Reklam
ABD ve İsrail'in İran saldırısı! Bahçeli: Müzakere kisvesiyle tuzak kuruldu
Reklam

ABD ve İsrail'in İran saldırısı! Bahçeli: Müzakere kisvesiyle tuzak kuruldu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamalarda İran-ABD-İsrail Savaşı ile ilgili, "Bu saldırganlık gayri ahlakidir. İstikrarsızlık ateşi körüklüyor. Karşılıklı çatışmalar dursun. Müzakere kisvesiyle tuzak kuruldu" ifadelerini kullandı.

GÜNCEL - 2026-03-03 12:02:06 Bu içerik 4 kez okundu.

MHP lideri Bahçeli'den net mesaj: İran'a saldırı gayrimeşrudur gayri hukukidir

Giriş Tarihi:03 Mart 2026 11:07 Son Güncelleme:03 Mart 2026 11:25

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den İran çıkışı: ABD siyonizmin tahrikiyle saldırmıştır!

MHP lideri Bahçeli’den sert tepki: Hamaney’in öldürülmesi alçaklıktır

MHP lideri Bahçeli’den sert tepki: Hamaney’in öldürülmesi alçaklıktırMHP lideri Devlet Bahçeli, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine sert tepki gösterdi. Bahçeli, “Malum müzakerelerle ilgili gelişmeleri ele almak maksadıyla İran'ın dini lideri Ali Hamaney üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı hâlindeyken İsrail'in saldırması ve sonuçta mezkûr toplantıda bulunanların katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır.” dedi...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Konuşmamın hemen başında teessüf ve teessürle ifade etmek istiyorum ki içinde bulunduğumuz değerler hiyerarşisi, insani ve vicdani ölçüler piramidi ağır hasarlıdır. Bundan mütevellit kriz,..

kaos ve karmaşa hâli dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çökmüş durumdadır. Körüklenen istikrarsızlık ateşi yalnızca coğrafyaların bacasını sarmakla kalmamış, geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başlamıştır.

ABD ve İsrail'in İran saldırısı! Bahçeli: Müzakere kisvesiyle tuzak kurulduİÇ CEPHENİN ÖNEMİNİ ANLADINIZ MI
İç cephenin önemi, millî birlik ve dayanışmanın değeri zannederim çok daha iyi anlaşılmış ve açıklığa kavuşmuştur. Komşu ülkemiz İran'ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız hem de izansızlıktır. Terörsüz Türkiye hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK'nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, millî birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli aşiretlere dolacağını merak ediyorum ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz. Edirne'yi Enver alacağına Bulgar alsın diyenlerin işbirlikçi torunları, sözde milliyetçi geçinen milletsizler sorarım sizlere bir olmuş, diri olmuş, hep birlikte tek yürek olmuş Türkiye'nin neresinden rahatsızsınız?

Devlet Bahçeli'nin İran üzerinden Terörsüz Türkiye mesajıLütfen dikkat buyurunuz bir devletin en üst mevkiinde bulunan 50'ye yakın kişinin aynı anda hedef alınmasından aynı şekilde imha edilmesinden ibret almayalım da ne yapalım?

Venezuela'dan sonra İran'da olup biten kanlı, dramatik ve trajik gelişmelere ne diyelim? Bu vandallıktan herhangi bir sonuç çıkarmaktan imtina mı edelim? Savaşın kazananı yoktur barışın ise  kazananı çoktur.

Bahçeli, uluslararası hukuku tanıyan ve takanın olmadığını ifade ederek, "Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor, anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın bulunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerini kullandı.

Cenevre'de 26 Şubat'ta düzenlenen müzakereler sonrası arabulucu Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi'nin İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu sıfırlamayı kabul ettiğini açıkladığını anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti:

"ABD ve İran eş zamanlı olarak, müzakerelerde ilerlemenin olduğuna dair mesajlar vermişlerdi. Hatta Cenevre'nin ardından süregelen görüşmelerin Viyana'da devam edeceği bile duyurulmuştu. 28 Şubat 2026 Cumartesi günü malum müzakerelerle ilgili gelişmeleri ele almak maksadıyla İran'ın dini lideri Ali Hamaney, üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail'in saldırması ve sonuçta mezkur toplantıda bulunanların katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır. Casuslar, İran'ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte ite ite ABD'yi İran'a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran'a tuzak kurulmuştur. Hamaney'in ölümünden sonra Mossad ajanlarının, yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netanyahu'nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir?"

