Adım adım iç savaşa sürüklenen İran’da herkesin telefonuna bu mesaj gelmeye başladı
Giriş Tarihi: 2026-01-13 08:28 Son Güncelleme: 13.01.2026 08:44
Gerçekler ve yalanlar birbirine karıştı: İran'da enformasyon savaşı...
İran'da yerel para biriminin değer kaybetmesiyle başlayan protestolar 17'nci gününde devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran yönetimine işgal tehdidi ise tansiyonu giderek yükseltiyor. İran'ı karıştıran provokasyonlar her geçen gün giderek artarken akıllara "CIA ve MOSSAD olayların neresinde?" sorusunun sorulmasına neden oluyor. A Haber'de Melih Altınok ile Sebep Sonuç programına katılan uzmanlar süreci masaya yatırırken, ABD ve İsrail'in protestoların arkasında olduğunu ve gösterilerde büyük çoğunluğun ajanlardan oluştuğunu belirtti..

İran'da 28 Aralık 2025 tarihinde yerel para birimi olan İran riyalinin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi ve yıllardır Tahran yönetimine uygulanan yaptırımlar ekonomik sorunları yol açarken Tahran Büyük Çarşısı esnafının başlattığı protestolar ülke geneline yayılarak etkisini giderek sürdürdü. Olayların 17'nci gününde resmi olmayan bilgilere göre 544 kişinin hayatını kaybettiği 10 binden fazla kişinin ise gözaltına alındığı belirtiliyor..
Adım adım iç savaşa sürüklenen İran’da herkesin telefonuna bu mesaj gelmeye başladı Adım adım iç savaşa sürüklenen İran’da herkesin telefonuna bu mesaj gelmeye başladı İran’da 15 gündür süren protestolarda ölü sayısı 544’e yükseldi.
Polis, ailelere çocuklarını “isyancılardan” uzak tutmaları için SMS göndermeye başladı. Adım adım iç savaşa sürüklenen İran’da herkesin telefonuna bu mesaj gelmeye başladı İranlı yetkililerden ölü sayısına dair resmi açıklama yapılmazken, Associated Press (AP) de can kaybına ilişkin rakamları bağımsız olarak teyit edemediğini bildirdi. HRANA, en son ölü sayısının 116'ya çıktığını duyurmuştu.
Adım adım iç savaşa sürüklenen İran’da herkesin telefonuna bu mesaj gelmeye başladı AP'nin haberine göre, İran polisi Tahran sakinlerine, ebeveynleri çocuklarını "isyancılardan" uzak tutmaları konusunda uyaran kısa mesajlar gönderiyor.
Adım adım iç savaşa sürüklenen İran’da herkesin telefonuna bu mesaj gelmeye başladı Mesajlarda "Dün gece bazı gösterilerde terörist grupların ve silahlı kişilerin varlığı ve ölüm planları göz önüne alındığında ve herhangi bir uzlaşmaya müsamaha gösterilmeyeceği ve isyancılarla kararlı bir şekilde mücadele edileceği konusunda kesin kararımız doğrultusunda, ailelerin gençlerine ve ergenlik çağındaki çocuklarına iyi bakmaları önemle tavsiye edilir" denildi...
28 Aralık 2025’te İran’ın çeşitli kentlerinde başlayan ve kısa sürede ülke geneline yayılan protestolar, yalnızca ülkede yeni bir kırılma anına işaret ediyor. Şiddetin giderek arttığı, can kayıplarına dair net verilerin paylaşılmadığı ve internet ile iletişim hatlarının büyük ölçüde kesildiği bu süreçte, İran’da yaşananları “sıradan sokak olayları” olarak nitelemek giderek zorlaşıyor. Protestoların nasıl başladığına dair anlatılar farklılık gösteriyor. Resmî açıklamalara göre kıvılcım, ekonomik sıkıntılar ve bazı yerel yönetim kararlarına duyulan tepkilerle çakıldı. Yüksek enflasyon, işsizlik ve alım gücündeki düşüş, uzun süredir İran toplumunda biriken hoşnutsuzluğun temel nedenleri arasında yer alıyordu. Sokağa çıkan muhalif çevreler ise eylemlerin çok kısa sürede ekonomik taleplerin ötesine geçerek rejimin temel kurumlarını ve dini liderliği hedef aldığını savunuyor.
