Sol kolunu ve elini vatan için feda ettiler! 15 Temmuz gazileri ahaber.com.tr'ye konuştu: Bin kez olsa bin kez gideriz

O gece FETÖ'cü darbecilere karşı canını siper eden kahramanlardan sol kolunu kaybeden Üzeyir Civan ile elinden vurulan İsmet Işıkoğlu, yaşadıkları büyük acılara rağmen verdikleri destansı mücadeleden duyduğu onur ve gururu ahaber.com.tr editörü Sevgi Canpolat'a anlattı.

DÜNYA - 2026-07-15 14:38:28

Sol kolunu ve elini vatan için feda ettiler! 15 Temmuz gazileri ahaber.com.tr'ye konuştu: Bin kez olsa bin kez gideriz

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki hain darbe girişiminde sol kolunu kaybeden gazi Üzeyir Civan ile elinden vurulan gazi İsmet Işıkoğlu, o karanlık gecede yaşadıklarını ahaber.com.tr'ye anlattı. Vatanın selameti için bir an bile tereddüt etmediklerini belirten kahraman gaziler, "bin kez olsa bin kez giderim" dedi. Darbe girişimine "tiyatro" diyenlere de sert tepki gösteren Civan, "Ben tiyatrocuya benziyor muyum? Şu giden kol bir tiyatronun ürünü olabilir mi?" ifadelerini kullanırken, "vatanım için gerekirse diğer kolumu da seve seve kaybederim." şeklinde konuştu.Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirdiği hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti.

15 TEMMUZ GAZİLERİ AHABER.COM.TR'YE KONUŞTU: "VATANIM İÇİN DİĞER KOLUMU DA VERMEYE HAZIRIM

O gece FETÖ'cü darbecilere karşı canını siper eden kahramanlardan sol kolunu kaybeden Üzeyir Civan ile elinden vurulan İsmet Işıkoğlu, yaşadıkları büyük acılara rağmen verdikleri destansı mücadeleden duyduğu onur ve gururu ahaber.com.tr editörü Sevgi Canpolat'a anlattı.                       HAİN DARBE GİRİŞİMİNDE İLK KURŞUNUN HEDEFİ OLDU
Tuzla Orhanlı Gişeleri'nde direnişin en ön saflarında yer alan gazi Üzeyir Civan, "Televizyonlarda darbe girişimini duyar duymaz hiç tereddüt etmeden meydanlara koştuk. Orhanlı Gişeleri'ne vardığımızda hainlerin halkın üzerine ateş açtığını gördük, o an tek düşüncemiz vatanın elden gitmemesiydi" ifadelerini kullandıDireniş sırasında hainlerin silahından çıkan mermilerin hedefi olan Civan, o anları "Vurulduğum an kolumun koptuğunu hissettim ama vatan aşkı o acının çok üzerindeydi" sözleriyle aktardı."BİR KOLUM GİTTİ AMA VATAN TOPRAĞI BAKİ KALDI"
Sol kolunu vatan toprağına feda eden ancak dik duruşundan asla taviz vermeyen Üzeyir Civan, "Hastanede gözümü açtığımda kolumun olmadığını öğrendim ancak ilk sorduğum soru 'Vatan kurtuldu mu?' oldu. Hamdolsun ki o hainlere geçit vermedik, bir kolumu kaybettim ama vatanın istikbalini kazandık" şeklinde konuştu.

