İsrail’e bir şok da Nobel’den

Uluslararası arenada yalnızlaşan İsrail’e bir şok da Norveç Nobel Komitesi’nden geldi. Tercihlerinden dolayı hep tartışma konusu olan komite, bu yıl sürpriz yaparak İsrail’in hedefindeki eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navanethem Pillay’i Nobel Barış Ödülü’ne layık gördü. 85 yaşındaki Güney Afrikalı hukukçu, Eylül 2025’te “İsrail’in Gazze’de soykırım işlediği” sonucuna varan BM Soruşturma Komisyonu’na başkanlık etmişti. Pillay’in ilk yorumu “Gerçeği söylemek için neden cesarete ihtiyaç duyulsun?” oldu.

İsrail’e bir şok da Nobel’den
İsrail’e bir şok da Nobel’den Admin
Bu içerik 74 kez okundu.
Reklam

İsrail’e bir şok da Nobel’den  İsrail’e bir şok da Nobel’den   

Giriş Tarihi:10 Ekim 2026 05:28 Son Güncelleme:10 Ekim 2026 09:27 

Küstah İsrail'den Nobel Komitesi'ne alçak tepki! Soykırımı belgeleyen hukukçuya ödül verilmesi siyonistleri çıldırttı!

Küstah İsrail'den Nobel Komitesi'ne alçak tepki! Soykırımı belgeleyen hukukçuya ödül verilmesi siyonistleri çıldırttı!İşgalci İsrail, 2026 Nobel Barış Ödülü'nün BM Filistin Soruşturma Komisyonu eski Başkanı Güney Afrikalı hukukçu Navanethem Navi Pillay'a verilmesi üzerine adeta çılgına döndü. Gazze'de işlediği soykırım suçları Pillay başkanlığındaki komisyon tarafından tescillenne katil Tel Aviv yönetimi, Dışişleri Bakanlığı kanalıyla küstah bir açıklama yayınlayarak Nobel Komitesi'ni ve Pillay'ı hedef aldı.

İsrail’e bir şok da Nobel’den Navi Pillay Uluslararası arenada yalnızlaşan İsrail’e bir şok da Norveç Nobel Komitesi’nden geldi. Tercihlerinden dolayı hep tartışma konusu olan komite, bu yıl sürpriz yaparak İsrail’in hedefindeki eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navanethem Pillay’i Nobel Barış Ödülü’ne layık gördü. 85 yaşındaki Güney Afrikalı hukukçu, Eylül 2025’te “İsrail’in Gazze’de soykırım işlediği” sonucuna varan BM Soruşturma Komisyonu’na başkanlık etmişti.İsrail’e bir şok da Nobel’denİsrail’e bir şok da Nobel’den Navi Pillay Uluslararası arenada yalnızlaşan İsrail’e bir şok da Norveç Nobel Komitesi’nden geldi. Tercihlerinden dolayı hep tartışma konusu olan komite, bu yıl sürpriz yaparak İsrail’in hedefindeki eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navanethem Pillay’i Nobel Barış Ödülü’ne layık gördü. 85 yaşındaki Güney Afrikalı hukukçu, Eylül 2025’te “İsrail’in Gazze’de soykırım işlediği” sonucuna varan BM Soruşturma Komisyonu’na başkanlık etmişti. Pillay’in ilk yorumu “Gerçeği söylemek için neden cesarete ihtiyaç duyulsun?” oldu.

 Son dönemde tercihlerinden ötürü yoğun eleştirilerle karşı karşıya kalan Nobel Barış Ödülü, dün yapılan açıklamayla takdir gördü. Norveç’in başkenti Oslo’da, Gazze'de yaşanan soykırımı uluslararası hukuk çerçevesinde ortaya koyan isimlerden, eski Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve Uluslararası Adalet Divanı yargıcı Navanethem “Navi” Pillay'ın Nobel Barış Ödülü’nü kazandığı ilan edildi. Güney Afrika doğumlu 85 yaşındaki Pillay’in, barışın ve uluslararası hukukun geliştirilmesine yönelik çabaları nedeniyle ödüle layık görüldüğünü Norveç Nobel Komitesi Başkanı Jørgen Watne Frydnes açıkladı.

