Lady Victoria Hervey doğruladı! Jeffrey Epstein yaşıyor mu?
Giriş Tarihi:07 Şubat 2026 17:45 Son Güncelleme: 08 Şubat 2026 05:20
Epstein belgesindeki en sapkın eylem! 2 kadını cinsel ilişki sırasında...
Epstein'in eski İsrail Başbakanı Barak’la kurduğu "İthal Yahudi" planı ortaya çıktı!

Prens Andrew'un eski sevgilisi Lady Victoria Hervey, Jeffrey Epstein'ın hakkında büyük bir iddiada bulundu. Epstein'in ölmediğini, cezaevinden planlı bir operasyonla kaçırıldığını söyledi ve şuan İsrail'de saklandığını öne sürdü. Bu durum tartışmaları da alevlendirdi.
Prens Andrew'un eski sevgilisi Lady Victoria Hervey, Jeffrey Epstein'ın ölmediğini, cezaevinden planlı bir operasyonla kaçırıldığını ve İsrail'de saklandığını öne sürerek Epstein'ın ölümüne dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Geçtiğimiz günlerde Epstein'in İsrail'de bulunduğuna dair bir fotoğraf servis edilmiş ve bu kare geniş yankı uyandırmıştı.
Jeffrey Epstein'ın 2019'daki ölümüne ilişkin komplo teorileri yeniden alevlenirken, Prens Andrew'un eski kız arkadaşı Lady Victoria Hervey'in canlı yayındaki açıklamaları uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Andrew Windsor'ın eski sevgilisi Lady Victoria Hervey, hüküm giymiş finansör Jeffrey Epstein'ın ölmediğini ve cezaevinden kaçmak için karmaşık bir plan uyguladığını iddia etti. Hervey, LBC radyosunda Tom Swarbrick'in programına konuk olduğu sırada, hiçbir yönlendirme olmadan bu çarpıcı iddiayı gündeme getirdi.
"AÇIKÇASI ÖLDÜĞÜNE İNANMIYORUM" Canlı yayında konuşan Hervey, "Açıkçası Jeffrey Epstein'ın artık öldüğünü bile düşünmüyorum" diyerek resmi anlatıyı reddetti. Epstein'ın intihar ettiği yönündeki açıklamalara inanmadığını belirten Hervey, finansörün İsrail'e kaçtığını öne sürdü.

'TRİP VAN' VE CESET DEĞİŞİMİ İDDİASI
Lady Hervey, Epstein'ın cezaevinden bir "trip van" aracılığıyla çıkarıldığını ve cesetlerin değiştirildiğini savunan iddialara dikkat çekti. Bu teorinin yıllar önce 4Chan'de, kendisini cezaevi görevlisi olarak tanıtan anonim bir kişi tarafından dile getirildiğini hatırlatan Hervey, Epstein dosyalarının yayımlanmasının ardından bu iddiaların yeniden güç kazandığını savundu.
Hervey, dosyalarda yer alan bir e-postaya atıf yaparak, "Cesetlerin değiştirildiğini gördüğünü söyleyen gardiyanın mutlaka sorgulanması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
RESMİ KAYITLAR NE DİYOR?
Jeffrey Epstein, 2019 yılında New York'taki Metropolitan Correctional Center'da, seks ticareti suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken hücresinde ölü bulunmuştu. Cezaevi görevlileri, Epstein'ı sabah 06.30'da ranzasına asılı halde bulduklarını açıklamıştı. ABD Adalet Bakanı William Barr, olayı "hatalar zinciri" olarak nitelemiş, soruşturma sonrası bazı üst düzey cezaevi yetkilileri görevden alınmıştı.

"DOSYALARDA ADIN YOKSA KAYDA DEĞER DEĞİLSİN"
Epstein dosyalarında adının 23 kez geçtiğini söyleyen Lady Hervey, bunu önemsediklerini açıkça dile getirdi. Hervey, "Güçlüysen ve o çevredeysen, dosyalarda yer almamak hakaret olur. Bu, kimsenin seni ciddiye almadığı anlamına gelir" dedi.
GÜNDEM YARATAN FOTOĞRAF
Sapık milyarder Epstein'in ölmediğine dair iddialar uzun süredir gündemdeki yerini korurken, yeni dosyaların ortaya saçılmasının ardından servis edilen bir fotoğraf büyük ses getirmişti. Epstein'ın korumalar eşliğinde yürüdüğü ve İsrail'de bulunduğu iddia edilmişti.
Epstein skandalında 'Kraliyet' imzası: Prens William'dan, Prenses Diana'ya..

