ABD İsrail'den izahat istedi! Kusra'daki kuşatma Washington ile Tel Aviv arasında yeni bir gerilim hattı açtı, kriz derinleşti
Batı Şeria’da yerleşimci terörü ABD’yi bile rahatsız etti
ABD ile İsrail arasındaki gerilim, işgal altındaki Batı Şeria'da yaşanan çarpıcı bir olayla yeni bir boyut kazandı. İsrailli yerleşimcilerin Filistin'in Kusra köyünde iki Filistinli aileyi günlerce evlerinde kuşatma altında tutması Washington'un sert tepkisine yol açtı. ABD'li yetkililer Tel Aviv'den olayla ilgili açıklama isterken, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee yaşananları "korkunç bir terör eylemi" olarak nitelendirdi.
İSRAİL’in işgali altındaki Batı Şeria’da yerleşimci terörü yıllardır devam etse de bölgedeki son gelişmeler bu sefer ABD ve İsrail’de bile rahatsızlık yarattı. Pazar gününden bu yana Nablus’un güneyindeki Kusra köyünde süren yerleşimci ablukasına karşılık İsrail ordusu bölgeye tabur gönderdi. Krizi fırsata çeviren askerleri üç evi zorla tahliye ederken 16 evi de askeri karargâha dönüştürdü. İsrail güçlerinin bölgedeki yerleşimci şiddetini “sözde durdurmakta zorlanması” Washington’ın da tepkisini çekti.
İsrail işgal güçlerinin bölgedeki yerleşimci şiddetini sözde durdurmakta zorlanması Washington'da da tepki toplarken, ABD yönetiminin İsrailli muhataplarına "öfke dolu" mesajlar gönderdiği bildirildi.
İsrail basınına göre Amerikalı yetkililer, İsrail'de anarşi olup olmadığını ve ordunun Filistinlilerin zarar görmesini nasıl engelleyemediğini sorguladı.
İsrail işgal güçlerinin bölgedeki yerleşimci şiddetini durdurmakta zorlanması Washington'da da tepki toplarken, ABD yönetiminin İsrailli muhataplarına "öfke dolu" mesajlar gönderdiği bildirildi. İsrail basınına göre Amerikalı yetkililer, İsrail'de anarşi olup olmadığını ve ordunun Filistinlilerin zarar görmesini nasıl engelleyemediğini sorguladı.
Kusra'daki olay, İsrail'in işgal ve yerleşim politikaları nedeniyle uluslararası alanda yoğun eleştiriler aldığı bir dönemde ABD ile İsrail arasındaki görüş ayrılıklarının da derinleştiğine işaret etti.
ABD'DEN TEL AVİV'E SERT MESAJ: "BU NASIL MÜMKÜN OLABİLİR?"
İsrail basınında yer alan haberlere göre ABD'li yetkililer, Kusra'da yaşananlardan dolayı İsrailli mevkidaşlarına sert tepki gösterdi.
Washington'un mesajlarında, İsrail ordusunun Filistinlileri korumakta neden başarısız olduğu ve yerleşimcilerin neden günler boyunca bölgeden uzaklaştırılamadığı sorgulandı.
Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre ABD'li yetkililer, olay karşısında "şoke olduklarını" söyledi.
Amerikalı yetkililerin ayrıca İsrail'de güvenlik mekanizmasının kontrolünü kaybedip kaybetmediğine ilişkin sorular yönelttiği bildirildi.
Bu gelişme, Washington ile Tel Aviv arasındaki ilişkiler açısından dikkat çekici bir tablo ortaya çıkardı. Zira eleştirinin hedefinde yalnızca yerleşimcilerin saldırıları değil, İsrail işgal güçlerinin bu saldırıları önleyememesi de bulunuyor.
"KORKUNÇ BİR TERÖR EYLEMİ"
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise Washington'dan gelen tepkiyi daha da ileri taşıdı
Huckabee, Filistinli ailelerin evlerinin kuşatılmasını "korkunç bir terör eylemi" olarak tanımladı.
ABD'li büyükelçi, İsrailli yerleşimcilerin aileleri korkutmak ve taciz etmek amacıyla gerçekleştirdiği eylemlerin "iğrenç" olduğunu belirterek bu tür davranışların hiçbir mazeretinin olamayacağını söyledi.
