Memur ve emekli maaşlarına ne kadar zam gelecek? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten dikkat çeken açıklama

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Orta Vadeli Program'ın (OVP) kamu açısından bağlayıcı, özel sektör için ise rehber niteliğinde olduğunu belirterek, bölgedeki savaşların enflasyon üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çekti. Şimşek, "Savaş olmasaydı enflasyon bugün itibarıyla 7 puan daha aşağıda olacaktı." dedi. Bakan Şimşek, "Kamu çalışanlarının ve emeklilerin maaşları en az enflasyon kadar artacak." ifadelerini kullandı.

Memur ve emekli maaşlarına ne kadar zam gelecek? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten dikkat çeken açıklama
Memur ve emekli maaşlarına ne kadar zam gelecek? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten dikkat çeken açıklama Admin
Bu içerik 41 kez okundu.
Reklam

Memur ve emekliye ne kadar zam yapılacak? Bakan Şimşek canlı yayında duyurdu

Giriş Tarihi:16 Eylül 2026 11:39Son Güncelleme:16 Eylül 2026 13:23

Bakan Şimşek'ten emekli ve memur zammına ilişkin açıklama! Enflasyonu işaret etti

Bakan Şimşek’ten emekli ve memur zammına ilişkin açıklama! Enflasyonu işaret ettiKatıldığı canlı yayında soruları cevaplayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dezenflasyon sürecine ilişkin, "Bu sene savaş olmasaydı enflasyon 7 puan daha aşağıda olurdu. Yılı yüzde 21-22 aralığında kapatacaktık." dedi. "Hedefler tutmuyor" algısının doğru olmadığını vurgulayan Bakan Şimşek, "OVP açısından en bağlayıcı hedef bütçedir." diye konuştu. Bakan Şimşek, kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarına ilişkin, "Kamu çalışanları ve emeklilerin aylıkları en az enflasyon oranı kadar artacak." ifadelerini kullandı.

Memur ve emekliye ne kadar zam yapılacak? Bakan Şimşek canlı yayında duyurduŞimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Orta Vadeli Program'ın (OVP) kamu açısından bir politika taahhüdü içerdiğini, özel sektör açısından ise daha çok bir yol haritası ve rehber niteliğinde olduğunu vurgulayan Şimşek, "Temel hedefimiz dezenflasyondur. Dezenflasyon var. Arzuladığımız hızda mı, değil. Bir sürü iç ve dış faktör var. Özellikle bu aralar dış faktörler ön planda." dedi.

Dünyada bir enerji şoku yaşandığını, ayrıca bütün emtia fiyatlarında da ciddi artış olduğunu dile getiren Şimşek, bunun Türkiye'de de dünyada da enflasyonu olumsuz etkilediğini söyledi.

"OVP AÇISINDAN EN BAĞLAYICI HEDEF BÜTÇEDİR"

Şimşek, OVP hedeflerine değinerek, şöyle konuştu:

"OVP açısından en bağlayıcı hedef bütçedir. Neden? Çünkü o, önemli ölçüde kamunun kontrolündedir. Gelirler değil ama giderler kamunun kontrolündedir. 2023'te biz bütçe açığı olarak yüzde 6,4'lük bir hedef koymuşuz, daha iyi bir performans göstermişiz, yüzde 5,1. 2024'te yüzde 6,4'lük bir hedef koymuşuz yüzde 4,7 ile çok daha iyi bir performans göstermişiz. 2025'te hedeften çok daha iyi bir performans sergilemişiz. Geçen sene bütçe açığını yüzde 2,9'a düşürmüşüz. Bize benzer ülkelerin ortalaması yüzde 5,9. Yani biz, bize benzer ülkelerin yarısı kadar bile açık vermemişiz. 2026'da eşel mobil sistemini uyguluyoruz. Şimdiye kadar gelirden ciddi feragat ettik. Türkiye ekonomisi dış şokların etkisiyle biraz daha yavaş gidiyor. Buna rağmen 2026 için yüzde 3,5'lik bütçe açığı hedefimiz vardı. Biz yüzde 3,5 değil, yüzde 3,1'lik performans göstereceğimizi söylüyoruz."

Geçen seneki OVP'de 2026 yılı için yüzde 3,8'lik büyüme öngörüldüğünü, yurt dışındaki bu kadar şoka rağmen büyümenin bu sene yüzde 3,3 civarı olmasını beklediklerini aktaran Şimşek, "Yaşanan şoka oranla buradaki sapma çok ciddi boyutlarda değil. Burada tutmayan net bir hedef var, o da enflasyon hedefi. Kısmen savaşın etkisi var ama Türkiye'de belli ki enflasyonda bizim öngördüğümüzden veya modelin öngördüğünden daha fazla atalet ve katılık var. Bu bir sorun tabii. O zaman daha çok zamana ihtiyaç var. Nitekim hedefler de bu çerçevede revize edildi." değerlendirmesinde bulundu.

