AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten "Erdoğan bir milli güvenlik sorunudur" diyen Kılıçdaroğlu'na sert yanıt
Giriş Tarihi: 06.03.2021 10:02 Güncelleme Tarihi: 06.03.2021 11:27
Son dakika haberi... AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kılıçdaroğlu “Erdoğan bir milli güvenlik sorunudur” demiş. Bu, Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden saldırganların dilidir. Kılıçdaroğlu kendisinin bir “demokrasi sorunu” olduğunu ve milli güvenlik konusunda pusulası olmadığını bir kere daha ilan etmiştir.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik "Erdoğan bir milli güvenlik sorunudur." sözlerine tepki gösterdi.
Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Kılıçdaroğlu, 'Erdoğan bir milli güvenlik sorunudur.' demiş. Bu, Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit eden saldırganların dilidir. Kılıçdaroğlu, kendisinin bir 'demokrasi sorunu' olduğunu ve milli güvenlik konusunda pusulası olmadığını bir kere daha ilan etmiştir." ifadesini kullandı.
Başkan Erdoğan'ın Türkiye'nin milli güvenlik politikalarına cesaret ve kararlılıkla liderlik ettiğini, milli güvenliğin en büyük dayanağının hak ve menfaatler konusundaki bu kararlı politikalar olduğunu aktaran Çelik, şöyle devam etti:
"Cumhurbaşkanımız, Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliği konusunda ne derece kararlı olduğunu bugün Başkomutan olarak Mavi Vatan 2021 Taktik Tatbikatı vesilesiyle vereceği mesajlarla tüm dünyaya bir kere daha duyuracaktır. Cumhurbaşkanımızı Avrupa ırkçılarının, Paşinyan'ın Ermenistan'ının ve Enosis zihniyetinin 'milli güvenlik sorunu' olarak gördüğü doğrudur. Ancak Kılıçdaroğlu'nun da Cumhurbaşkanımızı 'milli güvenlik sorunu' görerek bu sıralamada konumlanması manidardır. Karabağ'da, Suriye'de, Irak'ta, Libya'da ve Doğu Akdeniz'de yaşanan tüm ihtilaflarda Türkiye'nin milli menfaatlerinin karşısında konumlanan Kılıçdaroğlu ile ortak 'milli güvenlik' perspektifine sahip olmadığımız açıktır. Bizim milli güvenlik pusulamız Türkiye merkezlidir. Milletimizin oylarıyla seçilmiş meşru Cumhurbaşkanımıza 'sözde Cumhurbaşkanı' diyerek milli iradeyi hedef alan Kılıçdaroğlu'nun, devletin birliğini temsil eden en üst makamı 'milli güvenlik sorunu' diyerek hedef alması demokrasiden nasibini almadığını kanıtlamaktadır."
Kemal Kılıçdaroğlu'nun "milli güvenlik sorunu" ifadesinin milli olmadığı gibi demokratik de olmadığını dile getiren Çelik, "Bu, Türkiye'nin milli güvenliği konusunda pusulası olmayan birinin yaklaşımıdır." ifadesini kullandı.
Başkan Erdoğan'ı milli güvenlik konusunda hedef göstererek Türkiye'ye karşı hangi dayatmayı savunduğunu ve hangi antidemokratik tutum içerisine girdiğini Kılıçdaroğlu'na sormanın, demokratik sorumluluğun gereği olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanımız için 'Milli güvenlik sorunudur.' ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, Türkiye siyaseti için bir 'demokrasi sorunu' olduğunu her geçen gün yeniden ortaya koymakta ve provokasyonu bir siyaset tarzı olarak benimsediğini göstermektedir. Türkiye'nin milli güvenliğine liderlik eden Cumhurbaşkanlığı makamını hedef alacak kadar yolunu şaşırmış olanlara çağrımız, demokrasiye ve milli iradeye saygılı bir çizgide siyaset yapmalarıdır. Bunların, Cumhurbaşkanımız ve milli güvenliğimiz hakkında konuşmadan önce, provokasyon ve siyasi sabotajlara son vermeleri, milli meselelerde ulusal bir tavır koyarak 'milli güvenlik' konusunu anlayabilecekleri liyakate erişmeleri gerekiyor."
