A Haber canlı yayınında değerlendirmelerde bulunan Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, İsrail'in Golan Tepeleri'nde 1967'den bu yana sürdürdüğü işgalin son dönemde yeni bölgeleri kapsayacak şekilde genişlediğini söyledi. Bölgede görev yapan Birleşmiş Milletler güçlerinin sahadaki gelişmeleri engelleyemediğini belirten Olçar, "Şu bölgede bir BM askeri var. Kuvvet azaltma ve kuvvetlerin ayrıştırılması anlaşması gereği bir Birleşmiş Milletler yapısı bulunuyor ancak hiçbir işe yaramıyor." ifadelerini kullandı.
İsrail'in Doğu Cebel Şeyh'ten başlayarak Beyt Cin, Kuneytire ve Secere hattına kadar uzanan bölgelerde kontrol sağladığını dile getiren Olçar, "Golan Tepeleri işgalinin üzerine yeni işgaller eklendi. 19 köye yakın yerleşim işgal altında. Bu bölgelerde garnizonlar kuruldu ve tamamı Golan Tugayı'na bağlı şekilde faaliyet gösteriyor." sözleriyle sahadaki durumu aktardı. "HEDEF KALICI İLHAK VE NÜFUS AKTARIMI" İsrail'in askeri varlığını sivil yerleşimlerle kalıcı hale getirmeyi amaçladığını savunan Olçar, "İsrail kuzeyden güneye çekilmiş yaklaşık 90 bin kişilik nüfusun bir bölümünü bu bölgelere yerleştirmeyi planlıyor. Ayrıca Golan Tepeleri'ndeki Dürzi nüfusun da bu alanlara kaydırılması hedefleniyor. Tarım alanları ve yeni yerleşimler oluşturularak işgal kalıcı ilhak sürecine dönüştürülmek isteniyor." ifadelerini kullandı.Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, İsrail'in işgali kalıcı hale getirmek için nüfus aktarımı planladığını ifade etti (Fotoğraf-Ahaber.com.tr ekran görüntüsü) "İDARİ YAPILANMA ADIM ADIM İLERLİYOR" İşgal edilen bölgelerde sivil yerleşimin ardından idari yapılanmanın da planlandığını belirten Olçar, "Sivil nüfus yerleştirildikten sonra bölgeye vali atanacak. Golan'da mevcut olan idari yapı daha da genişletilecek. İlk aşamanın ardından Dera'ya, daha sonra ise Süveyda'ya geçilmesi kuvvetle muhtemel." değerlendirmesinde bulundu.Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, işgal edilen bölgelerde idari yapılanmanın adım adım ilerlediğini belirtti (Fotoğraf-Ahaber.com.tr ekran görüntüsü) "ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI BİR MODEL" Olçar, İsrail'in izlediği yöntemin daha önce farklı çatışma bölgelerinde de görüldüğünü vurgulayarak, "Askeri işgal, ardından ilhak, vali ataması, garnizon kurulması ve idari yapının oluşturulmasıyla kalıcılık sağlanıyor. Bunun yanında yerel nüfusun başka bölgelere gönderilmesi ve nüfus aktarımı uygulanıyor. Bu model daha önce farklı örneklerde de karşımıza çıktı." ifadelerini kullandı.Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki işgal alanını genişlettiğini söyledi (Fotoğraf-Ahaber.com.tr ekran görüntüsü) "BÖLGESEL HEDEFLERİN PARÇASI" İsrail'in nihai hedeflerinden birinin Irak'a uzanan kara bağlantısını güçlendirmek olduğunu işaret eden Olçar, "Süveyda'nın kontrol altına alınması halinde Deyrizor hattı üzerinden Irak'a ulaşan bir koridor oluşturulması hedefleniyor. Bu koridorun ilerleyen süreçte hem Türkiye'yi hem de İran'ı etkileyebilecek stratejik sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor." sözleriyle açıklamalarını tamamladı.Gazeteci Merve Şebnem Oruç, İsrail'in fiilen girdiği hiçbir bölgeden çekilmediğini ifade etti (Fotoğraf-Ahaber.com.tr ekran görüntüsü) "İSRAİL GİRDİĞİ HİÇBİR YERDEN ÇIKMADI" İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki varlığının yeni olmadığını vurgulayan Gazeteci Merve Şebnem Oruç, "Golan Tepeleri 1967'deki Altı Gün Savaşları'nın ardından fiilen ilhak edilmiş durumda. Trump 2019'da bu ilhakı tanıdı ancak süreç o tarihte başlamadı. İsrail fiilen girdiği hiçbir yerden çıkmadı." sözleriyle İsrail'in uzun yıllardır uyguladığı politikaya dikkat çekti. İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'i örnek gösteren Oruç, "Smotrich'in doğum yeri Golan Tepeleri'ndeki Haspin yerleşimi. Bugün İsrail'de bakanlık yapan bir isim, yıllardır yerleşim kurulan bir bölgede doğuyor. Bu da Golan'daki yerleşim politikasının ne kadar eskiye dayandığını gösteriyor." ifadelerini kullandı. "ÖNCE ÇOBANLAR GELİYOR, ARDINDAN YERLEŞİMCİLER" İsrail'in işgal ettiği bölgelerde izlediğini öne sürdüğü yöntemi anlatan Oruç, "Çoban karakolları dedikleri bir yöntem uygulanıyor. Önce