Huckabee ayrıca ABD Büyükelçiliğinin İsrail'den yerleşimcileri bölgeden çıkarmasını istediğini açıkladı ve söz konusu grubu "İsrailli teröristler" olarak nitelendirdi.Bu çıkış özellikle dikkat çekiciydi. Çünkü Huckabee uzun süredir İsrail'deki yerleşimci hareketinin destekçisi olarak biliniyor ve geçmişte işgal altındaki Batı Şeria'nın İsrail kontrolünde tutulmasına destek vermişti. Buna rağmen yerleşimcilerin Kusra'daki eylemlerine yönelik eleştirisi son derece sert oldu.
ABD VATANDAŞI FİLİSTİNLİ İŞ İNSANI: "KENDİ EVİMİZDE REHİNEYİZ"
Olayın Washington açısından daha da hassas hale gelmesinin önemli nedenlerinden biri, kuşatılan mülkün sahibinin Filistin asıllı Amerikalı bir iş insanı olması.
Ohio'da yaşayan Lou Ridi, evinde mahsur kalan kardeşi ve yeğeninin durumunu uzaktan güvenlik kameraları aracılığıyla takip etti. Ridi, kardeşi ve ergenlik çağındaki oğlunun günler boyunca evden çıkamadığını, yiyecek ve suya erişimlerinin kalmadığını anlattı.
Ridi ayrıca yerleşimcilerin evini yalnızca son birkaç gündür değil, aylardır taciz ettiğini söyledi.
İddialara göre yerleşimciler evin su ve elektriğini kesti, taş attı ve hem bu mülkte hem de bölgedeki en az bir başka evde hasara neden oldu.
Amerikalı Filistinli iş insanı yaşananları şu sözlerle özetledi:
"Kendi evimizde mahkûmuz, kendi evimizde rehineyiz."
Ridi'nin ABD Büyükelçiliğine başvurmasının ardından Washington'un İsrail'le temasa geçtiği belirtildi.
İSRAİL İŞGAL GÜÇLERİ YERLEŞİMCİLERLE DUA ETTİ Kusra'daki olayın en fazla tepki çeken ayrıntılarından biri ise bölgeye ilk ulaşan İsrail askerlerinin yerleşimcilerle birlikte dua ettiğinin ortaya çıkması oldu. İsrail işgal güçleri daha sonra bu davranışın kabul edilemez olduğunu belirterek söz konusu askerler hakkında disiplin işlemi uygulanacağını açıkladı. Çarşamba günü İsrail güvenlik güçleri yerleşimcileri bölgeden çıkarmaya çalıştı. Ancak daha kalabalık bir yerleşimci grubuyla karşılaşan İsrail askerleri ve sınır polisi çatışmaya girdi. Güvenlik güçleri göz yaşartıcı gaz ve ses bombaları kullandı.
Buna rağmen yerleşimcilerin tamamen bölgeden uzaklaştırılması mümkün olmadı.Daha sonraki görüntülerde İsrail güçlerinin yerleşimcilerin barınmak için kullandığı tenteyi kaldırdığı, ancak diğer ekipmanlara dokunmadığı görüldü. Reuters da İsrail askerleriyle yerleşimciler arasında çatışma yaşandığını ve güvenlik güçlerinin göz yaşartıcı gaz kullandığını bildirdi.
YERLEŞİMCİLERİN AMACI NE? Kusra'daki yerleşimcilerin tam olarak neyi hedeflediği netlik kazanmış değil. Ancak Filistinli yetkililer ve insan hakları kuruluşları, benzer olayların daha önce de yaşandığına dikkat çekiyor. Geçmişte İsrailli yerleşimcilerin Filistinlileri evlerinden çıkmaya zorladığı ve mülklerini ele geçirdiği biliniyor. Kusra Belediye Başkanı Abdel Azim Wadi, bölgede "Kusra'nın hedef alınmasına yönelik açık ve sürekli bir model" bulunduğunu söyledi.
Geçen ay köyde yeni tamamlanan bir cami ateşe verilmiş, çevresine İbranice yazılar yazılmıştı. Bu olayın ardından yaşanan şiddet olaylarında dört Filistinli ve iki İsrail işgal gücü hayatını kaybetmişti. Temmuz ayında ise Kusra yakınlarındaki Jalud köyünde bir Filistinli aileye ait ev iki haftadan uzun süre yerleşimciler tarafından kuşatılmıştı. Kuşatmanın ardından ev sahipleri bölgeden ayrılırken yerleşimciler mülkü ele geçirdi ve burada kalmayı sürdürdü.