Hainlerin planlarının milletin ferasetiyle bozulduğunu vurgulayan Civan, "Bugün olsa, aynı bilinçle yine meydanlara çıkar, yine göğsümü siper ederim. Bu şerefli mücadele bizim çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirastır" ifadelerini kullandı."BU MİLLET ASLA DİZ ÇÖKMEYECEK"
Yaşananların üzerinden yıllar geçse de o geceki ruhun diri olduğunu belirten Üzeyir Civan, "FETÖ'cü hainler ve onların arkasındaki güçler bilsin ki bu millet asla diz çökmeyecek. Bizler o gece sadece bir darbeyi durdurmadık, aynı zamanda bir işgal girişimini püskürttük" dedi. Mücadelesinden duyduğu büyük gururu her fırsatta dile getiren kahraman gazi, "Sol kolumun olmayışı benim için bir eksiklik değil, aksine bu vatan için taşıdığım en onurlu madalyadır" sözleriyle açıklamasını noktaladı.
"VATAN İÇİN BİR KOL DEĞİL, CANIM FEDA"                                                          ahaber.com.tr editörü Sevgi Canpolat'ın, "Bugün geriye dönüp baktığınızda yine olsa yine yaparım diyor musunuz?" sorusunu yanıtlayan 15 Temmuz Gazisi Üzeyir Civan, "Elhamdülillah, vatanım için bir kolumu kaybettim ama diğer kolum burada. Gerekirse onu da seve seve kaybederim. Hatta en büyük temennim, şehadet şerbeti içerek canımı Allah yolunda, vatan uğruna feda etmektir. Yine olsa değil, bin kez olsa bin kez gelirim. Bu zamana kadar da hiçbir zaman zerre kadar pişmanlık duymadım. 'Niye geldim, niye gittim?' gibi bir düşünceye de sahip olmadım ve her zaman Rabbime şükrettim. Yine olsa yine gelirim, bin kez olsa bin kez gelirim. Seve seve kolumu, kollarımı, bacaklarımı bu cennet vatan için feda ederim." ifadelerini kullandı."ŞU GİDEN KOL BİR TİYATRONUN ÜRÜNÜ OLABİLİR Mİ?"
Darbe girişimi için 'tiyatro' nitelemesi yapan kesimlere yönelik sert eleştirilerde bulunan Civan, "Maalesef 15 Temmuz için tiyatro diyen insanlar var. Ya onlara özellikle şunu belirtmek istiyorum ki ben tiyatrocuya benziyor muyum? Şu giden kol bir tiyatronun ürünü olabilir mi? Burada o akşam 30 civarında kardeşimiz yaralandı, felç olan kardeşimiz var. Altı tane kardeşimiz burada şehit oldu. Bunlar bir tiyatronun eseri olabilir mi? 250 tane can gitmiş, bunlar bir tiyatronun eseri olabilir mi?" sözleriyle tepkisini dile getirdi. Darbe girişimine iştirak eden hainlerin kendi senaryoları içinde boğulduklarını belirten Civan, "Onlarca darbeye iştirak eden generaller, üst rütbeli subaylar vardı. Ya bunlar bütün onurlarını, şereflerini, rütbelerini ayaklar altına alarak gidip de bu tiyatronun içinde bulunabilirler mi? Bizler tiyatronun ne olduğunu bilmeyiz. O insanlar kendileri devamlı tiyatro senaryosu izlediklerinden dolayı o düşüncede olabilirler. Onlara özellikle sormak istiyorum: Madem tiyatroydu, madem senaryoydu, ne işiniz vardı o akşam ATM kuyruklarında? Ne işiniz vardı bankamatiklerde, benzin istasyonlarında? Neden zil çalıp adeta evlerinizden tava tencere çalıyordunuz? Bu tiyatronun diğer figüranları sizler miydiniz? Böyle bir ahmakça düşünce olabilir mi?" şeklinde konuştu.
BAŞKAN ERDOĞAN İLE DUYGULANDIRAN DİYALOG
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini arayarak gösterdiği yakın ilgiyi anlatan Civan, "Sayın Cumhurbaşkanımız, Allah razı olsun, o yoğunluk ve o sıkıntılı dönem içerisinde beni aradı. Geçmiş olsun dileklerini iletti. Benim abimin ismi de Recep'tir; benim 83 yaşındaki anacığım ona da 'Recepim' derdi. Onunla anacığımı konuşturduğum için çok sevindim. Hatta ev ziyaretinde bulunacağını da söylemişti ama nereye yetişecek ki? Bin parçaya bölünmesi lazım ki Cumhurbaşkanımız insanlara yetişsin. Allah razı olsun bizi aradı, halimizi hatırımızı sordu. Rabbim ömrüne ömür katsın" sözleriyle o anları paylaştı.                                                                                           GENÇLERE BİRLİK VE BERABERLİK MESAJI
Türkiye gençliğine seslenen Üzeyir Civan, "Sizi yanlış yönlendirenlere iltimas etmeyiniz. Bizler sağcı, solcu, Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Laz, Çerkez olabiliriz; o akşam biz sadece vatanımıza, milletimize, bayrağımıza, dinimize sahip çıkmak için buraya geldik. O akşam sizin savunduğunuz insanlar da iktidarda olsaydı, yine aynı düşünceyle buraya gelirdik. Biz bir olalım, başka bir şey demiyorum" diyerek birlik çağrısında bulundu.

15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Orhanlı Gişeleri'nde kurşunların hedefi olan ve elinden yaralanarak gazilik mertebesine ulaşan İsmet Işıkoğlu da o karanlık gecede yaşanan destansı mücadeleyi anlattı. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla tereddüt etmeden meydanlara koşan Işıkoğlu, vatan sevgisini ve darbe girişimine "tiyatro" diyenlere karşı dimdik duruşunu gözler önüne serdi.BAŞKAN ERDOĞAN'IN ÇAĞRISIYLA MEYDANLARA YÜRÜDÜLER
Karanlık geceye ilişkin 15 Temmuz Gazisi İsmet Işıkoğlu, "O karanlık gecede çok şeyler yaşadık biz. Çok çaba harcadık, bu ülke için çok çaba harcadık. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın haber etmesiyle, 'havalimanlarına meydanlara yürüyün' dedi. O demese zaten kimsenin haberi yoktu. Biz de yürüdük işte, havalimanına gidiyorduk." sözleriyle vatan savunması için nasıl yola çıktıklarını ifade etti.

