İsrail BM ve Davos'taki Osmanlı tokadını unutamıyor: İşte Başkan Erdoğan'ın tarihi sözleri
Giriş Tarihi:12 Nisan 2026 11:30 Son Güncelleme:12 Nisan 2026 11:45
İsrail'i kuduz köpek gibi havlatan 5 sebep! Başkan Erdoğan'ı bu yüzden hedef aldılar: Terörsüz Türkiye siyonist planı bozdu
Ömer Çelik’ten katil Netanyahu’nun küstah paylaşımına sert tepki: Caniler, hesap vermekten kaçamayacaklar
TARİHİ BM KONUŞMASI
BM 74'üncü Genel Kurulu genel görüşmeleri açılışında konuşan Başkan Recep Tayyip Erdoğan, dünyada adaletsizliğin en çok yaşandığı yerlerden birinin, İsrail işgali altındaki Filistin toprakları olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetmişti:
"Daha birkaç gün önce sokaktaki masum bir Filistinli kadının İsrail güvenlik güçleri tarafından alçakça öldürüldüğü görüntüler bile vicdanları harekete geçiremiyorsa artık sözün bittiği yerdeyiz demektir. Ben merak ediyorum bu İsrail neresidir, acaba bu İsrail'in toprakları nereleri kapsıyor, 1947'de İsrail neresiydi, bunun ardından acaba 1949, 1967'de İsrail neresiydi ve şu anda İsrail neresi?"
"Sene 1947, neredeyse burada İsrail yok gibi, tamamı Filistin... Sene 1947 paylaşım planı var ve Filistin küçülüyor, İsrail büyüyor. Geliyorum 1967'ye, 1949'la birlikte İsrail büyüyor, Filistin küçülüyor. Geliyorum bugüne, güncel durum şu an artık adeta Filistin yok, neredeyse tamamına yakını İsrail. İsrail doyuyor mu, hayır doymuyor. İsrail şimdi de kalanını almanın gayreti içerisinde. Peki Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, Birlemiş Milletler'in İsrail ile almış olduğu bunca karar var, bu kararlar uygulamaya geçiyor mu, hayır geçmiyor. Peki o zaman Birlemiş Milletler ne işe yarıyor. O zaman bu çatının altında bizler, aldığımız kararlarla tesirli olamıyorsak adalet nerede temerküz edecek? İşte sıkıntımız burada."
Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler kürsüsünden gösterdiği haritaların ve Davos'taki "One Minute" çıkışının İsrail'in kirli planlarını nasıl deşifre ettiğini çarpıcı sözlerle analiz etti
Netanyahu, "Liderliğim altında İsrail, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aksine İran'ın terör rejimi ve vekilleriyle savaşmaya devam edecek. Erdoğan, onları barındırıyor ve kendi Kürt vatandaşlarını katletti" şeklinde rezil bir iftira atıp PKK/YPG terörüne aklamaya kalktı.
Terörsüz Türkiye terörsüz bölge hamlesinin İsrail'in bölgedeki planlarına darbe vurduğu, Netanyahu'nun "Erdoğan" hazımsızlığıyla görülmüş oldu.
Türkiye'nin katil Netanyahu ile ilgili başlattığı yarı hamlesi üzerine Katz, "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İran'dan Türkiye topraklarına atılan füzelere tepki vermeyerek bir kâğıttan kaplan olduğunu ortaya koyduktan sonra, antisemitizme başvuruyor ve Türkiye'de İsrail'in siyasi ve askeri liderliğine karşı göstermelik yargılamalar ilan ediyor" dedi.
Hadsiz İsrailli bakan, Başkan Erdoğan'ı "Oturup sessiz kalması ve susması daha iyi olur" sözleriyle tehdit etmeye kalktı. Paylaşımına da Ekrem İmamoğlu, ve Mansur Yavaş gibi isimleri etiketledi.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Netanyahu ve Katz'ın oluşturduğu soykırım şebekesinin insanlık mahkemesi önünde hesap vereceğini söyledi.
Çelik, "Soykırım şebekesinin mensupları Netanyahu'nun ve Katz'ın, Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan paylaşımları, her şeyden önce bu katliam şebekesinin ne kadar köşeye sıkıştığının ve sarsıldığının bir göstergesidir. Bu şebeke insanlık mahkemesi önünde hesap verecektir" ifadelerini kullandı.
