15 Temmuz'da verilen tarihi emir: "Ölün ama kuleyi geri alın
"Giriş Tarihi:13 Temmuz 2026 23:11Son Güncelleme:14 Temmuz 2026 01:11
Berat Albayrak ve kahramanların dilinden 15 Temmuz gecesi: "Gerekirse ölün ama kuleyi geri alın"
15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıl dönümü dolayısıyla Üsküdar'daki Enstitü Sosyal'de "10. Yılında 15 Temmuz'u Hatırlamak" forumu düzenlendi.
15 Temmuz hakkında hazırlanan video ve anlatımlar izletildi. Daha sonra ise sırasıyla konuşmacı olarak dönemin Başbakan Danışmanı Necdet Subaşı, Yazar Hasan Mert Kaya, Dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak, dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve darbe gecesi yayın yapan A Haber spikeri Banu El sahneye çıktı.
"GEREKİRSE KARŞI KOYULACAK GEREKİRSE SİLAH KULLANILACAK"
Darbe girişimi başladığı sırada Vatan Caddesi'ndeki makam odasında DAEŞ hakkında bir terör operasyonu planladıklarını belirten Mustafa Çalışkan, askerin polisin silahına el koymaya çalıştığı haberi üzerine refleksle bir emir verdiğini söyledi.
Çalışkan, "Hiçbir polis silahını asla teslim etmeyecek. Gerekirse karşı koyulacak, gerekirse silah kullanılacak" sözleriyle o gece sahadaki tüm personele net bir duruş aşıladıklarını vurguladı. Bu talimatın tereddüt anlarını ortadan kaldırdığını ifade eden Çalışkan, telsiz ve sosyal medya kanallarıyla dalga dalga yayılan bu emrin İstanbul sınırlarını aşarak Türkiye genelinde direnişin en önemli kırılma noktalarından biri haline geldiğini aktardı.
"GEREKİRSE ORADA ÖLÜN AMA KULEYİ ALIN"Gecenin ilerleyen saatlerinde Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmelerin detaylarını paylaşan Çalışkan, şehirdeki ellerinde kalan yalnızca 1 adet zırhlı araç olmasına rağmen mücadeleye kararlılıkla devam ettiklerini belirtti. Başkan Erdoğan'ın "Kule ne durumda" sorusu üzerine durumun ehemmiyetini anlayıp hemen havalimanındaki ekipleri aradığını ifade eden Çalışkan, "Gerekirse orada ölün ama bana 15-20 dakika içinde kuleyi geri aldık diye cevap verin" talimatıyla kuleyi darbecilerden temizlediklerini ve Erdoğan'ın havalimanına güvenle inmesini sağladıklarını söyledi.
"BİR KISMI BİZİMLE MEZARA GİDECEK ÇOK AN VAR"
Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak da Mustafa Çalışkan'ın ardından mikrofonu alarak şunları söyledi:
"15 Temmuz gecesi yaşanan ve bir kısmı bizimle mezara gidecek olan pek çok tarihi anı vardır ki günü geldiğinde inşallah hepsi aşikar olacaktır. Bizler o gece hem şahsımız hem de evlatlarımızla imtihan olurken; Mustafa müdürümüz gibi kahramanlar, evlatlarıyla vedalaşma fırsatı bile bulamadan büyük bir dirayet göstermiştir; Rabbim kendisinden razı olsun. O karanlık gece, aylar veya yıllar öncesinden planlanmış organize bir örgüt darbesine karşı, sadece devlet kurumlarının değil, milyonlarca vatandaşın Allah'ın yardımıyla ve gökten inen bir sekine duygusuyla çıplak elleriyle tankların önüne çıktığı, benzeri görülmemiş bir destandır. Bizler normal şartlarda "Saat 9'da köprüde buluşalım" diye sözleşsek belki de bu kadar insanı bir araya getiremezken, o gece milletimizin üzerine çöken muazzam bir rahmet ve dualar sayesinde bu hain operasyon bertaraf edilmiştir."