ORHANLI GİŞELERİ'NDE HAİN PUSUSabiha Gökçen Havalimanı'na gitmeye çalışırken Orhanlı'da durdurulduklarını belirten İsmet Işıkoğlu, "Orhanlı Gişeleri'ne kadar geldik, polis memurları bizi araçla salmadı. 'Yaya gidin' dediler. O sırada bir grup geldi, orayı hallettiklerini ancak gişelerden asker kılıklı teröristlerin geleceğini söylediler. Hemen geri döndük, gişelere yanaştık. Oradan askerden biri polislere 'teslim olun' diye bağırmaya başladı. Polisler de 'siz kimsiniz, siz teslim olun' dedi. Ondan sonra ateş başladı." ifadelerini kullandı. Aracının delik deşik edildiğini belirten Işıkoğlu, çatışmanın saat 03:30'a kadar sürdüğünü dile getirdi.

"YARALANDIĞIMDAN HABERİM BİLE YOKTU"
"Nasıl yaralandınız?" sorusu üzerine o anki can pazarını anlatan İsmet Işıkoğlu, "Aracımın önüne yaralılar düşmüştü, bir erkek bir de kadın yaralı vardı. Ben bunlarla mücadele ediyordum, yaralandığımdan hiç haberim yok. Kıpırdayamıyoruz, kafasını dışarı çıkaranı vuruyorlar. O arada ben de yaralanmışım, gözümün kızgınlığına hiç fark etmedim. Birisi geldi, 'arkadaşım sen de yaralandın' dedi. Baktım kolumdan, elimden kan fışkırıyor. Parmaklarım düşmüş. Orada beni araca koyup hastaneye götürdüler." sözleriyle yaşadığı ağır yaralanma anını aktardı.
"O ÇIĞLIKLAR HİÇ AKLIMDAN ÇIKMIYOR"
Hala her gün aynı noktadan geçtiğini belirten İsmet Işıkoğlu, "Günde her gün aşağı yukarı oradan geçiyorum. Orhanlı gişelerinden geçiyorum. Oradan geçerken o geceyi hiç aklımdan çıkarmıyorum. O vatandaşların bağırtısı, ağlaması, çığlıkları, ses çığlıkları, uğultular hiç aklımdan gitmiyor. O silah sesleri... Her zaman oradan geçerken hatırlarım." cevabını verdi.
"TİYATRO" DİYENLERE TOKAT GİBİ CEVAP
Darbe girişimine "tiyatro" diyenlere tepki gösteren Gazi İsmet Işıkoğlu, "Ya ben canlı şahidim, tiyatro diyenler diyebildikleri kadar desinler. Siyasetçi değilim, hiçbir şey değilim ben. Ben bir vatandaşım. Ben oraya vatanım için gittim. 15 Temmuz bir gerçek. Canlı şahidim." ifadeleriyle iddialara sert tepki gösterdi.

"DÜNYA BİZE GIPTA EDİYOR"
Türkiye'ye mesajını ileten İsmet Işıkoğlu, "Mesajım belli Türkiye'ye: Herkes akıllı olacak. Herkes kendini bilecek, gittiği yolu da tuttuğu yolu da tutacak. Sağa sola savrulmanın bir anlamı yok. Gidişatımız da iyi. Dünya bize gıpta ediyor. Vallahi gıpta ediyor, billahi gıpta ediyor. Dünya liderleri geldi, Türkiye'ye gıpta etti gitti. Ben bunu gelecek nesiller için, gelecek nesle faydası olsun diye anlatıyorum." sözlerini kullandı.

KARANLIK GECEDEN GERİYE KALAN GÖMLEKIşıkoğlu ayrıca o geceye dair unutamadığı anısını, "O gece üzerimdeki bu gömleği unutamam. Eşim yıkamış, bu gömlek komple kandı. Onu gördüğüm zaman her şeyi hatırlıyorum, anımsıyorum. Benim için çok kıymetli, dolapta duruyor." diyerek duygularını paylaştı."BUGÜN OLSA DAHA BİLİNÇLİ GİDERİM"
İsmet Işıkoğlu, devamında, "Bugün olsun yine yaparım. Bugün olsun daha akıllı, bilinçli şekilde yaparım. Biz o zaman oraya giderken elim ayağım bomboş gittim. Adamların kurşunlarına hedef olduk. En azından bilinçli giderdim, akıllı giderdim." ifadelerini kullandı.
"SİVİL HALKA KURŞUN SIKMAK HİÇBİR YERDE YOK"
Son olarak hainlerin başarısızlığına vurgu yapan İsmet Işıkoğlu, "Başaramadılar. 'Başaracağız' diye çok uğraştılar ama başaramadılar. Başaramayacaklar da zaten. Artık vatandaş, halk bilinçlendi, güçlendi, akıllandı. Sivil halka kurşun sıkmak dünyanın hiçbir yerinde yok ama bizde kanı bozuk çok var. İnşallah temizlenir bunlar, hükümetimiz temizlemeye çalışıyor." dedi.

