MHP lideri Bahçeli'den net mesaj: ABD Netanyahu’nun kuyruğuna takıldı
Giriş Tarihi:31 Mart 2026 10:34 Son Güncelleme:31 Mart 2026 13:15
Son dakika | MHP lideri Devlet Bahçeli'den önemli açıklamalar: Emperyalist haritaları yine yırtıp atarız
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den "Yasal düzenleme" mesajı: Terörsüz Türkiye doğru adımdır | Trump ABD'yi İsrail'in kuyruğuna taktı Belediyelere yolsuzluk operasyonları |MHP Lideri Devlet Bahçeli: Artık hiç kimse dokunulmaz değildir.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, Orta Doğu’da rejmin İsrail’de değişmesi gerektiğini söyledi. Netanyahu üzerinden ABD’yi de eleştiren Bahçeli, "ABD Netanyahu’nun kuyruğuna takıldı" dedi. Bahçeli, CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk skandallarına ilişkin de "sonuna kadar üzerine gidilmesi kaçınılmazdır." ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye için ise Bahçeli, “doğru zamanda doğru adım” değerlendirmesinde bulundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. İsrail-ABD ortaklığının bölgede gerçekleştirdiği katliamlara tepki gösteren Bahçeli, "Emperyalist güçler, insani duyarlılıkları ve uluslararası kuralları yok sayarak ya da ortadan kaldırarak kendi imtiyaz ağlarını genişletme çabası içindedir. " ifadelerini kullandı. Bölgedeki silahlanmaları işaret eden Bahçeli, Kıbrıs uyarısı yaparak, "KKTC bizim için vazgeçilmez bir egemenlik meselesidir." ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye'nin doğru zamanda doğru adım olduğuna dikkat çeken MHP lideri, "Gerekli yasal düzenlemeler için uygun iklim oluşmuştur." ifadelerini kullandı.
Son dakika haberi: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Devlet Bahçeli, "İsrail, bölgenin huzuru için tehdittir. Ortadoğu'da bir rejim değişecekse o İsrail olmalıdır." dedi. Türkiye'nin küresel düzen için bir umut olduğunu kaydeden Bahçeli, "100 yıl önce emperyalist masalarda çizilen haritaları ecdadımız nasıl yırtıp attıysa, yine yırtarız. Yedi düveli yine dize getiririz." ifadelerini kullandı.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, daha güçlü bir devlet, daha müreffeh bir toplum için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.
Cumhur İttifakı birlikteliğinde, milli birlik ve bütünlüğün tahkim edildiği, barış ve huzurun egemen olduğu bir Türkiye'yi hayata geçirmenin gayretinde olduklarını dile getiren Bahçeli, bu amaç doğrultusunda, 24 Ekim 2025'te yurt genelinde başlattıkları "Hayırlı Günler Komşum" ziyaretleri ile "Derdin Derdimizdir" sohbet toplantılarının 29 Mart 2026 tarihi itibarıyla tamamlandığını aktardı.
Teşkilata bu süre içerisindeki çalışmaları için teşekkür eden Bahçeli, ilerleyen günlerde, yeni çalışma programlarıyla yine milletin talep ve beklentilerini dinleyeceklerini belirtti.
İsrail'in İslam topraklarını işgal ve sömürme planına değinen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün yaşadığımız siyonist barbarlık, ABD İsrail ortak yapımı hukuksuzluğun, zulmün ve kötülüğün resmi, şerrin anahtarıdır. İsrail, Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiş, huzur umudunun solmasına neden olmuştur. Çok açıktır ki İsrail, hem bölgenin hem dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir. ABD'nin Orta Doğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı, Batı ve Amerikan halkında büyük tepkiye ve öfkeye neden olmaktadır. İsrail'in katliam politikaları, Yahudilerin dünya genelinde nasıl algılanacağına dair oldukça kötü ve köklü bir değişimin zeminini de hazırlamıştır. Daha önce de ifade ettiğim gibi, dünya Yahudilerinin, İsrail'in bu halinin sürdürülemez olduğunu ve Yahudiliğe zarar verdiğini görmesi ve insanlığa ilan etmesi gerekmektedir. Bize göre İsrail, antisemitizmi üreten yeni bir araç haline gelmiştir ve bu sapkınlıktan arındırılması dünya Yahudiliği için de oldukça önemli ve kaçınılmazdır. Artık İsrail'in Netanyahu'ya mahkum ve mecbur olmadığının, Netanyahu politika ve yaklaşımlarının Yahudiliği temsil etmediğinin yüksek sesle haykırılması zamanı gelmiştir. Orta Doğu'da bir rejim değişecekse o İsrail olmalıdır."
