Son dakika: Milyonlarca kişi fotoğrafını paylaştı: "20'li yaşlar challenge" çılgınlığında büyük tehlike! Uyarı üstüne uyarı geldi
Giriş Tarihi: 07.05.2021 10:56 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 11:05
Instagram ve Twitter üzerinde son günlerde sosyal medyada gündem olan 20’li yaşlar meydan okuması ile kullanıcılar şu anki halleri ile 20 yıl önceki hallerini #20yearschallenge etiketiyle paylaşarak akıma katılıyor. Uzmanlardan paylaşılan bu fotoğraflar ile biometrik verilerin yapay zeka ile kopyalanabildiği uyarısının ardından bir uyarı da Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan'dan geldi.
Son günlerde sosyal medyada gündem olan 20'li yaşlar meydan okuması ile kullanıcılar şu anki halleri ile 20 yıl önceki hallerini #20yearschallenge etiketiyle paylaşarak akıma katılıyor. Özellikle instagram ve twitter üzerinde çok yaygın olan bu akıma milyonlarca kullanıcı katıldı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "20'li yaşlar challenge" ve benzeri akımların son günlerde popüler olduğuna dikkati çekerek, kişisel verileri ve yüz ifadelerini kopyalan bu gibi akımların, görsel veri işleme alanına zemin hazırladığını bildirdi.
Uzmanlar dünyada milyonlarca kişinin katıldığı #20yearschallenge akımına karşı uyardı: Tam bir kara kutu
Tüm dünya genelinde yayılan Selfie, Ice Bucket Challenge, Kiki Dansı ve Falling Stars akımları sosyal medyayı kasıp kavururken, bu akımlar kullanıcılardan yoğun ilgi görüyor. Son olarak Instagram ve Twitter üzerinde başlayan ve tüm sosyal medya ağlarına yayılan 20’li yaşlar meydan okuması ile kullanıcılar şu anki halleri ile 20 yıl önceki hallerini #20yearschallenge etiketiyle paylaşarak akıma katılıyor. Ancak uzmanlar kişisel verileri ve yüz ifadelerini kopyalayan bu tarz akımlara karşı kullanıcıları uyarıyor. Konuyla ilgili sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, "Bu gibi hassas verilerin hangi sunucularda nasıl tutulduğu, yeterli güvenliğe sahip olup olmadığı tam bir kara kutu." diyerek vatandaşları uyardı.
Tüm dünya genelinde yayılan Selfie, Ice Bucket Challenge, Kiki Dansı ve Falling Stars akımları sosyal medyayı kasıp kavururken, bu akımlar kullanıcılardan yoğun ilgi görüyor.
KATILMAK TEHLİKELİ Mİ?
Adeta bir virüs gibi yayılan bu akımlar başlangıçta eğlence amaçlı görünen masumane bir yapıya sahip. Özellikle son günlerde 20'li yaşlara ait fotoğraflar paylaşma akımına ünlülerin de dâhil olması sosyal medyada viral bir etki oluşumuna sebep oldu. Televizyon, müzik ve sanat dünyasının önde gelen isimleri gençlik yıllarına ait fotoğrafları #20liyaslarchallenge #20yearschallenge #20yearsold #20yaş hashtagleriyle paylaşmaya başladılar. Uzmanlara göre kullanıcıların akıma katılmasının sebebi yeni tip koronavirüs pandemisi. Peki bu akımlara katılmak doğru mudur? 20'li yaşlar akımına katılmak tehlikeli midir?
BAKAN YARDIMCISI SAYAN'DAN UYARI GELDİ
Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, son günlerde popüler olan "20'li yaşlar challenge" ve benzeri akımlara karşı dikkatli olunması gerektiğini belirterek, "Kişisel verilerimiz bizi belirli veya belirlenebilir hale getiren, bizi tanımlayan ve bize ait olan bilgilerimiz. Bu sebeple kişisel verilerimizi korurken, özellikle de sosyal medyada paylaşırken daha hassas davranmalıyız." ifadelerini kullandı.
Sayan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "20'li yaşlar challenge" ve benzeri akımların son günlerde popüler olduğuna dikkati çekerek, kişisel verileri ve yüz ifadelerini kopyalan bu gibi akımların, görsel veri işleme alanına zemin hazırladığını bildirdi.
