Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 8.yılı: Türkiye istikrar adasına dönüştü
Başkan Erdoğan’dan NATO Zirvesi mesajı: Türkiye dönüşümün merkezinde
Başkan Erdoğan'dan NATO açıklaması... "Türkiye'nin merkezi aktör olduğunu gösterdi"

Başkan Recep Tayyip Erdoğan NATO zirvesi sonrası yaptığı açıklamada "İki günlük yoğun Ankara Zirvesi, Türkiye'nin NATO'nun güvenlik gündemine yön veren, krizlerde diyalog kanallarını açık tutan, bölgesel barış perspektifini koruyan ve savunma sanayisi kapasitesiyle İttifakın dönüşümüne somut katkı sağlayan merkezî bir aktör olduğunu göstermiştir." dedi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yürürlüğe girişinin 8. yılında sistemin Türkiye'ye sağladığı siyasi, ekonomik ve diplomatik kazanımlar yeniden gündeme geldi. A Haber'e değerlendirmelerde bulunan Akademisyen Prof. Dr. Zakir Avşar, yeni yönetim modeliyle Türkiye'nin istikrarını güçlendirdiğini, savunma sanayiinden dış politikaya kadar birçok alanda önemli atılımlar gerçekleştirdiğini belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin resmen yürürlüğe girmesinin 8. yıl dönümünde, sistemin Türkiye'ye kazandırdığı tarihi dönüşüm ve parlamenter sisteme göre sağladığı büyük avantajlar mercek altına alındı.