"OVP HEDEFLERİ BÜYÜK ORANDA TUTUYOR"

OVP sayesinde birçok hedefin başarıldığına işaret eden Şimşek, kur korumalı mevduatın sona erdiğini, rezervleri endişe kaynağı olmaktan çıkardıklarını, mali disiplini tesis etme hedeflerini gerçekleştirdiklerini, büyümenin de dünyaya oranla makul olduğunu bildirdi.

Şimşek, "OVP hedeflerinin tutmadığı" yönündeki eleştirilere şu yanıtı verdi:

"OVP hedeflerinin tutmadığı yaklaşımı doğru değil, hedefler büyük oranda tutuyor. Hedeflerin bir kısmı niteliksel, bir kısmı sayısal hedeflerdir. Zaten bütün dünyada tam olarak mükemmel bir şekilde tutturulması söz konusu değil. Önemli olan yöndür ve yönde de bir değişiklik yoktur."

"ENFLASYON ARTIŞ ORANINDA CİDDİ YAVAŞLAMA VAR"

Dezenflasyonun 2024'ün ikinci çeyreğinden itibaren başladığını anımsatan Şimşek, "Bu sene savaş etkisi arındırılırsa çok büyük ihtimalle enflasyon yüzde 20-22 arası bir noktada olurdu. Geçen sene yüzde 31 civarıydı, bir önceki sene 44, daha önceki sene yüzde 65. Dolayısıyla, enflasyon artış oranında ciddi yavaşlama var. Bu da aslında programın sonuç verdiğini ortaya koyuyor. Sadece belki başlangıçta öngördüğümüz zaman çerçevesi bir miktar daha uzayacak." dedi.

Ölçüm metodolojisinin EUROSTAT'ta neyse Türkiye'de de öyle olduğunu belirten Şimşek, Türkiye İstatistik Kurumunun uluslararası normlarda veri ürettiğini söyledi.

"SEÇİM SÜRECİNDE DE DEZENFLASYONDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ"

Şimşek, dezenflasyon sürecine ilişkin şu mesajları verdi:

"Hayat pahalılığıyla mücadele bizim en büyük önceliğimiz. Biz seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü dezenflasyon gelir dağılımını iyileştiriyor. Dezenflasyon demek hayat pahalılığıyla mücadele demek. Zaten vatandaşımız bunu istiyor. Dolayısıyla sürdürülebilir yüksek büyüme için dezenflasyona ihtiyacımız var. Seçim sonuçlarını etkileyecek en önemli faktör dezenflasyonun devam etmesidir. Vatandaşın çok daha güçlü şekilde hissettiği çerçevede enflasyonun yavaşlamasıdır. Onun için bu programın ana hedefi fiyat istikrarıdır. Bu konuda maliye politikası ve diğer alanlarda en güçlü desteği verdik, vermeye devam edeceğiz. Ücretli kesimin en az enflasyon oranında alım gücünün korunması kadar değerli ve önemli bir şey yok. Bu bizim temel hedefimizdir. Biz her zaman memura, emekliye, ücretlimize, kamu çalışanlarına en az enflasyon artışı kadar artış verdik, vermeye de devam edeceğiz. Bütün kamu çalışanlarının ve emeklilerimizin maaşları her zaman en az enflasyon kadar artacak."

"TEK YÖNLÜ PİYASA VARSA 'YÖNETİLEN KUR REJİMİ' İLE KARŞI KARŞIYASINIZ"

Türkiye'de normalde olması gerekenin "dalgalı kur rejimi" olduğunu vurgulayan Şimşek, bunun şokları absorbe etmeye, şoklara karşı doğru tepki vermeye zemin hazırladığını anlattı.

Şimşek, kur rejiminin günübirlik işlemesinin Merkez Bankasının uhdesinde olduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"Tek yönlü bir piyasa varsa o zaman 'yönetilen kur rejimi' ile karşı karşıyasınız. Uzun bir süredir çalkantılı dönemler hariç, genelde Türk lirasına rağbet var. Bırakırsanız piyasaya, Türk lirası o dönemlerde aşırı değerlenir. Yok eğer piyasada olursanız, onu da yönetmeniz gerekir. Şimdi şartlar bunu gerektiriyor. Aslında ideal olarak, enflasyonun tek hanelere doğru evrildiği bir ortamda, ihracatçıların zorunlu döviz satışı yükümlülüğü kaldırılarak daha esnek bir kur rejimine geçilebilir. Fakat henüz piyasada bu şartlar oluşmuş değil. Zamanı gelince bakarız. Ama kur tartışmaları bu ülkede her zaman olmuştur, yeni bir şey değildir. Kurla ilgili tartışmalar da baz yılınıza bağlı. 2010 yılını baz alın, 2010 eşittir 100 deyin. Hiçbir ölçümde şu anda reel kur 100'de değil, 100'ün altında. 2000 yılını baz alın, hangi veriyi ve seriyi kullanırsanız kullanın, reel kur 100'ün altında. Ama 2020'yi baz alırsanız reel kur 100'ün üstünde."

REKABETTE DIŞ TALEP ETKİSİ

Şimşek, rekabet gücünü belirleyen faktörün sadece kur olmadığına dikkati çekerek, girdi maliyetlerinin önemli olduğunu bildirdi.