Kod adı "Namık": Adil Öksüz'ün FETÖ'deki kritik rolünün kronolojisi,Kod adı "Namık": Adil Öksüz'ün FETÖ'deki kritik rolünün kronolojisi,

Giriş Tarihi:13 Temmuz 2026 07:32Son Güncelleme:13 Temmuz 2026 07:45

FETÖ’nün Hava Kuvvetleri imamı Adil Öksüz nasıl kaçtı? Akıncı’dan serbest bırakılmaya uzanan kritik süreç

FETÖ'nün Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki mahrem yapılanmasının en kritik isimlerinden "Namık" kod adlı Adil Öksüz, akademisyen kimliğini örgütsel faaliyetleri için kamuflaj olarak kullandı. Soruşturma dosyaları, tanık beyanları ve yargı süreçlerine yansıyan bilgiler; darbe hazırlıklarından Akıncı Üssü'ndeki yakalanışına, serbest bırakılmasının ardından kayıplara karışmasına kadar uzanan sürecin ayrıntılarını ortaya koyuyor.

15 Temmuz 2016'daki FETÖ darbe girişiminin üzerinden yıllar geçmesine rağmen kalkışmanın kritik isimlerinden biri olan Adil Öksüz hakkındaki soruşturmalar ve yargı süreçleri gündemdeki yerini koruyor. "Namık" kod adıyla örgütün mahrem yapılanmasında faaliyet yürüttüğü belirtilen Öksüz'ün, akademisyen kimliği altında sürdürdüğü faaliyetler, darbe hazırlıkları sırasındaki temasları ve firar süreci soruşturma dosyalarına ayrıntılı şekilde yansıdı.Yargı kararları, tanık anlatımları, HTS kayıtları ve resmi soruşturma belgeleri birlikte değerlendirildiğinde, Öksüz'ün FETÖ içerisindeki konumu ile darbe girişimi öncesindeki hareketliliğine ilişkin önemli tespitler ortaya çıktı.AKADEMİSYEN KİMLİĞİYLE ÇİFT HAYAT SÜRDÜ                                                  1967 yılında Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesinde doğan Adil Öksüz, 1990 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Ardından yüksek lisans ve doktora eğitimini Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde tamamladı. Aynı üniversitenin İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü'nde yardımcı doçent olarak görev yaptı.

Resmi görevini sürdüren Öksüz, çevresinde sıradan bir akademisyen profili çizdi. Ancak soruşturma dosyaları ve örgüt mensuplarının ifadelerine göre bu akademik kimlik, örgütsel faaliyetlerin gizlenmesinde kullanılan önemli bir kamuflaj işlevi gördü. Yurt dışı seyahatleri ve örgüt içindeki temaslarını akademik faaliyet görüntüsü altında sürdürdüğü değerlendirildi.FETÖ'NÜN MAHREM YAPILANMASINDA KRİTİK İSİMLERDEN BİRİ OLDU                                                                                                                                  FETÖ'nün kamu kurumlarındaki yapılanmasının en dikkat çeken unsurlarından biri, "mahrem imam" olarak adlandırılan sivil yöneticilerdi. Askeri ya da resmi görevleri bulunmayan bu isimlerin, örgüt adına üst düzey kamu görevlileriyle irtibat kurduğu ve örgütsel talimatların iletilmesinde rol aldığı soruşturma dosyalarına yansıdı.                                                                                            Bu yapı içerisinde "Namık" kod adını kullandığı belirtilen Adil Öksüz'ün, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki Hava Kuvvetleri yapılanmasından sorumlu mahrem yönetici konumunda bulunduğu yönünde çok sayıda tanık beyanı ve yargı dosyası kaydı yer aldı. Soruşturmalarda elde edilen bilgi ve bulgular, Öksüz'ün doğrudan örgütün üst yönetimiyle temas kuran isimlerden biri olduğunu ortaya koydu.

ANKARA'DAKİ VİLLADA DARBE HAZIRLIKLARI İDDİASI

Soruşturma dosyalarına giren tanık beyanlarına göre, Ankara'da danışmanlık merkezi görünümündeki üç katlı bir villada darbe girişimine yönelik hazırlık toplantıları yapıldı. Özellikle "Şapka" kod adlı gizli tanığın ifadelerinde, Adil Öksüz'ün bu villada örgüt mensubu askerlerle sık sık bir araya geldiği ve hazırlık sürecini koordine eden isimlerden biri olduğu öne sürüldü.

Dosyada yer alan anlatımlara göre söz konusu toplantılar 2016 yılının Haziran ayı sonlarında yoğunlaştı. Tanık ifadeleri ve soruşturma kapsamında elde edilen bulgular, darbe hazırlıklarının bu süreçte sistematik şekilde yürütüldüğüne işaret etti.