ELEKTRİĞİ VE SUYU KESTİLER
Kusra köyünde yaşayan Filistinli Abu Ridi ve Hasan aileleri hafta sonundan bu yana aşırı sağcı İsrailli yasadışı yerleşimcilerin ablukası altında cehennemi yaşıyor. Yerleşimciler üç ailenin evlerinin önüne çadır kurarak çıkmasını engelledi. Aileleri taciz eden yerleşimciler evlerin elektrik ve su hatlarını kesti. İngiliz Guardian gazetesine konuşan abluka altındaki ailelerden birinin ferdi olan Yusuf Hasan yaşadıkları mağduriyeti anlattı. Elektrik kesinitlerinden dolayı güneş panellerini kullanarak telefonlarını şarj edebildiklerini aktaran Hasan ancak bu sayede sosyal medya vasıtasıyla seslerini duyurabildiklerini söyledi. Evde sadece su ve meyve suyu kaldığını, iki yaşındaki küçük kızının da devamlı hastalandığını anlatan Hasan, yerleşimcilerin bölgeye ambulansın girmesine izin vermediğini söyledi.
İSRAİL SÖZÜNÜ TUTMADI
Olayların şiddetlenmesi üzerine önceki gün İsrailli komutan Avi Bluth’un aileleri ziyaret ettiğini ve kuşatmanın kaldırılacağını söylemesine rağmen bunun gerçekleşmediğini anlatan Filistinli adam, “Komutan geldi ve bize ‘yerleşimcileri uzaklaştıracağına dair’ güvence verdi. İlk defa ciddiye alındığımızı hissettik ancak sözünü tutmadı” dedi. Bu süre içerisinde İsrail ordusu ve yerleşimciler arasında kısa süreli bir çatışma olmasına rağmen askerlerin geri çekildiğini aktaran Hasan, “Her gün evimize taş atıp kapımızı kırmaya çalışıyorlar. Kendi evimizde, kendi toprağımızda yaşıyoruz. Güvende ve onurlu bir şekilde yaşama hakkından başka bir şey istemiyoruz” dedi.
‘ZORLA TAHLİYE’ YALANLANDI
Yerleşimcilerin eylemlerinden “ciddi endişe duyan” İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir dün erken saatlerde bölgeye “piyade taburu gönderilmesi talimatını” verdi. Yaklaşık bine yakın asker, askeri araçlar ve buldozerlerle köye girdi. Batı ve güney bölümlerinde konuşlanarak Hasan ve Abu Ridi ailelerini zorla evlerinden tahliye etti. Köye girişleri kapatan ordu 16 evi de askeri karargâha dönüştürdüğünü duyurdu. Ancak ilerleyen saatlerde İsrail ordusu, askerlerin bölgede güvenliği sağlamak için konuşlandırıldığını ve ailelerin evlerinden çıkarılmayacağını duyurdu. Öte yandan Filistinli aileler ise bölgedeki gazetecilere evlerinden tahliye edildiklerini söylüyor.
NETANYAHU’YA TELEFON
İsrail güçlerinin bölgedeki yerleşimci şiddetini durdurmakta zorlanması Washington’da da tepki toplarken, ABD yönetiminin İsrailli muhataplarına “öfke dolu” mesajlar gönderdiği bildirildi. İsrail basınına göre Amerikalı yetkililer, İsrail’de anarşi olup olmadığını ve ordunun Filistinlilerin zarar görmesini nasıl engelleyemediğini sorguladı. İsrail kaynaklarına göre, üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, konuyla ilgili İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisiyle iletişime geçmeyi planlıyor.
HUCKABEE BİLE TEPKİLİ
Batı Şeria’daki yasadışı yerleşimlerin güçlü bir destekçisi olan ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee dahi yaşananlara tepki gösterdi. Huckabee, Filistinli ailelerin evlerinin kuşatılmasını “korkunç bir terör eylemi” olarak tanımladı. ABD’li büyükelçi, İsrailli yerleşimcilerin aileleri korkutmak ve taciz etmek amacıyla gerçekleştirdiği eylemlerin “iğrenç” olduğunu belirterek bu tür davranışların hiçbir mazeretinin olamayacağını söyledi. Huckabee ayrıca ABD Büyükelçiliğinin İsrail’den yerleşimcileri bölgeden çıkarmasını istediğini açıkladı ve sözkonusu grubu “İsrailli teröristler” olarak nitelendirdi.