Orta Doğu kenara bırakılırsa rakiplere oranla sanayiye en ucuz doğal gazı ve elektriği Türkiye'nin verdiğini belirten Şimşek, diğer önemli faktörün de "dış talep" olduğunu ifade etti.

"Bu tartışmaları dış talepten bağımsız okursak yanlış okuruz." ifadesini kullanan Şimşek, şunları kaydetti:

"Orta Doğu bizim önemli bir pazarımız. Bu sene Orta Doğu ve Kuzey Afrika ekonomileri küçülüyor. Avrupa Birliği'nde, Avro Bölgesi'nde büyüme çok uzun süredir yüzde 1-1,5 arası. Bu sene dünya yüzde 3 civarı büyüyecekken bizim ticaret ortaklarımız yüzde 1,5-1,6 büyüyecek. Bunun etkisini ortaya koymak yorumcular açısından zordur ama bu da etkilidir. Mesela ikinci Çin şoku önemli bir gelişmedir. 2000'li yılların başında Çin, Dünya Ticaret Örgütüne girdiğinde daha çok düşük katma değerli, orta-düşük veya düşük teknoloji ürünlerinde ciddi bir kırılma yaşandı. Şimdi gelinen noktada geçen seneki ticaret savaşı ile birlikte dünyada ikinci şoktan bahsediliyor. Çünkü ABD'nin yükselttiği gümrük vergilerine karşı Çin üretimi azaltmadı, kapasiteyi düşürmedi. Tam aksine Afrika'ya ihracatını dolar bazında yüzde 27 artırdı. Asya zaten kendi pazarı. Avrupa Birliği'ne yüzde 13-14 artış var. Bunlar bizim de pazarlarımız, biz de oralara mal satıyoruz. Dolayısıyla Çin etkisi burada yine dikkate alınmıyor."

Reformlar üzerinden verimliliğin, rekabet gücünün nasıl artırılacağı, enerji maliyetleri ve ham maddeye erişim gibi konuları önemli gördüklerini anlatan Şimşek, bütüncül bir yaklaşım içerisinde olacaklarını söyledi.

Şimşek, bugün en büyük darboğazın birçok ülkede petrol ürünleri, doğal gaz ve türevlerinde olduğuna işaret ederek,"Şu anda mesela Umman çıkışlı petrol, diyelim ki 108 dolar. Bu sabah itibarıyla Şanghay'da petrol fiyatı muhtemelen 138 dolardır, Umman'da muhtemelen 150 dolardır. Mazotun fiyatlaması, muhtemelen bugün çok büyük ihtimalle 150 doların altında değildir varil başına. Mesela motorinde uzun vadeli marjlar 20 dolarsa, bugün 80 doların üzerine çıkmış durumda. Bunları niye konuşuyoruz? Çünkü, Türkiye şu anda enerji arz güvenliğinde bir sorun yaşamıyor. Ham madde temininde bir sorun yok, hatta muhtemelen fiyatları da bu bahsettiğimiz fiyatlara göre çok daha makul. Doğal gaz ve elektrikte bir sorun yaşamıyor ve çok rekabetçi." ifadelerini kullandı.

Dünya ticaretinin, bu yıl yüzde 3-3,5 büyümesinin öngörüldüğünü ve Türkiye'nin ihracatının da yüzde 4 arttığını aktaran Şimşek, reel sektörün rekabet gücünü önemsediklerini, rekabetçi kalmaları için Orta Vadeli Program'da özel bir alan açtıklarını, sanayiyi ve reel sektörü çok güçlü şekilde destekleyeceklerini belirtti.

İHRACATÇILARA TAM DESTEK

Şimşek, tarıma güçlü destekler verdiklerini vurgulayarak, temmuz itibarıyla son bir yılda yaklaşık 1 milyon çiftçiye yaklaşık 800 milyar lira kredi verildiğini açıkladı.

"Kredinin faizi yüksek" eleştirilerine değinen Şimşek, "Hayır, değil. Ziraat Bankası yüzde 40,5'ten bize veriyor diyelim ki, biz onu çiftçiye ortalama yüzde 12'den veriyoruz." diye konuştu.

Şimşek, ihracata gelindiğinde ise bunun yüzde 95'ten fazlasının sanayi ürünü olduğuna dikkati çekerek, sanayiciye de ihracat üzerinden çok güçlü destek verdiklerini dile getirdi. İhracatçılara 2023'te verilen reeskont kredilerinin, günlük 300 milyon lira olduğunu anımsatan Şimşek, "Bunu 17 kat artırdık ve günlük 5 milyara çıkarttık. Son 1 yılda verilen kredi hacmi, 1,4 trilyon. Yüzde 24'ten ihracatçıya finansman sağlıyoruz. Eximbank'ın sermayesini de 7 kat artırdık. Eximbank'ın bu sene vereceği toplam kredi, 60 milyar dolar. İhracatın toplam krediler içindeki payı, program öncesinde uzun vadeli ortalaması yüzde 6 civarındayken, bugün yüzde 12'ye ulaştı. İhracatçının toplam krediler içerisinde aldığı kredi neredeyse iki kata çıkmış. Biz faizi enflasyonun oldukça altında bir seviyede belirleyip ihracatçımızı, dolayısıyla sanayiyi ve reel sektörü destekliyoruz. Asya'nın, Çin'in rekabet üzerinden yarattığı bir tahribat var, bunu görmemiz lazım. Dolayısıyla dönüp dolaşıp bu konuları sadece programla ilişkilendirmek çok adil değil." değerlendirmesinde bulundu.