Komite, yayınladığı açıklamada, “Savaşların ve çatışmaların sayısının arttığı, uluslararası hukuk alanında görev yapan yargıçların ve kurumların siyasi saldırılara maruz kaldığı bir dönemde Nobel Komitesi, çatışmaların güç veya şiddet kullanılmadan çözülmesinin uluslararası hukukun üstünlüğüne bağlı olduğunu hatırlatmak istiyor” değerlendirmesini yaptı. Açıklamada ayrıca, “Savaş suçlularının hesap verdiği ve hak ihlallerine maruz kalan mağdurların adalete kavuştuğu uluslararası bir hukuk sistemi, barışçıl bir dünya için ön koşuldur” denildi. Ödül, İsrail'e karşı bir korku duvarının daha yıkılması, uluslararası tepkide ve kuşatmada yeni bir adım olarak nitelendirildi.

Gazze'de şehit sayısı 74 bin 254'e yükseldi

İsrail'i mahkum

etti Pillay, geçtiğimiz yıllarda Filistin topraklarına ilişkin Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu’nun başkanlığını da yürüttü. Komisyon, 2025 yılında İsrail’i Gazze’de Filistinlileri “yok etme” amacıyla “soykırım” işlemekle suçladı. Pillay, o dönemde yaptığı açıklamada, “Gazze’de Filistinlileri yok etme niyetinin, Soykırım Sözleşmesi’nde belirtilen kriterleri karşılayan eylemler aracılığıyla ortaya konduğu” vurgusu yapmıştı.

Gazze'de İsrail saldırıları sonucu yaralanan bir çocuk yaşamını yitirdi -  Son Dakika Haberleri

ABD hedef almıştı Pillay,

2008-2014 yılları arasında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri olarak görev yaptı. Bu dönemde İsrail’in eylemlerini sık sık eleştirdi. 2014 yılında ABD Kongresi’nin 100’den fazla üyesi, Pillay’e bir mektup göndererek, onun liderliği döneminde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin İsrail’e karşı taraflı tutumunu eleştirdi. Mektupta, İsrail hakkında soruşturma yürütülürken Hamas’ın soruşturulmaması nedeniyle konseyin “bir insan hakları kuruluşu olarak ciddiye alınmasının mümkün olmadığı” ifade edildi.  İşgalci İsrail Gazze'ye saldırılarında dün 8 yaşındaki bir çocuğu daha öldürdü. 

 İşgalci İsrail Gazze'ye saldırılarında dün 8 yaşındaki bir çocuğu daha öldürdü.

İşgalci İsrail Gazze'ye saldırılarında dün 8 yaşındaki bir çocuğu daha öldürdü.

Gerçeği söylemek cesaret değil

Kararın ardından Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Pillay'ın ödülü kazandığını öğrendiği anlara ilişkin video paylaştı. Callamard, paylaşımında, "İnanılmaz bir an. Navi Pillay, Nobel Barış Ödülü'nü kazandı. Şu an birlikte Nürnberg Mahkemesi'ndeyiz. Bu ödül için daha güçlü bir sembol düşünemiyorum. Hepimiz çok mutluyuz" ifadelerini kullandı. Son olarak Gazze'de yaşananları "soykırım" olarak nitelendirdiği bir rapor üzerinde çalıştığını hatırlatan Pillay, bu çalışmasının ardından cesaretinden dolayı takdir edildiğini söyledi. Bunun kendisini şaşırttığını ifade eden Pillay, "Gerçeği söylemek için neden cesarete ihtiyaç duyulsun?" dedi. Pillay, Trump'ın Nobel Barış Ödülü'nü kendisinin hak ettiğine yönelik açıklamalarına da gönderme yaparak, "Biraz daha alkışlarsanız bu ödülü Trump ile paylaşabilirim" diyerek espri yaptı.

İsrail'in ateşkese rağmen Gazze'ye saldırılarında 8 yaşında bir çocuk  hayatını kaybettiDürüstlüğe övgü

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, ödülün Pillay'a verilmesine ilişkin "İnsan hakları, adalet ve hesap verebilirliğin her şeyin temelinde yer aldığının bir göstergesidir" ifadelerini kullandı. Güney Afrika'nın Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa da açıklamada, ödülün, “cesarete, dürüstlüğe ve adalete adamaya yönelik güçlü bir takdir” olduğunu ifade etti.

Katil İsrail'in Gazze'ye saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 74 bin 250'ye yükseldi

Katil İsrail'in Gazze'ye saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 74 bin 250'ye yükseldi

İşgalci İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 74 bin 250’ye, yaralı sayısı 175 bin 278’e yükseldi.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze'ye düzenlediği saldırılarda yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.

