Sol kolunu ve elini vatan için feda ettiler! 15 Temmuz gazileri ahaber.com.tr'ye konuştu: Bin kez olsa bin kez gideriz
FETÖ'nün 15 Temmuz'daki hain darbe girişiminde sol kolunu kaybeden gazi Üzeyir Civan ile elinden vurulan gazi İsmet Işıkoğlu, o karanlık gecede yaşadıklarını ahaber.com.tr'ye anlattı. Vatanın selameti için bir an bile tereddüt etmediklerini belirten kahraman gaziler, "bin kez olsa bin kez giderim" dedi. Darbe girişimine "tiyatro" diyenlere de sert tepki gösteren Civan, "Ben tiyatrocuya benziyor muyum? Şu giden kol bir tiyatronun ürünü olabilir mi?" ifadelerini kullanırken, "vatanım için gerekirse diğer kolumu da seve seve kaybederim." şeklinde konuştu.
15 TEMMUZ GAZİLERİ AHABER.COM.TR'YE KONUŞTU: "VATANIM İÇİN DİĞER KOLUMU DA VERMEYE HAZIRIM
O gece FETÖ'cü darbecilere karşı canını siper eden kahramanlardan sol kolunu kaybeden Üzeyir Civan ile elinden vurulan İsmet Işıkoğlu, yaşadıkları büyük acılara rağmen verdikleri destansı mücadeleden duyduğu onur ve gururu ahaber.com.tr editörü Sevgi Canpolat'a anlattı.
Tuzla Orhanlı Gişeleri'nde direnişin en ön saflarında yer alan gazi Üzeyir Civan, "Televizyonlarda darbe girişimini duyar duymaz hiç tereddüt etmeden meydanlara koştuk. Orhanlı Gişeleri'ne vardığımızda hainlerin halkın üzerine ateş açtığını gördük, o an tek düşüncemiz vatanın elden gitmemesiydi" ifadelerini kullandı
Sol kolunu vatan toprağına feda eden ancak dik duruşundan asla taviz vermeyen Üzeyir Civan, "Hastanede gözümü açtığımda kolumun olmadığını öğrendim ancak ilk sorduğum soru 'Vatan kurtuldu mu?' oldu. Hamdolsun ki o hainlere geçit vermedik, bir kolumu kaybettim ama vatanın istikbalini kazandık" şeklinde konuştu.
Yaşananların üzerinden yıllar geçse de o geceki ruhun diri olduğunu belirten Üzeyir Civan, "FETÖ'cü hainler ve onların arkasındaki güçler bilsin ki bu millet asla diz çökmeyecek. Bizler o gece sadece bir darbeyi durdurmadık, aynı zamanda bir işgal girişimini püskürttük" dedi. Mücadelesinden duyduğu büyük gururu her fırsatta dile getiren kahraman gazi, "Sol kolumun olmayışı benim için bir eksiklik değil, aksine bu vatan için taşıdığım en onurlu madalyadır" sözleriyle açıklamasını noktaladı.
Darbe girişimi için 'tiyatro' nitelemesi yapan kesimlere yönelik sert eleştirilerde bulunan Civan, "Maalesef 15 Temmuz için tiyatro diyen insanlar var. Ya onlara özellikle şunu belirtmek istiyorum ki ben tiyatrocuya benziyor muyum? Şu giden kol bir tiyatronun ürünü olabilir mi? Burada o akşam 30 civarında kardeşimiz yaralandı, felç olan kardeşimiz var. Altı tane kardeşimiz burada şehit oldu. Bunlar bir tiyatronun eseri olabilir mi? 250 tane can gitmiş, bunlar bir tiyatronun eseri olabilir mi?" sözleriyle tepkisini dile getirdi. Darbe girişimine iştirak eden hainlerin kendi senaryoları içinde boğulduklarını belirten Civan, "Onlarca darbeye iştirak eden generaller, üst rütbeli subaylar vardı. Ya bunlar bütün onurlarını, şereflerini, rütbelerini ayaklar altına alarak gidip de bu tiyatronun içinde bulunabilirler mi? Bizler tiyatronun ne olduğunu bilmeyiz. O insanlar kendileri devamlı tiyatro senaryosu izlediklerinden dolayı o düşüncede olabilirler. Onlara özellikle sormak istiyorum: Madem tiyatroydu, madem senaryoydu, ne işiniz vardı o akşam ATM kuyruklarında? Ne işiniz vardı bankamatiklerde, benzin istasyonlarında? Neden zil çalıp adeta evlerinizden tava tencere çalıyordunuz? Bu tiyatronun diğer figüranları sizler miydiniz? Böyle bir ahmakça düşünce olabilir mi?" