İşte 'Millet İttifakı' gerçeği! CHP itiraf etti: HDP'ye bakanlık veririz
Giriş Tarihi: 17.05.2021 08:32 Güncelleme Tarihi: 17.05.2021 08:43
HDP'nin müttefiki CHP'li Dursun Çiçek, son zamanlarda muhalefet yandaşı gazeteciler tarafından sıkça dile getirilen bir projeyi televizyonda açıkça anlattı. Çiçek, Millet İttifakı'nın seçimi kazanması halinde HDP'ye bazı bakanlıklar verilebileceğini söyledi. Sabah Gazetesi yazarı Hasan Basri Yalçın, bugünkü köşesinde konuya ilişkin "Erdoğan kaybetsin diye şeytanla bile ittifak edecek hale geldiler." derken yine Sabah Gazetesi yazarı Melih Altınok ise HDP'ye verilebilecek bakanlıklara ilişkin çarpıcı tespitlerde bulundu.

Sabah Gazetesi yazarı Hasan Basri Yalçın'ın konuya iişkin yazısı şöyle:
Nefretten gözü dönmüşlere laf anlatmak mümkün olmuyor. Ve insan ülkemizde nefret siyasetine dayananların geldiği noktaya bakınca hayretler içinde kalıyor.
Korkunç bir fotoğrafla karşı karşıyayız. Kendini sözüm ona milliyetçi diye tarif edenler hiç çekinmeden PKK'nın uzantısı HDP ile ortaklığı savunabiliyor. Erdoğan kaybetsin diye şeytanla bile ittifak edecek hale geldiler.
Cumartesi akşamı bir televizyon kanalında kendini milliyetçi olarak tarif eden eski bir CHP milletvekiliyle tartışırken gözüm korktu. Millet İttifakı gerekirse 2023 seçimleri için HDP'ye bir iki bakanlık vaat edebilirmiş. Bu zamana kadar şaka yollu takılıyorduk ama işin şakası yokmuş. Kazanırlarsa gerçekten HDP'ye bakanlık vereceklermiş. Sözün bittiği yer işte burası. Bunu normal mantıklı bir insanın kafası almaz.
40 yıldır mücadele ettiğimiz bir terör örgütünün siyasi uzantısı bir partinin hükümete girmesinde bir sorun yokmuş.
Şaşırmadım. Bu noktaya geleceklerini biliyordum. Ama ne bileyim. Bunu bu kadar net duyunca ülkemin geleceği adına endişelendim. Israrla tekrar sordum. Aynı cevabı aldım. Çok normalmiş.
Muhalefetin halleri bana fantastik film sahnelerini hatırlatıyor. Bu tür filmlerde sık kullanılan bir tema vardır. Bir karakter sırf kazanmak uğruna ruhunu şeytana satar. Sonra da iyi ile kötünün savaşı başlar. Türkiye için maalesef bu bir fantastik film olmaktan çıktı. Seçim kazanabilmek, daha doğrusu Erdoğan'a kaybettirmek için her şey mubah görülüyor. İşin ilginci filmlerde ruhunu şeytana satanlar kimliklerini de sattıklarını bilirler. Artık eski karakterin öldüğünü düşünürler. Ama Türkiye'deki muhalefet hala milliyetçilik numarası çekmeye devam ediyor. Belki kendilerini de kandırıyor. bedava bahis siteleri
Dikkat ederseniz ne istediklerini de bildikleri yok. Sadece ne istemediklerini biliyorlar. Zaten o ruhunu şeytana satan film karakterinin de durumu böyle değil midir? Nefret onun da gözünü kör etmiştir.

Topluma kör bir karanlık vaat ediyorlar.
Düşünsenize Türkiye'nin terörle mücadelesi ne hale gelir? Bu fantastik filmi uzun süredir seyrettiğimiz için farkına varmıyor olabiliriz ama ufak bir karşılaştırma yapmanızı tavsiye ederim. Mesela Amerika'da kabineye DEAŞ'lı bir bakan alındığını düşünün. Saçma geldi değil mi? Ama Türkiye'de muhalefer sayesinde biz bunları konuşur olduk maalesef.
Belki HDP'li birini savunma bakanı veya içişleri bakanı yapmayı düşünüyor olabilirler. Artık daha açık konuşmaya başladıklarına göre yakında onu da duyabiliriz. Şaşırmayın. Bu işin varacağı yer zaten burasıydı. İçinizi bir ürperti sarabilir ama şaşırmaya gerek yok. Kılıçdaroğlu da PYD'yi terör örgütü olarak görmediğini zaten söylüyordu. Yakında PKK'ya dair de benzer açıklamalar duyabiliriz.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN
Sabah Gazetesi yazarı Melih Altınok'un yazısı şöyle:
HDP'YE HANGİ BAKANLIK EN ÇOK YAKIŞIR?
CHP'li Dursun Çiçek, son zamanlarda muhalefet yandaşı gazeteciler tarafından sıkça dile getirilen bir projeyi televizyonda açıkça anlattı.
Millet İttifakı'nın seçimi kazanması halinde HDP'ye bazı bakanlıklar verilebileceğini söyledi.
Peki niye bakanlık? Neden HDP'ye de Millet İttifakı'nın öz evlatları İyi Parti ve Saadet Partisi gibi Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı falan verilmiyormuş dersiniz?
Bunun cevabını da HDP'liler versin.
Onlar düşünürken gelin biz HDP'ye hangi Bakanlığın daha çok yakışacağını bulamaya çalışalım.
Hayır Milli Savunma, İçişleri Bakanlığı, Adalet ya da Milli Eğitim... diye espri yapmayın lütfen. "Seçmenin bu kadarını da yemeyeceğini" CHP'liler de kabul ediyor.
Dursun Beyin, "iyi niyetle aranırsa içlerinde mutlaka teröre bulaşmamış bir iki isim bulanabilir" diye hatırlaması da bu yüzden zaten.
Hayır, Hazine de olmaz... O makam Ali Babacan'a ayrılmış durumda.
Dışişleri mi?
Gerçi Kılıçdaroğlu Dışişleri bakanlığı dönemindeki performansını "çapsız" diye özetlemişti ama önemi yok... Davutoğlu ne güne duruyor?
Duyduğuma göre Demirtaş'ın gönlünden Kültür Bakanlığı geçiyormuş... Saz çalıyor, öykü yazıyor, resim yapıyor ya.
Turizmi de ayırıp sırtını YPG'ye dayayan Figen Yüksekdağ'a verdiniz mi, Türk solunun gönlü tamamdır.
Gelecek sezona kalmaz Çeşmeyi Bodrum'u hendek truizmine açarlar.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN
Sokaklara dökülme çağrısına karşılık bulamayan Boğaziçi provokatörleri sosyal medyadan çıplak fotoğraflarla ilgi çekme peşinde
Giriş Tarihi: 22.2.2021 12:38 Son Güncelleme: 22.2.2021 13:48
Prof. Dr. Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör olarak atanmasını bahane ederek sokakları karıştırmak isteyen marjinal gruplar, gençlerden gereken desteği bulamadı. Yalanları kısa sürede ifşa olan ve kirli planı açığa çıkan Boğaziçi provokatörleri, çareyi sosyal medyada aradı. Sokaklardan istediğini alamayan marjinal grup, sosyal medyada soyunarak dikkat çekme peşine düştü. #direnbogazici etiketiyle sosyal medyada onlarca çıplak fotoğraf paylaşıldı. Boğaziçi provokatörlerinin Twitter'daki ahlak sınırlarını aşan çıplak fotoğraf paylaşımları diğer kullanıcılar tarafından tepki çekti.