ABD SEYAHATLERİ SORUŞTURMA DOSYALARINA YANSIDI

15 Temmuz darbe girişiminden önce Adil Öksüz'ün yurt dışı seyahatleri de soruşturmaların önemli başlıklarından biri oldu. HTS kayıtları, pasaport hareketleri ve havalimanı giriş-çıkış kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, Öksüz'ün 2016 yılının Mart ve Haziran aylarında ABD'ye birden fazla kez gittiği tespit edildi.

Soruşturma dosyalarına göre Öksüz, 11 Temmuz 2016 tarihinde Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan ABD'ye hareket etti ve darbe girişiminden iki gün önce, 13 Temmuz'da Türkiye'ye döndü. Yargı dosyalarında yer alan değerlendirmelerde bu seyahatin, darbe hazırlıkları öncesindeki kritik temaslar kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Ancak bu ziyaretin içeriğine ilişkin kamuoyuna açıklanmış kesin ve bağımsız şekilde doğrulanmış resmi bir kayıt bulunmuyor.

AKINCI ÜSSÜ YAKINLARINDA YAKALANDI                                                   15 Temmuz gecesi darbe girişiminin yönetildiği merkezlerden biri olarak gösterilen Akıncı Üssü'nün çevresinde 16 Temmuz sabahı yapılan kontroller sırasında Adil Öksüz jandarma ekiplerince gözaltına alındı.                   Üzerinde GPS cihazı, cep telefonu ve bir miktar para bulunan Öksüz, ifadesinde bölgede bulunma nedenini "Kazan ilçesine tarla bakmaya gelmiştim" sözleriyle açıkladı.                                                                  Ancak darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturmalarda bu savunma, dosyadaki diğer deliller ve tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirildi. Öksüz hakkında hazırlanan iddianamelerde, Akıncı Üssü'ndeki faaliyetlerine ilişkin çok sayıda tespit ve tanık anlatımı yer aldı.ADLİ KONTROLLE SERBEST BIRAKILDI                                                       Gözaltı işlemlerinin ardından Sincan Batı Adliyesi'ne sevk edilen Adil Öksüz, 18 Temmuz 2016 tarihinde çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.                                                                                              Karara savcılık itiraz etti ancak itiraz reddedildi. Böylece darbe girişiminin kilit isimlerinden biri olarak değerlendirilen Öksüz, adliyeden ayrıldıktan sonra izini kaybettirdi.                                                                                                  Daha sonraki yargı süreçlerinde, serbest bırakma kararında görev alan hâkimler hakkında da soruşturma yürütüldü. İlgili hâkimler meslekten ihraç edilirken, haklarında açılan davalar sonucunda çeşitli hapis cezalarına hükmedildi.

"34 SIR 49" PLAKALI OTOMOBİLİNİ BIRAKIP KAYBOLDU

Serbest bırakılmasının ardından Ankara'dan İstanbul'a geçen Adil Öksüz, daha sonra Sakarya'nın Akyazı ilçesindeki kayınpederinin evine gitti.

Soruşturma kayıtlarına göre burada ailesiyle görüştükten sonra kendisine ait 34 SIR 49 plakalı otomobili bıraktı ve bir daha kendisinden haber alınamadı.

Yargı kararlarında, firar sürecinde Öksüz'e yardım ettikleri belirlenen bazı kişiler de örgüt üyeliği ve örgüte yardım suçlarından mahkûm edildi. Firarın organize edilmesine katkı sağladığı belirtilen isimler hakkında farklı mahkemelerce hapis cezaları verildi.

HAKKINDA KIRMIZI BÜLTEN ÇIKARILDI

Adil Öksüz hakkında FETÖ'nün çatı davaları kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı. Firari durumda bulunan Öksüz için Interpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkarıldı.

İçişleri Bakanlığı Terörden Arananlar Listesi'nde kırmızı kategoride yer alan Öksüz'ün yakalanmasına yönelik çalışmalar güvenlik ve istihbarat birimlerince sürdürülüyor.

Çeşitli tanık beyanlarında ve soruşturma dosyalarında, Öksüz'ün yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarak Almanya'da saklandığı yönünde iddialar yer aldı. Ancak bu iddialara ilişkin kamuoyuna açıklanmış kesinleşmiş resmi bir tespit bulunmuyor.