Açıklamada, ateşkese rağmen İsrail saldırılarının sürdüğü Gazze'de son 24 saatte hastanelere 5 kişinin cenazesinin ve 11 yaralının getirildiği belirtildi.

Hayatını kaybedenlerden 4’ünün yeni saldırılarda öldüğü vurgulanan açıklamada, birinin ise daha önce aldığı yaralara bağlı olarak yaşamını yitirdiği ifade edildi.

Açıklamada, ateşkesin yürürlüğe girdiği Ekim 2025’ten bu yana İsrail’in saldırılarında 1467 kişinin hayatını kaybettiği, 5 bin 161 kişinin yaralandığı bildirildi.

Aynı dönemde enkaz altından 836 kişinin cenazesinin çıkarıldığı aktarılan açıklamada, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başlangıcından bu yana toplam can kaybının 74 bin 250’ye, yaralı sayısının ise 175 bin 278’e ulaştığı kaydedildi.

İsrail’e bir şok da Nobel’den

Yalan Yazan Tarih utansin

İSTANBUL,UN İŞGAL EDİLMESİNE GİDEN YOL..

Büyük Nablus bozgunu...

Bundan 100 yıl önce, 18 Eylül-30 Ekim 1918 tarihleri arasındaki 42 günde Filistin Cephesi’nde yaşanan büyük bozgun üzerinde kesif bir sis perdesi var.

Nablus bozgunuyla başlayan, Filistin Cephesi’nin çökmesi, Osmanlı Ordusu’nun Toroslara kadar hızla çekilmesiyle sonuçlanan 42 günde aslında son 100 yılımızı şekillendiren hadiseler yaşanmıştı.

8 Aralık 1917’de Gazze ve Kudüs, Allanby komutasındaki İngiliz ordusu tarafından işgal edilmişti. Osmanlı ordusu, Kudüs’ün biraz kuzeyinde, Nablus’ta güçlü bir direniş hattı kurmuştu. Savaşın artık sonu yaklaşıyordu. İstanbul, ateşkes antlaşmasının en azından bu hattı muhafaza ederek imzalanmasını hedefliyordu.

Mustafa Kemal Paşa ile Şehzade Vahdettin arasında sıkı bir dostluk vardı. Mustafa Kemal Vahdettin’le sık sık görüşüyordu. Bir ara Şehzade’nin yaverliğini yapmış, Vahdettin’e Almanya ziyaretinde eşlik etmişti. Sultan Reşat’ın ölmesiyle Vahdettin 4 Temmuz 1918’de tahta oturdu. Mustafa Kemal’in en büyük arzusu İstanbul’da önemli bir göreve getirilmekti. 5 Ağustos’ta saraya çağrıldı, Vahdettin’le görüştü. Sonuç büyük bir hayal kırıklığı idi: Vahdettin, “çok beğendiğim ve güvendiğim bir komutan” dedikten sonra Mustafa Kemal’i Filistin Cephesi’ndeki 7. Ordu’nun komutanlığı görevine atadı.

Mustafa Kemal, Harbiye Nazırlığı beklerken Filistin Cephesi’nde son derece önemli, kritik ve zor bir göreve atanmıştı. Bunu da Enver Paşa’nın bir tuzağı olarak görüyordu. Cepheye gitmekten başka seçeneği yoktu, zaten daha önce 7. Ordu Komutanlığı’ndan istifa etmişti. Tamamen gönülsüz olarak Filistin’e hareket etti.

18 Eylül 1918 gecesi İngiliz ordusu Nablus’taki Osmanlı ordusuna saldırdı. Cevat Paşa komutasındaki 8. Ordu darmadağın oldu. Mustafa Kemal 7. Ordu’yu hızla geri çekiyordu. Ordu dağılmasın diyordu ama, özellikle Albay İsmet (İnönü) komutasındaki 3. Kolordu tam bir beceriksizlik neticesi perişan edilmişti.

Osmanlı ordusu Şam’a kadar hızla geri çekildi. İstanbul’da Enver Paşa ve Yıldırım Orduları Komutanı Liman von Sanders direniş hattının Şam’da kurulmasını, buradan geriye gidilmemesini istiyorlardı. Mustafa Kemal’in durmaya hiç niyeti yoktu. Bir yandan hızla geri çekiliyor, bir yandan da İstanbul’a “İngilizlerle mütareke yapın” mesajları gönderiyordu.