Son dakika haberi... Boğaziçi'ndeki rektör atamasını bahane ederek sokakları karıştırma çabaları karşılık bulmayan provokatörler şimdi de sosyal medyada soyunarak ilgi çekme peşine düştü.

Artık dikkat çekmekte zorlanan provokatörler çareyi soyunmakta buldu. Kız ve erkek öğrencilerin sosyal medyada #direnboğaziçi hasgtagi altında paylaştıkları uygunsuz görüntülere diğer kullanıcılar çok sert tepki gösterdi.

KALKIŞMA PLANLARI TUTMAYINCA ÇILDIRDILAR
Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu'yu protesto etmek adı altında önce Rektörlüğü işgal eden ardından da Kadıköy'de vandallığı soyunan çevreler dikkat çekmeyi başaramayınca yeni bir yönteme başvurdu.

Boğaziçi provokatörleri soyundu Twitter izlemekle yetindi
ÇIPLAK FOTOĞRAFLI "DİRENME" REZALETİ
Sabah'ın haberine göre #direnboğaziçi hasgtagi altında yarı çıplak çok sayıda fotoğraf paylaşıldı. Bekledikleri ilgiyi bulamadıkça olmadık yollara başvuran ve her defasında yandaşlarından daha fazla kayıp veren provokatörler son hamleleriyle adeta bir avuç kaldılar.

TEPKİ GECİKMEDİ: "ŞAKLABANLIĞA ÇEVİRDİNİZ"
Söz konusu hasgtag adı altında sosyal medya mecralarında uygunsuz fotoğraf ve videolarını yüklemesi diğer kullanıcılar tarafından eleştirildi.
Kullanıcılar; "Böyle direniş olmaz olsun olayı şaklabanlığa çevirdiniz protesto böyle olmamalı bu siteye çok küçük yaştaki çocuklarda giriyor hiç mi utanmanız kalmadı?" gibi ifadelerle tepki gösterdi.

Tepki yorumları şöyle devam etti "Güya siz bu ülkenin geleceği; zeki, çalışkan, ülkesine fayda sağlayacak ülkesi için çalışacak öğrencilerisiniz bu denli sapkın görüntüleri paylaşmak size yakışıyor mu edep ya hu!"

TWITTER SESSİZ KALDI!
Birçok olayda taraflı bir tutumla hareket eden ve işine gelmeyen paylaşımlara engel getiren sosyal medya devi Twitter'ın bu rezalete seyirci kalması dikkat çekti.

Son dakika | İlgisiz kalan Boğaziçi provokatörleri şimdi de soyunmaya başladı!
Son dakika haberi: Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör atanmasını bahane edinen marjinal gruplar ve terör örgütlerinin Gezi kalkışmasındaki hareketliliği yakalayamadıkça kontrolden çıktığı dikkat çekerken bugün geldikleri aşama 'Bu kadarına pes' dedirtti. Bekledikleri ilgiyi bulamayan Boğaziçi provokatörleri şimdi de sosyal medyada soyunma furyası başlatarak boğaziçi etiketleri altında büyük tepki çektikleri bir rezalete imza attılar. İşte çarpıcı gelişmenin ayrıntıları;

Son dakika haberi: Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Melih Bulu karşıtı grupların sosyal medyadaki son paylaşımları pes dedirtti. Artık dikkat çekmekte zorlanan provokatörler çareyi soyunmakta buldu. Kız ve erkek öğrencilerin sosyal medyada #direnboğaziçi hasgtagi altında paylaştıkları uygunsuz görüntülere diğer kullanıcılar çok sert tepki gösterdi.

REKTÖRÜ BAHANE EDİP KALKIŞMA PLANLADILAR, TUTMADIKÇA ÇILDIRDILAR
Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu' yu protesto etmek adı altında önce Rektörlüğü işgal eden ardından da Kadıköy'de vandallığı soyunan çevreler dikkat çekmeyi başaramayınca yeni bir yönteme başvurdu.

ÇIPLAK FOTOĞRAFLAR PAYLAŞARAK DİRENDİKLERİNİ ZANNEDİYORLAR
#direnboğaziçi hasgtagi altında yarı çıplak çok sayıda fotoğraf paylaşıldı. Bekledikleri ilgiyi bulamadıkça olmadık yollara başvuran ve her defasında yandaşlarından daha fazla kayıp veren provokatörler son hamleleriyle adeta bir avuç kaldılar.

"ŞAKLABANLIĞA ÇEVİRDİNİZ"
Söz konusu hasgtag adı altında sosyal medya mecralarında uygunsuz fotoğraf ve videolarını yüklemesi diğer kullanıcılar tarafından eleştirildi.
Kullanıcılar; "Böyle direniş olmaz olsun olayı şaklabanlığa çevirdiniz protesto böyle olmamalı bu siteye çok küçük yaştaki çocuklarda giriyor hiç mi utanmanız kalmadı?" gibi ifadelerle tepki gösterdi.

Tepki yorumları şöyle devam etti "Güya siz bu ülkenin geleceği; zeki, çalışkan, ülkesine fayda sağlayacak ülkesi için çalışacak öğrencilerisiniz bu denli sapkın görüntüleri paylaşmak size yakışıyor mu edep ya hu!"
Twitter'ın da bu rezalete seyirci kalması dikkat çekti.

Boğaziçi provokatörleri soyundu Twitter izlemekle yetindi
Boğaziçi olaylarında istediklerini alamayan terör destekli gruplar ahlaksızlıklarına sosyal medyada devam etti. #direnboğaziçi hasgtagi altında paylaşılan çıplak fotoğraflar tepki toplarken Twitter bu sapkınlığa seyirci kaldı.

Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Melih Bulu karşıtı grupların sosyal medyadaki son paylaşımları pes dedirtti. Artık dikkat çekmekte zorlanan provokatörler çareyi soyunmakta buldu. Kız ve erkek öğrencilerin sosyal medyada #direnboğaziçi hasgtagi altında paylaştıkları uygunsuz görüntülere diğer kullanıcılar çok sert tepki gösterdi.