Başkan Erdoğan’dan Ankara Zirvesi sonrası güçlü Türkiye mesajı (Fotoğraflar Anadolu Ajansı'ndan alınmıştır)
ANKARA ZİRVESİ BAŞARIYLA TAMAMLANDI
İşte Başkan Erdoğan'ın paylaşımı: Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleştirdiğimiz 36'ncı NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'ni başarıyla tamamlamış bulunuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde icra ettiğimiz Zirve'ye NATO üyesi 32 devlet ve hükûmet başkanının yanı sıra 100'e yakın bakan, üst düzey diplomat, uluslararası kuruluş temsilcisi ve davetli iştirak etmiştir. Zirve sürecinde güvenliğin en üst düzeyde sağlanması ile vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunması arasında hassas bir denge gözetilmiştir. Alınan güvenlik, ulaşım, koordinasyon ve kamu düzeni tedbirleri; liderlerin güvenliği, şehir hayatının sürdürülebilirliği ve uluslararası kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla titizlikle planlanmış, vatandaşlarımızın günlük yaşamlarının aksatılmamasına özellikle ehemmiyet gösterilmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemiz, uluslararası medya merkezi olarak hizmet vermiş; 1.800 kişilik çalışma alanı, 40 montaj odası ve çok sayıda canlı yayın noktası basın mensuplarının istifadesine sunulmuştur. Zirve'yi rekor bir katılımla 2.500'ü aşkın basın mensubu takip etmiş; TRT koordinasyonunda 96 kamera, 18 naklen yayın aracı ve 26 farklı noktadan yapılan yayınlarla Ankara Zirvesi tüm dünyaya ulaştırılmıştır. Ankara'mızın tanıtımına da büyük katkı sunan Zirve boyunca gösterdikleri hoşgörü ve eşsiz misafirperverlik için Ankaralı hemşehrilerime gönülden teşekkürlerimi sunuyorum. Kolluk kuvvetlerimiz başta olmak üzere medyadan teknik işlere, sağlıktan ulaşıma, protokolden ikram hizmetlerine kadar birçok alanda Zirve'nin sorunsuz şekilde gerçekleştirilmesi için fedakârca görev yapan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına şükranlarımı ifade ediyorum. NATO Ankara Zirvesi'nin hazırlık ve icrasında gösterdiği iş birliği odaklı yaklaşım ve çabaları için Genel Sekreter Sayın Mark Rutte'ye hassaten teşekkür ediyorum.
DEMOKRATİKLEŞME VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI TÜRKİYE
Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseldiğini vurgulayan Avşar, "İnsanlarımızın başörtüsüyle okuyamadığı günlerden bugünlere geldik. Bu ülkenin kız çocuklarına 'haydi okula' diyorsunuz ama kapıda şartlar dayatıyorsunuz; o günlerden geçtik. Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Nereden nereye' dediği o somut, müşahhas çıktıları artık hep beraber şahit oluyoruz" dedi. Toplumda hala eski günlerin özlemini çeken radikal kesimlerin olduğunu belirten Avşar, "Kaostan beslenenler, bir ayeti pankart yapmak isteyen gence müdahale edenler hala var ama sayıları artık azaldı. Bunlar artık tekil örnekler. Eskiden bunlar hayatın normali gibiydi, şimdi hepimiz bunları kınıyoruz ve hızlıca önlem alabiliyoruz" ifadelerini kullandı.
SİSTEM HALK TARAFINDAN TEST EDİLDİ VE ONAYLANDI
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin millet nezdinde kabul gördüğünü söyleyen Avşar, "Biz bu sisteme halkla beraber geçtik. Sayın Cumhurbaşkanımızın ikinci kez seçilmesi aslında bu sistemin bir test edilmesiydi. Şimdi gelmiş olduğumuz nokta, bu sistemin meyvelerinin çok kuvvetli olduğunu gösteriyor. Türkiye istikrarlaştırıcı bir güç olarak dünyada tanınmaya başlandı. Trump gibi bir adam bile 'Güçlü Türkiye, güçlü bir lider, saygın bir Cumhurbaşkanı' vurgusunu defalarca yapmak durumunda kaldı" dedi. Sisteme yönelik eleştirilerin demokratik usullerle yapılabileceğini ancak halkın bu huzur ve kalkınma ikliminden vazgeçmeyeceğini belirten Avşar, "Kendi kendilerini toplum dışına iten kriminal tipler zamanla tasfiye olacak. Türkiye artık demokrasiyi içselleştirmiş bir ülke olarak yoluna devam edecektir" sözleriyle değerlendirmelerini noktaladı.
TÜRKİYE'NİN MERKEZÎ ROLÜ BİR KEZ DAHA TESCİLLENDİ Küresel güvenlik mimarisinin büyük güç rekabeti, hibrit tehditler, bölgesel krizler ve yeni teknolojilerle yeniden şekillendiği bir dönemde icra edilen bu Zirve, ülkemizin küresel güvenlik mimarisindeki merkezî rolünü, diplomasi kapasitesini ve müttefiklik sorumluluğunu bir kez daha ortaya koymuştur. "NATO 3.0" vizyonu, Avrupa'nın savunma kapasitesini güçlendirmeyi ve İttifakın yeni döneme daha hazırlıklı biçimde uyum sağlamasını hedeflemektedir. Türkiye ise sahip olduğu askerî kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayisi kapasitesiyle bu dönüşümün tam merkezinde NATO'nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır. Savunma Sanayisi Forumu ile başlayan Zirve'de ortak üretim, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, savunma teknolojilerinde eş güdüm ve müttefikler arası iş birliği imkânları ele alınmıştır.
ZİRVE MARJINDA KRİTİK DİPLOMASİ TRAFİĞİ Zirve marjında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ABD Başkanı Donald Trump, Kanada Başbakanı Mark Carney, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Karadağ Başbakanı Milojko Spajic, Slovakya Cumhurbaşkanı Peter Pellegrini ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Bu temaslarda ikili ilişkiler, AB ile münasebetler, savunma sanayisi, ticaret, enerji, güvenlik, Avrupa-Atlantik güvenliği, Balkan Barış Platformu, Rusya-Ukrayna savaşı, İran-ABD süreci, Gazze, Libya, Suriye ve bölgesel istikrar başlıkları başta olmak üzere birçok kritik konu ele alınmıştır. SAVUNMA SANAYİSİNDE SOMUT BEKLENTİ Zirve marjında ayrıca Birleşik Krallık ile Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması imzalanmış, Kanada ile Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri de başlatılmıştır. Özellikle Zirve vesilesiyle ülkemize resmî ziyaret gerçekleştiren kıymetli dostum ABD Başkanı Sayın Trump ile gerçekleştirdiğimiz yapıcı ve verimli görüşmelerin, millî muharip uçağımız KAAN ve F-35 programı başta olmak üzere savunma sanayisi alanında ülkemizin beklentilerine uygun somut neticelere vesile olacağına inanıyorum.
ANKARA BİLDİRİSİ'NDE GÜÇLÜ NATO VURGUSU Zirve'de aldığımız kararlarla NATO'nun caydırıcılık ve savunma kapasitesini güçlendirme, transatlantik bağı tahkim etme ve İttifakın geleceğini daha güçlü bir Avrupa, daha güçlü bir NATO anlayışı temelinde inşa etme irademizi bir kez daha ortaya koyduk. Ankara Zirvesi Sonuç Bildirisi'nde Washington Antlaşması'nın 5'inci maddesine ve kolektif savunma ilkesine olan sarsılmaz bağlılığımızı teyit ettik. Bildiride ayrıca müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerinin kaldırılması, 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşmaları, Ukrayna'ya askerî teçhizat, yardım ve eğitim desteği sağlanması gibi konuların yanı sıra savunma sanayisi kapasitesinin artırılması; yapay zekâ, siber güvenlik, uzay, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler ve derin hassas vuruş kabiliyetleri gibi alanlarda İttifakın daha güçlü ve hazırlıklı hale getirilmesi de Zirve'nin öncelikli başlıkları arasında yer aldı.
ÇELİK KUBBE VE SAVUNMA HARCAMALARI MESAJI Türkiye olarak biz de sahip olduğumuz tecrübe, askerî kabiliyet ve gelişen savunma sanayisi altyapımızla bu sürece en güçlü katkıyı sunmaya devam edeceğiz. Türkiye, yalnızca ev sahibi ülke değil, İttifakın savunma, diplomasi ve kriz çözme kapasitesine doğrudan katkı sunan kilit bir müttefiktir. Savunma harcamalarımızı 2030'dan önce %3,5 seviyesine çıkarma irademizi ortaya koyduk. Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda ise hâlihazırda %1,5'lik bütçe payına ulaşmış durumdayız. Çelik Kubbe Projesi için hava ve füze savunma kabiliyetlerine 24 milyar dolar ilave bütçe ayırdığımızı da ifade ettik.
BÖLGESEL KRİZLERDE DİPLOMASİ VE İTİDAL VURGUSU Bu vesileyle ayrıca belirtmek gerekir ki Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında barış için iletişim kanallarını açık tutarken; İran-ABD sürecinde itidal, diplomasi ve kalıcı barışı; Gazze, Lübnan ve Libya başlıklarında da ateşkes, istikrar ve çok taraflı iş birliği yaklaşımını savunmaya devam etmektedir.

ERDOĞAN'DAN "KİLİT MÜTTEFİK" MESAJI İki günlük yoğun Ankara Zirvesi, Türkiye'nin NATO'nun güvenlik gündemine yön veren, krizlerde diyalog kanallarını açık tutan, bölgesel barış perspektifini koruyan ve savunma sanayisi kapasitesiyle İttifakın dönüşümüne somut katkı sağlayan merkezî bir aktör olduğunu göstermiştir. Türkiye olarak müttefiklerimizle iş birliğimizi güçlendirmeye, küresel barış ve güvenliğe katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.