(Foto: AA) "İRAN BİZİM İÇİN SADECE BİR KOMŞU DEĞİL, DİN VE DİL KARDEŞLERİMİZİN ÜLKESİDİR" ABD Başkanı Donald Trump'ın, kendi ülkesi dahil birçok ülkedeki savaş karşıtı protestoları dikkate alarak Netanyahu'yu ve İsrail'i sınırlandırması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "savaşları bitireceğim" diye iktidara gelen Trump'ın tamiri zor bir yıkım meydana getirdiğini hatırlattı.
Trump'ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu yanına alarak tüm bölgeyi felakete sürüklediğini söyleyen Bahçeli, "Şimdi de savaşı bir sahte zafer ilanıyla bitirmenin arayışı içindedir. Böyle bir Amerika'nın 'büyük Amerika' olamayacağı açıktır." görüşünü paylaştı.
ABD'nin dünyaya "barış, düzen, istikrar ve refah" vadetmediğinin ortada olduğuna dikkate çeken Bahçeli, şunları kaydetti:
"Ortaya çıkan bu çarpık düzenin sahiplerinin yaşattıklarını bir gün mutlaka kendilerinin de yaşayacakları, beklenen bir durumdur. Tüm bu cüretkar ve hesapsız saldırılar sürerken Türkiye olarak, ayağımızı sağlam Anadolu'ya bastığımızı, gözümüzün, kulağımızın ise Tebriz'de, Urumiye'de, Hemedan'da, Kerkük'te, Musul'da, Erbil'de olduğunu dost da düşman da bilmelidir. İran bizim için sadece bir komşu değil, din ve dil kardeşlerimizin ülkesidir. Tuğrul Bey'in Selçuklusu, Uzun Hasan'ın Akkoyunlusu, Nadir Şah'ın Afşarlısı, Şah İsmail'in Safevisidir. İran bizim için Halaç'tır, Türkmendir, Kaşkaydır. Türküyle, Farsıyla, Kürdüyle, Arabıyla kardeştir.
Zaman, geçmişte yapılan yanlışları, komşuluk ve kardeşlik hukukuna uymayan davranışları, kendi içindeki hak mahrumiyetlerini bir kenara koyup bu ahlaksız saldırı karşısında haktan ve hukuktan yana olmak, siyonist zalimliğe karşı İran halkının yanında durmak zamanıdır. Çocukları öldüren, Gazze'yi onbinlerce bombayla, füzeyle yok eden, Kudüs'te mukaddeslerimize el süren, Lübnan'ı tarumar eden, İslam ülkelerini birbirine düşüren bu şer ve fesat ittifakının karşısında durmak için insan olmak yeterlidir."
(Foto: AA)
Ateşkes sağlanmasının dünyanın geleceği için acil bir ihtiyaç olduğunu belirten Bahçeli, savaşın yayılmasının yaratacağı durumlara dikkati çekti.
Bebek, çocuk, kadın, yaşlı demeden yapılan katliamların cezasız kalmaması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Dünya, rafinerilerin, gaz yataklarının, petrol üretim sahalarının, elektrik santrallerinin vurulup, çevre felaketlerine yol açanların serbest gezebildiği bir yere dönüşmemelidir. İnsan hak ve hürriyetlerine, emeğe, alın terine, gözyaşına, adalet ve eşitlik arayışına sırt çevirenlerin insafına ise asla terk edilmemelidir. O sebeple dünya, Türkiye'nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli, savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir." diye konuştu.
"BU GİDİŞAT HAYRA ALAMET DEĞİLDİR"
Uluslararası sistemin ağır yaralı olduğunu, adeta can çekiştiğini anlatan Bahçeli, küresel dengelerin değiştiği, bölgesel fay hatlarının harekete geçtiği, siyasi ve ekonomik kırılmaların derinleştiği ağır bir buhran döneminden geçildiğine işaret etti.