Mümkün olduğunca dikkatli davranılması gerektiğini vurgulayan Sayan, yapay zeka teknolojilerinin çözmeye çalıştığı sorunlardan birinin de yaşlanmanın oluşturduğu yüzdeki değişikliklere karşı algoritmalara direnç kazandırmak olduğuna işaret etti.
Sayan, kişinin şimdiki haliyle eski halinin değişiminden, yapay zeka algoritmalarını besleyecek istatistiki veriler oluşturulduğu uyarısında bulunarak şunları kaydetti:
"TAM BİR KARA KUTU"
"Aynı zamanda farklı uygulamalar ve cihazlardan paylaştığımız parmak izi ve yüz taraması gibi verilerimiz, genetik verilerimizi barındırıyor. Bu gibi hassas verilerin hangi sunucularda, nasıl tutulduğu, yeterli güvenliğe sahip olup olmadığı tam bir kara kutu. Kişisel verilerimiz, bizi belirli veya belirlenebilir hale getiren, bizi tanımlayan ve bize ait olan bilgilerimiz. Bu sebeple kişisel verilerimizi korurken, özellikle de sosyal medyada paylaşırken daha hassas davranmalıyız."
Sayan, kişinin şimdiki haliyle eski halinin değişiminden, yapay zeka algoritmalarını besleyecek istatistiki veriler oluşturulduğu uyarısında bulunarak şunları kaydetti:
"Aynı zamanda farklı uygulamalar ve cihazlardan paylaştığımız parmak izi ve yüz taraması gibi verilerimiz, genetik verilerimizi barındırıyor. Bu gibi hassas verilerin hangi sunucularda, nasıl tutulduğu, yeterli güvenliğe sahip olup olmadığı tam bir karakutu. Kişisel verilerimiz, bizi belirli veya belirlenebilir hale getiren, bizi tanımlayan ve bize ait olan bilgilerimiz. Bu sebeple kişisel verilerimizi korurken, özellikle de sosyal medyada paylaşırken daha hassas davranmalıyız."
20yearschallenge akımı neden bu kadar ilgi gördü?
#20YEARSCHALLENGE NEDEN BU KADAR İLGİLİ GÖRDÜ?
Uzmanlara göre #20yearschallenge etiketiyle başlatılan uygulamanın bu kadar fazla ilgili görmesinin sebebi yeni tip koronavirüs pandemisi. Yeni tip koronavirüs pandemi döneminde insanların daha çok geçmişte yaşadığı deneyimleri hatırladığını belirten Uzman Psikolog Gizem Ünveren, "Çünkü ne zaman bitecek sorusu aslında "bir daha yaşayabilecek miyiz?" o fotoğraflara baktığımızda "Tekrar bu tatili, bu yaptıklarımızı yapabilecek miyiz?" bizi daha fazla kaygılandıran bir süreç oluşturuyordu. Burada olumlu duygularla ilişki kuruyoruz aslında. O yüzden de 20'li yaş olarak karışımıza çıkan süreçte de bizim ne kadar değiştiğimizi, geliştiğimizi, değişme ve gelişmeleri bize gösteriyor. Ne yapıyorduk, biz sosyal medyayı başkalarının hayatına duyduğumuz merak kendi hayatımıza duyduğumuz merakın önüne geçiyordu ve bu süreçte kendimizle ilişki kurduk, kendi duygularımızı hatırladık ve deneyimledik. Onlara tekrar yer verdik." dedi.
Uzmanlardan "20'li yaş challenge" uyarısı: Dikkat! Verileriniz toplanıyor
Türk hekimler araştırdı; Koronavirüs tedavisinde yeni umut! Zeytin yaprağı...
Giriş Tarihi: 25.04.2021 10:52 Güncelleme Tarihi: 25.04.2021 11:38
Zeytin yaprağının vücudu koronavirüse karşı korumada ve hastalığın tedavisinde etkinliği araştırıldı. Türkiye'de 3 üniversite ve 3 devlet hastanesinden 15 hekimin katılımıyla gerçekleşen çalışma, demleme zeytin yaprağı çayının vücudun savunma sisteminin bazı hücrelerini aktive ettiği ve gücünü artırdığını gösterdi. Araştırma ekibinde yer alan Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Zeytin yaprağı çayının koronavirüsün hem tedavisi hem önlenmesinde koruyucu etkisi olacağı gördük. Sabah 1, akşam 1 fincan şeklinde günde 2 kez tüketilebilir" dedi.