A Haber - Ekran Görüntüsü
İran'ın birçok kentinde provokatörler kamu kuruluşları, banka ve cami gibi yerleri ateşe verirken ABD Başkanı Donald Trump'ın protestoları destekleyen tavrı ve Tahran yönetimine işgal tehdidinde bulunması iki ülke arasında gerilimi yeniden tırmandırdı. Trump İran'a yönelik güçlü bir seçeneğin ele alındığını vurgularken İran Dini Lideri Hamaney ise Trump'ın tabuta benzer bir silüetini sosyal medya hesabından paylaşarak "O da devrilecek" mesajı Washington-Tahran arasındaki ipleri kopardı. Yaşanan gelişmelerin ardından gözler İran'daki protestolara çevrilirken olayların giderek büyümesinde "CIA ve MOSSAD işin neresinde?" sorusunu sorulmasına neden oldu. A Haber'de Melih Altınok ile Sebep Sonuç programına katılan Akademisyen Yeliz Albayrak, Gazeteci Gaffar Yakınca ve Askeri Stratejist Doç. Dr. Cüneyt Küsmez İran'daki gelişmeleri ve ABD-İsrail'in süreçteki etkisini ele aldı.
"İSRAİL-İRAN EZELİ DÜŞMAN ALGISI ÜZERİNDEN POLİTİKA ÜRETİLİYOR"
Akademisyen Yeliz Albayrak, İran'daki provokatif protestolarda İsrail ve ABD'nin açıkça ilişkisi
olduğunu belirterek, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana İsrail'in sürekli İran ile ezeli düşmanmış
gibi bir politika ürettiğini ifade etti.
"Pezeşkiyan'ın söylediği gibi gerçekte sokakta ne oluyor, haklı oldukları taraflar var söylemi de
bir tarafta tabii ki canlı olarak duruyor. Ama buradan nasıl toparlanıp geri dönerler?
İran'ın İsrail'in karşısında saldırıya uğradığı ve ABD'nin de bunun tabii ki büyük destekçisi olduğu
ve yıllardır zaten çok da alışık olunan bir düzen biliyorsunuz; özellikle de
işte İslam Devrimi'nden, 1979'dan sonra İran ve İsrail'in sürekli ezeli düşmanmış gibi, düşman
algısı üzerinden sürekli politika üretiyor olmaları çok da alışılmış bir durum.
İran için de böyle, dünyanın geri kalanı için de böyle ama şu anda o kadar sıkışmış bir sistem var ki
insanlar bir şeyler anlatmak istiyor, bir şeyler almak istiyorlar. Bunun dediğim gibi üç-dört sacayağı
sebepleri var ama bir şeylerin çözülmesini istiyorlar."
A Haber - Ekran Görüntüsü
"GÖSTERİLER TAMAMEN ABD VE İSRAİL TARAFINDAN SATIN ALINMIŞ DURUMDA"
Albayrak sözlerinin devamında, katil İsrail Başbakanı Netanyahu'nun İran'a yönelik
sözde demokrasi adı altında halka seslendiği videolu mesajını hatırlatarak,
Netanyahu'nun ve Trump'ın ekonomi protestolarını bahane ederek ülkeyi karıştırmaya
yönelik kriz çıkarttıklarını vurguladı.
"Netanyahu'nun hatırlarsanız çok ilginç çağrıları vardı: "Kapıyı bize içeriden açın,
biz sizin için demokrasi istiyoruz, halkla bir derdimiz yok, rejimi buyurun devirelim." Öte taraftan
işte ABD'den biliyorsunuz işte eski lider sürekli açıklamalar yapıyor, destek bekliyor, "İşte eski
günler çok güzeldi" gibi bir romantik nostalji havası, sürekli eski fotoğraflar falan koyulmaya başlandı.