KALKIŞMA TUTMADIKÇA ÇILDIRDILAR
Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu' yu protesto etmek adı altında önce Rektörlüğü işgal eden ardından da Kadıköy'de vandallığı soyunan çevreler dikkat çekmeyi başaramayınca yeni bir yönteme başvurdu.

ÇIPLAK FOTOĞRAFLAR PAYLAŞARAK DİRENDİKLERİNİ ZANNEDİYORLAR
#direnboğaziçi hasgtagi altında yarı çıplak çok sayıda fotoğraf paylaşıldı. Bekledikleri ilgiyi bulamadıkça olmadık yollara başvuran ve her defasında yandaşlarından daha fazla kayıp veren provokatörler son hamleleriyle adeta bir avuç kaldılar.
"ŞAKLABANLIĞA ÇEVİRDİNİZ"
Söz konusu hasgtag adı altında sosyal medya mecralarında uygunsuz fotoğraf ve videolarını yüklemesi diğer kullanıcılar tarafından eleştirildi.
Kullanıcılar; "Böyle direniş olmaz olsun olayı şaklabanlığa çevirdiniz protesto böyle olmamalı bu siteye çok küçük yaştaki çocuklarda giriyor hiç mi utanmanız kalmadı?" gibi ifadelerle tepki gösterdi.

Tepki yorumları şöyle devam etti "Güya siz bu ülkenin geleceği; zeki, çalışkan, ülkesine fayda sağlayacak ülkesi için çalışacak öğrencilerisiniz bu denli sapkın görüntüleri paylaşmak size yakışıyor mu edep ya hu!"
Twitter'ın da bu rezalete seyirci kalması dikkat çekti.

.Sokaklara dökülme çağrısına karşılık bulamayan Boğaziçi provokatörleri sosyal medyadan çıplak fotoğraflarla ilgi çekme peşinde
Prof. Dr. Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör olarak atanmasını bahane ederek sokakları karıştırmak isteyen marjinal gruplar, gençlerden gereken desteği bulamadı. Yalanları kısa sürede ifşa olan ve kirli planı açığa çıkan Boğaziçi provokatörleri, çareyi sosyal medyada aradı. Sokaklardan istediğini alamayan marjinal grup, sosyal medyada soyunarak dikkat çekme peşine düştü. #direnbogazici etiketiyle sosyal medyada onlarca çıplak fotoğraf paylaşıldı. Boğaziçi provokatörlerinin Twitter'daki ahlak sınırlarını aşan çıplak fotoğraf paylaşımları diğer kullanıcılar tarafından tepki çekti.
Başkan Erdoğan: Siz çocuk öldürmeyi iyi bilirsiniz
Giriş Tarihi: 12.5.2021 07:02 Son Güncelleme: 12.5.2021 09:31
Başkan Recep Tayyip Erdoğan: Siz çocuk öldürmeyi iyi bilirsiniz
Son dakika haberine göre; İsrail’in Gazze katliamı, Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 yıl önce Davos’taki tarihi sözlerinin haklılığını bir kez daha ortaya koydu. İsrail, Mescid-i Aksa’daki vahşi saldırısının ardından Gazze’ye hava harekâtında 10’u çocuk 32 masumu katletti. Babasıyla toprağa verilen Muhammed ile annesiyle defnedilen Subh’un cenazelerinde gözyaşları sel oldu
GÜNDEMSabah

İsrail’in Gazze katliamı, Başkan Erdoğan’ın 12 yıl önce Davos’taki tarihi sözlerinin haklılığını bir kez daha ortaya koydu. İsrail, Mescid-i Aksa’daki vahşi saldırısının ardından Gazze’ye hava harekâtında 10’u çocuk 32 masumu katletti. Babasıyla toprağa verilen Muhammed ile annesiyle defnedilen Subh’un cenazelerinde gözyaşları sel oldu

Başkan Erdoğan'ın tarihi "One minute" sözlerinin üzerinden 12 yıl geçti ancak hiçbir şey değişmedi! İsrail hala masumlara saldırıyor
Başkan Erdoğan'ın bundan 12 yıl önce Davos'ta yaptığı tarihi "One minute" çıkışı haklılığını bir kez daha ortaya koydu. İsrail, Mescid-i Aksa'daki saldırıları sonrası Gazze'yi hedef alarak çocuk, kadın demeden onlarca masumu katletti.

İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Şeyh Cerrah Mahallesi'nde Filistinlilere zorunlu göç tehdidiyle başlayan ve Mescid-i Aksa'yı namaz sırasında basarak uyguladığı sistematik devlet terörü Gazze'ye hava saldırısıyla adeta katliama dönüştü. Önceki akşamdan itibaren sivil yerleşim yerlerine bomba yağdıran İsrail 10'u çocuk 28 Filistinliyi katletti. İsrail, 4 gündür süren olaylar ve hava saldırılarında 50'si ağır yaralı 650 Filistinli'yi yaraladı. Sivillerin ikamet ettiği bir apartmana düzenlenen hava saldırısında apartmanda yaşayan 3 kişi öldü. İsrail'in hava bombardımanına tuttuğu Gazze'deki yerleşim yerlerinde kucağında çocuklarla kaçmaya çalışan ailelerin görüntüleri yürekleri dağlarken, bir anne-oğul ile bir baba-oğulun cenazelerinde gözyaşları sel oldu.

İsrail saldırısında ölen Filistinli baba Saber ve oğlu Muhammed Süleyman için düzenlenen cenaze töreninde yürekler dağlandı. Şehidin büyük oğlu, babasının ve kardeşinin cansız bedenlerine dokunarak ağıtlar yaktı. Gazze'nin Cebaliye mülteci kampındaki törende İsrail terörü lanetlendi. Gazze kentinin batısındaki Eş-Şatı Mülteci Kampı'nda ise Filistinli anne ve oğlu Subh için cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazına katılanlar, anne-oğulun cansız bedenleri karşısında gözyaşlarına hakim olamadı.

HAMAS: VAHŞLİKLERİ GÖZLER ÖNÜNDE
Öte yandan Filistinli direniş gruplaırnı çatısı altında barındıran Ortak Operasyon Odası'ndan yapılan açıklamada "İsrail'i mukaddesatımıza ve halkımızın evlatlarına saldırıda ısrar etmemesi konusunda uyarmıştık. Ancak, ne caydıranı ne vicdanı olan zalim zulmüne devam etti. Bundan dolayı hesabın faturasını ödeme vakti geldi" denilerek 'Kudüs'ün Kılıcı' operasyonunun başlatıldığı duyuruldu. Hamas sözcüsü Fevzi Berhum ise "İsrail'in kasıtlı olarak bombalı saldırılarla sivillerin evlerini hedef alması vahşiliğinin ve suçlarının boyutunu gözler önüne serdi. Filistin direnişi bu saldırılara güçlü ve doğrudan bir yanıt verilmesi sorumluluğu üzerine alındı" dedi. Hamas, İsrail saldırılarında İzzeddin el Kassam Tugayları komutanlarından Muhammed Abdullah Fayyad'ın da yaşamını yitirdiğini duyurdu. İslami Cihad Örgütü de iki komutanının öldürüldüğünü duyurdu. İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, 5 bin takviye askerin Gazze sınırına konuşlandırılması talimatı verdi.