Vücüdu koronavirüse karşı korumada doğal tedavilerin rolü araştırılıyor. Zeytin yaprağı çayı da bu doğal tedavilerden biri. Bu çayın bağışıklık sistemini desteklediği biliniyordu. Türkiye'den bir grup bilim insanı bu etkinliği laboratuvar ortamında araştırdı. Türkiye'de 3 üniversite ve 3 devlet hastanesinden 15 hekimin katılımıyla gerçekleşen çalışma, demleme zeytin yaprağı çayının laboratuvar ortamında vücudun savunma sisteminin bazı hücrelerini (lökositlerin bazılarını) aktive ettiği ve gücünü artırdığını gösterdi.
"SAĞLIK BAKANLIĞI ONAYI İLE KLİNİK BOYUTU ARAŞTIRILIYOR"
Çalışma ekibinde yer alan Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Bu bir laboratuvar çalışmasıydı ve bu çalışmalar her zaman birebir kliniğe yansımaz. O nedenle şu anda da araştırmanın 2'nci ayağı olarak zeytin yaprağı çayını hastalara veriyoruz. Hastalık öncesinde hastalığa yakalanmayı azaltıp azaltmadığı araştırılıyor. Sağlık Bakanlığı onayı ile birlikte şu anda araştırmanın klinik boyutu araştırılıyor" diye konuştu.
"İLK SONUÇLAR BİZİM İÇİN BİR UMUT IŞIĞI OLDU"
Laboratuvar sonuçlarına göre araştırmanın başarılı olduğunu aktaran Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Kısmi de olsa zeytin yaprağı çayının vücutta bir fark oluşturduğunu gördük. Ama çalışma sona ermeden sonuçlar hakkında kesin bir yorum yapmak mümkün değil. İlk sonuçlar bizim için bir umut ışığı oldu. Zeytin yaprağı çayının usulüyle yapıldığında kısmen de olsa koronavirüsün hem tedavisi hem önlenmesinde koruyucu etkisi olacağı gördük. Laboratuvar çalışmalarında bu çayın savunma sistemi hücrelerindeki etkisine bakıldı. Lökositlerin makrofaj aktivitesini (bağışıklık sistemi üzerinde etki) kısmen de olsa etkilediğini ve gücünü artırdığını gördük. İlk çalışma ayrı ikinci çalışma ise ayrı yayın şeklinde olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYI NASIL TÜKETİLMELİ?
Çalışmada zeytin yaprağı çayının demleme şeklinde yapıldığını anlatan Prof. Dr. Akkoyunlu, "1 fincan kaynar suya 1 tatlı kaşığı kadar öğütülmüş zeytin yaprağını atıyorsunuz. 10 dakika demlendikten sonra tüketiyorsunuz. Sabah 1, akşam 1 fincan şeklinde günde 2 kez tüketilebilir. İnsanlar her gün sıcak içecek tüketiyor. Akşamları siyah çay tüketiliyor. Bunun yerine özellikle şu dönemde zeytin yaprağı çayını tüketebilirsiniz. Bunun yanında kekik çayı da aynı şekilde demlenerek tercih edilebilir" önerisinde bulundu.
İLAÇ ATIKLARI VE KATKI MADDELERİNE DİKKAT
Türk hekimler araştırdı: Zeytin yaprağı çayı koronavirüs tedavisinde umut oldu
Zeytin yaprağının vücudu koronavirüse karşı korumada ve hastalığın tedavisinde etkinliği araştırıldı. Türkiye'de 3 üniversite ve 3 devlet hastanesinden 15 hekimin katılımıyla gerçekleşen çalışma, demleme zeytin yaprağı çayının vücudun savunma sisteminin bazı hücrelerini aktive ettiği ve gücünü artırdığını gösterdi. Araştırma ekibinde yer alan Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Zeytin yaprağı çayının koronavirüsün hem tedavisi hem önlenmesinde koruyucu etkisi olduğunu gördük. Sabah 1, akşam 1 fincan şeklinde günde 2 kez tüketilebilir" dedi.