Ama tabii ki o şok etkisi şu anda belki de o saldırı altında olma olmadığı için insanlar hem ekonomik
olarak hem rejim değişikliği olarak hem de belki kendi bireysel hayatlarıyla ilgili isteklerini oldukça
daha sesi gür çıkan ve yüksek bir hale getirdiler. Şimdi buradan bir değişiklik yapılmak durumunda
kalınacak çünkü buradaki kriz, buradaki çıkartılan belki gösteriler tamamen ABD ve İsrail tarafından
satın alınmış durumda."
."PROTESTOLARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNU AJANLAR OLUŞTURUYOR"
"İRAN'DAKİ GÖSTERİLERDE BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU AJANLAR OLUŞTURUYOR"
Gazeteci Gaffar Yakınca, protestolarda camilerin ateşe verilmesinin ekonomik problem ile ilgili olmadığına dikkat çekerek; "Camilerin ateşe verilmesinin hiçbir izahı yoktur. İran'da sokaklarda şu göstericilerden bence bunlar çapulcudur büyük çoğunluğu da söyleyeyim yüzde 90'ı ajandır. Bence öyledir, benim fikrim bu yönde. Ben ajan olduklarını düşünüyorum. Büyük oranda ajanlar var içlerinde. Elimde benim bilgi de var, söyleyeyim. 29 Aralık 2025'te Mossad'ın Farsça servisinin attığı tweetler var; ayaklanma daveti. 2 Ocak 2026'da Mike Pompeo, eski CIA Başkanı'nın "Mossad sizinle beraber" dediği var. Bu arada Mossad da kabul ediyor "sahada adamlarımız var" diyor. İran'da bütün internet erişimi kesilmesine rağmen İran'dan dışarıya polis terörüne dair şeyler sızıyor geliyor. E demek ki içeride bazı ajanlar var. Bunları görüyoruz. Mesela 3 Ekim 2025'te belki gelir konuşuruz İsrail gazetesi Haaretz'in yaptığı bir haber var; Mossad'ın özel bir ekip kurduğu sırf İran'ı karıştırmak için elektronik savaş yürüttüğü. Bunların sonunda da ben diyorum ki bu bir ajan provokasyon içidir bence.
.TARTIŞMALI RAKAMLAR
İran’ın yakın geçmişi, bu tür toplumsal patlamaların sürekliliğine işaret ediyor. 2009’daki Yeşil Hareket, 2017–2019 arasındaki ekonomik protestolar ve 2022’deki geniş çaplı gösteriler, devlet ile toplum arasındaki gerilimin kalıcı olduğunu göstermişti. 2025’in son günlerinde başlayan dalga ise hem coğrafi yaygınlığı hem de söylem sertliği bakımından önceki örnekleri andırsa da, dış destek boyutunun daha görünür olmasıyla ayrışıyor. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 11 Ocak'ta (gösterilerin 15. gününde) yayınladığı raporda, 37'si emniyet görevlisi ve biri savcı, 8'i çocuk (18 yaş altı) olmak üzere 544 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 bin 681 kişinin de gözaltına alındığını paylaştı. Tesnim Haber Ajansı, gösterilerde hayatını kaybeden emniyet görevlisi sayısının 111'e ulaştığını duyururken, göstericilere ilişkin resmi açıklama yapılmadı. Tahran’da Adli Tıp Kurumu'ndan gelen ve onlarca cesedin kurum bahçesinde yan yana dizildiğini gösteren görüntülerin Fransız haber ajansı AFP tarafından doğruladığını belirtildi ama İran'dan resmi bir açıklama gelmedi.