"İKİ PİLOTTAN BİRİ FETÖ'CÜYDÜ BİZİ YÖNLENDİRMEYE ÇALIŞTI"
"Uçak yolculuğumuz sırasında yaşadıklarımız ise o gecenin ne denli kritik operasyonlarla yönetildiğinin en net kanıtıdır. Telefonlarımız dinlendiği için nereye gideceğimiz tahmin edilemesin diye Bodrum, Aydın, İzmir ve Dalaman alternatifleri üzerinden şaşırtma hamleleri yaptık; nitekim son anda Dalaman'a inip uçağa geçtiğimizde, sonradan içlerinden birinin FETÖ'cü olduğunu öğreneceğimiz pilotlar, Sabiha Gökçen'in sıkıntılı olduğunu bildiğimiz halde bizi oraya yönlendirmeye çalıştı. Atatürk Havalimanı için de "Piste kamyon çekmiş olabilirler, çakılabiliriz" yönündeki tüm engelleme çabalarına rağmen, Mustafa müdürümüzden aldığımız "İşlem tamamdır, arkamız sağlam" güvencesiyle Cumhurbaşkanımızı ikna ederek havalimanına güvenle indik."
"CESETLERİMİZİ ÇİĞNEMEDEN BURAYA GİREMEZSİNİZ DEDİK"
Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Gazeteci Banu El moderatörlüğünde programın sonunda sahneye çıktı. Bozdağ o gün yaşananlar için, "15 Temmuz gecesi halkımız, çıplak elleriyle tanklara ve uçaklara karşı durarak tarihte eşi benzeri görülmemiş bir direnişe imza atmış; bizler de milletvekilleri olarak o gece Meclis'in kapılarını açık tutarak 'cesetlerimizi çiğnemeden buraya giremezsiniz' kararlılığıyla millî iradeye sahip çıkmışızdır. FETÖ'cü teröristlerin, millî iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni doğrudan hedef alıp bombalaması, sadece bir binayı değil 86 milyonun iradesini yok etme çabasıdır; ancak bu alçak saldırı karşısında Meclis'in çalışmalarına ara vermeden devam etmesi, Gazi Meclis'in ikinci kez "Gazi" unvanını hak eden o tarihi duruşunu tarihe altın harflerle kazımıştır" dedi.
SELAMİ YILDIZ'A "KORUMALARI DEĞİŞTİR, DİRENENİ VUR" TALİMATINI VERDİM
Bekir Bozdağ, 15 Temmuz hain darbe girişimi sürecinde, mevcut İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız'ın aldığı talimatlarla devletin yanında gösterdiği dirayete değindi. Bozdağ, "O dönem yargıyı ve emniyeti kuşatan FETÖ, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ve oğlu Bilal Erdoğan'ın evinde arama yapılması yönünde bir karar çıkarmıştı. Tehlikenin büyüklüğünü görerek hemen Selami Yıldız Bey'i aradım ve kendisine, 'Selami, Sayın Cumhurbaşkanımızın evinin etrafındaki bütün korumaları derhal değiştir. Yerlerine vatanını, milletini seven özel harekatçıları yerleştir. Eğer oraya uydurma kararlarla aramaya kalkışan hainler gelirse, gerekirse silahla karşı koyacaksınız ama o kapıdan içeri adım attırmayacaksınız' talimatını verdim. Selami Müdürümüz bu meydan okumayı tereddütsüz kabul ederek tüm koruma kadrosunu vatansever unsurlarla değiştirdi ve liderimizin can güvenliğini korudu." dedi.
"15 TEMMUZ TÜRKİYE'NİN ÖNCEKİ DARBELERİNDEN FARKLILAŞAN BÜYÜK BİR TOPLUMSAL KIRILMADIR"
Prof. Dr. Necdet Subaşı, 15 Temmuz'un toplumsal kırılma boyutunu değerlendirerek ortak yaşamın yeniden inşasında toplumsal hafızanın belirleyici rolünü vurguladı:
"15 Temmuz, FETÖ'nün toplumsal zaaf ve beklentileri istismar etmesiyle oluşan ve Türkiye'nin önceki darbelerinden farklılaşan büyük bir toplumsal kırılmadır. Bugün temel sosyolojik mesele, bu kırılmanın yol açtığı güvensizliği aşarak ortak yaşamı nasıl yeniden kuracağımızdır. Tanıklıkları kayıt altına almak, toplumsal hafızayı canlı tutmak ve unutmaya karşı ortak bir bilinç geliştirmek, hem sosyolojik hem de kamusal bir sorumluluk."
