiyet gösteremeyiz. Türkiye hasımlarına fırsat veremeyiz. Geride kalalım isteyenlere tamam diyemeyiz. Karşımızda hizalanan marjinallere ve emperyalizmin taşeronlarına sessiz kalamayız. Terörsüz Türkiye, istikrarlı bölge diyoruz, kardeşlik, huzur ve barış diyoruz; Milliyetçi Hareket Partisi karşıtlığında birleşen müflis siyasetçiler bizi hedef almaktan geri durmuyor.
Bunların istismar ve iftiralarına, güdümlü siyasetlerine, siyasi ikbal için ülkemizi ve milletimizi ateşe atmaktan çekinmeyen sicillerine karnımız toktur. Onlara diyeceğim şudur: Milliyetçi Hareket Partisi, her bir sayfası kan ve irfanla yazılmış tarih sayfalarının düşüncede devamı, siyasette hülasasıdır. Bilge Kağan'dan Atatürk'e; Alparslan'dan Fatih Sultan Mehmet'e; Türk tarihinin derin hafızasıdır. Ziya Gökalp'ten Erol Güngör'e uzanan irfan ve ilim kaynağı, Milliyetçi- Ülkücü Hareket'in hukukunda mahfuzdur. Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'dir, cümle Türk dünyasıdır. Zilletin karşısında devletin; zulmetin karşısında milletin yanında yer alanların obası, dahili ve harici şer odaklarına karşı göğsünü siper edenlerin otağıdır. Bize akıl vermeye çalışanlara, emperyalizmin tuzağına düşmüş, sözcülüğüne soyunmuş, MHP'yi içeriden parçalamak, arkadan vurmak için fırsat kollamışlara; milletimizi provoke edip bir sonraki seçimde kaymak tabakasını meclise sokabilmek için sığıntı ittifaklar arayanlara, Ziya Paşa'dan ilhamla diyorum ki; "İdrâk-i maâlîniz o küçük aklınıza gerekmez. Zira sizin teraziniz MHP'nin sıkletini çekmez."

Bu düşüncelerle, başarılarla dolu bir hafta geçirmeniz dileğiyle her birinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun diyorum.

Günün Diğer Haberleri