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini arayarak gösterdiği yakın ilgiyi anlatan Civan, "Sayın Cumhurbaşkanımız, Allah razı olsun, o yoğunluk ve o sıkıntılı dönem içerisinde beni aradı. Geçmiş olsun dileklerini iletti. Benim abimin ismi de Recep'tir; benim 83 yaşındaki anacığım ona da 'Recepim' derdi. Onunla anacığımı konuşturduğum için çok sevindim. Hatta ev ziyaretinde bulunacağını da söylemişti ama nereye yetişecek ki? Bin parçaya bölünmesi lazım ki Cumhurbaşkanımız insanlara yetişsin. Allah razı olsun bizi aradı, halimizi hatırımızı sordu. Rabbim ömrüne ömür katsın" sözleriyle o anları paylaştı. GENÇLERE BİRLİK VE BERABERLİK MESAJI
Türkiye gençliğine seslenen Üzeyir Civan, "Sizi yanlış yönlendirenlere iltimas etmeyiniz. Bizler sağcı, solcu, Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Laz, Çerkez olabiliriz; o akşam biz sadece vatanımıza, milletimize, bayrağımıza, dinimize sahip çıkmak için buraya geldik. O akşam sizin savunduğunuz insanlar da iktidarda olsaydı, yine aynı düşünceyle buraya gelirdik. Biz bir olalım, başka bir şey demiyorum" diyerek birlik çağrısında bulundu.
Karanlık geceye ilişkin 15 Temmuz Gazisi İsmet Işıkoğlu, "O karanlık gecede çok şeyler yaşadık biz. Çok çaba harcadık, bu ülke için çok çaba harcadık. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın haber etmesiyle, 'havalimanlarına meydanlara yürüyün' dedi. O demese zaten kimsenin haberi yoktu. Biz de yürüdük işte, havalimanına gidiyorduk." sözleriyle vatan savunması için nasıl yola çıktıklarını ifade etti.
"Nasıl yaralandınız?" sorusu üzerine o anki can pazarını anlatan İsmet Işıkoğlu, "Aracımın önüne yaralılar düşmüştü, bir erkek bir de kadın yaralı vardı. Ben bunlarla mücadele ediyordum, yaralandığımdan hiç haberim yok. Kıpırdayamıyoruz, kafasını dışarı çıkaranı vuruyorlar. O arada ben de yaralanmışım, gözümün kızgınlığına hiç fark etmedim. Birisi geldi, 'arkadaşım sen de yaralandın' dedi. Baktım kolumdan, elimden kan fışkırıyor. Parmaklarım düşmüş. Orada beni araca koyup hastaneye götürdüler." sözleriyle yaşadığı ağır yaralanma anını aktardı.
Hala her gün aynı noktadan geçtiğini belirten İsmet Işıkoğlu, "Günde her gün aşağı yukarı oradan geçiyorum. Orhanlı gişelerinden geçiyorum. Oradan geçerken o geceyi hiç aklımdan çıkarmıyorum. O vatandaşların bağırtısı, ağlaması, çığlıkları, ses çığlıkları, uğultular hiç aklımdan gitmiyor. O silah sesleri... Her zaman oradan geçerken hatırlarım." cevabını verdi.
"TİYATRO" DİYENLERE TOKAT GİBİ CEVAP
Darbe girişimine "tiyatro" diyenlere tepki gösteren Gazi İsmet Işıkoğlu, "Ya ben canlı şahidim, tiyatro diyenler diyebildikleri kadar desinler. Siyasetçi değilim, hiçbir şey değilim ben. Ben bir vatandaşım. Ben oraya vatanım için gittim. 15 Temmuz bir gerçek. Canlı şahidim." ifadeleriyle iddialara sert tepki gösterdi.
"DÜNYA BİZE GIPTA EDİYOR"
Türkiye'ye mesajını ileten İsmet Işıkoğlu, "Mesajım belli Türkiye'ye: Herkes akıllı olacak. Herkes kendini bilecek, gittiği yolu da tuttuğu yolu da tutacak. Sağa sola savrulmanın bir anlamı yok. Gidişatımız da iyi. Dünya bize gıpta ediyor. Vallahi gıpta ediyor, billahi gıpta ediyor. Dünya liderleri geldi, Türkiye'ye gıpta etti gitti. Ben bunu gelecek nesiller için, gelecek nesle faydası olsun diye anlatıyorum." sözlerini kullandı.