Jeffrey Epstein davasında kamuoyuna açıklanan yeni belgeler, İngiliz Kraliyet Ailesi ile olan ilişkilerin derinliğini ve savunma stratejilerini gün yüzüne çıkardı.
York Düşesi Sarah Ferguson’un samimi e-postalarından, Prens William’ın isminin geçtiği iş yazışmalarına kadar her detay akıllara durgunluk verdi.
ABD’de cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanırken 2019 yılında ölü bulunan Jeffrey Epstein’a ilişkin milyonlarca belge kamuoyuna açıldı. Belgelerin yayımlanmasıyla birlikte, Hollywood’un ünlü isimlerinden Kraliyet Ailesi’nin önde gelen üyelerine kadar uzanan sarsıcı iddialar gündeme geldi.
Prens Andrew ve Virginia Giuffre'nin bağlantısı
Dava dosyasına giren ilk savunma metni, Epstein’ın yakın çevresindeki bir ismin medyadaki "iğrenç yargılamaya" karşı isyanını içeriyor. İsmi sansürlü masözün Mar-a-Lago’da tanıştırıldığı ve Epstein için çalışmaya başladığı doğrulanıyor. Prens Andrew’un eve geldiği ve bu kişiyle tanıştığı açıkça kabul ediliyor. Virginia Giuffre ile yaşanan tüm cinsel iddialar reddediliyor; Prens Andrew veya Alan Dershowitz gibi isimlerin cinsel aktiviteye karıştığına dair "hiçbir bilgiye sahip olunmadığı" savunuluyor.
Sarah Ferguson’dan "tebrik" mesajı
2011 tarihli e-posta, York Düşesi Sarah Ferguson ile Epstein arasındaki dostluğun, skandallar patlak verdikten sonra bile sürdüğünü gösteriyor. Sarah, Epstein’a bir "erkek bebeği" olduğu haberini Prens Andrew’dan (Dük) aldığını belirterek onu tebrik ediyor. "Hala sevgi ve dostlukla buradayım" ifadesi, ilişkinin sadece resmi bir tanışıklıktan öte olduğunu kanıtlar nitelikte.
Prens William ve Jackie Chan detayı
14 Şubat 2014 tarihli e-posta, Epstein’ın isminin prestijli projelerle nasıl yan yana getirildiğini gösteriyor. Epstein ve kuruluşu Enhanced Education, Londra’daki yaban hayatı konferansına "cömert destek" vermiş. Yazışmanın altında yer alan "Prens William, Jackie Chan ile buluşuyor" notu, Epstein’ın sağladığı fonların dolaylı yoldan tahtın varisiyle ilişkili projelere sızdığını ortaya koyuyor.

"Hapishaneye ziyaret planı" (2009)
Bu yazışma, Sarah Ferguson ve kızları (Prenses Beatrice ve Eugenie) ile Epstein arasındaki samimiyeti belgeliyor. Sarah, Epstein'ın araç teklifini reddederek, "Philip'in (Levine) bize kendi arabasını ve polis memuru için yedek araba vermesini sağladım" diyor. Görüşmeye kızları Beatrice ve Eugenie’nin de dahil olması, Epstein’ın ailenin en iç halkasına kadar kabul edildiğini gösteriyor.
Prenses Diana'yla ilgili detaylar bulundu
Epstein’ın New York’taki malikanesinde (ve bazı iddialara göre Karayip adasındaki mülkünde) yapılan aramalarda, FBI ajanları gardırobun içine gizlenmiş çerçeveli bir gazete manşeti buldu. Çerçevede, Prenses Diana’nın ölümü veya hayatıyla ilgili çok ses getiren bir gazete kupürü yer alıyordu. (Bazı kaynaklar bunun The Times gazetesine ait bir ön sayfa olduğunu belirtiyor). Çerçevenin hemen yanında siyah bir elbise, siyah bir tişört ve kırmızı ayakkabıların asılı olduğu fotoğraflandı.
Ne olmuştu?
Jeffrey Epstein, finans dünyasındaki nüfuzunu kullanarak reşit olmayan kız çocukları ve genç kadınlara yönelik, sınırları aşan bir cinsel istismar ve insan ticareti ağı kurmuştu. Bu yapıyı yönetmek için kendisine ait özel bir ada edinen Epstein, 2019 yılında tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetti. Ölümünün ardından ABD Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve kamuoyuna yansıyan belgeler, iş ve siyaset çevrelerinden çok sayıda tanınmış ismin Epstein ile çeşitli düzeylerde temas halinde olduğunu ortaya koydu.
Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın, sapık milyarder Jeffrey Epstein ile Rusya’dan İsrail’e 1 milyon göçmen planını görüştüğü belgelerle ortaya çıktı. Skandal kayıtlar Batı’da deprem etkisi yaratırken, Avrupa’da hükümetler peş peşe sarsılmaya başladı.
Jeffrey Epstein dosyalarına giren yeni bir iddiada, eski bir çalışanın ifadelerine dayanıyor. Jeffrey Epstein'ın emriyle iki yabancı uyruklu kadının cinsel ilişki sırasında boğularak öldürüldüğü ve New Mexico'daki çiftliğine yakın bir alana gömüldüğü öne sürüldü; iddialar resmî makamlarca henüz doğrulanmadı.