- "İÇ CEPHEMİZ SARSILIRSA SAĞIMIZIN, SOLUMUZUN ZEHİRLİ HAŞERATLARLA DOLACAĞINI, MERAK EDİYORUM, NE ZAMAN GÖRMEYİ ÜMİT EDİYORSUNUZ?"

İran'ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik altyapısının hedef alındığını belirten Bahçeli, Tahran yönetiminin, istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kaldığına işaret etti.

Amacının ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak olmadığını belirten Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Maksadımız, komşumuz İran'ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir. İç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değeri zannederim çok daha iyi anlaşılmış ve açıklığa kavuşmuştur. Komşu ülkemiz İran'ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkansız hem de izansızlıktır. 'Terörsüz Türkiye' hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK'nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz?

Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın, solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını, merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz? 'Edirne'yi Enver alacağına Bulgar alsın' diyenlerin işbirlikçi torunları, sözde milliyetçi geçinen milliyetsizler sorarım sizlere, bir olmuş, diri olmuş, hep birlikte tek yürek olmuş Türkiye'nin neresinden rahatsızsınız? Oyumuz şu olmuş, bu olmuş, hepsi fasa fiso, hepsi beyhude, vatan ve millet elden gidince, devlet hükmü şahsiyetini kaybedince ne yapalım oyu? Nasıl yapalım siyaseti? Ne diyelim geleceğimizin nesline? Hangi bahaneleri üretelim ecdadımızın yüzüne? Nasıl olsa sırtınızda yumurta küfesi yoktur. Nasıl olsa yediğiniz önünde, yemediğiniz arkanızdadır. Bir eliniz balda, diğeri yağdadır."

- "KORKAK HER GÜN, KAHRAMAN BİR GÜN ÖLÜR"

Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'ın "Türkiye yeni İran'dır", Türk ve Türkiye düşmanı Michael Rubin'in "Ankara 2036'da, Tahran 2026'daki gibi olacak mı?" sözünü aktaran Bahçeli, "Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir." dedi.

Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız tarihi ve manevi hakikat, aynısıyla da farz-ı ayndır. Bu inanca sahip bir kutlu iradeyi, bu iradenin sahibi bir büyük milleti, Türk-İslam mefkuresinin yeryüzüne mühür vurmuş muazzam bir kahramanlığını tehdit edecek, boyun eğdirecek, teslim alacak muhasım bir odağı Cenabıallah henüz nasip etmemiş, henüz yaratmamıştır. Üstümüze kim geliyorsa, kimler gelmeyi düşünüyorsa göreceği azamet ve şiddeti de peşinen kabullenmek durumundadır. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten vazgeçeceğimizi hiç kimse düşünmemelidir. Hiçbir hain emel sahibi mihrak veya ülke yanlış hesap yapmamalıdır. Bir ölürsek bin diriliz, bin ölürsek bir bir dirilir, bu vatana, bu millete sonuna kadar sahip çıkarız. Korkak her gün, kahraman bir gün ölür. Biz korkak değil, kahraman bir milletin bugünkü serdengeçtileriyiz."

İran'ın dini lideri Ali Hamaney ile birlikte hayatını kaybedenlere Cenabıallah'tan rahmet dileyen Bahçeli, dost, kardeş ve komşu ülke İran halkına sabır ve başsağlığı dileğinde bulundu.

"Bir devletin en üst mevkiinde bulunan 50'ye yakın kişinin aynı anda hedef alınmasından, aynı şekilde ifna edilmesinden ibret almayalım da ne yapalım? Böylesi bir tedbir ve temkin ihlaline nasıl yorum getirelim?" diyen Bahçeli, Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmalara da değindi.

Bahçeli, Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmazlıkların karşılıklı mutabakatla sonlandırılması temennisinde bulundu.

- "HUZUR İSTİYORUZ, BARIŞ İSTİYORUZ"

Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyanın her tarafında barışın hakim olmasını isteyen Bahçeli, savaşın kazananının olmadığını, barışın kazananının ise çok olduğunu vurguladı.

Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçeğin barış olduğunun altını çizen Devlet Bahçeli, "Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmeli. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, İran İslam Cumhuriyeti'nin siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini ifade ederek, "İran İslam Cumhuriyeti'nin geleceğini siyonist-emperyalist dayatmalar değil sadece ve sadece bu ülke halkının iradesi tayin ve temin edebilecektir. Bunun dışında, bunun hilafında her filli zorlama, her ayak oyunu, her karanlık senaryo uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı'na temelden aykırılık anlamına gelecek, dahası insanlık suçu olarak anılacaktır. İran, İranlılarındır. Bu ülkenin etnik ve mezhebi kategorilere parça parça bölünmesi Türkiye ve bölge ülkelerinin yanı sıra küresel siyaseti de çok olumsuz etkileyecektir. Huzur istiyoruz, barış istiyoruz, siyonist emperyalist azgınlığı da sonuna kadar reddediyoruz."

Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı'nın küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu'nun, "asla terk edilmeyecek ana yurt" olduğunu aktaran Bahçeli, "Bu ana yurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir." dedi.

Cumhuriyet'in ve "siyasi başkent Ankara'nın" bin yıllık Anadolu'daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükafatı olduğunu kaydeden Bahçeli, "Türk milliyetçisi olarak" yüreklerinin bir parçasının soydaşları ve din kardeşlerinin bulunduğu her yerde attığını ifade etti.

Bugün kendi kaynaklarından yükselen, kendi beşeriyetinden kuvvet bulan ve yüksek caydırıcı gücüyle kötü niyetleri durduran Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığına işaret eden Bahçeli, "Elbette, bütün çabalara ve iyi niyete rağmen her sorunun çözülmüş, insanımızın devletinden beklediği her talebin karşılandığını ileri sürecek değiliz. Ancak hayatın meşgalesi içinde bunlar da vardır ve olması da hem demokratik, hem insani, hem de siyasi bir realitedir. Doğal karşılamak lazımdır. İhtiyaçların sonsuz, kaynakların yetersiz olduğu denklemde pek tabii toplumun beklentileri makul hamlelerle karşılanmalıdır." diye konuştu.

Osmanlı'nın son yüzyılında coğrafyasının küçülmesine bağlı şekilde politiğini de değiştirmek mecburiyetinde kaldığına işaret eden Bahçeli, "Bizler onları, 'Neden savunmadılar? Neden direnmediler? Neden doğru okumadılar?' diye asla ve asla suçlayamayız. Dönemin şartlarında yapılması gereken her kahramanlığı ve direnci göstermiş olmalarına rağmen coğrafyalarının elden çıkmasını önleyememişlerdi. Bu muhteşem kadro, yeni şartların gerektirdiği ve gerektireceği ortamı doğru okuyup dönemin en gerçekçi yorumunu yapmayı başarmışlardır." değerlendirmesinde bulundu.

- "MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİĞİMİZİ GÖZÜ KARA BİÇİMDE SAVUNMAKTAN BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOKTUR"

Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanların yaşadığı hezimetler ve yıkımlara şahitlik ettiğini söyleyen Bahçeli, bir yanlışın bütün doğruları götürdüğü stratejik hesapta, doğru adımın doğru zamanda atılabilmesinin önemini vurguladı.

Doğru zaman ve doğru adımın doğru bir denklem içinde işlemesiyle Atatürk'ün Hatay'ı Fransızlardan silah atmaya gerek kalmadan ana vatana kattığını anlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sözlerimden, sınırların ötesinde kalmış milli gerçeklerimizin ve milli varlığımızın ihmal edilmesi gibi bir sonuç çıkartılmasını istemem. Kültürel anılarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerli ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir."

Ankara'nın yalnızca yönetim merkezi değil, aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik merkez olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkanı verirse o anın koşullarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de istemesek de hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara'dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır." ifadelerini kullandı.

Ankara'nın ve Türkiye'nin güvenliğini "her şeyin önünde ve üstünde" gördüklerini vurgulayan Bahçeli, Türkiye'nin mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesi olduğunu bildirdi.

Öncelikle Türkiye'nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamının müdafaa edilmesi gerektiğini bildiren Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünyaya Ankara'dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur. Bölgesel ve küresel sorun alanlarına karşı barışçıl, insani, vicdan temelli ve ahlaki tutarlılığın izdüşümünde yaklaşmanın dışında bir diğer tercihimiz söz konusu değildir." şeklinde konuştu.

İran'a yapılan "mütehakkim ve mütecaviz saldırıları" kınayan Bahçeli, Afganistan ile Pakistan arasındaki çatışmaların son bulmasını, "küresel güçlerin dolduruşuna gelerek ilerletilen" savaş ve çatışmaların yerini barış ve sükunet ortamına bırakmasını diledi.Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti'nin küçülmeye başladığı dönemde Anadolu asla terk etmeyeceğimiz ana yurdumuz olmuştur. Bu ana yurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal savaşımızın stratejisi bizi Anadolu'dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu'nun kurtulması olmuştur. Bunca mücadelenin ardından kurulan Cumhuriyetimiz ve Başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu'daki jeopoltiğin hem gereği hem mükafatıdır." Zülfikar Gençtürk

Sende Yorumla...
DİĞER HABERLER
şişli escort sisli escort merter escort istanbul escort izmir escort
escort ankara