Son dakika: AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten “Erdoğan bir milli güvenlik sorunudur” diyen Kılıçdaroğlu'na sert tepki
Son dakika haberine göre AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ""Kılıçdaroğlu “Erdoğan bir milli güvenlik sorunudur” demiş. Bu, Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden saldırganların dilidir. Kılıçdaroğlu kendisinin bir “demokrasi sorunu” olduğunu ve milli güvenlik konusunda pusulası olmadığını bir kere daha ilan etmiştir" dedi.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından "Erdoğan bir milli güvenlik sorunudur" diyen CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na sert tepki gösterdi.
Çelik'in Twitter hesabından yaptığı açıklamalar şu şekilde:
"Kılıçdaroğlu "Erdoğan bir milli güvenlik sorunudur" demiş. Bu, Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit eden saldırganların dilidir. Kılıçdaroğlu kendisinin bir "demokrasi sorunu" olduğunu ve milli güvenlik konusunda pusulası olmadığını bir kere daha ilan etmiştir.
Cumhurbaşkanımız Türkiye'nin milli güvenlik politikalarına cesaret ve kararlılıkla liderlik etmektedir. Milli güvenliğimizin en büyük dayanağı hak ve menfaatlerimiz konusunda kararlı bu politikalardır.
Cumhurbaşkanımız, Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliği konusunda ne derece kararlı olduğunu bugün Başkomutan olarak MAVİ VATAN 2021 TAKTİK TATBİKATI vesilesiyle vereceği mesajlarla tüm dünyaya bir kere daha duyuracaktır.
Cumhurbaşkanımızı Avrupa ırkçılarının, Paşinyan'ın Ermenistanı'nın ve Enosis zihniyetinin "milli güvenlik sorunu" olarak gördüğü doğrudur. Ancak Kılıçdaroğlu'nun da Cumhurbaşkanımızı "milli güvenlik sorunu" görerek bu sıralamada konumlanması manidardır.
Karabağ'da, Suriye'de, Irak'ta, Libya'da ve Doğu Akdeniz'de yaşanan tüm ihtilaflarda Türkiye'nin milli menfaatlerinin karşısında konumlanan Kılıçdaroğlu ile ortak "milli güvenlik" perspektifine sahip olmadığımız açıktır. Bizim milli güvenlik pusulamız Türkiye merkezlidir."
Milletimizin oylarıyla seçilmiş meşru Cumhurbaşkanımıza "sözde Cumhurbaşkanı" diyerek "milli iradeyi" hedef alan Kılıçdaroğlu'nun, devletin birliğini temsil eden en üst makamı "milli güvenlik sorunu" diyerek hedef alması "demokrasi"den nasibini almadığını kanıtlamaktadır.
Kılıçdaroğlu'nun "milli güvenlik sorunu" ifadesi milli olmadığı gibi demokratik de değildir. Bu Türkiye'nin milli güvenliği konusunda pusulası olmayan birinin yaklaşımıdır.
Vanlı annenin isyanı: “Çocuğumun yemeğine ilaç katıp dağa kaldırdılar” “Çocuklarımız gelse bile mücadelemize devam edeceğiz”
Giriş Tarihi: 27.02.2021 10:59 Güncelleme Tarihi: 27.02.2021 11:04
Evlatları değişik tarihlerde PKK terör örgütü tarafından dağa kaçırılan 7 aile, kentin en işlek noktası olan Cumhuriyet Caddesi’nde bir araya geldi. Ellerindeki ‘Artık yeter! Yakamızdan düşün’, ‘Anneler nöbette’, ‘Çocuklarımız kimsenin piyonu olmayacak’ ve ‘Evlat nöbetindeyiz Van anneleri’ yazılı dövizler bulunduran anneler, buradan HDP İl Başkanlığı binasına kadar yürüdü. Evlatlarının da fotoğraflarını taşıyan aileler için polis ekipleri de geniş güvenlik önlemi aldı.
