Fransa işgal yılları boyunca Cezayir’de birçok katliama ve insanlık suçuna imza attı. İlk katliamını 1832’de işgale direniş gösteren el-Awfiya kabilesine karşı gerçekleştirdi. Kadın, çocuk ve yaşlı demeden öldürdü. Fransa’ya boyun eğmeyen diğer kabileler de aynı kaderi paylaştı. Diri diri yakılmaktan kurşuna dizilmeye kadar vahşetin her türlüsüyle tanıştılar. 1852’de Laghouat şehrine tarihteki ilk kimyasal saldırı düzenlendi ve halkın üçte biri hayatını kaybetti. 1945’te Setif, Kherrata ve Guelma’da 40 binden fazla insan katledildi. Bu cürümlerin hesabı hâlâ sorulmadığı gibi Fransa işlediği insanlık suçunu kabul edebilmiş değil. Hatta bırakın suçunu kabullenmeyi, Afrika’ya medeniyet götürdüğü için yıllardır alkış bekliyor.
II. Dünya Savaşı'nın sona erdiği 8 Mayıs 1945 tarihi, Avrupa'da zafer kutlamalarıyla anılırken, Fransa'nın sömürgesi altındaki Cezayir'de ise tarihin en kanlı katliamlarından birine sahne oldu.
Bağımsızlık ve eşit hak talebiyle sokaklara çıkan binlerce Cezayirli, Fransız güvenlik güçleri ve silahlı milislerin hedefi haline geldi. Sétif, Guelma ve Kerrata bölgelerinde başlayan olaylar kısa sürede sistematik bir toplu cezalandırma operasyonuna dönüştü.
Resmi rakamlara göre yaklaşık 45 bin Cezayirlinin hayatını kaybettiği olaylar, Cezayir'in bağımsızlık mücadelesinin dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
Sétif ve Guelma Katliamı. (Haberin fotoğrafları sosyal medyadan alınmıştır.)
8 Mayıs 1945'te Fransa'nın gerçekleştirdiği Sétif ve Guelma Katliamı'nın yıldönümü yaklaşırken, Cezayir halkının hafızasında derin iz bırakan olayların arka planı ve sömürge yönetiminin kanlı müdahalesi yeniden gündeme geldi.
BAĞIMSIZLIK UMUDU KANLI BASTIRILDI
1945 yılına gelindiğinde Cezayir'de milliyetçi hareket giderek güç kazanmıştı. San Francisco Konferansı'nın düzenlenmesi ve Arap Birliği'nin kurulması, bağımsızlık yanlısı gruplarda uluslararası destek umudunu artırdı.
Ferhat Abbas liderliğindeki ılımlı milliyetçiler federatif yapı ve demokratik haklar isterken, Messali Hadj'ın öncülüğündeki Cezayir Halk Partisi tam bağımsızlık talebini savunuyordu.
Ancak Fransız yönetimi, 7 Mart 1944 Kararnamesi ile yalnızca sınırlı bir Müslüman seçkin gruba vatandaşlık hakkı tanıdı. Bu düzenleme, Cezayirlilerin özerklik ve bağımsızlık beklentilerini karşılamadı. Artan gerilim, 8 Mayıs 1945'te patlak veren olayların zeminini hazırladı.
Fransa, 1830-1962 yılları arasında Cezayir'de 132 yıl süren sömürge yönetimi boyunca sistematik katliamlar, işkenceler ve kültürel soykırım uygulamıştır. 1 milyondan fazla Cezayirlinin hayatını kaybettiği bu dönemde; El-Awfiya kabilesinin yok edilmesi (1832), Laghouat'ta kimyasal saldırı (1852) ve 8 Mayıs 1945 Setif/Guelma katliamı en kanlı olaylar olarak hafızalara kazınmıştır. [1, 2, 3]
Fransa'nın Cezayir'deki 132 Yıllık Zulüm Süreci
SİLAHLI MİLİSLER KURULDU
Dönemin Kaymakamı André Achiary koordinasyonunda silahlı sivil milisler oluşturuldu. Hazırlanan infaz listeleriyle milliyetçi isimler tek tek hedef alındı.
Tarihçiler, bölgede yaşayan 25-45 yaş arasındaki Müslüman erkek nüfusun yaklaşık yüzde 25'inin bu süreçte yok edildiğini belirtiyor.
Katliamın izlerini gizlemek isteyen Fransız yönetimi, toplu mezarlardaki cesetleri çıkararak Héliopolis'teki kireç fırınlarında yaktırdı. Bu durum, olayların boyutunun bilinçli şekilde örtbas edilmeye çalışıldığını ortaya koydu.
ÖLÜM SAYISI HALA TARTIŞILIYOR
Fransa'nın 1946'daki resmi açıklamasında 1.165 Cezayirlinin öldüğü öne sürülse de İngiliz askeri raporları 6 bin ölü ve 14 bin yaralıdan söz etti.
Bağımsız ve milliyetçi kaynaklar ise can kaybının 15 bin ila 45 bin arasında olduğunu belirtiyor.
Fransız tarafında ise 102 yerleşimcinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor.
Ülkenin doğusundaki Kosantin vilayetindeki bir törende konuşan Cezayir Mücahitler Bakanı el-Tayyib Zeytuni, Fransa'nın 132 yıllık sömürge döneminde işlediği suçların kapsamlı bir istatistiğinin çıkarılmaya başlandığını duyurdu.
Söz konusu kapsamlı araştırmanın "Ulusal Hareket ve Özgürlük Devrimi Araştırmaları Merkezi" tarafından yapılacağını belirten Zeytuni, Cezayir halkının kendilerine karşı işlenen suçları bilmelerinin hedeflendiğini dile getirdi.
"Fransa'dan söz etmek, kafataslarından dağlar, kanlardan denizler ve okyanuslardan söz etmektir" diyen Zeytuni, sömürge döneminde ülkeye yerleştirilen mayınlardan ölenlerin de istatistiklerinin de çıkarılacağına dikkati çekti.
Fransa, 1830-1962 yılları arasında Cezayir'de 132 yıl süren sömürge yönetimi boyunca sistematik katliamlar, işkenceler ve kültürel soykırım uygulamıştır. 1 milyondan fazla Cezayirlinin hayatını kaybettiği bu dönemde; El-Awfiya kabilesinin yok edilmesi (1832), Laghouat'ta kimyasal saldırı (1852) ve 8 Mayıs 1945 Setif/Guelma katliamı en kanlı olaylar olarak hafızalara kazınmıştır. [1, 2, 3]
| Kaynak | Bildirilen Can Kaybı |
| Resmi Fransız Raporları (1946) | 1.165 Cezayirli |
| İngiliz Askeri Raporları | 6.000 Ölü, 14.000 Yaralı |
| Bağımsız ve Milliyetçi Tahminler | 15.000 - 45.000 Arası |

