"OSMANLI SÖMÜRGECİLİĞİ 400 YIL GECİKTİRDİ"
Bercan Tutar, Osmanlı'nın tarih boyunca Avrupa sömürgeciliğine karşı büyük bir set oluşturduğunu da dile getirdi. Tutar, "Osmanlı'nın Afrika'daki varlığı sömürgeleştirmeyi 400 yıl geciktirdi. Avrupa ancak Osmanlı zayıflayınca Libya'ya, Cezayir'e ve Fas'a girebildi" dedi.
Tutar, bugün Türkiye'nin yeniden yükselişinin eski sömürge düzenini tersine çevirdiğini belirterek, "Türkiye'nin yükselişi sömürgeleştirme hareketlerini tersine çeviriyor. Artık sömürgeci güçler o ülkelerde rahat barınamıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Berjan Tutar, Osmanlı’nın tarih boyunca Avrupa sömürgeciliğine karşı büyük bir set oluşturduğunu da dile getirdi. (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
"AFRİKA TÜRKİYE'Yİ KURTULUŞ ADRESİ GİBİ GÖRÜYOR"
Türkiye'nin kıtadaki etkisinin yalnızca ekonomik olmadığını vurgulayan Tutar, Ankara'nın insani yaklaşımı sayesinde Afrika'da büyük karşılık bulduğunu söyledi. Tutar, "Türkiye hem Avrupa'nın sömürgeciliğine karşı bir umut oldu hem de Çin'in borçlandırma politikalarına alternatif sundu. Bu nedenle Türkiye bir ilham kaynağı ve kurtuluş adresi gibi görülüyor" dedi.
Afrika'nın 1,5 milyarlık nüfusa sahip olduğunu ve yaklaşık 700 milyon Müslümanın yaşadığını hatırlatan Tutar, kıtanın genç nüfusu ve doğal kaynaklarıyla Türkiye açısından stratejik önemde olduğunu ifade etti.
"2005 AFRİKA YILI İLAN EDİLDİĞİNDE ELEŞTİRMİŞLERDİ"
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger ise Türkiye'nin Afrika açılımının yıllar önce başlatıldığını hatırlattı. Ülger, "2005 yılında Başbakan Tayyip Erdoğan '2005 yılını Afrika yılı ilan ediyoruz' dediğinde bazı çevreler bunu eleştirmişti" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin çok yönlü dış politika stratejisiyle hareket ettiğini belirten Ülger, Avrupa Birliği sürecinin zaman içinde tıkandığını ancak Türkiye'nin Afrika'da devasa bir açılım gerçekleştirdiğini söyledi.
BÜYÜKELÇİLİK SAYISI 12'DEN 45'E ÇIKTI
Prof. Dr. Ülger, Türkiye'nin Afrika'daki diplomatik varlığının son yıllarda olağanüstü şekilde arttığını belirterek, "Yüzyılın başında Afrika'da yalnızca 12 büyükelçiliğimiz vardı, bugün bu sayı 45'e çıktı" dedi.
Ülger, "Kadim sömürgecilere adeta Afrika'yı Türkiye dar etti denilse yeridir" sözleriyle Türkiye'nin kıtadaki etkisini özetledi.
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger ise Türkiye’nin Afrika açılımının yıllar önce başlatıldığını hatırlattı. (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
"ÇİNLİLER YENİ BİR HEGEMONYA KURMAK İSTİYOR"
Afrika'daki yeni küresel rekabete de dikkat çeken Ülger, Çin'in altyapı yatırımları ve kredi politikalarıyla bölgede yeni bir hegemonya oluşturmaya çalıştığını söyledi. Ancak Türkiye'nin diğer tüm aktörlerden farklı bir politika izlediğini vurgulayan Ülger, "Türkiye insancıl boyutları öne çıkarıyor ve o toplumların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak politikalar uyguluyor" dedi.
TİKA DETAYI: "BALIK VERMİYOR, BALIK TUTMAYI ÖĞRETİYOR"
Ülger, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı'nın (TİKA) Afrika'daki faaliyetlerine de dikkat çekti. TİKA'nın pek çok Afrika ülkesinde aktif olduğunu belirten Ülger, "TİKA ekonomik yardım yapmıyor, balık tutmayı öğretiyor. Sanayide, tarımda, turizmde destek sağlıyor" ifadelerini kullandı.
"SÖMÜRGECİLERDEN GERİYE KÖLE LİMANLARI KALDI"
Bercan Tutar ise Batılı ülkelerin Afrika'da kalıcı eser bırakmadığını söyleyerek dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Tutar, "İngilizler ve Fransızlar Afrika'dan ne bulduysa aldı götürdü. Eğer geriye bir eser kaldıysa bunlar köle merkezleri ya da köle taşımacılığında kullanılan limanlardır" dedi.
Osmanlı'nın ise gittiği bölgelerde eserler bıraktığını vurgulayan Tutar, "Afrika'da bugün bile Osmanlı'dan kalan eserler var. Hindistan'da Babür döneminden kalan yapılar var. Ama sömürgecilerden geriye talan düzeni kaldı" sözleriyle konuştu.