İnsanlığın unutulduğunu, Batı değerler sisteminin çöktüğünü dile getiren Bahçeli, "Bebek ve çocukların sesi kısılırken, silah sesinin yükselmesi insanlık için utanç vericidir. Bu gidişat hayra alamet değildir ve buna 'dur' demek 'insanım' diyen herkes için bir mecburiyet, bir mesuliyettir. ABD ve İsrail, her canı istediğinde İran'a ya da tahakkümü altına girmeyi reddeden herhangi bir başka ülkeye saldırma hakkına sahip değildir. Olmamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Nükleer tesislerin hedef alınmasının, enerji hatlarının işlevsiz bırakılmasının ve stratejik geçiş noktalarının kapanması gibi ihtimallerin gerçekleşmesinin, dünya ekonomisinden uluslararası güvenliğe kadar birçok alanda telafisi çok zor, belki de imkansız sonuçlar doğuracağını kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti:
"Hürmüz Boğazı başta olmak üzere kritik deniz yollarının tehlikeye girmesi, enerji arzında ciddi kırılmalara neden olurken, bu durum şimdiden yalnızca Türkiye gibi bölge ülkelerini değil, küresel sistemi derinden sarsmaya başlamıştır. Nitekim, Yemen'deki İran destekçisi Husilerin de savaşa dahil olduklarını duyurmasıyla Hürmüz'den sonra Babul Mendeb boğazında da askeri hareketliliğin artması, enerji güvenliği risklerini ve tedarik zinciri sorunlarını derinleştirebilecek niteliktedir.
Karşılıklı tehditlerin dozajının artması, diplomatik kanalların zayıflaması ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların sessizliği ve etkisizliği, kontrolsüz bir tırmanışın yaşanabileceğine işaret etmektedir. Nükleer silah kullanımına yönelik imalar bile insanlığın nasıl bir uçurumun kenarına sürüklendiğini açıkça göstermektedir. Bu çerçevede uluslararası toplumu sağduyuya, itidale ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz. ABD ve İsrail'in oluşturduğu siyonist-emperyalist cinayet şebekesinin aklını başına alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır ama dünyanın öbür ucundaki bir masum insan dahi bu savaşın ceremesini çekmek zorunda kalabilecektir. Silahların sustuğu, diplomasinin konuştuğu, bir uzlaşının tesisi artık bir zorunluluk halini almıştır."
(Foto: AA)
Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan başta olmak üzere barış için samimiyetle gayret gösterdiğini belirten Bahçeli, Türkiye'nin, istikrarın ve insanlığın ortak vicdanının savunucusu olmaya kararlılıkla devam ettiğini dile getirdi.
Bölgesel ve küresel aktörlerle gerçekleştirilen üst düzey temasların, karşılıklı ziyaretler ve çok taraflı görüşmelerin, Türkiye'nin savaşı sona erdirme iradesini, yapıcı ve dengeleyici rolünü bir kez daha teyit ettiğini aktaran Bahçeli, Türkiye'nin barış arayan tüm mazlum coğrafyaların umudu, istikrar arayan tüm tarafların güven kapısı haline geldiğine dikkati çekti.
Türkiye'nin jeopolitik ve jeostratejik konumu itibarıyla dünyanın merkezinde olduğunu kaydeden Bahçeli, bu nedenle Türkiye'nin, batıyı ve doğuyu Ankara merkezli kuşatan, dengeleyen ve okuyan bir dış politika anlayışına ihtiyacının olduğunu söyledi.
Bahçeli, "Çift Başlı Selçuklu Kartalı'nın doğuya ve batıya dönen yüzünden ilhamla, Türkiye'nin, güvenlik ihtiyaçları ve milli çıkarları doğrultusunda ittifak bloklarını kuran ve bölgesinde bozulan statükoyu yeniden inşa etmeye çalışan bir vizyona dayanması gerekmektedir." ifadesini kullandı.
(Foto: AA)
"DÜNYA, TÜRKİYE'NİN SAMİMİYETLE YÜRÜTTÜĞÜ DİPLOMATİK ÇABALARA SES VERMELİ"
O sebeple dünya, Türkiye'nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli ve savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir.