sürülerle birlikte silahlı çobanlar geliyor. Bölgedeki Suriyeli ya da Lübnanlı köylüleri hayvanlarını koruma bahanesiyle alanı terk etmeye zorluyorlar. Ardından İsrail askerleri geliyor ve daha sonra bağ evleri, çiftlikler ile yeni yerleşim alanları kuruluyor. Böylece yerleşimciler için kalıcı alan oluşturuluyor." sözleriyle süreci aktardı.Gazeteci Merve Şebnem Oruç, Golan Tepeleri'ndeki yerleşim modelinin Suriye'de de uygulanmaya çalışıldığını söyledi (Fotoğraf-Ahaber.com.tr ekran görüntüsü) "HEDEF TAMPON BÖLGE DEĞİL, KALICI YERLEŞİM" Yaşananların yalnızca güvenlik amacıyla oluşturulan bir tampon bölge olmadığını ifade eden Oruç, "Bu mesele sadece tampon bölge olarak kalması düşünülen bir süreç değil. Adım adım ilerleyen bir yerleşim planı var. Batı Şeria'da gördüğümüz yerleşim noktalarının benzerinin burada da oluşturulduğu görülüyor. Kendilerini durduracak bir güç çıkana kadar bu sürecin devam edeceği anlaşılıyor." değerlendirmesinde bulundu.Gazeteci Merve Şebnem Oruç, İsrail'in adım adım kalıcı yerleşim oluşturduğunu belirtti (Fotoğraf-Ahaber.com.tr ekran görüntüsü) "GOLAN TEPELERİ SURİYE'NİN TOPRAĞIDIR" A Haber canlı yayınında konuşan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Furkan Kaya, Golan Tepeleri'nin uluslararası hukuk açısından Suriye toprağı olduğuna dikkat çekerek, "Suriye Dışişleri Bakanlığı'nın resmi haritalarında Golan Tepeleri'nin Suriye sınırları içerisinde gösterilmesi gerekir. Donald Trump 'Golan'ı verdim' dedi ama vermekle olmuyor. Golan onun babasının malı değil. Burası 1967'deki Altı Gün Savaşı'ndan sonra işgal edildi ve hukuken Suriye'ye ait." ifadelerini kullandı.Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Furkan Kaya, Golan Tepeleri'nin uluslararası hukuk açısından Suriye toprağı olduğunu ifade etti (Fotoğraf-Ahaber.com.tr ekran görüntüsü) "GOLAN TEPELERİ'NİN EN BÜYÜK ÖNEMİ SU KAYNAKLARI" Golan Tepeleri'nin stratejik önemine değinen Kaya, "Golan Tepeleri sadece yüksek rakımı nedeniyle değil, sahip olduğu su kaynakları nedeniyle de son derece kritik bir bölge. İsrail, Taberiye Gölü başta olmak üzere bölgedeki su kaynaklarını kontrol etmeye çalışıyor. Litani Nehri hattı da bu stratejinin önemli parçalarından biri." sözleriyle bölgenin jeostratejik önemini anlattı.Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Furkan Kaya, Golan Tepeleri'nin stratejik öneminin su kaynaklarından kaynaklandığını söyledi (Fotoğraf-Ahaber.com.tr ekran görüntüsü) "ŞAM'I KUŞATAN BİR HAT OLUŞTURULUYOR" İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun daha önce yaptığı harita sunumlarını hatırlatan Kaya, "Netanyahu'nun televizyon ekranlarında gösterdiği tampon bölgeler zamanla Şam'ı kuşatacak şekilde planlanıyor. Lübnan'ın kuzeyine doğru genişleyen işgal yalnızca Lübnan'ı ilgilendirmiyor. Bu adımlar aynı zamanda Suriye'nin başkentini çevrelemeye yönelik uzun vadeli bir planın parçaları olarak değerlendiriliyor." ifadelerini kullandı.Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Furkan Kaya, İsrail'in Şam'ı kuşatmaya yönelik uzun vadeli bir plan izlediğini dile getirdi (Fotoğraf-Ahaber.com.tr ekran görüntüsü "DAVUT KORİDORU PLANI TÜRKİYE'NİN HAMLELERİYLE BOZULDU" İsrail'in Süveyda ve Dera üzerinden Deyrizor ile Kamışlı hattına uzanan bir koridor oluşturmayı hedeflediğini belirten Kaya, "Daha önce Dürzi ayrılıkçı gruplar üzerinden bir koridor oluşturulması planlanıyordu. Bu hattın Deyrizor'dan Kamışlı'ya, oradan da Sincar üzerinden Irak'ın kuzeyine uzanması hedefleniyordu. Ancak Türkiye'nin attığı adımlar bu planı bozdu." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin Irak ve Suriye'de yürüttüğü güvenlik politikalarına da değinen Kaya, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bağdat ziyareti, ardından gerçekleştirilen temaslar ve Pençe harekâtlarıyla birlikte terör koridorunun ana damarları kesildi. Sonrasında bölgede dengeler değişmeye başladı." ifadelerini kullandı.
"HEDEF SADECE GOLAN DEĞİL, ŞAM" İsrail'in nihai hedeflerinden birinin Şam olduğunu savunan Kaya, "Şeyh Dağı'ndan Şam yaklaşık 40 kilometre mesafede. Golan Tepeleri ve çevresindeki ilerleyiş taktik hedefler olabilir ancak stratejik hedef Şam'ın kuşatılmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.