Virginia Giuffre. (Görseller takvim.com.tr/arşivden alınmıştır)'TECAVÜZ' İDDİASI
Epstein'e karşı sürdürülen mücadelenin önde gelen isimlerinden olan ve geçen yıl intihar ettiği açıklanan Virginia Giuffre, "meşhur bir başbakan" tarafından tecavüze uğradığını anlatmıştı. Her ne kadar söz konusu başbakanın ismi açıklanmasa da birçok haberde bu sapığın Epstein ile yakın ilişki içinde olan Barak olduğu ileri sürülmüştü.
Sapkın Yahudi milyarder Jeffrey Epstein.
'YAHUDİLER ÜSTÜN'
Epstein'e Masha Drakova isimli birinden atılan mailde, "Zeki insanları bulmak için kriterler buldum. Ne kadar Yahudi olursan o kadar akıllı olursun. Sen yüzde 98 Yahudi olduğunu söyledin, çok akıllısın. Eski patronum yüzde 78 Yahudi. O da çok akıllı, ama senden daha az akıllı" ifadeleri kullanıldı.
Norveç prensesi Mette-Marit.
NORVEÇ KRALİYETİ SARSILIYOR
Norveç Kraliyet ailesi peş peşe ortaya çıkan skandallarla sarsılıyor. Geçen hafta Veliaht- Prenses Mette-Marit'in oğlu Marius Borg Hoiby hakkında tecavüz davası başladı. Anne Prenses'in Jeffrey Epstein ile de ilişkisi, samimi yazışmaları ve uygunsuz fotoğrafları ortaya çıktı. Skandal Norveç'i ayağa kaldırırken Kraliçe olmaya hazırlanan Mette- Marit'e tepki yağdı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer.
İNGİLİZ HÜKÜMETİ SALLANIYOR
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Epstein ile bağlantıları bulunduğu bilinen İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson'ı geçen yıl bu göreve atadığı için Epstein'in kurbanlarından özür diledi. İngiliz basınına göre Epstein dosyalarının ilk devireceği hükümet İngiltere olabilir.
FETÖ'NÜN AVUKATI EPSTEİN'İ DE TEMSİL ETTİ
Yahudi milyarder Jeffrey Epstein belgelerinde FETÖ bağlantısı dikkati çekiyor. FETÖ'nün avukatı Reid Weingarten'ın, Jeffrey Epstein'i de temsil ettiği ortaya çıktı. FETÖ'nün, 2016'daki darbe girişimi sonrası Epstein ile irtibat kurup destek istemesi belgelere yansıdı. Weingarten, gönderdiği mailde Epstein'den örgüt mensuplarının Türkiye'ye iade edilmemelerini ve ABD tarafından korunmalarını talep etti.
Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak.
MOSSAD – PKK KOL KOLA
Belgelerde Mossad'ın, terör örgütü PKK ve YPG'yi sürekli yönlendirip hain planlar yaptığı da yer alıyor. İsrail yönetiminin, Türk ordusunda İsrail'le iyi ilişkiler içinde olan grupların tasfiyesinden rahatsız olduğu da diğer bir konu.