CHP'Lİ BELEDİYELERDEKİ SKANDALLAR: SONUNA KADAR ÜZERİNE GİDİLMELİ
CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk skandalları Şehrin emini olması gerekenler, yozlaşmanın zirvesine çıkmışlardır. Çarpık ilişki ağları derinleşmiştir. Ancak hiçkimse dokunulmaz değildir. Hukukun üstünlüğü esastır ve sonuna kadar üzerine gidilmesi kaçınılmazdır.
Terörsüz Türkiye milli birlik ve kardeşlik projesidir. Terörsüz Türkiye doğru zamanda doğru adımdır.
MHP lideri Bahçeli'den erken seçim yanıtı: İstikrarı tartışmaya açtırmayız
Giriş Tarihi:21 Nisan 2026 10:27 Son Güncelleme:21 Nisan 2026 11:28
Devlet Bahçeli'den sanal medya uyarısı: Evlatlarımız dijital kuşatma altında
MHP lideri Bahçeli: Birinci Meclis kurucu akıldır
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türk milleti istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş, temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve meclis iradesi ile tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının devlet iradesine dönüşmüş hâlidir.” dedi.
MHP lideri Devlet Bahçeli, TBMM'de düzenlenen MHP Grup Toplantısı’nda önemli açıklamalarda bulundu. Milletin geleceğinin kuşatma altında olduğunu vurgulayan Bahçeli, çocukların sanal medyada kaybolduğunu ifade etti. Okullarda yaşanan saldırıların yüzeysel değerlendirmelerle geçiştirilemeyeceğini belirten Bahçeli, öğretmenlere daha fazla değer verilmesi gerektiğini söyledi. CHP’nin erken seçim çağrılarına da yanıt veren MHP lideri, seçimin bir oyuncak olmadığını dile getirerek Türkiye’nin istikrarının tartışmaya açılmasına izin vermeyeceklerini ifade etti.
MHP Devlet Bahçeli TBMM'de düzenlenen MHP Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu.
MHP lideri Bahçeli 'sığ ve yüzeysel değerlendirilerek geçiştirilemez' deyip uyardı: Mesele daha derindir daha vahimdir.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. Okul saldırlarının çok yönlü ele alınması gerektiğini söyleyen Bahçeli, "Meselenin üstünü örtenlerden değil, kökünü kazıyanlardan olacağız.Okul güvenliğini, çocuklarımızın ruh sağlığını sağlayacak kalıcı tedbirler vakit kaybetmeden alınmalıdır. Araştırma komisyonu kurulması isabetli bir adımdır. Evlatlarımız istikbalimizdir." dedi.
MHP lideri Bahçeli: Seçim oyuncak değildir! Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. MHP lideri Bahçeli, "Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir" dedi. Bahçeli, "Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz budur; Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" ifadelerini kullandı.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı (MHP) Devlet Bahçeli partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda Türkiye ve dünya gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Bahçeli'nin konuşmasının satırbaşları şöyle
Sözlerimin başında 106. seneyi devriyesini idrak edeceğimiz 23 Nisan'ın aziz hatırasını hürmetle selamlıyorum.
Mondros’un ardından dalga dalga gelen işgaller, Sevr’de hukuki kılıfa büründürülmek istenen tasfiye tasavvuru ve Anadolu’nun dört bir yanında hissedilen kuşatma iklimi, hamiyetperver milletimizi yalnız mukavemete çağırmamış, aynı zamanda kendi kaderini kendi iradesiyle tayin edecek yeni bir meşruiyet zeminini inşa etmeye sevk etmiştir.
"BİRİNCİ MECLİS KURUCU AKILDIR"
23 Nisan'ı sadece bayram günü olarak anmak onun tarihini daraltır. 23 Nisan kriz karşısında dağılmadan düşünebilme iradesidir. 23 Nisan toplumsal acıyı kurucu bir siyasal akla dönüştürebilme kabiliyetidir.
TBMM'nin açılışı, emperyalizmin istikametini bozan, üzerinde güneş batmayan sözde imparatorluklara diz çöktüren, vesayet dayatmasına ve esaret zincirlerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yol başlığında başkaldıran bir milletin kendi mukadderatına bizzat hakim olduğu kutlu dönüm noktasıdır. Yurdun dört bir yanı işgal edilmişken, karayolları ve demiryolları milletin tasarrufundan sökülüp alınmışken, kadınıyla, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla Türk milleti bir başka devlete maiyet ve mahkûmiyet tehdidiyle çepeçevre sarılmışken, Ankara’da yanan meşale, karanlığı yaran millî uyanışın, esareti reddeden kararlılığın ve Anadolu’da hayat bulacak bir şahlanışın adı olmuştur.