1 Ekim 1918’de Şam teslim edildi. Halep’te de durulmayacaktı. 7. Ordu Halep’in kuzeyine kadar, oradan da Kilis-Antep hattına kadar çekildi. 30 Ekim 1918’de mütareke imzalandığında, Filistin, Ürdün, Lübnan, Suriye ve Musul dâhil Irak direnilmeden kaybedilmişti. Binlerce Mehmetçik, savaşırken değil geri çekilirken şehit olmuş, silahlar İngilizlere bırakılmıştı. Bölgede tek direnen, Medine’deki Fahrettin Paşa’ydı; o da çok uzun sürmeyecekti. Ama Fahrettin Paşa yenilmeyecek, geri çekilmeyecek, gelen baskılarla teslim olmak zorunda kalacaktı.

Osmanlı Ordusu Nablus bozgununa uğramasaydı, ordu hızla geri çekilmeseydi, direniş devam edebilseydi, Toroslara kadar geri çekilmek yerine Şam’da, Halep’te direniş hattını kurabilseydi, Birinci Dünya Savaşı’nın sonucu farklı olacak, Türkiye haritası farklı çizilecek, son 100 yılın hadiseleri farklı seyredecekti.

100 yıl önceki o 42 gün hezimetini yazanlar ve anlatanlar, iki gerçek dışı bahaneyle hadiselerin üzerini kapatıyor, tarihi karartıyorlar: İngiliz ordusunun çok güçlü olduğunu iddia ediyorlar. Arkasından da, eğer geri çekilmese Osmanlı ordusunun tamamen düşman eline geçeceğini söylüyorlar.

Hiç de öyle değil… Osmanlı ordusu Filistin Cephesi’nde son derece güçlüydü. Asker sayısı, silah, mühimmat, araç-gereç bakımından iyi durumdaydı. Askerin motivasyonu en yüksek seviyedeydi. Osmanlı ordusu savunma pozisyonundaydı, kendi topraklarındaydı, arkası Anadolu’ya yaslanmıştı. Yani son derece avantajlı konumdaydı.

Hızla geri çekilirken ordu ciddi zayiat vermişti. Geri çekilmeyip dirense, belki o kadar zayiat olmayacaktı.

Mondros Mütarekesi imzalanınca Mustafa Kemal Yıldırım Orduları Komutanlığı’na getirildi. Orada durmaya niyeti yoktu. Adana’dan bir trene binip İstanbul’a hareket etti. İzzet Paşa kabinesinde Harbiye Nazırı olacak, İsmet Paşa’yı da müsteşarı yapacaktı. İstanbul’a indiğinde İzzet Paşa kabinesi dağıldı; yeni kabinede ona yer yoktu. Canı pek sıkılmıştı.

Nablus ve Filistin Cephesi’ndeki büyük hezimetin hesabı kimseye sorulmadı. Zaten ortada hesap soracak bir devlet de kalmamıştı. Cephenin perişan ve mağlup komutanlarının ric’atleri, Filistin, Lübnan ve Suriye’yi düşmana teslim edişleri, efsanevi bir başarı gibi onlarca yıl anlatıladurdu.

100 yıl önce yaşanan Nablus bozgunu tarihimizin seyrini değiştirdi, Osmanlı Cihan Devleti’nin sonunu getirdi. Nablus bozgununun tüm yenilmiş komutanları ise birer kahraman oldu. İlginçtir, Nablus bozgununda yer alan hemen tüm komutanlar, misal Refet Paşa, Cevat Paşa, İsmet Paşa, Ali Fuat Paşa, Cumhuriyet’in kurucu kadrosunda yer aldılar.

100. yıldönümünde, Filistin Cephesi’nde yaşananlar keşke aydınlatılabilse… Gerçeğin bu saatten sonra kimseye zararı olmaz.

4-Ekim-2018/Yenişafak Gazetesi/Aydın Ünal

yazı görseli olabilir

 

Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Facebook
 
Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Başkan Erdoğan'dan akademik yıl açılışında yapay zeka mesajı: Ana aktör insan olmazsa bilgi kalıcı olmaz
Başkan Erdoğan'dan akademik yıl açılışında yapay zeka mesajı: Ana aktör insan olmazsa bilgi kalıcı olmaz
Başkan Erdoğan’dan Rize’de Terörsüz Türkiye mesajı: Önümüzün kesilmesine asla müsaade etmeyiz
Başkan Erdoğan’dan Rize’de Terörsüz Türkiye mesajı: Önümüzün kesilmesine asla müsaade etmeyiz