Gözler ona çevrildi
Jeffrey Epstein'in 2019 yılında cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından, kamuoyunun dikkati Maxwell'e yöneldi. Maxwell'in siyaset, iş dünyası ve kraliyet çevreleriyle kurduğu ilişkiler uzun süre tartışıldı. Özellikle İngiltere Prensi Andrew ile bağlantıları, davanın en çok konuşulan başlıkları arasında yer aldı.

Bugün nerede?
Ghislaine Maxwell, ABD'de federal cezaevinde hükümlü olarak bulunuyor. Epstein ağına dair daha fazla bilgiye sahip olduğu ve bazı detayları açıklamadığı yönündeki iddialar ise kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

Jeffrey Epstein olayı
En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.

Açıklanan Epstein dava dosyalarında Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.
Pedofili Jeffrey Epstein'e Victoria’s Secret finansmanı! Para işleri mankenler üzerinden mi yürüdü? Taşın altından İsrail de çıktı
Jeffrey Epstein’e ait milyonlarca belgenin kamuoyuna açılması, yıllar boyunca gizli kalan istismar ağıyla birlikte bu ağın arkasındaki para ve güç ilişkilerini de gözler önüne serdi. Belgeler, Epstein’in yalnızca bireysel suçlar işlemediğini; siyaset, finans ve küresel elitlerle iç içe geçmiş organize bir yapı kurduğunu ortaya koyuyor. Dosyalarda en dikkat çeken başlıklardan biri ise Victoria’s Secret’ın sahibi milyarder Les Wexner ile Epstein arasındaki 1990'lara dayanan sıra dışı ilişki. Sapık Epstein, Yahudi asıllı patron Les Wexner'in asistanıydı ve MOSSAD'la kirli iş birliklerini yıllarca Victoria'a Secret markası üzerinden yaptı.
ABD'de reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ve insan ticareti suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken 2019 yılında cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein ile ilgili yaklaşık 6 milyon dosyadan 3 milyon dosyanın kamuoyuna açılması, dünyayı salladı.
Açıklananlar buzdağının görünen kısmı yani. Belgeler, Epstein'in işlediği suçların boyutunu ortaya koyarken, ölümüne ilişkin soru işaretlerini de daha görünür hale getirdi. Belgelerin en çarpıcı tarafı Epstein'in kurduğu kirli ilişki ağının genişliği... Kraliyet aileleri, Batılı başbakanlar, Nobelciler, Oscarlı isimler, dünyaca ünlü markaların patronları, finans dünyası ve dahası... Aralarında kullandıkları dil tam anlamıyla "çürümüş ve iğrenç..."
Victoria's Secret'ın sahibi Les Wexner ile Epstein arasındaki sıra dışı ilişki ortaya çıktı. Epstein 1990-2000 yılları arası Wexner'ın danışmanlığını yapmış ve bu görevini mankenlere daha rahat ulaşmak için kullanmış. (Fotoğraflar Sabah Gazetesi ve Takvim.com.tr arşivden alınmıştır.)
Peki tüm bu iddialara ve belgelere ABD kamuoyu nasıl bakıyor? Kimlerin adı geçiyor? Trump'ın başı dertte mi?BELGELERİN HEPSİ AÇIKLANMADI
ABD'de yapılan kamuoyu yoklamaları, toplumun büyük bölümünün resmî intihar açıklamasına ikna olmadığını gösteriyor. Anketlere göre Amerikalıların yaklaşık üçte ikisi, Epstein'in ölümüyle ilgili hükümetin tüm gerçekleri açıklamadığına inanıyor. Bu durum, Epstein dosyasının yalnızca adli değil, aynı zamanda siyasal ve kurumsal bir güven krizine dönüştüğünü ortaya koyuyor. ABD'de halkın yaklaşık %75'i tüm Epstein dosyalarının yayımlanmasını istiyor (PBS/ Newshour anketi). CNN ve YouGov anketlerinde çoğu Amerikalı, hükümetin hala önemli bilgileri sakladığını düşünüyor.
TRUMP 'TEMİZİM' DİYOR
ABD Başkanı Donald Trump'a yakın MAGA çevrelerinde Epstein dosyaları farklı şekillerde yorumlanıyor. Bir kesim, Epstein'in "küresel elitler tarafından susturulduğunu" savunurken; bir başka kesim dosyaların Trump'a karşı siyasi bir silah olarak kullanıldığını öne sürüyor. Epstein belgelerinin Trump'a karşı olduğunu savunanlara göre ABD içerisindeki "bazı güçler" hem ülkedeki İsrail lobilerini bastırmak hem de Trump'ı "kontrol etmek" istiyor.
Trump ise dosyaların açıklanmasını destekleyerek, kendisiyle ilgili iddiaları reddediyor ve "temizim" mesajı vermeye çalışıyor. Trump şunu savunuyor: "Sonuçta dosyaları benim Adalet Bakanlığım açıklıyor, dolayısıla benim korkacak bir geçmişim yok..." Jeffrey Epstein dosyalarının kamuoyuna açılması, işlenen suçların vahametini bir kez daha ortaya koydu.
Ancak Epstein'in cezaevindeki ölümü, güvenlik zaafları ve yargı önüne çıkarılamayan bağlantılar nedeniyle ise şüpheler giderilmiş değil. Epstein dosyası, ABD hukuk sistemi ve devlet şeffaflığı açısından tarihe geçen bir kriz dosyası olarak anılmaya devam ediyor.