"HAFIZAYI CANLI TUTMAZSAK YAŞADIKLARIMIZ MANİPÜLE EDİLİR"
Forum, küratör ve yazar Hasan Mert Kaya'nın konuşmasıyla devam etti. Kaya, 15 Temmuz'un gelecek kuşaklara doğru aktarılabilmesi için toplumsal hafızanın somut tanıklıklar ve belgelerle korunmasının önemine dikkat çekti.Kaya şunları söyledi:
"15 Temmuz'u hatırlamak, gerçeği somut kayıtlarla koruyarak gelecek kuşaklara aktarmaktır. Çünkü toplumsal hafıza zayıfladığında, yaşananlar manipülasyona, inkâra ve sıradanlaştırılmaya açık hâle gelir. Bu nedenle Hafıza 15 Temmuz'u bir müzeden ziyade yaşanmışlığın, tanıklığın ve hakikatin muhafaza edildiği bir bellek mekânı olarak düşündük. 15 Temmuz'un tankları, uçakları, cephaneleri ve planlamasıyla gerçek bir darbe girişimi olduğunu belgelemek, geleceğe karşı taşıdığımız tarihî sorumluluğun bir parçası."
Giriş Tarihi:13 Temmuz 2026 07:32Son Güncelleme:13 Temmuz 2026 07:45
FETÖ’nün Hava Kuvvetleri imamı Adil Öksüz nasıl kaçtı? Akıncı’dan serbest bırakılmaya uzanan kritik süreç
Resmi görevini sürdüren Öksüz, çevresinde sıradan bir akademisyen profili çizdi. Ancak soruşturma dosyaları ve örgüt mensuplarının ifadelerine göre bu akademik kimlik, örgütsel faaliyetlerin gizlenmesinde kullanılan önemli bir kamuflaj işlevi gördü. Yurt dışı seyahatleri ve örgüt içindeki temaslarını akademik faaliyet görüntüsü altında sürdürdüğü değerlendirildi.
ANKARA'DAKİ VİLLADA DARBE HAZIRLIKLARI İDDİASI
Soruşturma dosyalarına giren tanık beyanlarına göre, Ankara'da danışmanlık merkezi görünümündeki üç katlı bir villada darbe girişimine yönelik hazırlık toplantıları yapıldı. Özellikle "Şapka" kod adlı gizli tanığın ifadelerinde, Adil Öksüz'ün bu villada örgüt mensubu askerlerle sık sık bir araya geldiği ve hazırlık sürecini koordine eden isimlerden biri olduğu öne sürüldü.
Dosyada yer alan anlatımlara göre söz konusu toplantılar 2016 yılının Haziran ayı sonlarında yoğunlaştı. Tanık ifadeleri ve soruşturma kapsamında elde edilen bulgular, darbe hazırlıklarının bu süreçte sistematik şekilde yürütüldüğüne işaret etti.
ABD SEYAHATLERİ SORUŞTURMA DOSYALARINA YANSIDI
15 Temmuz darbe girişiminden önce Adil Öksüz'ün yurt dışı seyahatleri de soruşturmaların önemli başlıklarından biri oldu. HTS kayıtları, pasaport hareketleri ve havalimanı giriş-çıkış kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, Öksüz'ün 2016 yılının Mart ve Haziran aylarında ABD'ye birden fazla kez gittiği tespit edildi.
Soruşturma dosyalarına göre Öksüz, 11 Temmuz 2016 tarihinde Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan ABD'ye hareket etti ve darbe girişiminden iki gün önce, 13 Temmuz'da Türkiye'ye döndü. Yargı dosyalarında yer alan değerlendirmelerde bu seyahatin, darbe hazırlıkları öncesindeki kritik temaslar kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Ancak bu ziyaretin içeriğine ilişkin kamuoyuna açıklanmış kesin ve bağımsız şekilde doğrulanmış resmi bir kayıt bulunmuyor.
"34 SIR 49" PLAKALI OTOMOBİLİNİ BIRAKIP KAYBOLDU
Serbest bırakılmasının ardından Ankara'dan İstanbul'a geçen Adil Öksüz, daha sonra Sakarya'nın Akyazı ilçesindeki kayınpederinin evine gitti.
Soruşturma kayıtlarına göre burada ailesiyle görüştükten sonra kendisine ait 34 SIR 49 plakalı otomobili bıraktı ve bir daha kendisinden haber alınamadı.