Zeytin yaprağı çayının koronavirüsün hem tedavisi hem önlenmesinde koruyucu etkisi olduğu belirtildi.Vücudu koronavirüse karşı korumada doğal tedavilerin rolü araştırılıyor. Zeytin yaprağı çayı da bu doğal tedavilerden biri. Bu çayın bağışıklık sistemini desteklediği biliniyordu. Türkiye'den bir grup bilim insanı bu etkinliği laboratuvar ortamında araştırdı. Türkiye'de 3 üniversite ve 3 devlet hastanesinden 15 hekimin katılımıyla gerçekleşen çalışma, demleme zeytin yaprağı çayının laboratuvar ortamında vücudun savunma sisteminin bazı hücrelerini (lökositlerin bazılarını) aktive ettiği ve gücünü artırdığını gösterdi.
SAĞLIK BAKANLIĞI ONAYI İLE KLİNİK BOYUTU ARAŞTIRILIYOR"
Çalışma ekibinde yer alan Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Bu bir laboratuvar çalışmasıydı ve bu çalışmalar her zaman birebir kliniğe yansımaz. O nedenle şu anda da araştırmanın 2'nci ayağı olarak zeytin yaprağı çayını hastalara veriyoruz. Hastalık öncesinde hastalığa yakalanmayı azaltıp azaltmadığı araştırılıyor. Sağlık Bakanlığı onayı ile birlikte şu anda araştırmanın klinik boyutu araştırılıyor" diye konuştu.
DHA"İLK SONUÇLAR BİZİM İÇİN BİR UMUT IŞIĞI OLDU"
Laboratuvar sonuçlarına göre araştırmanın başarılı olduğunu aktaran Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Kısmi de olsa zeytin yaprağı çayının vücutta bir fark oluşturduğunu gördük. Ama çalışma sona ermeden sonuçlar hakkında kesin bir yorum yapmak mümkün değil. İlk sonuçlar bizim için bir umut ışığı oldu. Zeytin yaprağı çayının usulüyle yapıldığında kısmen de olsa koronavirüsün hem tedavisi hem önlenmesinde koruyucu etkisi olacağı gördük. Laboratuvar çalışmalarında bu çayın savunma sistemi hücrelerindeki etkisine bakıldı. Lökositlerin makrofaj aktivitesini (bağışıklık sistemi üzerinde etki) kısmen de olsa etkilediğini ve gücünü artırdığını gördük. İlk çalışma ayrı ikinci çalışma ise ayrı yayın şeklinde olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
Çalışmada zeytin yaprağı çayının demleme şeklinde yapıldığını anlatan Prof. Dr. Akkoyunlu, "1 fincan kaynar suya 1 tatlı kaşığı kadar öğütülmüş zeytin yaprağını atıyorsunuz. 10 dakika demlendikten sonra tüketiyorsunuz. Sabah 1, akşam 1 fincan şeklinde günde 2 kez tüketilebilir. İnsanlar her gün sıcak içecek tüketiyor. Akşamları siyah çay tüketiliyor. Bunun yerine özellikle şu dönemde zeytin yaprağı çayını tüketebilirsiniz. Bunun yanında kekik çayı da aynı şekilde demlenerek tercih edilebilir" önerisinde bulundu.
Aşırı ve uygunsuz tüketim uyarısında bulunan Prof. Dr. Akkoyunlu şunları söyledi:
"Fazla tüketim vücutta toksik etkilere neden olabilir. O nedenle aşırıya kaçmadan, dozu ayarlanmış 1 tatlı kaşığı geçmeyecek ve sabah-akşam bir fincanı geçmeyecek şekilde tüketilebilir. Eğer uygun bir şekilde toplanmamış ve kurutulmamışsa bu ürünlerde küf oluşumu gerçekleşir. Bu da aflatoksin gibi karaciğerde kansere neden olabilecek düzeyde üremelere neden olabilir. Mantar üremeleri gelişebilir. O nedenle merdiven altı olmayan güvenilir işletmelerden bu ürünleri temin etmelisiniz. Burada marka ve sertifika çok önemli. CE ve TES sertifikalarına dikkat edilmesini öneririm.
Özellikle ilaç atıklarının ve katkı maddelerinin bu üründe olmaması gerekiyor. Özel olarak toplanması gerekiyor ve alerjik reaksiyonlar oldukça önemli. Alerjik reaksiyonu olan kişilerin bu ürünlere dikkat etmesi gerekir."
Akkoyunlu, son olarak zeytin yaprağı çayının laboratuvarda 1 haftalık etkisinin gözlendiğini ancak insanlar üzerindeki koruyuculuğu etkisinin ne kadar olacağının henüz araştırma konusu olduğunu belirtti.