İsmet Işıkoğlu, devamında, "Bugün olsun yine yaparım. Bugün olsun daha akıllı, bilinçli şekilde yaparım. Biz o zaman oraya giderken elim ayağım bomboş gittim. Adamların kurşunlarına hedef olduk. En azından bilinçli giderdim, akıllı giderdim." ifadelerini kullandı.
"SİVİL HALKA KURŞUN SIKMAK HİÇBİR YERDE YOK"
Son olarak hainlerin başarısızlığına vurgu yapan İsmet Işıkoğlu, "Başaramadılar. 'Başaracağız' diye çok uğraştılar ama başaramadılar. Başaramayacaklar da zaten. Artık vatandaş, halk bilinçlendi, güçlendi, akıllandı. Sivil halka kurşun sıkmak dünyanın hiçbir yerinde yok ama bizde kanı bozuk çok var. İnşallah temizlenir bunlar, hükümetimiz temizlemeye çalışıyor." dedi.
Kod adı "Namık": Adil Öksüz'ün FETÖ'deki kritik rolünün kronolojisi,Kod adı "Namık": Adil Öksüz'ün FETÖ'deki kritik rolünün kronolojisi,
Giriş Tarihi:13 Temmuz 2026 07:32Son Güncelleme:13 Temmuz 2026 07:45
FETÖ’nün Hava Kuvvetleri imamı Adil Öksüz nasıl kaçtı? Akıncı’dan serbest bırakılmaya uzanan kritik süreç
Resmi görevini sürdüren Öksüz, çevresinde sıradan bir akademisyen profili çizdi. Ancak soruşturma dosyaları ve örgüt mensuplarının ifadelerine göre bu akademik kimlik, örgütsel faaliyetlerin gizlenmesinde kullanılan önemli bir kamuflaj işlevi gördü. Yurt dışı seyahatleri ve örgüt içindeki temaslarını akademik faaliyet görüntüsü altında sürdürdüğü değerlendirildi.
ANKARA'DAKİ VİLLADA DARBE HAZIRLIKLARI İDDİASI
Soruşturma dosyalarına giren tanık beyanlarına göre, Ankara'da danışmanlık merkezi görünümündeki üç katlı bir villada darbe girişimine yönelik hazırlık toplantıları yapıldı. Özellikle "Şapka" kod adlı gizli tanığın ifadelerinde, Adil Öksüz'ün bu villada örgüt mensubu askerlerle sık sık bir araya geldiği ve hazırlık sürecini koordine eden isimlerden biri olduğu öne sürüldü.
Dosyada yer alan anlatımlara göre söz konusu toplantılar 2016 yılının Haziran ayı sonlarında yoğunlaştı. Tanık ifadeleri ve soruşturma kapsamında elde edilen bulgular, darbe hazırlıklarının bu süreçte sistematik şekilde yürütüldüğüne işaret etti.
ABD SEYAHATLERİ SORUŞTURMA DOSYALARINA YANSIDI
15 Temmuz darbe girişiminden önce Adil Öksüz'ün yurt dışı seyahatleri de soruşturmaların önemli başlıklarından biri oldu. HTS kayıtları, pasaport hareketleri ve havalimanı giriş-çıkış kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, Öksüz'ün 2016 yılının Mart ve Haziran aylarında ABD'ye birden fazla kez gittiği tespit edildi.
Soruşturma dosyalarına göre Öksüz, 11 Temmuz 2016 tarihinde Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan ABD'ye hareket etti ve darbe girişiminden iki gün önce, 13 Temmuz'da Türkiye'ye döndü. Yargı dosyalarında yer alan değerlendirmelerde bu seyahatin, darbe hazırlıkları öncesindeki kritik temaslar kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Ancak bu ziyaretin içeriğine ilişkin kamuoyuna açıklanmış kesin ve bağımsız şekilde doğrulanmış resmi bir kayıt bulunmuyor.
"34 SIR 49" PLAKALI OTOMOBİLİNİ BIRAKIP KAYBOLDU
Serbest bırakılmasının ardından Ankara'dan İstanbul'a geçen Adil Öksüz, daha sonra Sakarya'nın Akyazı ilçesindeki kayınpederinin evine gitti.