SERBEST BIRAKILMASI VE FİRARINA İLİŞKİN YARGI SÜREÇLERİ TAMAMLANDI                                                                                                 Adil Öksüz'ün serbest bırakılması ve firar sürecine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında çok sayıda kamu görevlisi ve örgüt mensubu hakkında dava açıldı.                                                                                        Serbest bırakılmasına karar veren hâkimler meslekten ihraç edilirken, yargılamalar sonucunda hapis cezalarına çarptırıldı.                                       Öksüz'ün firarına yardım ettiği belirlenen bazı örgüt mensupları da farklı mahkemelerde yargılandı. Bunlar arasında, kaçış sürecinde lojistik destek sağladığı belirtilen kişiler ile örgüt adına hareket ettiği değerlendirilen isimler hakkında da mahkûmiyet kararları verildi."TİMSAH" KOD ADLI SAHTE MİT BELGESİ İDDİASI                                   15 Temmuz darbe girişiminin ardından soruşturma dosyalarına giren itirafçı beyanlarında, Adil Öksüz adına sahte bir MİT angaje formu hazırlandığı iddiasına da yer verildi.                                                                                İfadelerde, Öksüz'ün "Timsah" kod adlı bir MİT görevlisi gibi gösterilmeye çalışıldığı ve bu yönde hazırlanan sahte belgenin örgüte yakın sosyal medya hesapları üzerinden dolaşıma sokulduğu öne sürüldü.                                Soruşturma dosyalarında yer alan değerlendirmelere göre bu girişimin, kamuoyunda algı oluşturmayı ve soruşturmanın seyrini etkilemeyi amaçlayan bir dezenformasyon faaliyeti olduğu değerlendirildi.

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden yıllar geçmesine rağmen Adil Öksüz dosyası, FETÖ soruşturmalarının en kritik başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Firari durumdaki Öksüz hakkında açılan davalar gıyabında devam ederken, güvenlik birimleri yakalanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Soruşturma dosyaları, mahkeme kararları ve resmi kayıtlar ise örgütün mahrem yapılanmasının işleyişine ilişkin önemli veriler sunmaya devam ediyor.

FETÖ’nün Hava Kuvvetleri imamı Adil Öksüz nasıl kaçtı? Akıncı’dan serbest bırakılmaya uzanan kritik süreç

FETÖ’nün “Hava Kuvvetleri imamı” Adil Öksüz, darbe planlamasında kilit rol üstlendi. Öksüz’ün darbe girişiminden önce ABD’ye gidip 13 Temmuz 2016’da Türkiye’ye döndüğü, serbest bırakılmasının ardından İstanbul üzerinden Sakarya’ya geçtiği belirlendi. Firari isim son olarak kendisine ait 34 SIR 49 plakalı aracı bıraktıktan sonra izini kaybettirdi.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) sayıca az olan üst düzey sivil militanların en kritik isimlerinden biri de "Namık" kod adıyla bilinen Adil Öksüz'dü. 1967 yılında Kahramanmaraş'ın Andırın'da doğan Adil Öksüz, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden 1990 yılında mezun oldu. Yüksek lisans ve doktora eğitimini Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde tamamlayan Öksüz, aynı üniversitenin İlahiyat Fakültesi'nde Temel İslam Bilimleri bölümünde yardımcı doçent olarak görev yaptı.

FETÖ’nün darbe planlamasında kilit rol üstlenen “Hava Kuvvetleri imamı” Adil Öksüz (Haberin fotoğrafları AA, Takvim Foto Arşiv ve sosyal medyadan alınmıştır)

KENDİSİNİ KAMUFLE ETTİ

Örgütün "Hava Kuvveteri İmamı" olarak bilinen Öksüz, Ankara'da danışmanlık merkezi olarak kullanılan 3 katlı bir villada, 2016 yılının Haziran ayı sonu itibarıyla TSK içindeki örgüte bağlı rütbeli subaylarla birlikte darbe girişiminin planlanmaya başladı. O tüm bu süreçte, örgüt içindeki konumu açığa çıkmasın diye "Akademisyen" kimliğini kullanarak kendisini kamufle etti.

Darbe girişiminden önceki süreçte Öksüz'ün seyahat trafiği doğrudan eylem planlamasına işaret ediyordu. Öksüz, 2016 yılının Mart ve Haziran aylarında defalarca ABD'ye uçtu.

AKINCI'DA YAKALANDI, HÂKİMLER SERBEST BIRAKTI

15 Temmuz gecesi darbe girişiminin komuta merkezi Ankara'daki Akıncı Üssü'ydü. 16 Temmuz 2016 sabahı Akıncı Üssü yakınlarında jandarma ekipleri tarafından üzerinde bir adet GPS cihazı, cep telefonu ve bir miktar parayla yakalanan Öksüz, bölgede bulunma nedenini "Tarla bakmaya gelmiştim" diyerek açıklamaya çalıştı.