"REEL SEKTÖRÜN KAYGILARINI GİDERİYORUZ"

Esnaf, yatırımcı ve çiftçiye önemli destekler verdiklerini anlatan Şimşek, turizm dahil çeşitli sektörlerde çalışan başına, işletmelere her ay yaklaşık 5 bin lira istihdam desteği sağladıklarını hatırlattı.

Şimşek, yeni dönemde atılacak adımlara işaret ederek, "İmalat sanayisine, işletme sermayesi desteği vereceğiz. İşletme sermayesinde 250 milyar liralık bir paket açıkladık, 6 ay ödemesiz, 36 ay vadeli. TLREF+ 2 puandan 12 puan düşeceğiz. Yani yüzde 27'den imalat sanayisine işletme kredisi vereceğiz ve bu programı devam ettireceğiz. Bu sene 250 milyar lirayla başladık, gelecek sene bu programı büyütebiliriz. Bizim amacımız, sanayinin üretim kapasitesini güçlendirmek. Hiçbir dönemde bu kadar devletin aktif rol aldığı, devletin bu kadar bütçe imkanlarını seferber ettiği bir dönem bulamazsınız." ifadelerini kullandı.

Seçici ve hedefli kredi programlarıyla, reel sektörün kaygılarını gidermeye çalıştıklarının altını çizen Şimşek, bütçede son 3 yıldır hedefleri sürekli tuturduklarını söyledi.

"KAYIT DIŞILIKLA MÜCADELEDE BÜYÜK BAŞARI ELDE ETTİK"

Şimşek, vergide bir artış olup olmayacağı konusuna ilişkin "Bizim şu an itibarıyla gündemimizde kurumlar vergisinde bir değişiklik yok. Gündemimizde gelir vergisinde bir değişiklik yok. Cari açığı yönetme dışında, dolaylı vergilerde de şu anda bir gündem yok." bilgisini paylaştı.

Akaryakıtta uygulanan eşel mobil sisteminin devam edip etmeyeceği konusunu da değerlendiren Şimşek, şöyle devam etti:

"Gelecek seneki bütçe planlamamızda, eşel mobilin devamı yok. Yıl sonuna kadar kısmi olarak mazotta devam ediyor, çünkü mazot rekabet gücünde önemli bir faktördür. Son birkaç yıldır kayıt dışılıkla mücadelede büyük başarı elde ettik. Programın önceliklerinden biri buydu. Gelir vergisi beyanname veren mükellef sayısı, 3,8 milyondan 5,5 milyona yükseldi. Her 100 büyük firmadan, şu anda 31'i denetleniyor ama orta büyüklüktekilerin denetim oranı yüzde 7 civarı. Özetle 2027'de gelir artışı var, bunun önemli bir kısmı Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın nominal büyümesi ile ilişkilidir, geriye kalanı da önemli ölçüde eşel mobilin devam etmeyeceği varsayımı ve tabii ki kayıt dışı mücadelenin getirisi üzerine kurgulanmış bir bütçe."

"TÜRKİYE BÜYÜMEDE G20 İÇERİSİNDE İLK SIRALARDA"

Şimşek, ekonomi programının uzun ve orta vadeli ana hedefinin "sürdürülebilir yüksek büyüme" olduğunu vurgulayarak, son dönemde büyümede yaşanan yavaşlamanın hem iç dengelenme adımlarından, hem de küresel konjonktürden kaynaklandığını ifade etti. Türkiye ekonomisinin küresel büyüme ortalamasının üzerinde performans sergilediğine işaret eden Şimşek, "Türkiye ekonomisi G20 içerisinde de büyümede ilk sıralardaki yerini koruyor." dedi.

Büyüme ile dezenflasyon arasında kısa vadeli bir etkileşim olsa da orta ve uzun vadede bir çatışma bulunmadığının altını çizen Şimşek, Türkiye'nin son 30 yıllık dönemine bakıldığında, düşük enflasyon dönemlerinde büyümenin daha yüksek gerçekleştiğini hatırlattı.

Şimşek, programın başladığı 2023 yılında 12 aylık cari açığın yaklaşık 55 milyar dolar, dış ticaret açığının ise 120 milyar dolar seviyesinde olduğunu anımsatarak, makroekonomik dengesizliklerin giderilmesi için iç talepteki dengelenmenin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Büyümenin kompozisyonunda yatırımların, özellikle de makine ve teçhizat yatırımlarının payının arttığına dikkati çeken Şimşek, "Büyümeyi aşağı çeken temel faktör, net ihracattır. İç talepteki zayıflama emareleri dezenflasyon ve cari denge için olumlu olmakla birlikte, biz bu süreçte üretimi, yatırımları ve imalat sanayisinin işletme sermayesi ihtiyacını daha güçlü şekilde desteklemenin gayreti içindeyiz." şeklinde konuştu.