BÜYÜK KARARTMA
Gösteriler, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle birlikte hızla şiddet sarmalına girdi. Yetkililer kamu binalarına saldırılar düzenlendiğini, güvenlik güçlerinin hedef alındığını ve “silahlı grupların” sahaya sızdığını öne sürerken, sahadan gelen görüntüler güvenlik güçlerinin gerçek mermi kullandığı iddialarını gündeme taşıdı. Ölü ve yaralı sayısına ilişkin belirsizlik, cenazelerin ailelere teslim edilmediğine dair söylentiler ve yaygın internet kesintileri, kamuoyundaki güvensizliği derinleştirdi. Ülkede internetin yaklaşık 4 gündür kesik olduğu ülkede telefon şebekesi de sağlıklı çalışmıyor. İran devlet televizyonu, Reşt kentindeki gösterilerde 300'den fazla dükkanın yandığını bildirildi. Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani ise 8 Ocak'ta, protestocuların kamu ve özel mülklere geniş çaplı zarar verdiğini açıkladı. Tahran'da göstericiler arasındaki bazı grupların otobüs, itfaiye aracı ve 42 araç, 24 ev, 25 cami ve 2 hastane ile 26 bankanın da aralarında olduğu kamu binalarını tahrip ettiğini aktaran Zakani, "yabancı düşmanların" Tahranlı çocuk ve gençleri kamu mallarına zarar verebilmek için kullandığını söyledi. İran'daki resmi haber sitelerine, biri ikisi hariç, ulaşılamaması da taraflar arasında bir enformasyon savaşı yaşandığı değerlendirmesini güçlendiriyor.
BEKA MESELESİNE DÖNÜŞTÜ
Tahran yönetimi protestoları başından itibaren bir “güvenlik ve beka” meselesi olarak tanımladı. Üst düzey yetkililer, ABD ve İsrail’i işaret ederek yabancı istihbarat servislerinin olayları kışkırttığını savundu. Devlet medyasında, İran’ın bölgesel politikaları ve nükleer programı nedeniyle hedef alındığı, yaşananların bir “renkli devrim” girişimi olduğu vurgulandı. ABD Başkanı Trump'ın "güçlü müdahale" mesajı ve Elon Musk'a ait Starlink Uydu İnternet sistemini çalıştırmasını isteyeceğini yönelik açıklamaları geldi. Başta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu olmak üzere İsrailli bazı siyasetçiler rejim karşıtı hareketleri “tarihi bir fırsat” olarak tanımladı. Bu açıklamalar, Tahran’ın dış müdahale iddialarını güçlendiren bir unsur olarak öne çıktı.
ÜÇ GÜNLÜK YAS
Öte yandan dün Tahran’da düzenlenen yönetim yanlısı mitingler, rejimin hâlâ kayda değer bir toplumsal tabana sahip olduğunu ortaya koydu. İran devlet televizyonuna göre, başta Tahran olmak üzere Meşhed, Erak, Reşt, Hamedan, Kum, Bircend, Kirman, Ahvaz, Abadan, Urumiye ve Zahedan gibi önemli şehirlerde on binlerce kişi "destek gösterileri”ne katıldı. Ayrıca İran'da, ABD ve İsrail’e karşı “ulusal direnişte hayatını kaybedenler” anısına 3 günlük ulusal yas ilan edilmişti.
Batı, İran'la restleşiyor
Giderek şiddetlenen gösteriler, Batı-İran gerginliğini de artırdı. Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Roberta Metsola, İran'ın tüm diplomatik personel ve temsilcilerinin AP binalarına girişini yasaklama kararı aldığını bildirdi. Metsola, AP'nin "işkence, baskı ve cinayetle ayakta kalan bu rejimi" meşrulaştırmaya katkı sunmayacağını kaydetti. İran da protestolardan Batılı ülkeleri sorumlu tutuyor. İran basınında yer alan haberlerde, İran Dışişleri Bakanlığı’nın protestolara açıkça destek veren İngiltere, Almanya, İtalya ve Fransa büyükelçilerini bakanlığa çağırdığı bildirilerek, İranlı yetkililerin olayların barışçıl protestoların ötesine geçtiğine dair bazı görüntüleri büyükelçilere izlettiği ifade edildi. Rusya ise İran'a destek bildirdi. Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ile görüşerek, İran'ın iç işlerine dışarıdan müdahale etme yönündeki girişimleri kınadı. Diğer taraftan İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile telefonda görüştüğü bildirildi.