Gözaltına alındıktan sonra Sincan Batı Adliyesi'ne sevk edilen Öksüz, adli süreçteki şüphe uyandıran zafiyetler ve ihmaller zinciri neticesinde, 18 Temmuz 2016'da Hâkim Köksal Çelik tarafından sadece 21 dakika içinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Savcılığın bu karara yaptığı itiraz ise diğer hâkim Çetin Sönmez tarafından reddedildi. Böylece en kritik isim adliye kapısından yürüyerek çıktı.DARBE PLANI PENSİLVANYA'DA ONAYLANDI

Yapılan HTS (arama trafiği) ve havalimanı kayıt incelemelerinde; darbe planının son onayını almak üzere 11 Temmuz 2016'da Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan ABD'ye gittiği ve darbe girişiminden sadece iki gün önce, 13 Temmuz 2016'da Türkiye'ye döndüğü belgelendi. Bu seyahat, hain darbe planının Pensilvanya'daki örgüt elebaşı tarafından onay aldığına dair bir değerlendirme oldu.'SIR' PLAKALI ARAÇLA KAÇTI,

Serbest bırakılma kararının hemen ardından adliyeden ayrılan Adil Öksüz, planlı bir kaçış rotasını devreye soktu. Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan uçakla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'na geçen Öksüz, kameralara son kez burada takıldı. 19 Temmuz sabaha karşı Sakarya'nın Akyazı'da bulunan kayınpederinin evine uğradığı, eşinin ailesiyle görüştükten sonra kendisine ait olan "34 SIR 49" plakalı otomobilini bırakıp bir daha dönmemek üzere izini kaybettirdiği tespit edildi. Hakkında kırımızı bülten çıkarılan Öksüz halen firari olarak aranıyor.SAHTE MİT AJANI YAPMAYA ÇALIŞTILAR,

Darbe girişiminin ardından bir itirafçının beyanlarına göre; teşkilattan sızdırılan orijinal bir angaje formu şablonu kullanılarak Adil Öksüz adına sahte bir belge üretildi.

Öksüz'ü 2014 girişli "Timsah" kod adlı bir MİT ajanı ve sözde paralel yapıyla mücadele eden bir görevli gibi gösteren bu sahte belge, örgüt tarafından kontrol edilen sosyal medya hesapları ve FETÖ'cü medya aygıtları vasıtasıyla hızla dolaşıma sokuldu. Örgüt bu bilgiyi hedef şaşırtmak için servis etti.YARDIM EDENLER CEZALANDIRILDI

Firari Adil Öksüz'ü serbest bırakan iki hâkim Çetin Sönmez ve Köksal Çelik, 2018'de meslekten ihraç edildi.

Hâkim Sönmez, "silahlı terör örgütüne üyelik" suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Öksüz'ü Sakarya'daki arama çalışmalarında kasıtlı olarak kaçırdığı belirlenen dönemin Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürü Ercan Özoğluöz ise 7 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Son olarak, Öksüz'ü İstanbul Üsküdar'daki güvenli evden alarak kaçış sürecinde şoförlüğünü ve saklama faaliyetlerini yürüten kilit isimlerden Cihat Yıldız, Beylikdüzü'nde yakalanarak "silahlı terör örgütü yöneticiliği" suçundan 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

gggg

TÜRKİYE ONUN PEŞİNDE

Hakkında kırmızı bülten çıkarılan Öksüz, ana darbe davalarında ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanıyor. Firarı sonrası Öksüz'ün Almanya'da Frankfurt ve Hannover şehirlerinde, örgütün hücre evlerinde veya yabancı istihbarat servislerinin himayesindeki güvenli lokasyonlarda saklandığı değerlendiriliyor.

Haber: Ali Rıza Akbulut

 

FETÖ'nün sözde eski imamından çarpıcı itiraf! Soru hırsızlığında yeni detaylar | Dikkat çeken Adil Öksüz vurgusu

Giriş Tarihi:11 Şubat 2025 21:18 Son Güncelleme:12 Şubat 2025 01:31

FETÖ'nün ABD'de firari yaşayan eski sözde mahrem imamı Abdullah Antepli'den sınavlarda çalınan sorular ve firari Adil Öksüz'e ilişkin açıklamaları dikkat çekti. Elebaşının FETÖ tarafından çalındığına dair bir haberi izledikten sonra, bütün kalabalığın içinde konuştuğunu yineleyen Antepli, Gülen'in, bu itirafını, kızgınlıkla "boş bulunduğu" bir anda ağzından kaçırdığını anlattı. Öksüz'ü, "Gülen'in gözdesi" olarak tanımlayan Antepli, kendisine 2011-2012 yıllarında örgütün Pensilvanya'daki kamp merkezinde sıkça rastladığını, kampta bulunanların da Öksüz'e büyük saygı gösterdiğini belirtti. İşte detaylar...