HALKA ATEŞ
Batı Şeria'nın El Halil kentinde yaşayanların İsrail saldırılarını protesto ettiği gösteriye İsrail güçleri müdahale etti. Olaylarda 28 Filistinli yaralandı. Uluslararası Af Örgütü, İsrail'in Filistinlilerin barışçıl gösterileri karşısında ortantısız güç kullandığının altını çizerek "Bu müdahaleler yasa dışıdır" açıklaması yaptı.

TARİHİ HAYKIRIŞ VİCDANIN SESİ OLDU
İsrail, 27 Aralık 2008'de 'Sınır ötesinden roket atılıyor' bahanesiyle Gazze'ye 'Dökme Kurşun Operasyonu'nu başlatmış, üzerlerine 22 gün boyunca bin ton bomba yağdırılan Filistinliler dünyanın gözü önünde katledilmişti. Aralarında onlarca çocuğun bulunduğu 1436 Filistinli'nin hayatını kaybettiği, 17 bin evin hasar gördüğü o günlerde dünya susarken Recep Tayyip Erdoğan vicdanın sesi olmuştu. Ateşkesten 11 gün sonra, 29 Ocak 2009'da İsviçre Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'na katılan dönemin başbakanı Erdoğan, dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in yüzüne gerçekleri haykırdı. "Gazze: Ortadoğu'da Barış Modeli" paneline katılan Erdoğan, Peres'in İstanbul'a bir roket düşse aynı tutumun Türkiye tarafından yapılacağını söylemesi üzerine konuşmasını kesmeye çalışan moderatöre "One Minute" diyerek Peres'e "Biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, çok iyi biliyorum" diye yanıt verdi.

GELİN, ZULME KARŞI TEK SES, TEK YÜREK OLALIM
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın Filistin'le ilgili telefon diplomasisi sürüyor. Erdoğan, dün Malezya Kralı Sultan Abdullah Riayatuddin Al-Mustafa Billah Şah ve Katar Emiri Al Sani ile ayrı ayrı telefonda görüştü. Erdoğan, görüşmelerde İsrail'in Mescid-i Aksa'ya saldırarak Filistinlilere yaşattığı zulüm karşısında, tek yürek ve tek ses olmak gerektiğini belirterek, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere ilgili tüm platformlarda yakın işbirliğine vurgu yaptı. Erdoğan'ın talimatıyla Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da İsrail'in Filistin'e zulmüne karşı uluslarararası toplumu harekete geçirmek için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Çavuşoğlu, bölgede gerilimin düşürülmesine ve İsrail'in saldırgan tutumuna son vermesinin sağlanmasına yönelik Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer uluslararası platformlarda atılabilecek adımlara ilişkin, İİT Genel Sekreteri Yusuf el Useymin'in yanı sıra bölgedeki ülkeler ve çeşitli Avrupa ülkelerindeki mevkidaşlarıyla telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Çavuşoğlu, İsrail'in saldırgan tutumuna ilişkin olarak Rusya, Fas, İran, Mısır, Cezayir, Pakistan, Tunus, Ürdün dışişleri bakanlarıyla ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Al-Othaimeen ile görüştü. Çavuşoğlu'nun görüşmelerde, İİT Kudüs Komitesi'nin toplanması ve Birleşmiş Milletler'in harekete geçmesine yönelik adım atılması çağrısında bulunduğu öğrenildi. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da İsrail'in, Filistin topraklarında olayların bu raddeye ulaşmasının baş sorumlusu olduğu vurgulanarak "İsrail'in husumet ve gerilimi daha da artırmaktan başka bir amaca hizmet etmeyen bu tür askeri yöntemlere derhal son vermesi sağlanmalıdır" denildi.

TÜRKİYE, GAZZE İÇİN AYAKTA
İsrail'in Filistinliler'e yönelik sistematik devlet terörüne karşı tüm Türkiye ayakta. Yurdun dört bir yanında düzenlenen protestolarda İsrail lanetlendi. Ankara ve İstanbul'daki İsrail konsoloslukları önünde binlerce vatandaş toplandı. İstanbul'da Fatih Camisi, Ayasofya-i Kebir Camisi önünde de sabaha kadar zulme karşı ses yükseltildi. Zonguldak'ta Madenci Anıtı önünde Memur Sen ve Eğitim Bir Sen üyeleri İsrail zulmünü lanetledi. Rize'de 15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Meydanı'nda buluşan çok sayıda vatandaş, zulmü protesto etti. Kayseri'de Ahmet İnci Camisi önünde toplanarak konvoy oluşturan vatandaşlar, NATO Caddesi ve Sivas Caddesi'nden geçerek gittikleri Talas Paraşüt İndirme alanında 'Mescid-i Aksa onurumuzdur!' sloganları attı.

TÜRK KIZILAY'DAN 'FİLİSTİN YARALI UZAT ELİNİ' KAMPANYASIYLA YARDIM
Türk Kızılay, Gazze'ye acil tıbbi destek ihtiyacı üzerine, Filistin Kızılayı'na 500 bin liralık ilaç ve tıbbi sarf malzemesi gönderdi. Kudüs ve Gazze'de bulunan daimi delegasyonları vasıtasıyla Filistin halkına yönelik sürekli insani yardım çalışmaları yürüten Türk Kızılay, son saldırıların ardından da Filistin Kızılayı'na anında destek veren ilk yardım kuruluşu oldu. Türk Kızılay'ın "Filistin yaralı, uzat elini" sloganıyla başlatılan yardım çalışmasına yapılacak bağışlar, Filistin halkının bildirdiği ambulans, tıbbi malzeme v. b. ihtiyaçlar için kullanılacak. Kampanyaya, www.kizilay.org. tr adresinden, 168 Türk Kızılay ücretsiz danışma ve bağış hattından, mobil uygulamadan, bankalarda bulunan Türk Kızılay bağış hesapları ile internet bankacılığından ve SMS yöntemiyle 2868'e "FİLİSTİN" yazıp göndererek mesaj başına 10 TL ile destek olunabiliyor.