ABD İLE İŞBİRLİĞİ SÜRÜYOR

ABD'nin, bir Türk yatırım bankasına yönelik yaptırım kararına ilişkin soruyu da yanıtlayan Şimşek, ABD ile en üst düzeyde güçlü diyalog ve işbirliğinin sürdüğünü, bu karardan Türkiye geneline yönelik bir risk algısı çıkarılmasının yanlış olacağını vurguladı.

Şimşek, Türkiye'nin bankacılık altyapısının 2000'li yılların başından bu yana yapılan yapısal reformlar sayesinde, şoklara karşı son derece dayanıklı olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bankacılık sektörümüzün Basel III kapsamındaki sermaye yeterlilik oranı, yüzde 16,6 seviyesindedir. Bu, uluslararası standartların gerektirdiğinin iki katı bir orandır. Sorunlu kredi oranları ticari kredilerde yüzde 2, toplam portföyde ise yüzde 3 civarında olup, uluslararası piyasalara göre oldukça makuldür. Varlık kalitemiz ve denetim çerçevemiz güçlüdür. Dünyadan kaynak çeken bir ülke olarak uluslararası norm ve kurallara uymaya kararlılıkla devam edeceğiz.

Mehmet Şimşek'ten memur ve emekli zammı açıklaması: Enflasyon kadar artacakMehmet Şimşekten memur ve emekli zammı açıklaması: Enflasyon kadar artacak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Orta Vadeli Program'ın (OVP) kamu açısından bağlayıcı, özel sektör için ise rehber niteliğinde olduğunu belirterek, bölgedeki savaşların enflasyon üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çekti. Şimşek, "Savaş olmasaydı enflasyon bugün itibarıyla 7 puan daha aşağıda olacaktı." dedi. Bakan Şimşek, "Kamu çalışanlarının ve emeklilerin maaşları en az enflasyon kadar artacak" ifadeleri kullandı.

Samsun Şehir Hastanesi açıldı! Başkan Erdoğan: Bölgenin sağlık üssü olacak

Giriş Tarihi:12 Eylül 2026 23:55Son Güncelleme:14 Eylül 2026 01:11

Başkan Erdoğan Samsun'da şehir hastanesini açtı milli irade mesajı verdi: Darbeler defteri kapandı!

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Karadeniz programı kapsamında Samsun Şehir Hastanesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Erdoğan burada önemli mesajlar verdi. Samsun'da 27 yeni sağlık tesisi açıldığını belirten Erdoğan şehrin Karadeniz'in sağlık merkezi haline geldiğini vurgulayarak "Samsun 'Sağlık Şehri" unvanını kazanacak." dedi.Erdoğan'dan Samsun'da önemli açıklamalar - Manşet HaberSamsun'da yapımı 2020 yılında başlayan ve 2026 yılında tamamlanan Samsun Şehir Hastanesi, 9 Mayıs 2026 tarihinde tüm birimleriyle hizmet vermeye başladı.                                                                                                                            Başkan Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi Açılış Töreni'nde konuştu.Başkan Erdoğan Samsun’da şehir hastanesini açtı milli irade mesajı verdi: Darbeler defteri kapandı!Başkan Recep Tayyip Erdoğan, bin 458 yatak kapasiteli Samsun Şehir Hastanesinin resmi açılışında önemli açıklamalarda bulundu. Projesi devam eden 8 şehir hastanesinin olduğunu belirten Başkan Erdoğan, "Bunlarla Türkiye 21 yeni şehir hastanesine kavuşacak." dedi. Şehir hastanelerini eleştiren muhalefete tepki gösteren Başkan Erdoğan Türkiye'de darbeler döneminin kapandığını bildirdi.Başkan Erdoğan Samsun'da şehir hastanesini açtı milli irade mesajı verdi: Darbeler defteri kapandı!Başkan Recep Tayyip ErdoğanSamsun Şehir Hastanesinin resmi açılışında önemli açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına alandakileri ve Samsun'un ilçelerindeki vatandaşları selamlayarak başlayan Erdoğan, "Karadeniz'in kapısı, istiklalimizin meşalesi ve öncüsü olan Samsun'a yine hizmetlerle, yatırımlarla, müjdelerle gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. İşte dev Samsun Şehir Hastanesi... Laf ola beri gele yok, icraat var. Sıcağa rağmen, sevda ile bizlere gönüllerinizi açtığınız için, kadirşinaslığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan, Rize'den geldiğini anımsatarak, Samsunlu vatandaşlara Rizelilerin kucak dolusu selamlarını getirdiğini söyledi.