Yargı kararlarında, firar sürecinde Öksüz'e yardım ettikleri belirlenen bazı kişiler de örgüt üyeliği ve örgüte yardım suçlarından mahkûm edildi. Firarın organize edilmesine katkı sağladığı belirtilen isimler hakkında farklı mahkemelerce hapis cezaları verildi.
HAKKINDA KIRMIZI BÜLTEN ÇIKARILDI
Adil Öksüz hakkında FETÖ'nün çatı davaları kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı. Firari durumda bulunan Öksüz için Interpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkarıldı.
İçişleri Bakanlığı Terörden Arananlar Listesi'nde kırmızı kategoride yer alan Öksüz'ün yakalanmasına yönelik çalışmalar güvenlik ve istihbarat birimlerince sürdürülüyor.
Çeşitli tanık beyanlarında ve soruşturma dosyalarında, Öksüz'ün yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarak Almanya'da saklandığı yönünde iddialar yer aldı. Ancak bu iddialara ilişkin kamuoyuna açıklanmış kesinleşmiş resmi bir tespit bulunmuyor.
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden yıllar geçmesine rağmen Adil Öksüz dosyası, FETÖ soruşturmalarının en kritik başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Firari durumdaki Öksüz hakkında açılan davalar gıyabında devam ederken, güvenlik birimleri yakalanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Soruşturma dosyaları, mahkeme kararları ve resmi kayıtlar ise örgütün mahrem yapılanmasının işleyişine ilişkin önemli veriler sunmaya devam ediyor.
FETÖ’nün Hava Kuvvetleri imamı Adil Öksüz nasıl kaçtı? Akıncı’dan serbest bırakılmaya uzanan kritik süreç
FETÖ’nün “Hava Kuvvetleri imamı” Adil Öksüz, darbe planlamasında kilit rol üstlendi. Öksüz’ün darbe girişiminden önce ABD’ye gidip 13 Temmuz 2016’da Türkiye’ye döndüğü, serbest bırakılmasının ardından İstanbul üzerinden Sakarya’ya geçtiği belirlendi. Firari isim son olarak kendisine ait 34 SIR 49 plakalı aracı bıraktıktan sonra izini kaybettirdi.
KENDİSİNİ KAMUFLE ETTİ
Örgütün "Hava Kuvveteri İmamı" olarak bilinen Öksüz, Ankara'da danışmanlık merkezi olarak kullanılan 3 katlı bir villada, 2016 yılının Haziran ayı sonu itibarıyla TSK içindeki örgüte bağlı rütbeli subaylarla birlikte darbe girişiminin planlanmaya başladı. O tüm bu süreçte, örgüt içindeki konumu açığa çıkmasın diye "Akademisyen" kimliğini kullanarak kendisini kamufle etti.
Darbe girişiminden önceki süreçte Öksüz'ün seyahat trafiği doğrudan eylem planlamasına işaret ediyordu. Öksüz, 2016 yılının Mart ve Haziran aylarında defalarca ABD'ye uçtu.
AKINCI'DA YAKALANDI, HÂKİMLER SERBEST BIRAKTI
15 Temmuz gecesi darbe girişiminin komuta merkezi Ankara'daki Akıncı Üssü'ydü. 16 Temmuz 2016 sabahı Akıncı Üssü yakınlarında jandarma ekipleri tarafından üzerinde bir adet GPS cihazı, cep telefonu ve bir miktar parayla yakalanan Öksüz, bölgede bulunma nedenini "Tarla bakmaya gelmiştim" diyerek açıklamaya çalıştı.
Gözaltına alındıktan sonra Sincan Batı Adliyesi'ne sevk edilen Öksüz, adli süreçteki şüphe uyandıran zafiyetler ve ihmaller zinciri neticesinde, 18 Temmuz 2016'da Hâkim Köksal Çelik tarafından sadece 21 dakika içinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Savcılığın bu karara yaptığı itiraz ise diğer hâkim Çetin Sönmez tarafından reddedildi. Böylece en kritik isim adliye kapısından yürüyerek çıktı.
Yapılan HTS (arama trafiği) ve havalimanı kayıt incelemelerinde; darbe planının son onayını almak üzere 11 Temmuz 2016'da Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan ABD'ye gittiği ve darbe girişiminden sadece iki gün önce, 13 Temmuz 2016'da Türkiye'ye döndüğü belgelendi. Bu seyahat, hain darbe planının Pensilvanya'daki örgüt elebaşı tarafından onay aldığına dair bir değerlendirme oldu.