BM KARARLARINI HİÇE SAYAN TERÖR DEVLETİ..
İsrail, BM kararlarına rağmen kural tanımazlığını sürdürüyor. BM'de 1947'den bu yana, İsrail'in Kudüs'te "işgalci statüsü"nde olduğunu da belirttiği, onlarca karara imza atıldı. Ancak, İsrail bu kararların hiçbirine uymadı. Başkan Erdoğan'ın 'Dünya 5'ten büyüktür' diyerek karar alma mekanizmasını eleştirdiği BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail'e yönelik birçok yaptırım kararı ABD tarafından veto edildi. BM çerçevesinde Genel Kurul tarafından alınan kararlar tavsiye niteliğinde iken, Güvenlik Konseyi'nin kararları bağlayıcı. BM Güvenlik Konseyi tarafından alınan ancak İsrail tarafından uygulanmayan bazı kararlar da şöyle:
- İsrail'in Filistin topraklarının yüzde 80'ini işgal ettiği 1967 Savaşı'nın ardından BM Güvenlik Konseyi 22 Kasım 1967'de İsrail'in işgal ettiği bölgelerden çekilmesini öngören karar aldı.
- BM Güvenlik Konseyi'nin 1973 ve 2002'de aldığı kararlarda da önceki karara atıf yapıldı. Konsey'in 30 Haziran 1980 tarihli kararında da İsrail'in Kudüs'te "işgalci statüsü"ne vurgu yapılmıştı.
'YAPTIKLARININ BEDELİNİ ÖDEMELİLER'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: İsrail güvenlik güçleri en iyi bildikleri terör yöntemlerini kullanarak Filistinli sivillere ateş yağdırmaktadır. İsrail, yaptıklarının bedelini ödemelidir. Uluslararası Ceza Mahkemesi zulmün hesabını İsrail devletinden sormak mecburiyetindedir.

'İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR'
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye: Netanyahu, Gazze Şeridi'nde insanlık suçu işleyip ölüm mekanizmasını kullanarak bir sonraki İsrail hükümetinin önündeki siyasi tabloyu karmaşıklaştırmaya çalışıyor. Kardeş Mısır ve Ürdün olmak üzere uluslararası toplum taraflarıyla iletişimimiz devam ediyor. Kudüslüler fanatik Yahudilerin Aksa'ya baskın planını çökertti.

İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Şeyh Cerrah Mahallesi'nde Filistinlilere zorunlu göç tehdidiyle başlayan ve Mescid-i Aksa'yı namaz sırasında basarak uyguladığı sistematik devlet terörü Gazze'ye hava saldırısıyla adeta katliama dönüştü. Önceki akşamdan itibaren sivil yerleşim yerlerine bomba yağdıran İsrail 10'u çocuk 28 Filistinliyi katletti. İsrail, 4 gündür süren olaylar ve hava saldırılarında 50'si ağır yaralı 650 Filistinli'yi yaraladı. Sivillerin ikamet ettiği bir apartmana düzenlenen hava saldırısında apartmanda yaşayan 3 kişi öldü.

İsrail'in hava bombardımanına tuttuğu Gazze'deki yerleşim yerlerinde kucağında çocuklarla kaçmaya çalışan ailelerin görüntüleri yürekleri dağlarken, bir anne-oğul ile bir baba-oğulun cenazelerinde gözyaşları sel oldu. İsrail saldırısında ölen Filistinli baba Saber ve oğlu Muhammed Süleyman için düzenlenen cenaze töreninde yürekler dağlandı. Şehidin büyük oğlu, babasının ve kardeşinin cansız bedenlerine dokunarak ağıtlar yaktı. Gazze'nin Cebaliye mülteci kampındaki törende İsrail terörü lanetlendi. Gazze kentinin batısındaki Eş-Şatı Mülteci Kampı'nda ise Filistinli anne ve oğlu Subh için cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazına katılanlar, anne-oğulun cansız bedenleri karşısında gözyaşlarına hakim olamadı.

HAMAS: VAHŞİLİKLERİ GÖZLER ÖNÜNDE
Öte yandan Filistinli direniş gruplaırnı çatısı altında barındıran Ortak Operasyon Odası'ndan yapılan açıklamada "İsrail'i mukaddesatımıza ve halkımızın evlatlarına saldırıda ısrar etmemesi konusunda uyarmıştık. Ancak, ne caydıranı ne vicdanı olan zalim zulmüne devam etti. Bundan dolayı hesabın faturasını ödeme vakti geldi" denilerek 'Kudüs'ün Kılıcı' operasyonunun başlatıldığı duyuruldu.

Hamas sözcüsü Fevzi Berhum ise "İsrail'in kasıtlı olarak bombalı saldırılarla sivillerin evlerini hedef alması vahşiliğinin ve suçlarının boyutunu gözler önüne serdi. Filistin direnişi bu saldırılara güçlü ve doğrudan bir yanıt verilmesi sorumluluğu üzerine alındı" dedi. Hamas, İsrail saldırılarında İzzeddin el Kassam Tugayları komutanlarından Muhammed Abdullah Fayyad'ın da yaşamını yitirdiğini duyurdu. İslami Cihad Örgütü de iki komutanının öldürüldüğünü duyurdu. İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, 5 bin takviye askerin Gazze sınırına konuşlandırılması talimatı verdi.

HALKA ATEŞ
Batı Şeria'nın El Halil kentinde yaşayanların İsrail saldırılarını protesto ettiği gösteriye İsrail güçleri müdahale etti. Olaylarda 28 Filistinli yaralandı. Uluslararası Af Örgütü, İsrail'in Filistinlilerin barışçıl gösterileri karşısında ortantısız güç kullandığının altını çizerek "Bu müdahaleler yasa dışıdır" açıklaması yaptı.

TARİHİ HAYKIRIŞ VİCDANIN SESİ OLDU
İsrail, 27 Aralık 2008'de 'Sınır ötesinden roket atılıyor' bahanesiyle Gazze'ye 'Dökme Kurşun Operasyonu'nu başlatmış, üzerlerine 22 gün boyunca bin ton bomba yağdırılan Filistinliler dünyanın gözü önünde katledilmişti. Aralarında onlarca çocuğun bulunduğu 1436 Filistinli'nin hayatını kaybettiği, 17 bin evin hasar gördüğü o günlerde dünya susarken Recep Tayyip Erdoğan vicdanın sesi olmuştu. Ateşkesten 11 gün sonra, 29 Ocak 2009'da İsviçre Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'na katılan dönemin başbakanı Erdoğan, dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in yüzüne gerçekleri haykırdı.

"Gazze: Ortadoğu'da Barış Modeli" paneline katılan Erdoğan, Peres'in İstanbul'a bir roket düşse aynı tutumun Türkiye tarafından yapılacağını söylemesi üzerine konuşmasını kesmeye çalışan moderatöre "One Minute" diyerek Peres'e "Biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, çok iyi biliyorum" diye yanıt verdi.

GELİN, ZULME KARŞI TEK SES, TEK YÜREK OLALIM
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın Filistin'le ilgili telefon diplomasisi sürüyor. Erdoğan, dün Malezya Kralı Sultan Abdullah Riayatuddin Al-Mustafa Billah Şah ve Katar Emiri Al Sani ile ayrı ayrı telefonda görüştü. Erdoğan, görüşmelerde İsrail'in Mescid-i Aksa'ya saldırarak Filistinlilere yaşattığı zulüm karşısında, tek yürek ve tek ses olmak gerektiğini belirterek, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere ilgili tüm platformlarda yakın işbirliğine vurgu yaptı.