– Evladı PKK terör örgütü tarafından 6 yıl önce 17 yaşındayken dağa kaçırılan Atiye Dayan, PKK ve HDP’ye isyan ederek, “Çocuğumun yemeğine ilaç katıp dağa kaldırdılar” dedi.
Van’da evlatları PKK terör örgütü tarafından dağa kaçırılan 7 aile, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van İl Başkanlığına yürüdü. Evlatları değişik tarihlerde PKK terör örgütü tarafından dağa kaçırılan 7 aile, kentin en işlek noktası olan Cumhuriyet Caddesi’nde bir araya geldi. Ellerindeki ‘Artık yeter! Yakamızdan düşün’, ‘Anneler nöbette’, ‘Çocuklarımız kimsenin piyonu olmayacak’ ve ‘Evlat nöbetindeyiz Van anneleri’ yazılı dövizler bulunduran anneler, buradan HDP İl Başkanlığı binasına kadar yürüdü. Evlatlarının da fotoğraflarını taşıyan aileler için polis ekipleri de geniş güvenlik önlemi aldı.
“Çocuğum dağda açlıktan, kurşunların önüne atılırken Pervin Buldan’ın çocukları özel kreşlerde okuyor”
6 yıl önce 17 yaşındayken kızı dağa kaçırılan Atiye Dayan isimli anne, çocuğunun yemeğine ilaç katılarak dağa kaçırıldığını ifade etti. Anne Dayan, “Atiye kızımı 6 yıl önce dağa kaçırdılar. Ben çocuğumu istiyorum ve PKK’ya, HDP’ye verecek bir çocuğum yok. Çocuğum dağda açlıktan, kurşunların önüne atılırken Pervin Buldan’ın çocukları özel kreşlerde okuyor. Benim kızım niye dağda ve onun kızı gibi özel okullarda okumuyor? 6 yıldır evlat acısı yaşıyorum. PKK’ya ödeyecek bir bedelim yok. Neyin bedelini ödüyorum? Kürdüm diye mi bu bedeli ödüyorum. Ben o Kürtçeyi de istemiyorum. 17 yaşındaki çocuk dağa gitmeyi ne bilir? PKK’ya ve HDP’ye lanet olsun. Çocuğumun yemeğine ilaç katıp dağa kaldırdılar” diye konuştu.
“Devletimizin gücüyle evlatlarımızı geri alacağız”
Evlatları için mücadelelerine devam edeceklerini dile getiren Nazlı Sancar, 13 yaşında kızı Şeyma’nın dağa kaçırıldığını söyledi. Çocuğu gelse bile mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Sancar, “Artık boynumuzu eğmeyeceğiz. Vanlılar olarak boyun eğmeyeceğiz. Evladım Şeyma gelse dahi ben bu mücadeleme devam edeceğim. PKK’ya boyun eğmeyeceğim. 9 yıldır evlat acısı çekiyorum” şeklinde konuştu.
“Bunlar dinsiz, imansızdır”
9 yaşında okula giden oğlunun önü kesilerek dağa kaçırıldığını dile getiren Eyüp Baran isimli baba da, “Her tarafa haber saldım, çocuğumdan haber alamadım. Bunlar dinsiz, imansızdır. Bu mücadeleyi sonsuza kadar devam edeceğiz. Çocuk gelse dahi mücadelemiz devam edecek” dedi.
Oğlunun 6 yıl önce dağa kaçırıldığını söyleyen Feyzi Yağmur isimli bir diğer baba ise “Sizler anne baba evlatları değil misiniz? Benim çocuğumu dağ başına götürdünüz. Çocuğum 6 yıldır nerededir. 52 gün Diyarbakır’da nöbette bekledim. Mücadelemize bundan sonra buradan devam edeceğiz” diye konuştu.