İSRAİLLİLER ‘İLHAK’ İSTİYOR
BATI Şeria’daki yasadışı yerleşimci terörüne İsrailliler de destek veriyor. Yahudi Halk Politikaları Enstitüsü tarafından yapılan bir ankete göre, İsraillilerin yüzde 38’i Batı Şeria’nın tamamının ilhakını desteklerken yüzde 35’i bölgenin bölünmesinden yana. Ankete göre, yüzde 22’lik kısım ilhakın ardından Filistinlilerin başka ülkelere gönderilmesini istiyor. Yüzde 21’i Arapların çoğunluk olduğu bölgelerde Filistin devletini desteklerken, yüzde 14’ü de bu bölgenin Ürdün’ün egemenliği altına girmesini savunuyor.
BATI ŞERİA'DA YERİNDEN EDİLME ALARMI
Kusra'daki kriz, Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti ve zorla yerinden edilme tartışmalarının büyüdüğü bir dönemde yaşanıyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre 2023'ten bu yana Batı Şeria'da 127 Filistinli topluluk tamamen veya kısmen yerinden edildi. Bunların 47'si tamamen boşaltıldı ve süreçten 6 bin 390'dan fazla Filistinli etkilendi.
BM'ye göre 2026 yılında yaklaşık 3 bin 800 Filistinli, bunların yaklaşık yarısı çocuk olmak üzere, yerleşimci şiddeti, yıkımlar ve zorla tahliyeler nedeniyle yerinden edildi. BM ayrıca bu yıl Batı Şeria'da İsrail güçleri veya yerleşimciler tarafından 18'i çocuk 76 Filistinlinin öldürüldüğünü bildiriyor.
Aynı dönemde Filistinlilerle yaşanan çatışmalarda ve bir Filistinlinin gerçekleştirdiği öne sürülen araçlı saldırıda biri sivil olmak üzere üç İsrailli öldü.
İSRAİL YÖNETİMİNE "GÖZ YUMMA" SUÇLAMASI
Filistinliler ve İsrail muhalefeti, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı hükümeti yerleşimci şiddetine göz yummakla suçluyor.
İşgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki uluslararası değerlendirmelere rağmen İsrail hükümeti, yerleşimlerin genişlemesini desteklemeyi sürdürüyor.
İsrail ise bu yaklaşımı reddediyor...
Huckabee'nin "korkunç bir terör eylemi" çıkışı, bu açıdan sıradan bir diplomatik eleştirinin çok ötesine geçti. Üstelik ABD'li büyükelçi İsrail ordusunun müdahalesini savunmasına rağmen yerleşimcilerin eylemlerini açık şekilde mahkûm etti. İsrail işgal güçlerinin yerleşimcileri uzaklaştırmakta zorlanması, askerlerin daha önce yerleşimcilerle birlikte dua ettiğinin ortaya çıkması ve ABD vatandaşı bir Filistinlinin ailesinin günler boyunca evinde mahsur kalması, Washington'un tepkisini daha da sertleştiren unsurlar oldu.
JD VANCE DAHA ÖNCE UYARMIŞTI: "ÇOK APTALCA" Washington ile İsrail arasındaki bu gerilim, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in Batı Şeria konusunda daha önce yaptığı sert açıklamaları da yeniden gündeme getirdi. Vance, Ekim 2025'te İsrail parlamentosunda Batı Şeria'nın ilhakına yönelik yapılan oylamayı değerlendirmiş ve bunun bir "siyasi gösteri" olması halinde "çok aptalca" olduğunu söylemişti.
Vance ayrıca Trump yönetiminin Batı Şeria'nın ilhakına karşı olduğunu ve böyle bir adımın gerçekleşmeyeceğini açıkça belirtmişti. Bu sözler, bugün Kusra'da yaşananların ardından daha da dikkat çekici hale geldi. Çünkü Washington'un karşı karşıya kaldığı tablo yalnızca yerleşimci şiddeti değil; işgal altındaki Batı Şeria'da fiilî kontrolün, yerleşimlerin genişlemesinin ve Filistinlilerin topraklarından sürülmesi iddialarının giderek daha büyük bir krize dönüşmesi.
Kusra'daki kuşatma ise bu krizin en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.ABD'nin İsrail'den izahat istediği, Amerikan vatandaşının ailesinin günlerce evinde mahsur kaldığı ve ABD Büyükelçisi'nin yaşananları "korkunç bir terör eylemi" olarak tanımladığı olay, Washington-Tel Aviv hattındaki gerilimin artık Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetine kadar uzandığını gösteriyor.
İsrail'in Gazze'deki savaş ve Batı Şeria'daki işgal politikaları nedeniyle ağır insan hakları ve soykırım suçlamalarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanan bu gelişme, ABD'nin İsrail yönetimine yönelik baskısının hangi noktaya kadar çıkabileceği sorusunu da yeniden gündeme taşıyor.