Erdoğan'ın talimatıyla Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da İsrail'in Filistin'e zulmüne karşı uluslarararası toplumu harekete geçirmek için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Çavuşoğlu, bölgede gerilimin düşürülmesine ve İsrail'in saldırgan tutumuna son vermesinin sağlanmasına yönelik Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer uluslararası platformlarda atılabilecek adımlara ilişkin, İİT Genel Sekreteri Yusuf el Useymin'in yanı sıra bölgedeki ülkeler ve çeşitli Avrupa ülkelerindeki mevkidaşlarıyla telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Çavuşoğlu, İsrail'in saldırgan tutumuna ilişkin olarak Rusya, Fas, İran, Mısır, Cezayir, Pakistan, Tunus, Ürdün dışişleri bakanlarıyla ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Al-Othaimeen ile görüştü.

Çavuşoğlu'nun görüşmelerde, İİT Kudüs Komitesi'nin toplanması ve Birleşmiş Milletler'in harekete geçmesine yönelik adım atılması çağrısında bulunduğu öğrenildi. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da İsrail'in, Filistin topraklarında olayların bu raddeye ulaşmasının baş sorumlusu olduğu vurgulanarak "İsrail'in husumet ve gerilimi daha da artırmaktan başka bir amaca hizmet etmeyen bu tür askeri yöntemlere derhal son vermesi sağlanmalıdır" denildi.

TÜRKİYE, GAZZE İÇİN AYAKTA
İsrail'in Filistinliler'e yönelik sistematik devlet terörüne karşı tüm Türkiye ayakta. Yurdun dört bir yanında düzenlenen protestolarda İsrail lanetlendi. Ankara ve İstanbul'daki İsrail konsoloslukları önünde binlerce vatandaş toplandı. İstanbul'da Fatih Camisi, Ayasofya-i Kebir Camisi önünde de sabaha kadar zulme karşı ses yükseltildi. Zonguldak'ta Madenci Anıtı önünde Memur Sen ve Eğitim Bir Sen üyeleri İsrail zulmünü lanetledi. Rize'de 15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Meydanı'nda buluşan çok sayıda vatandaş, zulmü protesto etti. Kayseri'de Ahmet İnci Camisi önünde toplanarak konvoy oluşturan vatandaşlar, NATO Caddesi ve Sivas Caddesi'nden geçerek gittikleri Talas Paraşüt İndirme alanında 'Mescid-i Aksa onurumuzdur!' sloganları attı.

TÜRK KIZILAY'DAN 'FİLİSTİN YARALI UZAT ELİNİ' KAMPANYASIYLA YARDIM
Türk Kızılay, Gazze'ye acil tıbbi destek ihtiyacı üzerine, Filistin Kızılayı'na 500 bin liralık ilaç ve tıbbi sarf malzemesi gönderdi. Kudüs ve Gazze'de bulunan daimi delegasyonları vasıtasıyla Filistin halkına yönelik sürekli insani yardım çalışmaları yürüten Türk Kızılay, son saldırıların ardından da Filistin Kızılayı'na anında destek veren ilk yardım kuruluşu oldu.

Türk Kızılay'ın "Filistin yaralı, uzat elini" sloganıyla başlatılan yardım çalışmasına yapılacak bağışlar, Filistin halkının bildirdiği ambulans, tıbbi malzeme v. b. ihtiyaçlar için kullanılacak. Kampanyaya, www.kizilay.org. tr adresinden, 168 Türk Kızılay ücretsiz danışma ve bağış hattından, mobil uygulamadan, bankalarda bulunan Türk Kızılay bağış hesapları ile internet bankacılığından ve SMS yöntemiyle 2868'e "FİLİSTİN" yazıp göndererek mesaj başına 10 TL ile destek olunabiliyor.

BM KARARLARINI HİÇE SAYAN TERÖR DEVLETİ..
İsrail, BM kararlarına rağmen kural tanımazlığını sürdürüyor. BM'de 1947'den bu yana, İsrail'in Kudüs'te "işgalci statüsü"nde olduğunu da belirttiği, onlarca karara imza atıldı. Ancak, İsrail bu kararların hiçbirine uymadı. Başkan Erdoğan'ın 'Dünya 5'ten büyüktür' diyerek karar alma mekanizmasını eleştirdiği BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail'e yönelik birçok yaptırım kararı ABD tarafından veto edildi. BM çerçevesinde Genel Kurul tarafından alınan kararlar tavsiye niteliğinde iken, Güvenlik Konseyi'nin kararları bağlayıcı. BM Güvenlik Konseyi tarafından alınan ancak İsrail tarafından uygulanmayan bazı kararlar da şöyle:

İsrail'in Filistin topraklarının yüzde 80'ini işgal ettiği 1967 Savaşı'nın ardından BM Güvenlik Konseyi 22 Kasım 1967'de İsrail'in işgal ettiği bölgelerden çekilmesini öngören karar aldı.
BM Güvenlik Konseyi'nin 1973 ve 2002'de aldığı kararlarda da önceki karara atıf yapıldı. Konsey'in 30 Haziran 1980 tarihli kararında da İsrail'in Kudüs'te "işgalci statüsü"ne vurgu yapılmıştı.

'YAPTIKLARININ BEDELİNİ ÖDEMELİLER'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: İsrail güvenlik güçleri en iyi bildikleri terör yöntemlerini kullanarak Filistinli sivillere ateş yağdırmaktadır. İsrail, yaptıklarının bedelini ödemelidir. Uluslararası Ceza Mahkemesi zulmün hesabını İsrail devletinden sormak mecburiyetindedir.

'İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR'
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye: Netanyahu, Gazze Şeridi'nde insanlık suçu işleyip ölüm mekanizmasını kullanarak bir sonraki İsrail hükümetinin önündeki siyasi tabloyu karmaşıklaştırmaya çalışıyor. Kardeş Mısır ve Ürdün olmak üzere uluslararası toplum taraflarıyla iletişimimiz devam ediyor. Kudüslüler fanatik Yahudilerin Aksa'ya baskın planını çökertti.