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) ABD'de firari yaşayan etkili üyelerinden eski sözde mahrem imamı Abdullah Antepli, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ve üniversite giriş sınav sorularının çalınarak FETÖ üyelerine verilmesiyle ilgili açıklamalarına yenilerini ekledi.                                          İTİRAFI SONRASI TEHDİT                                                                                  Eski Zaman gazetesi çalışanı firari FETÖ'cü Ahmet Dönmez'in sosyal medya programına ikinci kez katılan Antepli, soru çalma olayıyla ilgili verdiği ilk röportajın ardından kendisinin ve ailesinin örgüt üyelerince tehdit edildiğini aktardı.FETÖ'nün sözde eski imamından çarpıcı itiraf! | Fotoğraf-AA Arşiv                Antepli, aile bireylerinin isim, adres ve iletişim bilgilerinin örgüt tarafından internete konulup hedef gösterilmesinin ardından, Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) konuya müdahil olduğunu söyledi.FETÖ'nün sözde eski imamından çarpıcı itiraf! | Fotoğraf-AA Arşiv

ELEBAŞI İTİRAFI AĞZINDAN KAÇIRDI

Antepli, Gülen'in, soruların çalınmasıyla ilgili konuşmasını, örgüt kampındaki eski merkez binanın 2. katındaki büyük salonda, kahvaltıdan hemen sonra başlayan "diyalog toplantısı öncesinde" yaptığı detaylarına yer verdi. Gülen'in bu salonda, 2010 KPSS sorularının o zaman "Paralel Devlet Yapılanması" diye adlandırılan FETÖ tarafından çalındığına dair bir haberi izledikten sonra, bütün kalabalığın içinde konuştuğunu yineleyen Antepli, Gülen'in, bu itirafını, kızgınlıkla "boş bulunduğu" bir anda ağzından kaçırdığını anlattı.

Antepli, söz konusu diyalog toplantısında Kurucan'ın da orada olduğunu "çok iyi hatırladığını" ifade ederek, Gülen'in, örgütün soru çalmasıyla ilgili o gün yaptığı konuşmadan sonra kendisiyle özel bir görüşmede "uzun uzadıya konuştuğunu" aktardı.

Bu konuda, ilk röportajının ardından Kurucan'ı arayarak konuyu özetlediği 1,5 dakikalık bir ses kaydını da dinleten Antepli, aynı konuyu, Pensilvanya'ya her geldiğinde "evinde kalacak ve ailecek görüşecek kadar samimi olduğunu" belirttiği diğer FETÖ üyesi Türk İslam ("Tarık Bey") ile de aynı günün akşamında ve sonrasında konuştuğunu paylaştı.

FETÖ'nün sözde eski imamından çarpıcı itiraf! | Fotoğraf-AA Arşiv

TÜRKİYE'YE GELİP CEZA ÇEKMEYE HAZIRIM

Antepli, söz konusu yıllarda Türkiye'de, askeri lise sınavlarında çıkacak soruların çalınarak Tarık Bey ve kendisine verildiğini, bu soruları çocuklarla paylaştıklarını söyledi. Söz konusu iddiaları ilk kez 2018'de yazdığını dile getiren Antepli, örgütte bazı çevrelerdeki "Fetullah Gülen masum, çevresi kötü" söyleminin de ölen elebaşının rolünü anladıktan sonra kendisi için çöktüğünü belirtti. Antepli, Türkiye'ye gidip hukukun gerektirdiği cezayı çekmeye hazır olduğunu ifade etti.

Antepli, 1988 ile 1997 yılları arasında, çalınan askeri lise sınavı sorularını kendisine, o dönem örgütün mahrem yapılanmasının başında bulunan (Murat Ceylan kod adlı) Orhan Cem Çavdar tarafından ulaştırıldığı bilgisini paylaştı.

ADİL ÖKSÜZ VE ÖLEN ELEBAŞI GÜLEN

Abdullah Antepli, 15 Temmuz hain darbe girişiminin bir numarası olarak aranan FETÖ'cü firarı Adil Öksüz'ü de Pensilvanya'daki kampta "çok kez gördüğünü" söyledi. Antepli, Gülen'in Öksüz'e çok itibar ettiğine de tanık olduğunu belirtti.FETÖ'nün sözde eski imamından çarpıcı itiraf! | Fotoğraf-AA Arşiv,

Öksüz'ü, "Gülen'in gözdesi" olarak tanımlayan Antepli, kendisine 2011-2012 yıllarında örgütün Pensilvanya'daki kamp merkezinde sıkça rastladığını, kampta bulunanların da Öksüz'e büyük saygı gösterdiğini aktardı.

ABDULLAH ANTEPLİ KİMDİR?

Küçük yaşlardan itibaren örgüt içinde yer almış, sözde "semt imamlığı" da yapmış Tuncay Abdullah Antepli'nin, üniversite döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Emniyet "mahrem imamlığına" kadar terör örgütü FETÖ'nün birçok kademesinde yer aldığı biliniyor.

Myanmar ve Malezya'da FETÖ adına sözde imam olarak görev yaptığını söyleyen Antepli'nin, örgütün "dinler arası diyalog politikası" kapsamında ABD'de de görevlendirildiği, 2003'te Connecticut eyaletinde Hristiyan İlahiyat Fakültesinde (Hartfod Seminary) "dini rehber" olarak çalıştığı, sonrasında ise North Carolina'daki Duke Üniversitesinde görev yaptığı ifade ediliyor.

Günün Diğer Haberleri