Bugün dünya ikiye ayrılmış durumdadır. Bir tarafta Sayın Cumhurbaşkanımızın liderlik ettiği 'İnsanlık İttifakı', diğer tarafta ise Netanyahu'nun başını çektiği 'Katliam Şebekesi' vardır. İspanya Başbakanı Sanchez'in ifadeleri de "insanlık ittifakı"
adına çok saygıdeğerdir.
Sayın Cumhurbaşkanımız, bu şebekenin işlediği soykırım suçlarını en net ifadelerle ifşa eden dünya lideridir.
Netanyahu rejimi, bugün dünyada dinî kavramları ve argümanları katliam için en çok istismar eden, en fanatik rejimdir. Kullandıkları bu propaganda yöntemlerinin ise artık son kullanma tarihi geçmiştir.
Netanyahu'nun Başkan Erdoğan'ı hedef almasının altında ise İsrail'in bölgede ve küresel düzlemde giderek köşeye sıkışması yatıyor.
Bölgedeki Kürtleri İsrail'in lejyoneri yapmak isteyen Netanyahu'nun "kaos" planına Türkiye darbe indirdi. Terörsüz Türkiye terörsüz bölge planı İsrail'in Davut Koridoru hayallerini darmadağın etti.
Bunun kuyruk acısıyla kuduz köpek gibi havlayan siyonist akıl şu sıralar Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getirmeye çalışıyor.
İSRAİL'İN BAŞKAN ERDOĞAN'I HEDEF ALMASININ ARKASINDAKİ 5 SEBEP
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail'den gelen hadsiz ve saldırgan mesajların arka planındaki beş temel unsuru şöyle açıkladı:
Birincisi, Pakistan'daki kritik barış görüşmelerini sabote etmeyi hedefliyorlar. Onun için barışın en büyük destekçisi olan Cumhurbaşkanımıza saldırıyorlar.
İkincisi, İsrail'in 'Batı değerlerinin kalesi' olduğu yalanının çökmesidir. Zira hiçbir Batılı lider bu soykırımın kendi değerlerini temsil ettiğini söyleyemeyecektir.
Üçüncü katman ise bölgedeki Kürt kardeşlerimizi kendi kirli ve siyonist planlarına 'lejyoner' yapma çabasıdır. Ancak Irak ve İran'daki Kürt kardeşlerimiz bu şeytani denkleme girmemiş, sağduyulu davranarak tarihin
doğru tarafında durmuşlardır.
Netanyahu'nun Türkiye'deki Kürt kardeşlerimize yönelik o iğrenç ifadeleri, aslında bu planının boşa çıkmasından kaynaklanan bir hezeyandır.
Dördüncü katman ise 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedefimizin, İsrail'in kaos planlarına indirilmiş büyük bir darbe olduğunun bizzat Netanyahu tarafından itiraf edilmesidir.
Beşinci katman ise Türkiye'yi İran'la karşı karşıya getirme çabasıdır. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın dirayetli siyaseti ile bu savaşın asla parçası olmayacağını ve yegane iradesinin barış olduğunu fiilen tatbik ederek, bu siyonist planı bozmuştur.
Soykırım şebekesi bu insanlık dışı hedeflerine ulaşamamanın hayal kırıklığı ve hırçınlığı ile hareket etmektedir.
"TEK VÜCUT OLMAK MİLLİ SORUMLULUK"
Katz'ın paylaşımına Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Kemal Kılıçdaroğlu gibi CHP'lileri etiketlemesine değinen Çelik, "Bu soykırım şebekesinin paylaşımlarına Türk siyasetindeki bazı isimleri etiketlemeleri ise kendi savaş suçlarını iç siyasetimizin bir parçası haline getirme çabasıdır. Bu ahlaksız ifadeleri kullanan katliam şebekesinin karşısında, Türk siyasetinin tüm unsurlarının, ister iktidar ister muhalefet olsun, topyekûn bir duruş sergileyerek bu şebekeye hak ettiği cevabı vereceğine inanıyoruz. Dışarıdan gelen bu tip hadsiz saldırılar karşısında tek vücut olmak millî bir sorumluluktur" dedi.