DOSYALAR ÜNLÜ İSİMLERLE DOLU
Açıklanan belgelerde; soruşturma raporları, uçuş kayıtları, takvim ve telefon dökümleri, tanık ifadeleri ile çeşitli yazışmalar yer alıyor. Dosyalarda siyaset, iş dünyası ve küresel elit çevrelerden çok sayıda tanınmış ismin adı geçiyor. Ancak ABD ana akım medyası, kritik bir ayrımın altını çiziyor: Bir dosyada ismin geçmesi, suçlama anlamına gelmiyor. Bugüne kadar Epstein dosyalarında adı geçen kişilerin büyük bölümü hakkında resmî bir iddianame hazırlanmadı. Dosyalarda ismi geçen bazı ünlüler: Bill Clinton, Bill Gates, Donald Trump, Elon Musk, Peter Attia, Steve Tisch, Casey Wasserman, Brett Ratner, Howard Lutnick, Ehud Barak, Sergey Brin, Larry Summers, Miroslav Lajcák, Steve Bannon, Lord Mandelson, Sarah Ferguson, Richard Branson, Andrew Mountbatten- Windsor, Woody Allen, eski Norveç Başbakanı ve Nobel Komitesi Başkanı Thorbjorn Jagland, Norveç Prensesi Prenses Mette-Marit, Noam Chomsky, Les Wexner, Leon Black, Chris Tucker, Kevin Spacey...
Victoria's Secret markasının sahibi Les Wexner. (Fotoğraf: The Wall Street Journal)
DOSYALARDA ADI GEÇEN EN KRİTİK İŞ ADAMI
Jeffrey Epstein dosyalarında adı geçen en kritik iş adamlarından biri, Victoria's Secret markasının sahibi olan milyarder Aslen Yahudi olan Les Wexner. Epstein'in, yıllar boyunca Wexner'in kişisel ve kurumsal serveti üzerinde olağanüstü yetkilere sahip olduğu görüldü. ABD ana akım medyasına göre bu durum, avukatlar aracılığıyla verilen son derece geniş bir hukuki yetkilendirme sayesinde mümkün oldu.
ABD Adalet Bakanlığı, 19 Aralık 2025'te Jeffrey Epstein (solda), Abigail Wexner (ortada) ve Leslie Wexner'ın (sağda) bir fotoğrafını yayınladı.
2025 yılı itibariyle servetinin yaklaşık olarak 10 milyar dolar olduğu belirtilen Les Wexner, 1991 yılında Jeffrey Epstein'e geniş kapsamlı bir "Power of Attorney" (vekaletname) verdi. Bu belgeyle Epstein:
Wexner adına banka hesaplarını yönetebildi,
Gayrimenkul alım-satımı yapabildi,
Şirketler arasında para transferleri gerçekleştirebildi,
Vergi, finans ve yatırım işlemlerinde tam yetkili temsilci konumuna geldi.

MOSSAD, PARA İŞLERİNİ MANKENLER ÜZERİNDEN Mİ YÜRÜTTÜ?
ABD ana akım medyasına göre bu dosya: Epstein'in nasıl bu kadar büyük bir finansal güce ulaştığını, neden 'her kapıyı açabilen' Times, Victoria Secret'ın patronu ile ilişkisine dair "Epstein imparatorluğunun finansal temel taşı" diyor. Bazı iddialara göre İsrail istihbaratı Epstein ile para akışını da bu gibi firmalar üzerinden yapmış olabilir.