Soruşturma kayıtlarına göre burada ailesiyle görüştükten sonra kendisine ait 34 SIR 49 plakalı otomobili bıraktı ve bir daha kendisinden haber alınamadı.
Yargı kararlarında, firar sürecinde Öksüz'e yardım ettikleri belirlenen bazı kişiler de örgüt üyeliği ve örgüte yardım suçlarından mahkûm edildi. Firarın organize edilmesine katkı sağladığı belirtilen isimler hakkında farklı mahkemelerce hapis cezaları verildi.
HAKKINDA KIRMIZI BÜLTEN ÇIKARILDI
Adil Öksüz hakkında FETÖ'nün çatı davaları kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı. Firari durumda bulunan Öksüz için Interpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkarıldı.
İçişleri Bakanlığı Terörden Arananlar Listesi'nde kırmızı kategoride yer alan Öksüz'ün yakalanmasına yönelik çalışmalar güvenlik ve istihbarat birimlerince sürdürülüyor.
Çeşitli tanık beyanlarında ve soruşturma dosyalarında, Öksüz'ün yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarak Almanya'da saklandığı yönünde iddialar yer aldı. Ancak bu iddialara ilişkin kamuoyuna açıklanmış kesinleşmiş resmi bir tespit bulunmuyor.
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden yıllar geçmesine rağmen Adil Öksüz dosyası, FETÖ soruşturmalarının en kritik başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Firari durumdaki Öksüz hakkında açılan davalar gıyabında devam ederken, güvenlik birimleri yakalanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Soruşturma dosyaları, mahkeme kararları ve resmi kayıtlar ise örgütün mahrem yapılanmasının işleyişine ilişkin önemli veriler sunmaya devam ediyor.
FETÖ’nün Hava Kuvvetleri imamı Adil Öksüz nasıl kaçtı? Akıncı’dan serbest bırakılmaya uzanan kritik süreç
FETÖ’nün “Hava Kuvvetleri imamı” Adil Öksüz, darbe planlamasında kilit rol üstlendi. Öksüz’ün darbe girişiminden önce ABD’ye gidip 13 Temmuz 2016’da Türkiye’ye döndüğü, serbest bırakılmasının ardından İstanbul üzerinden Sakarya’ya geçtiği belirlendi. Firari isim son olarak kendisine ait 34 SIR 49 plakalı aracı bıraktıktan sonra izini kaybettirdi.
KENDİSİNİ KAMUFLE ETTİ
Örgütün "Hava Kuvveteri İmamı" olarak bilinen Öksüz, Ankara'da danışmanlık merkezi olarak kullanılan 3 katlı bir villada, 2016 yılının Haziran ayı sonu itibarıyla TSK içindeki örgüte bağlı rütbeli subaylarla birlikte darbe girişiminin planlanmaya başladı. O tüm bu süreçte, örgüt içindeki konumu açığa çıkmasın diye "Akademisyen" kimliğini kullanarak kendisini kamufle etti.
Darbe girişiminden önceki süreçte Öksüz'ün seyahat trafiği doğrudan eylem planlamasına işaret ediyordu. Öksüz, 2016 yılının Mart ve Haziran aylarında defalarca ABD'ye uçtu.
AKINCI'DA YAKALANDI, HÂKİMLER SERBEST BIRAKTI
15 Temmuz gecesi darbe girişiminin komuta merkezi Ankara'daki Akıncı Üssü'ydü. 16 Temmuz 2016 sabahı Akıncı Üssü yakınlarında jandarma ekipleri tarafından üzerinde bir adet GPS cihazı, cep telefonu ve bir miktar parayla yakalanan Öksüz, bölgede bulunma nedenini "Tarla bakmaya gelmiştim" diyerek açıklamaya çalıştı.
Gözaltına alındıktan sonra Sincan Batı Adliyesi'ne sevk edilen Öksüz, adli süreçteki şüphe uyandıran zafiyetler ve ihmaller zinciri neticesinde, 18 Temmuz 2016'da Hâkim Köksal Çelik tarafından sadece 21 dakika içinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Savcılığın bu karara yaptığı itiraz ise diğer hâkim Çetin Sönmez tarafından reddedildi. Böylece en kritik isim adliye kapısından yürüyerek çıktı.