Serbest bırakılma kararının hemen ardından adliyeden ayrılan Adil Öksüz, planlı bir kaçış rotasını devreye soktu. Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan uçakla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'na geçen Öksüz, kameralara son kez burada takıldı. 19 Temmuz sabaha karşı Sakarya'nın Akyazı'da bulunan kayınpederinin evine uğradığı, eşinin ailesiyle görüştükten sonra kendisine ait olan "34 SIR 49" plakalı otomobilini bırakıp bir daha dönmemek üzere izini kaybettirdiği tespit edildi. Hakkında kırımızı bülten çıkarılan Öksüz halen firari olarak aranıyor.
Darbe girişiminin ardından bir itirafçının beyanlarına göre; teşkilattan sızdırılan orijinal bir angaje formu şablonu kullanılarak Adil Öksüz adına sahte bir belge üretildi.
Öksüz'ü 2014 girişli "Timsah" kod adlı bir MİT ajanı ve sözde paralel yapıyla mücadele eden bir görevli gibi gösteren bu sahte belge, örgüt tarafından kontrol edilen sosyal medya hesapları ve FETÖ'cü medya aygıtları vasıtasıyla hızla dolaşıma sokuldu. Örgüt bu bilgiyi hedef şaşırtmak için servis etti.
Firari Adil Öksüz'ü serbest bırakan iki hâkim Çetin Sönmez ve Köksal Çelik, 2018'de meslekten ihraç edildi.
Hâkim Sönmez, "silahlı terör örgütüne üyelik" suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Öksüz'ü Sakarya'daki arama çalışmalarında kasıtlı olarak kaçırdığı belirlenen dönemin Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürü Ercan Özoğluöz ise 7 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Son olarak, Öksüz'ü İstanbul Üsküdar'daki güvenli evden alarak kaçış sürecinde şoförlüğünü ve saklama faaliyetlerini yürüten kilit isimlerden Cihat Yıldız, Beylikdüzü'nde yakalanarak "silahlı terör örgütü yöneticiliği" suçundan 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.
gggg
TÜRKİYE ONUN PEŞİNDE
Hakkında kırmızı bülten çıkarılan Öksüz, ana darbe davalarında ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanıyor. Firarı sonrası Öksüz'ün Almanya'da Frankfurt ve Hannover şehirlerinde, örgütün hücre evlerinde veya yabancı istihbarat servislerinin himayesindeki güvenli lokasyonlarda saklandığı değerlendiriliyor.
Haber: Ali Rıza Akbulut
FETÖ'nün sözde eski imamından çarpıcı itiraf! Soru hırsızlığında yeni detaylar | Dikkat çeken Adil Öksüz vurgusu
Giriş Tarihi:11 Şubat 2025 21:18 Son Güncelleme:12 Şubat 2025 01:31
FETÖ'nün ABD'de firari yaşayan eski sözde mahrem imamı Abdullah Antepli'den sınavlarda çalınan sorular ve firari Adil Öksüz'e ilişkin açıklamaları dikkat çekti. Elebaşının FETÖ tarafından çalındığına dair bir haberi izledikten sonra, bütün kalabalığın içinde konuştuğunu yineleyen Antepli, Gülen'in, bu itirafını, kızgınlıkla "boş bulunduğu" bir anda ağzından kaçırdığını anlattı. Öksüz'ü, "Gülen'in gözdesi" olarak tanımlayan Antepli, kendisine 2011-2012 yıllarında örgütün Pensilvanya'daki kamp merkezinde sıkça rastladığını, kampta bulunanların da Öksüz'e büyük saygı gösterdiğini belirtti. İşte detaylar...
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) ABD'de firari yaşayan etkili üyelerinden eski sözde mahrem imamı Abdullah Antepli, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ve üniversite giriş sınav sorularının çalınarak FETÖ üyelerine verilmesiyle ilgili açıklamalarına yenilerini ekledi. İTİRAFI SONRASI TEHDİT Eski Zaman gazetesi çalışanı firari FETÖ'cü Ahmet Dönmez'in sosyal medya programına ikinci kez katılan Antepli, soru çalma olayıyla ilgili verdiği ilk röportajın ardından kendisinin ve ailesinin örgüt üyelerince tehdit edildiğini aktardı.