GHISLAINE MAXWELL VE İSRAİL BAĞLANTISI
Epstein dosyalarının kamuoyuna yansımasıyla birlikte sevgilisi Ghislaine Maxwell'in de istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğu yönündeki iddialar yeniden gündeme geldi. Epstein–Maxwell ağının, güçlü ve etkili isimler hakkında şantaj amaçlı bilgi topladığı, bu bilgilerin yabancı istihbarat servislerinin işine yarayabileceği öne sürüldü. Epstein ile Maxwell'in MOSSAD adına çalıştıkları ileri sürülüyor. Maxwell, ABD'de görülen davada reşit olmayanların cinsel istismarı ağına yardım etmekten mahkûm edildi; istihbarat bağlantısı suçlaması dosyada yer almadı.

MEDYA DEVİ MAXWELL EPSTEIN SKANDALININ GÖBEĞİNDE
Yahudi milyarder Jeffrey Epstein dosyalarında en dikkat çeken isimlerden biri, uzun yıllar birlikte olduğu ve suç ağına yardım etmekten mahkûm edilen Ghislaine Maxwell oldu. Maxwell yalnızca Epstein'in sevgilisi değil, aynı zamanda mağdurlarla temas kuran, onları yönlendiren ve ağı organize eden kilit figür olarak yargılandı. Maxwell'in geçmişi ise dosyaya uluslararası ve istihbarat boyutlu iddiaların eklenmesine yol açtı.
İSRAİL'LE YAKIN İLİŞKİSİ VARDI
Ghislaine Maxwell'in babası, medya patronu Robert Maxwell, 1991 yılında Kanarya Adaları açıklarında, kendisine ait lüks yatından Atlantik Okyanusu'na düşerek hayatını kaybetti. Resmî kayıtlara göre ölüm nedeni "kaza" olarak açıklandı. Son çıkan iddialara göre ölümümnün arkasında İsrail istihbaratı MOSSAD olabilir. Ölümündensonra ortaya çıkan belgeler, Maxwell'in medya imparatorluğunu finanse etmek için kurduğu kirli ağı gösterdi. İngiliz ve ABD basınında yer alan bazı eski haber ve kitaplarda:
Maxwell'in İsrail devleti ve istihbarat çevreleriyle yakın ilişkileri olduğu,
Bazı operasyonlarda "gayriresmî aracı" rolü üstlendiği yazıldı.
LES WEXNER'IN BAŞDANIŞMANI!
2019 yılında New York Times'da yayınlanan ve "Jeffrey Epstein, Victoria's Secret'ın Arkasındaki Milyarderi Servet ve Kadınlar İçin Nasıl Kullandı?" başlıklı bir haberde, bir gazeteci ekibi, Epstein'ın 1990'larda Victoria's Secret'ın CEO'su Les Wexner'e danışmanlık yaptığını ortaya çıkardı. On yıl boyunca Epstein, genç modellere erişim sağlamak için markanın işe alım sorumlusu gibi davranmış. Epstein'le Les Wexner ilişkisi oldukça derin görünüyor. İkili, 1980'lerin ortalarından sonlarına doğru sigorta yöneticisi Robert Meister tarafından tanıştırılmış ve New York Times'ın haberine göre Wexner sonunda "Epstein'e kendi adına borç para alması, vergi beyannamelerini imzalaması, personel işe alması ve satın almalar yapması için yetki vermişti." Haberde ayrıca Epstein'in Wexner üzerindeki iş ve finansal etkisine ve Epstein'in Ed Razek ile olan çalışma ilişkisine de değiniyor.

ÖRGÜTLÜ BİR ÇOCUK İSTİSMAR AĞI KURDU
ABD savcılık makamlarına göre Epstein, yıllar boyunca 14–17 yaş aralığındaki kız çocuklarını para karşılığı evlerine ve malikânelerine getirerek cinsel istismara maruz bıraktı. Soruşturma dosyalarında, çok sayıda mağdurun ayrıntılı ifadeleri yer aldı. Savcılığa göre Epstein yalnız hareket etmedi. Mağdurları başka kişilere yönlendiren, farklı eyaletleri ve ABD dışını kapsayan örgütlü bir çocuk fuhuşu ve insan ticareti ağı kurdu.