Yapılan HTS (arama trafiği) ve havalimanı kayıt incelemelerinde; darbe planının son onayını almak üzere 11 Temmuz 2016'da Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan ABD'ye gittiği ve darbe girişiminden sadece iki gün önce, 13 Temmuz 2016'da Türkiye'ye döndüğü belgelendi. Bu seyahat, hain darbe planının Pensilvanya'daki örgüt elebaşı tarafından onay aldığına dair bir değerlendirme oldu.
Serbest bırakılma kararının hemen ardından adliyeden ayrılan Adil Öksüz, planlı bir kaçış rotasını devreye soktu. Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan uçakla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'na geçen Öksüz, kameralara son kez burada takıldı. 19 Temmuz sabaha karşı Sakarya'nın Akyazı'da bulunan kayınpederinin evine uğradığı, eşinin ailesiyle görüştükten sonra kendisine ait olan "34 SIR 49" plakalı otomobilini bırakıp bir daha dönmemek üzere izini kaybettirdiği tespit edildi. Hakkında kırımızı bülten çıkarılan Öksüz halen firari olarak aranıyor.
Darbe girişiminin ardından bir itirafçının beyanlarına göre; teşkilattan sızdırılan orijinal bir angaje formu şablonu kullanılarak Adil Öksüz adına sahte bir belge üretildi.
Öksüz'ü 2014 girişli "Timsah" kod adlı bir MİT ajanı ve sözde paralel yapıyla mücadele eden bir görevli gibi gösteren bu sahte belge, örgüt tarafından kontrol edilen sosyal medya hesapları ve FETÖ'cü medya aygıtları vasıtasıyla hızla dolaşıma sokuldu. Örgüt bu bilgiyi hedef şaşırtmak için servis etti.
Firari Adil Öksüz'ü serbest bırakan iki hâkim Çetin Sönmez ve Köksal Çelik, 2018'de meslekten ihraç edildi.
Hâkim Sönmez, "silahlı terör örgütüne üyelik" suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Öksüz'ü Sakarya'daki arama çalışmalarında kasıtlı olarak kaçırdığı belirlenen dönemin Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürü Ercan Özoğluöz ise 7 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Son olarak, Öksüz'ü İstanbul Üsküdar'daki güvenli evden alarak kaçış sürecinde şoförlüğünü ve saklama faaliyetlerini yürüten kilit isimlerden Cihat Yıldız, Beylikdüzü'nde yakalanarak "silahlı terör örgütü yöneticiliği" suçundan 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.
gggg
TÜRKİYE ONUN PEŞİNDE
Hakkında kırmızı bülten çıkarılan Öksüz, ana darbe davalarında ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanıyor. Firarı sonrası Öksüz'ün Almanya'da Frankfurt ve Hannover şehirlerinde, örgütün hücre evlerinde veya yabancı istihbarat servislerinin himayesindeki güvenli lokasyonlarda saklandığı değerlendiriliyor.
Haber: Ali Rıza Akbulut
FETÖ'nün sözde eski imamından çarpıcı itiraf! Soru hırsızlığında yeni detaylar | Dikkat çeken Adil Öksüz vurgusu
Giriş Tarihi:11 Şubat 2025 21:18 Son Güncelleme:12 Şubat 2025 01:31
FETÖ'nün ABD'de firari yaşayan eski sözde mahrem imamı Abdullah Antepli'den sınavlarda çalınan sorular ve firari Adil Öksüz'e ilişkin açıklamaları dikkat çekti. Elebaşının FETÖ tarafından çalındığına dair bir haberi izledikten sonra, bütün kalabalığın içinde konuştuğunu yineleyen Antepli, Gülen'in, bu itirafını, kızgınlıkla "boş bulunduğu" bir anda ağzından kaçırdığını anlattı. Öksüz'ü, "Gülen'in gözdesi" olarak tanımlayan Antepli, kendisine 2011-2012 yıllarında örgütün Pensilvanya'daki kamp merkezinde sıkça rastladığını, kampta bulunanların da Öksüz'e büyük saygı gösterdiğini belirtti. İşte detaylar...
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) ABD'de firari yaşayan etkili üyelerinden eski sözde mahrem imamı Abdullah Antepli, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ve üniversite giriş sınav sorularının çalınarak FETÖ üyelerine verilmesiyle ilgili açıklamalarına yenilerini ekledi. İTİRAFI SONRASI TEHDİT Eski Zaman gazetesi çalışanı firari FETÖ'cü Ahmet Dönmez'in sosyal medya programına ikinci kez katılan Antepli, soru çalma olayıyla ilgili verdiği ilk röportajın ardından kendisinin ve ailesinin örgüt üyelerince tehdit edildiğini aktardı.