ELEBAŞI İTİRAFI AĞZINDAN KAÇIRDI
Antepli, Gülen'in, soruların çalınmasıyla ilgili konuşmasını, örgüt kampındaki eski merkez binanın 2. katındaki büyük salonda, kahvaltıdan hemen sonra başlayan "diyalog toplantısı öncesinde" yaptığı detaylarına yer verdi. Gülen'in bu salonda, 2010 KPSS sorularının o zaman "Paralel Devlet Yapılanması" diye adlandırılan FETÖ tarafından çalındığına dair bir haberi izledikten sonra, bütün kalabalığın içinde konuştuğunu yineleyen Antepli, Gülen'in, bu itirafını, kızgınlıkla "boş bulunduğu" bir anda ağzından kaçırdığını anlattı.
Antepli, söz konusu diyalog toplantısında Kurucan'ın da orada olduğunu "çok iyi hatırladığını" ifade ederek, Gülen'in, örgütün soru çalmasıyla ilgili o gün yaptığı konuşmadan sonra kendisiyle özel bir görüşmede "uzun uzadıya konuştuğunu" aktardı.
Bu konuda, ilk röportajının ardından Kurucan'ı arayarak konuyu özetlediği 1,5 dakikalık bir ses kaydını da dinleten Antepli, aynı konuyu, Pensilvanya'ya her geldiğinde "evinde kalacak ve ailecek görüşecek kadar samimi olduğunu" belirttiği diğer FETÖ üyesi Türk İslam ("Tarık Bey") ile de aynı günün akşamında ve sonrasında konuştuğunu paylaştı.
TÜRKİYE'YE GELİP CEZA ÇEKMEYE HAZIRIM
Antepli, söz konusu yıllarda Türkiye'de, askeri lise sınavlarında çıkacak soruların çalınarak Tarık Bey ve kendisine verildiğini, bu soruları çocuklarla paylaştıklarını söyledi. Söz konusu iddiaları ilk kez 2018'de yazdığını dile getiren Antepli, örgütte bazı çevrelerdeki "Fetullah Gülen masum, çevresi kötü" söyleminin de ölen elebaşının rolünü anladıktan sonra kendisi için çöktüğünü belirtti. Antepli, Türkiye'ye gidip hukukun gerektirdiği cezayı çekmeye hazır olduğunu ifade etti.
Antepli, 1988 ile 1997 yılları arasında, çalınan askeri lise sınavı sorularını kendisine, o dönem örgütün mahrem yapılanmasının başında bulunan (Murat Ceylan kod adlı) Orhan Cem Çavdar tarafından ulaştırıldığı bilgisini paylaştı.
ADİL ÖKSÜZ VE ÖLEN ELEBAŞI GÜLEN
Abdullah Antepli, 15 Temmuz hain darbe girişiminin bir numarası olarak aranan FETÖ'cü firarı Adil Öksüz'ü de Pensilvanya'daki kampta "çok kez gördüğünü" söyledi. Antepli, Gülen'in Öksüz'e çok itibar ettiğine de tanık olduğunu belirtti.
Öksüz'ü, "Gülen'in gözdesi" olarak tanımlayan Antepli, kendisine 2011-2012 yıllarında örgütün Pensilvanya'daki kamp merkezinde sıkça rastladığını, kampta bulunanların da Öksüz'e büyük saygı gösterdiğini aktardı.
ABDULLAH ANTEPLİ KİMDİR?
Küçük yaşlardan itibaren örgüt içinde yer almış, sözde "semt imamlığı" da yapmış Tuncay Abdullah Antepli'nin, üniversite döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Emniyet "mahrem imamlığına" kadar terör örgütü FETÖ'nün birçok kademesinde yer aldığı biliniyor.
Myanmar ve Malezya'da FETÖ adına sözde imam olarak görev yaptığını söyleyen Antepli'nin, örgütün "dinler arası diyalog politikası" kapsamında ABD'de de görevlendirildiği, 2003'te Connecticut eyaletinde Hristiyan İlahiyat Fakültesinde (Hartfod Seminary) "dini rehber" olarak çalıştığı, sonrasında ise North Carolina'daki Duke Üniversitesinde görev yaptığı ifade ediliyor.