GAZZE'DE YAŞANAN KORKUNÇ KATLİAMLARDA DA EPSTEİN'İN İZLERİNE RASTLIYORUZ
Korkunç cinsel istismar ağına devlet adamları, akademi dünyası ve ultra zenginleri dahil eden Jeffrey Epstein hakkında ortaya dökülen yeni bilgiler tüm dünyanın kanını donduruyor. Gizli yazışmalarında Yahudi kaynaklı bir terminoloji kullanan siyonist milyarder Epstein'in, Yahudi olmayan insanları aşağılamak için Talmut kökenli "Goyim" kelimesini kullanması, kod isim olarak BAAL'ı (İbranilerin Yahudi inancından önceki tanrısı) kullanması tartışmayı farklı bir boyuta taşıdı.
Gazze'deki çocuk katliamı ile başlayan ve Epstein skandalında bebek kanını içme iddiası ile yeniden gündeme gelen bu vahşetin kökeninde siyonizmin ve tahrif edilmiş Yahudi inancının rolü var mıydı? Bu soruyu Türkiye'de Yahudilik ve Hristiyanlık tarihi üzerinde uzan yıllardır araştırmalar yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Zafer Duygu'ya sorduk.
-Yahudileri şiddete dayalı ideolojisinin doğuşu 19. yüzyılın sonuna dayanıyor. Daha öncesinde tahrif edilmiş Yahudi inancında kendinden olmayana yönelik şiddet, ahlaksızlık var mıydı?
-Siyonist ideolojinin günümüzde şiddetin her çeşidini İsrail Devleti üzerinden "Yahudi olmayan" insanlara ve özellikle de Müslümanlara karşı bir dış politika esasına dönüştürdüğü açıktır. Kendisinden olmayanı tehcir etmeyi ya da sistematik biçimde öldürmeyi sıradanlaştıran bu politikanın, Yahudi kutsal yazılarından bir meşru zemine sahip olduğu da söylenebilir. Esasen Tanah metinlerinde bir taraftan "yabancı" kimselere hakkaniyetli ve merhametli davranılmasına ve empati, hukuki eşitlik ve ahlaki sorumluluk gibi kavramların bu bağlamda gözden uzak tutulmamasına yönelik pek çok açık emir yer almaktadır. Ancak öte taraftan, Hz. Musa'dan sonra Yeşu önderliğinde ele geçirilen Kenan topraklarında yerli halklara karşı izlenen sistematik yok etme politikaları ya da henüz Hz. Musa döneminden itibaren Amaleklilerin toptan yok edilmesine yönelik arayış ve uygulamalar, İsrailoğulları'nın kendilerinden olmayanlara karşı izleyebildikleri şiddet yolunu örneklendirmektedir. Burada altı çizilmesi gereken önemli bir husus, bu büyük şiddetin ve hatta öteki (düşman?) halkların tamamen yok edilmesi talep ve uygulamasının (yani söz konusu örneklerde Kenan halklarının ve Amaleklilerin soykırıma maruz bırakılmalarının) Tanah metinlerinde "ilahi emir" olarak sunulmuş olmasıdır. Burada hem bu gibi örnekleri çoğaltmak hem de Talmud kayıtlarını da işin içine katarak Yahudilerin kendilerinden olmayanlara karşı tutumlarını daha geniş bir yelpazede tartışmak elbette mümkündür. Son tahlilde görülen, Yahudi inancında kendinden olmayana yönelik şiddetin meşru zemine oturtulabileceğidir.
-Epstein'in bir Yahudi olduğu biliniyor. Yahudi geleneğine bağlı olduğunu kullandığı dini terimlerden anlıyoruz. Epstein'in adasında yaşanan korkunç olayları dini açıdan ve özellikle Yahudilik açısından nasıl yorumlarsınız?
-Epstein'in Yahudi olduğu biliniyor, fakat onun, Yahudi geleneklerine bağlı olup olmadığını bilmiyorum. Epstein Skandalı, şüphesiz dünya ölçeğinde Yahudiliğin 'seçilmişlik', 'vadedilmiş toprak' ve 'Mesih ve ahiret düşüncesi' gibi temel öğretilerinin yeniden gündeme gelmesine ve daha sıkı sorgulanmasına sebep olacaktır. Bununla beraber Baal Tapımı ve çocuk kurbanı gibi iddialar, insanların ilgisi dinler tarihinin başka alanlarına da çekecektir. Yahudiler açısından bakıldığında ise, onların İsrail'in Gazze'de yaptığı katliamlardan itibaren yaşadıkları prestij kaybı daha da artan bir ivmeyle sürecektir. Epstein Adası'nda yaşanan ve pek çok detayına henüz tam anlamıyla vakıf olamadığımız korkunç olayları Yahudilik açısından yorumlamak oldukça güç ve kapsamlı bir teşebbüs olur. Çocuk kurbanı gibi ritüeller Tevrat'ta ve Talmud'da kesin bir dille yasaklanmıştır. Ancak Epstein'in -eğer iddialar doğruysa- banka hesabına "Baal" adını vermesini de basit bir tesadüf olarak mı görmek gerekir? Bu eksendeki tartışmaların gündemi uzun süre meşgul edeceği kanaatindeyim.