TBMM meşruiyetini Türk milletinin bağrından almıştır. Türk milleti ise egemenlik hakkını şehit kanıyla sulanan toprağından almıştır. O iman bugün de sarsılmazdır.
Gazi Meclisimiz aziz milletimizin istikbal ruhsatı iftihar membahıdır. Ve ilelebet payidar kalacaktır. 23 Nisan'ın gelecek nesillerimize armağan edilmiş olması ne tesadüfü bir iradedir.
Çocuk bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin insan mayasıdır. Çocuk toplumun ahlaki seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı kendi devletine bakışıdır. İnsan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar.
23 Nisan atiye olan ahdimizdir. Eğitim milletin istikbal meselesidir. Okullarımız vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildği mevzilerdir. Özgürlüğün kıymetinin öğretildiği şahsiyet inşa alanıdır.
OKULLLARDAKİ SALDIRILAR
Bu vahim gelişmeler vicdanlarda yaralar açmıştır. Yalnızca ceza alanının konusu değildir, çok yönlü ele alınmalı. Serinkanlı, sağduyulu bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığı günümüz dünyasında çocukların ekran süresinin artması, akran zorbalığının arkadaş grupları ve sohbet grupları çocuklarımızın ruh sağlığını örselemektedir. Onları sanal dünyaya mahkum etmektedir.

"EVLATLARIMIZ KUŞATMA ALTINDA"
Artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmektedir. Evlatlarımız geleceğiz dijital bir kuşatma altındadır.
Dijital mecraların, sohbet odalarının masum bir haberleşme alanı olmaktan çıktığı, haya yoksunlarının ellerinde suç ve suçluyu övmenin bir ifsat hattına dönüştüğü artık inkar edilemez bir hakikattir. Karşımızdaki tehlike, suçu meşrulaştıran dijital bir bozgunculuk iklimidir. Bozguncu yapılara, haysiyet yoksunlarının çağrılarına terk edemeyiz. Çocuklar sosyal medya yitip gitmekte.
Çözüm yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisi değildir. Mesele daha vahimdir. Biz bu meselenin üstünü örtenlerden değil, kökünü kazıyanlardan olacağız. Aile çocuğun ilk mektebidir, okul çocuğun ikinci evidir. Bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk sosyal medya kalabalığında arar. Hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulabilir. Onları dinlemek, anlamak, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek gerekir. Çocuk güven isteyen bir emanettir.
Öğretmeni sıradanlaştıran bir anlayışın eğitim anlayışı ölü doğmuştur. Minik elleri tutan bilgilerle zihnini açan gözlerindeki ışığı güçlendiren öğretmenlerimizdir. Öğretmeni zayıflayan bir milletin geleceği güçlü olamaz. Ailelerin desteklenmesi de aynı derecede hayatidir. Aile yalnız kaldığında çocuk da yalnız kalır. Aileyi güçlendirmek, okul-aile-devlet işbirliğini güçlendirme gerekir. Çekişme dili üretmemelidir. Bürokrasi kurumlar arasındaki eşgüdüm güçlendirilmelidir. Ailelerin dijital farkındalık kapasiteleri çoğaltılmalıdır.
23 Nisan'ın bugünkü anlamı işte bu dengede saklıdır. Millet adına karar alan herkes çocuğu güvenliği ve geleceği konusunda tarih önünde sorumludur. Bugünkü çağrımız sağduyu çağrısıdır. Sağduyu toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir.
"EVLATLARIMIZ İSTİKBALİMİZDİR"
Bizim talebimiz açıktır. Bizim çağrımız bir mecburiyettir. Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. Okul güvenliğini, çocuklarımızın ruh sağlığını sağlayacak kalıcı tedbirler vakit kaybetmeden alınmalıdır. Araştırma komisyonu kurulması isabetli bir adımdır. Evlatlarımız istikbalimizdir. İstikbalimiz her türlü polemiğin üzerindedir.