Rize'de yapımı tamamlanan eserlerin açılış heyecanını yaşadıklarını dile getiren Erdoğan, tek bir törenle toplam yatırım tutarı 10 milyar lirayı bulan proje ve eserleri milletin hizmetine sunmanın gururunu yaşadıklarını belirtti.Fotoğraf: AAFotoğraf: AA                                                                                                                                                               Samsun'un gururları olduğunu vurgulayan Başkan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Samsun, bizim göz bebeğimiz, aşkımız, sevdamız. Bugüne kadar Samsun'a mahcup olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Biz birileri gibi lafazanlık yapmıyoruz. Samsun'u ruhumuzla seviyoruz. Bu sevgimizi de lafta bırakmıyor eserlerimizle, icraatlarımızla, işte bugün burada olduğu gibi hizmete aldığımız dev projelerle ortaya koyuyoruz. Bir medeniyet ve kültür şehri olan, bir liman ve lojistik şehri olan, bir tarım ve sanayi şehri olan bütün yolların birleştiği bir ulaşım şehri olan Samsun'umuzun bu özelliklerini son çeyrek asırdır yaptığımız yatırımlarla güçlendirerek Samsun'a karşı olan tarihi vazifemizi yerine getiriyoruz.

Şöyle bir bakın, burası Samsun Şehir Hastanesi. Laf ola beri gele yok. Şehir hastanemizin bugünden itibaren hizmete girmesiyle Samsun bütün bu vasıflarına 'sağlık şehri' ünvanını da ekleyecektir. Samsun Şehir Hastanemiz 234 bin metrekare alan üzerine 1027 adet deprem izolatörü kullanılarak inşa edildi. Bu ne demek? Yani burası depreme karşı her türlü dayanıklılığa sahip. 1458 yatak kapasitesi, 230 yoğun bakım yatağı, yüksek teknolojiyle donatılmış 40 ameliyathanesi, 320 polikliniği ve ağız diş sağlığı ünitesi. Tüm bunlara ilave olarak toplam 2 bin 66 araçlık otoparkıyla Samsun Şehir Hastanesi bölgemizin sağlık üssü olarak hizmet verecektir."

Başkan Erdoğan Samsun'da şehir hastanesini açtı milli irade mesajı verdi: Darbeler defteri kapandı!-6

SAMSUN ŞEHİR HASTANESİNDE 5 BİN 419 SAĞLIK ÇALIŞANI GÖREV YAPACAK

Hastanenin 3 MR, 3 tomografi, 6 ultrason, 34 röntgen olmak üzere en modern cihazlarla donatıldığını kaydeden Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesinde 548'i uzman hekim olmak üzere 5 bin 419 sağlık çalışanının görev yapacağını söyledi.Fotoğraf: AAFotoğraf: AA

Hastanenin sadece vatandaşlara değil çalışanlarına da en üst konforu sağlayacak donanımla tasarlandığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Toplam 17 milyar liralık yatırım bedeliyle gören herkesin göğsünü kabartan bu muhteşem sağlık tesisinin Samsun'umuza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum." dedi.

Samsun Şehir Hastanesinde görev yapacak sağlık personelinden beklentileri olduğunu belirten Erdoğan, "Bu ne demek? Şehir hastanemiz inşallah bütün elemanlarıyla, bütün imkanlarıyla kapıdan içeri Samsunlu kardeşlerim geldiği zaman onlara kucak açacak ve bu şehir hastanesinde evvelallah yok yok, burada inşallah mutluluk var." diye konuştu.

"UZMAN HEKİM SAYIMIZI 4 KATINA, TOPLAM HEKİM SAYIMIZI 3 KATINA ÇIKARDIK"

Hastanenin hizmete girmesinde emeği geçen kurumları, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine herkesi tebrik eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Şunu da ifade etmek istiyorum, şehir hastanemiz hükümetlerimiz döneminde Samsun'a kazandırdığımız sağlık tesislerinden sadece bir tanesidir. Yatırımlarımızla şehrimizi Karadeniz'in önemli sağlık merkezlerinden biri haline getirdik. Son 25 yılda Samsun'da 3 bin 551 yatak ve 120 diş ünitesi kapasitesini 27 yeni sağlık tesisiyle inşa ettik. Aile sağlığı merkezlerinden sağlıklı hayat merkezlerine, 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonlarından halk sağlığı laboratuvarlarına kadar 22 yeni sağlık tesisini Samsunlu kardeşlerimizin hizmetine sunduk. Uzman hekim sayımızı 4 katına, toplam hekim sayımızı 3 katına çıkardık.

Son 2 yılda 1510 yeni sağlık çalışanının şehrimize atamasını yaptık. Şu an Samsun'un toplam yatak kapasitesi 5 bin 415'e yükselmiş durumda. Yeni yatırımlarla Samsun'un sağlık altyapısını daha da güçlendiriyoruz. Peki bitti mi? 350 yataklı Atakum Devlet Hastanesi ve 250 yataklı Tekkeköy Devlet Hastanesinin inşaatları da devam ediyor. Alaçam ve Ayvacık'a 75'er yataklı yeni devlet hastaneleri kazandırıyoruz. 350 yataklı İlkadım Devlet Hastanesinde ise proje süresinin sonuna yaklaşıyoruz. İnşallah onları da peyderpey tamamlayacak ve hizmete açacağız."