ELEBAŞI İTİRAFI AĞZINDAN KAÇIRDI
Antepli, Gülen'in, soruların çalınmasıyla ilgili konuşmasını, örgüt kampındaki eski merkez binanın 2. katındaki büyük salonda, kahvaltıdan hemen sonra başlayan "diyalog toplantısı öncesinde" yaptığı detaylarına yer verdi. Gülen'in bu salonda, 2010 KPSS sorularının o zaman "Paralel Devlet Yapılanması" diye adlandırılan FETÖ tarafından çalındığına dair bir haberi izledikten sonra, bütün kalabalığın içinde konuştuğunu yineleyen Antepli, Gülen'in, bu itirafını, kızgınlıkla "boş bulunduğu" bir anda ağzından kaçırdığını anlattı.
Antepli, söz konusu diyalog toplantısında Kurucan'ın da orada olduğunu "çok iyi hatırladığını" ifade ederek, Gülen'in, örgütün soru çalmasıyla ilgili o gün yaptığı konuşmadan sonra kendisiyle özel bir görüşmede "uzun uzadıya konuştuğunu" aktardı.
Bu konuda, ilk röportajının ardından Kurucan'ı arayarak konuyu özetlediği 1,5 dakikalık bir ses kaydını da dinleten Antepli, aynı konuyu, Pensilvanya'ya her geldiğinde "evinde kalacak ve ailecek görüşecek kadar samimi olduğunu" belirttiği diğer FETÖ üyesi Türk İslam ("Tarık Bey") ile de aynı günün akşamında ve sonrasında konuştuğunu paylaştı.
TÜRKİYE'YE GELİP CEZA ÇEKMEYE HAZIRIM
Antepli, söz konusu yıllarda Türkiye'de, askeri lise sınavlarında çıkacak soruların çalınarak Tarık Bey ve kendisine verildiğini, bu soruları çocuklarla paylaştıklarını söyledi. Söz konusu iddiaları ilk kez 2018'de yazdığını dile getiren Antepli, örgütte bazı çevrelerdeki "Fetullah Gülen masum, çevresi kötü" söyleminin de ölen elebaşının rolünü anladıktan sonra kendisi için çöktüğünü belirtti. Antepli, Türkiye'ye gidip hukukun gerektirdiği cezayı çekmeye hazır olduğunu ifade etti.
Antepli, 1988 ile 1997 yılları arasında, çalınan askeri lise sınavı sorularını kendisine, o dönem örgütün mahrem yapılanmasının başında bulunan (Murat Ceylan kod adlı) Orhan Cem Çavdar tarafından ulaştırıldığı bilgisini paylaştı.
ADİL ÖKSÜZ VE ÖLEN ELEBAŞI GÜLEN
Abdullah Antepli, 15 Temmuz hain darbe girişiminin bir numarası olarak aranan FETÖ'cü firarı Adil Öksüz'ü de Pensilvanya'daki kampta "çok kez gördüğünü" söyledi. Antepli, Gülen'in Öksüz'e çok itibar ettiğine de tanık olduğunu belirtti.
Öksüz'ü, "Gülen'in gözdesi" olarak tanımlayan Antepli, kendisine 2011-2012 yıllarında örgütün Pensilvanya'daki kamp merkezinde sıkça rastladığını, kampta bulunanların da Öksüz'e büyük saygı gösterdiğini aktardı.
ABDULLAH ANTEPLİ KİMDİR?
Küçük yaşlardan itibaren örgüt içinde yer almış, sözde "semt imamlığı" da yapmış Tuncay Abdullah Antepli'nin, üniversite döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Emniyet "mahrem imamlığına" kadar terör örgütü FETÖ'nün birçok kademesinde yer aldığı biliniyor.
Myanmar ve Malezya'da FETÖ adına sözde imam olarak görev yaptığını söyleyen Antepli'nin, örgütün "dinler arası diyalog politikası" kapsamında ABD'de de görevlendirildiği, 2003'te Connecticut eyaletinde Hristiyan İlahiyat Fakültesinde (Hartfod Seminary) "dini rehber" olarak çalıştığı, sonrasında ise North Carolina'daki Duke Üniversitesinde görev yaptığı ifade ediliyor.