'HER KİM ZALİMLİĞE SUSUYORSA KATİLLERİN İŞBİRLİKÇİSİDİR'
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun: Başkalarının toprakları yağmalayan, işgal eden, masum sivillerin insan haklarını çiğneyen bir devlet düşünün. Bir halkın insanlık onurunun alçakça çiğnendiğini düşünün. Cumhurbaşkanımız dikkatleri İsrail'in uyguladığı devlet terörüne çekmeyi başardı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kim bu zalim saldırganlığa 'İsrail'in kendini savunma hakkı' diyor ve susuyorsa çocuk katillerinin işbirlikçisidir.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: İsrail'in işgal ve zulmüne karşı tüm Müslüman, Hristiyan ve Yahudiler ortak mücadele etmeli.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum: Türkiye dün olduğu gibi bugün de mazlumun yanında, zalimin karşısındadır.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: Mescid-i Aksa kutsal mabettir. Mabette zulme sessiz kalınamaz

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: İslam ülkeleri İsrail'li diplomatları sınır dışı edip, kendi elçilerini geri çağırmalı.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nca "Mescid-i Aksa ve Kudüs" olağanüstü gündemiyle düzenlenen Dünya İslam Alimleri Birliği Toplantısı'nda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş: Bugün artık slogan atmak, ağıt yakmakla yetinemeyiz. Çözüme dair müşahhas, kalıcı ve gerçekçi adımlar atmak zorundayız. Derhal toparlanmalı ve ümmetin vahdetini temin etmeliyiz. Bugün tüm insanlık işgale karşı çıkmakla ve Kudüs'ü savunmakla yükümlüdür. Yani Kudüs topyekûn insanlığın hukuk, ahlak ve vicdan sınavıdır. Kudüs, İslam ümmetinin iman ve kardeşlik imtihanıdır.

İsrail'in hava bombardımanına tuttuğu Gazze'deki yerleşim yerlerinde kucağında çocuklarla kaçmaya çalışan ailelerin görüntüleri yürekleri dağlarken, bir anne-oğul ile bir baba-oğulun cenazelerinde gözyaşları sel oldu. İsrail saldırısında ölen Filistinli baba Saber ve oğlu Muhammed Süleyman için düzenlenen cenaze töreninde yürekler dağlandı. Şehidin büyük oğlu, babasının ve kardeşinin cansız bedenlerine dokunarak ağıtlar yaktı. Gazze'nin Cebaliye mülteci kampındaki törende İsrail terörü lanetlendi. Gazze kentinin batısındaki Eş-Şatı Mülteci Kampı'nda ise Filistinli anne ve oğlu Subh için cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazına katılanlar, anne-oğulun cansız bedenleri karşısında gözyaşlarına hakim olamadı.

HAMAS: VAHŞİLİKLERİ GÖZLER ÖNÜNDE
Öte yandan Filistinli direniş gruplaırnı çatısı altında barındıran Ortak Operasyon Odası'ndan yapılan açıklamada "İsrail'i mukaddesatımıza ve halkımızın evlatlarına saldırıda ısrar etmemesi konusunda uyarmıştık. Ancak, ne caydıranı ne vicdanı olan zalim zulmüne devam etti. Bundan dolayı hesabın faturasını ödeme vakti geldi" denilerek 'Kudüs'ün Kılıcı' operasyonunun başlatıldığı duyuruldu.

Hamas sözcüsü Fevzi Berhum ise "İsrail'in kasıtlı olarak bombalı saldırılarla sivillerin evlerini hedef alması vahşiliğinin ve suçlarının boyutunu gözler önüne serdi. Filistin direnişi bu saldırılara güçlü ve doğrudan bir yanıt verilmesi sorumluluğu üzerine alındı" dedi. Hamas, İsrail saldırılarında İzzeddin el Kassam Tugayları komutanlarından Muhammed Abdullah Fayyad'ın da yaşamını yitirdiğini duyurdu. İslami Cihad Örgütü de iki komutanının öldürüldüğünü duyurdu. İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, 5 bin takviye askerin Gazze sınırına konuşlandırılması talimatı verdi.

HALKA ATEŞ
Batı Şeria'nın El Halil kentinde yaşayanların İsrail saldırılarını protesto ettiği gösteriye İsrail güçleri müdahale etti. Olaylarda 28 Filistinli yaralandı. Uluslararası Af Örgütü, İsrail'in Filistinlilerin barışçıl gösterileri karşısında ortantısız güç kullandığının altını çizerek "Bu müdahaleler yasa dışıdır" açıklaması yaptı.

TARİHİ HAYKIRIŞ VİCDANIN SESİ OLDU
İsrail, 27 Aralık 2008'de 'Sınır ötesinden roket atılıyor' bahanesiyle Gazze'ye 'Dökme Kurşun Operasyonu'nu başlatmış, üzerlerine 22 gün boyunca bin ton bomba yağdırılan Filistinliler dünyanın gözü önünde katledilmişti. Aralarında onlarca çocuğun bulunduğu 1436 Filistinli'nin hayatını kaybettiği, 17 bin evin hasar gördüğü o günlerde dünya susarken Recep Tayyip Erdoğan vicdanın sesi olmuştu. Ateşkesten 11 gün sonra, 29 Ocak 2009'da İsviçre Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'na katılan dönemin başbakanı Erdoğan, dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in yüzüne gerçekleri haykırdı.

"Gazze: Ortadoğu'da Barış Modeli" paneline katılan Erdoğan, Peres'in İstanbul'a bir roket düşse aynı tutumun Türkiye tarafından yapılacağını söylemesi üzerine konuşmasını kesmeye çalışan moderatöre "One Minute" diyerek Peres'e "Biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, çok iyi biliyorum" diye yanıt verdi.

GELİN, ZULME KARŞI TEK SES, TEK YÜREK OLALIM
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın Filistin'le ilgili telefon diplomasisi sürüyor. Erdoğan, dün Malezya Kralı Sultan Abdullah Riayatuddin Al-Mustafa Billah Şah ve Katar Emiri Al Sani ile ayrı ayrı telefonda görüştü. Erdoğan, görüşmelerde İsrail'in Mescid-i Aksa'ya saldırarak Filistinlilere yaşattığı zulüm karşısında, tek yürek ve tek ses olmak gerektiğini belirterek, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere ilgili tüm platformlarda yakın işbirliğine vurgu yaptı.

Erdoğan'ın talimatıyla Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da İsrail'in Filistin'e zulmüne karşı uluslarararası toplumu harekete geçirmek için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Çavuşoğlu, bölgede gerilimin düşürülmesine ve İsrail'in saldırgan tutumuna son vermesinin sağlanmasına yönelik Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer uluslararası platformlarda atılabilecek adımlara ilişkin, İİT Genel Sekreteri Yusuf el Useymin'in yanı sıra bölgedeki ülkeler ve çeşitli Avrupa ülkelerindeki mevkidaşlarıyla telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Çavuşoğlu, İsrail'in saldırgan tutumuna ilişkin olarak Rusya, Fas, İran, Mısır, Cezayir, Pakistan, Tunus, Ürdün dışişleri bakanlarıyla ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Al-Othaimeen ile görüştü.

Çavuşoğlu'nun görüşmelerde, İİT Kudüs Komitesi'nin toplanması ve Birleşmiş Milletler'in harekete geçmesine yönelik adım atılması çağrısında bulunduğu öğrenildi. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da İsrail'in, Filistin topraklarında olayların bu raddeye ulaşmasının baş sorumlusu olduğu vurgulanarak "İsrail'in husumet ve gerilimi daha da artırmaktan başka bir amaca hizmet etmeyen bu tür askeri yöntemlere derhal son vermesi sağlanmalıdır" denildi.