Fotoğraf: AAFotoğraf: AA

Başkan Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, şehir hastaneleri projesinin kendisinin hayali olduğunu söyledi.

SSK'lı bir işçi olarak kendisinin de geçmişte çok sıkıntı çektiğini belirten Erdoğan, "Sağlık sistemindeki aksaklıkları, tıpkı yaşı 40'ın üzerinde olan kardeşlerim gibi ben de bizzat tecrübe ettim. Eski Türkiye'nin dili olsa da konuşsa, bir zaman makinesi olsa da, çok değil bundan sadece 25-30 sene önce hastanelerimizin hangi durumda olduklarını gençlerimize gösterebilsek. Sağlam girenin hasta çıktığı, ilaçların biri bulunsa diğerinin bulunmadığı, ilaç alabilmek, muayene olabilmek için saatlerce kuyrukta beklenildiği, vatandaşın insan yerine konulmadığı o kötü günleri hep beraber yaşadık." diye konuştu.

Erdoğan, 2002'de göreve geldiklerinde "her işin başı sağlık" diyerek, önceliklerinin en başına eğitimle birlikte sağlığı koyduklarını vurguladı.

Türkiye'nin dört bir yanına hastaneler, sağlık ocakları inşa ettiklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sağlık cihazlarını, ambulansları, doktor, hemşire sayısını kat kat artırdık. Parası olmayanın kapıdan döndüğü, parası olmayanın hastanede rehin alındığı manzaralara son verdik. Hangi gelir grubu, hangi meslekten olursa olsun vatandaşımızın insanca muamele göreceği bir sağlık sistemini ülkemiz genelinde tesis ettik. Başta şehir hastanelerimiz olmak üzere 24 yıllık yatırımlarımız sayesinde Türkiye bu alanda dünyada parmakla gösterilen bir konuma ulaştı. Önceden bizim vatandaşımız sağlık hizmeti almak için yurt dışına giderdi. Şimdi bu tablo tersine döndü. Her yıl 100 binlerce yabancı hasta şifalarını artık Türkiye'de arıyor.

Bunda şehir hastanelerimizin hizmete girmesinin önemli katkısı var. Bugün itibarıyla 27 şehir hastanemizi tamamlamış bulunuyoruz. Yaklaşık 40 bin yatak kapasitesine sahip bu hastanelerimiz modern birer sağlık üssü olarak tüm vatandaşlarımıza birinci sınıf hizmet veriyor. Rize'den Diyarbakır'a, Trabzon'dan Şanlıurfa'ya, Sakarya'dan Ordu'ya yapımı devam eden 13 şehir hastanemizi de inşallah tamamlayacağız."Fotoğraf: AAFotoğraf: AA

Erdoğan, proje çalışmaları süren şehir hastanelerinin tamamlanmasıyla Türkiye'nin 26 bini aşkın yatak kapasitesine sahip 21 yeni şehir hastanesine daha kavuşacağını vurguladı.

"ŞEHİR HASTANELERİ KORONAVİRÜS SALGINIYLA MÜCADELEMİZDE ÇOK ÖNEMLİ MİSYONLAR YÜKLENDİ"

Şehir hastanelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Kardeşlerim, tabii burada şu acı gerçeği de hatırlatmak durumundayım. Ülkemizde sadece iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinin en bariz örneği şehir hastanelerimizdir. Milletimizin 'Yapandan Allah razı olsun.' dediği bu hastaneler maalesef ilk günden itibaren muhalefetin eleştiri oklarının hedefi oldu. Ne dediler? 'İsraf.' dediler. 'Bu hastanelere ne gerek var.' dediler. 'Sağlık sistemine hançer vuruyorlar.' dediler. Hiçbir şey bulamadıklarında ise hastanelerimizi büyük diye eleştirdiler. Peki sonuçta ne oldu. Eleştirilerinin hiçbiri doğru çıkmadı.

 

Ne gerek var dedikleri şehir hastaneleri bilhassa 100 yılın sağlık krizi olan koronavirüs salgınıyla mücadelemizde çok önemli misyonlar yüklendi. Yetersiz sağlık hizmeti sebebiyle insanların göz göre göre can verdiği sahnelerin hiçbiri hamdolsun ülkemizde yaşanmadı. O zor günleri, sağlık çalışanlarımızın da olağanüstü fedakarlıklarıyla en rahat yöneten ülkelerden biri olduk. Şehir hastanelerimizin ne kadar vizyoner, ne kadar isabetli, ne kadar stratejik bir yatırım olduğu herkes tarafından anlaşıldı. Bugün şöyle geriye doğru baktığımızda 'İyi ki bu hastaneleri milletimizin hizmetine sunmuşuz.' diyorlar, 'Hizmet ve eser karşıtlarının eleştirilerine iyi ki kulak asmamışız.' diyoruz. Her imkanın bulunduğu bu modern sağlık tesislerini Türkiye'ye zamanında kazandırdığımız için Cenab-ı Allah'a hamd ediyoruz."