HÜCRESİNDEKİ ÖLÜMÜ ŞÜPHELi
Jeffrey Epstein, 10 Ağustos 2019'da New York'taki federal cezaevinde hücresinde ölü bulundu. ABD Adalet Bakanlığı ve Federal Cezaevleri Bürosu, ölüm nedenini intihar olarak açıkladı. Ancak olayın hemen ardından ortaya çıkan ayrıntılar, kamuoyunda ciddi şüpheler yarattı:
Epstein'in bulunduğu koğuşu izleyen kameraların çalışmadığı açıklandı.
Epstein'in her 30 dakikada bir kontrol edilmesi gerekirken, bu kontrollerin yapılmadığı ortaya çıktı. Yer alan kayıtlarda 2 dakika 53 saniyelik bir bölümün makaslandığı ortaya çıktı.
Cezaevi yönetimi ve gardiyanlar hakkında soruşturmalar açıldı.
Son olarak öldüğü sırada hücrede turuncu kıyafetli gizemli biri ortaya çıktı.
AKADEMİK YA DA İŞ TECRÜBESİ YOKTU
New York'ta doğup büyüyen Epstein 1970'lerin ortasında şehirdeki özel Dalton School'da matematik ve fizik öğretmenliği yapıyordu. Üniversitede de matematik ve fizik okumuş ancak mezun olmamıştı. Ancak kısa sürede Wall Street'te üst düzey isimlerle aynı masaya oturmaya başladı. Epstein'e "iş veren"
şirketler onu "süper tecrübe ve zeka" olarak tanımlıyor. Ancak Reuters ve New York Times'a göre, Epstein'in resmî bir finans lisansı, akademik derecesi ya da kayıtlı bir fon yönetim geçmişi bulunmuyordu. Bu durum, "Bu güven neden ve nasıl oluştu?" sorusunu güçlendirdi. Epstein'in ölümü veya hapishaneden kaçırılması iddialarının ardından üzerinde yaklaşık 600 milyon dolar bir servetin olduğu ortaya çıktı.
2008'DE HAPİSTEN KURTARILMIŞTI
Epstein dosyasının en kritik başlıklarından biri, 2008 yılında Florida'da yapılan ve Epstein'in ağır suçlamalardan kurtulmasını sağlayan savcı–sanık anlaşması oldu. Bu anlaşma sayesinde Epstein, federal yargıdan muaf tutuldu; sadece daha hafif bir suçtan 13 ay yarı açık cezaevi cezası aldı. Daha sonra ABD Adalet Bakanlığı, bu anlaşmanın mağdurların bilgilendirilmeden yapılmasının hukuka aykırı olduğunu kabul etti. Söz konusu uzlaşma, ABD hukuk tarihinde "en tartışmalı savcı anlaşmalarından biri" olarak anılmaya devam ediyor.
(İrfan Sapmaz-Sabah Gazetesi)



























Dava ve yargılama süreciGhislaine Maxwell, 2020 yılında ABD'de yakalanarak tutuklandı. 2021'de görülen davada jüri, Maxwell'i reşit olmayanların cinsel istismarı ve insan kaçakçılığına yardım etmekten suçlu buldu. Mahkeme, 2022 yılında Maxwell hakkında 20 yıl hapis cezası verdi.