TÜRKİYE, GAZZE İÇİN AYAKTA
İsrail'in Filistinliler'e yönelik sistematik devlet terörüne karşı tüm Türkiye ayakta. Yurdun dört bir yanında düzenlenen protestolarda İsrail lanetlendi. Ankara ve İstanbul'daki İsrail konsoloslukları önünde binlerce vatandaş toplandı. İstanbul'da Fatih Camisi, Ayasofya-i Kebir Camisi önünde de sabaha kadar zulme karşı ses yükseltildi. Zonguldak'ta Madenci Anıtı önünde Memur Sen ve Eğitim Bir Sen üyeleri İsrail zulmünü lanetledi. Rize'de 15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Meydanı'nda buluşan çok sayıda vatandaş, zulmü protesto etti. Kayseri'de Ahmet İnci Camisi önünde toplanarak konvoy oluşturan vatandaşlar, NATO Caddesi ve Sivas Caddesi'nden geçerek gittikleri Talas Paraşüt İndirme alanında 'Mescid-i Aksa onurumuzdur!' sloganları attı.

TÜRK KIZILAY'DAN 'FİLİSTİN YARALI UZAT ELİNİ' KAMPANYASIYLA YARDIM
Türk Kızılay, Gazze'ye acil tıbbi destek ihtiyacı üzerine, Filistin Kızılayı'na 500 bin liralık ilaç ve tıbbi sarf malzemesi gönderdi. Kudüs ve Gazze'de bulunan daimi delegasyonları vasıtasıyla Filistin halkına yönelik sürekli insani yardım çalışmaları yürüten Türk Kızılay, son saldırıların ardından da Filistin Kızılayı'na anında destek veren ilk yardım kuruluşu oldu.

Türk Kızılay'ın "Filistin yaralı, uzat elini" sloganıyla başlatılan yardım çalışmasına yapılacak bağışlar, Filistin halkının bildirdiği ambulans, tıbbi malzeme v. b. ihtiyaçlar için kullanılacak. Kampanyaya, www.kizilay.org. tr adresinden, 168 Türk Kızılay ücretsiz danışma ve bağış hattından, mobil uygulamadan, bankalarda bulunan Türk Kızılay bağış hesapları ile internet bankacılığından ve SMS yöntemiyle 2868'e "FİLİSTİN" yazıp göndererek mesaj başına 10 TL ile destek olunabiliyor.

BM KARARLARINI HİÇE SAYAN TERÖR DEVLETİ..
İsrail, BM kararlarına rağmen kural tanımazlığını sürdürüyor. BM'de 1947'den bu yana, İsrail'in Kudüs'te "işgalci statüsü"nde olduğunu da belirttiği, onlarca karara imza atıldı. Ancak, İsrail bu kararların hiçbirine uymadı. Başkan Erdoğan'ın 'Dünya 5'ten büyüktür' diyerek karar alma mekanizmasını eleştirdiği BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail'e yönelik birçok yaptırım kararı ABD tarafından veto edildi. BM çerçevesinde Genel Kurul tarafından alınan kararlar tavsiye niteliğinde iken, Güvenlik Konseyi'nin kararları bağlayıcı. BM Güvenlik Konseyi tarafından alınan ancak İsrail tarafından uygulanmayan bazı kararlar da şöyle:

İsrail'in Filistin topraklarının yüzde 80'ini işgal ettiği 1967 Savaşı'nın ardından BM Güvenlik Konseyi 22 Kasım 1967'de İsrail'in işgal ettiği bölgelerden çekilmesini öngören karar aldı.
BM Güvenlik Konseyi'nin 1973 ve 2002'de aldığı kararlarda da önceki karara atıf yapıldı. Konsey'in 30 Haziran 1980 tarihli kararında da İsrail'in Kudüs'te "işgalci statüsü"ne vurgu yapılmıştı.

'YAPTIKLARININ BEDELİNİ ÖDEMELİLER'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: İsrail güvenlik güçleri en iyi bildikleri terör yöntemlerini kullanarak Filistinli sivillere ateş yağdırmaktadır. İsrail, yaptıklarının bedelini ödemelidir. Uluslararası Ceza Mahkemesi zulmün hesabını İsrail devletinden sormak mecburiyetindedir.

'İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR'
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye: Netanyahu, Gazze Şeridi'nde insanlık suçu işleyip ölüm mekanizmasını kullanarak bir sonraki İsrail hükümetinin önündeki siyasi tabloyu karmaşıklaştırmaya çalışıyor. Kardeş Mısır ve Ürdün olmak üzere uluslararası toplum taraflarıyla iletişimimiz devam ediyor. Kudüslüler fanatik Yahudilerin Aksa'ya baskın planını çökertti.

'HER KİM ZALİMLİĞE SUSUYORSA KATİLLERİN İŞBİRLİKÇİSİDİR'
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun: Başkalarının toprakları yağmalayan, işgal eden, masum sivillerin insan haklarını çiğneyen bir devlet düşünün. Bir halkın insanlık onurunun alçakça çiğnendiğini düşünün. Cumhurbaşkanımız dikkatleri İsrail'in uyguladığı devlet terörüne çekmeyi başardı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kim bu zalim saldırganlığa 'İsrail'in kendini savunma hakkı' diyor ve susuyorsa çocuk katillerinin işbirlikçisidir.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: İsrail'in işgal ve zulmüne karşı tüm Müslüman, Hristiyan ve Yahudiler ortak mücadele etmeli.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum: Türkiye dün olduğu gibi bugün de mazlumun yanında, zalimin karşısındadır.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: Mescid-i Aksa kutsal mabettir. Mabette zulme sessiz kalınamaz

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: İslam ülkeleri İsrail'li diplomatları sınır dışı edip, kendi elçilerini geri çağırmalı.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nca "Mescid-i Aksa ve Kudüs" olağanüstü gündemiyle düzenlenen Dünya İslam Alimleri Birliği Toplantısı'nda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş: Bugün artık slogan atmak, ağıt yakmakla yetinemeyiz. Çözüme dair müşahhas, kalıcı ve gerçekçi adımlar atmak zorundayız. Derhal toparlanmalı ve ümmetin vahdetini temin etmeliyiz. Bugün tüm insanlık işgale karşı çıkmakla ve Kudüs'ü savunmakla yükümlüdür. Yani Kudüs topyekûn insanlığın hukuk, ahlak ve vicdan sınavıdır. Kudüs, İslam ümmetinin iman ve kardeşlik imtihanıdır.
İsrail’i eleştirdi görevinden oldu İsrail’in Naziler’den ne farkı var? İşte bu yüzden ‘One minute’...
12 katlı binaya hava saldırısı

BATI'NIN İKİ YÜZLÜ MANŞETLERİ