Erdoğan, sağlık altyapısını şehir hastanelerinin yanında vatandaşların ilk başvuru noktası olan koruyucu sağlık hizmetleriyle de büyüttüklerini, ülke genelinde 36 bin yatak kapasitesine sahip 140 hastane ile 1250'yi aşkın Aile Sağlığı ve Sağlıklı Hayat Merkezi yaptıklarını ifade etti.

Fotoğraf: AAFotoğraf: AA

Sandıkta kendilerine görev ve yetki veren, sorumluluk yükleyen vatandaşların güvenine layık olmak için ter döktüklerinin altını çizen Erdoğan, "İnşallah son nefesimize kadar da tüm Türkiye için, Türk milleti için aşkla çalışmaya devam edeceğiz." dedi.

"TÜRKİYE'DE DARBELER DEFTERİ ARTIK KAPANMIŞTIR"

Erdoğan, dün Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül darbesinin 46. yıl dönümü olduğunu anımsattı.

Başkan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sokak olayları ve siyasi istikrarsızlık bahane edilerek millet iradesinin gasbedilmesinin üzerinden tam 46 yıl geçti. Hangi görüşten, kökenden olursak olalım milletçe hepimize büyük acılar yaşattılar. Güya adaleti tesis etmek adına bir sağdan, bir soldan pek çok insanımızı darağaçlarına gönderdiler. Henüz hayatının baharındaki gencecik fidanlarımızı kaybettik. Millet olarak umutlarımızı, yaşama sevincimizi kaybettik, 12 Eylül darbesi sadece milletimizin gönlünde derin yaralar açmadı. Aynı zamanda Türkiye'nin büyümesine, kalkınmasına da ağır darbeler indirdi. Ülkemiz uzun yıllar ekonomik geri kalmışlığa, yoksulluğa, vesayetçilerin keyfi idaresine mahkum edildi. Terör başta olmak üzere bugün hala enerjimizi tüketen birçok sorunun temelinde 12 Eylül darbesi var."

Milletin bu gidişe 3 Kasım 2002'de "Yeter. Söz de, karar da milletindir." diyerek set çektiği yönünde açıklama yapan Erdoğan, o gün bugündür demokrasiye kasteden bütün girişimlerin başarısızlıkla sonuçlandığını söyledi.Fotoğraf: AAFotoğraf: AA

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Terör eylemlerinden, Gezi kalkışmasına, 17-25 Aralık darbe girişiminden, 15 Temmuz ihanetine kadar milletin iradesine uzanan kirli eller kırılmıştır. Bilinmesini isterim ki, Türkiye'de darbeler defteri artık kapanmıştır. Bir daha açılmasına da bu millet müsaade etmeyecektir. Biz de 12 Eylül ve 28 Şubat'ın faillerinin Türk adaletine hesap vermesini sağlayarak bu konudaki kararlılığımızı gösterdik. İnşallah bundan sonra da milletin iradesine gölge düşürülmesine asla izin vermeyeceğiz. Başımızı yere eğmeden demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Halkımızdan aldığımız yetkiyle milletin emanetine gözümüz gibi bakacak, bu mukaddes emaneti gerektiğinde canımız pahasına koruyacağız. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun."

Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi'nin hayırlı olması temennisinde bulunarak, "Bu muhteşem eserin şehrimize kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik ediyor, hepsini tek tek kutluyorum. Doktorlarımıza ve sağlık personelimize başarılar temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.Fotoğraf: AAFotoğraf: AA

TÖRENDEN NOTLAR

Konuşmaların ardından, Samsun Şehir Hastanesi'nin açılışı dualarla yapıldı.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, günün anısına Başkan Erdoğan'a Amene'r-Rasulü levhasının yer aldığı bir tablo takdim etti.

Açılış törenine, Başkan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Samsun Valisi Orhan Tavlı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, AK Parti genel başkan yardımcıları Hayati Yazıcı ve Yusuf Ziya Yılmaz, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse ile AK Parti Samsun milletvekilleri de katıldı.(Foto: AA) (Foto: AA)

GENİŞ KAPASİTE VE MODERN SAĞLIK ALTYAPISI
305 bin metrekarelik arazi üzerine inşa edilen Samsun Şehir Hastanesi, sahip olduğu geniş kapasite ve modern sağlık altyapısıyla bölgenin sağlık hizmetlerine önemli katkı sunacak. Hastanede bin 458 yatak kapasitesinin yanı sıra 230 yoğun bakım yatağı, 40 ameliyathane ve bir hibrit ameliyathane bulunuyor.(Foto: İHA) (Foto: İHA)

Modern tıbbi teknolojiler ve geniş fiziki imkanlarla hizmet veren hastanenin, Samsun'un yanı sıra çevre illerden gelecek hastalara da kapsamlı sağlık hizmeti sunması hedefleniyor.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Başkan Erdoğan’dan Rize’de Terörsüz Türkiye mesajı: Önümüzün kesilmesine asla müsaade etmeyiz
Başkan Erdoğan’dan Rize’de Terörsüz Türkiye mesajı: Önümüzün kesilmesine asla müsaade etmeyiz
Siyaset ve İş Dünyasını Bir Araya Getiren
Siyaset ve İş Dünyasını Bir Araya Getiren "Muhteşem" Düğün